Memleketim Kilis’te Ne Var Ne Yok?!

14 Kas 2017 Sal 9:30
ArtıYazı BüyüklüğüEksi

Mehmet Cemal ÇİFTÇİGÜZELİ

 

Kilis’e gidiyorum.

Davet edildim.

Yeniden hasret gidereceğim.

Anadolu Jetten biletimi aldım. Sabah yedide İstanbul Sabiha Gökçen’den Gaziantep’e ilk uçak. Havaalanına eşim bıraktı. Rutin kontrollerden geçerek havaalanı terminalinden içeri girdim. Bu denetimler zaman zaman öyle sıkıcı oluyor ki seyahatten bile vazgeçebilecek kadar insanların yüreğine afakanlar basabiliyor. Bu defa öyle olmadı. Yine okumak üzere değişik görüşteki gazetelerden birkaç tane aldım. Uçağın hareket saatine beklemeye başladım.

MEMLEKET ÖZLEMİ

Hatırlayabildiğim kadar bir gazel düştü dilime. Hani;

 

Kerim Çavuş oğluyum,

Gönlü dertli dağlıyım,

Adım Ahmet Rıfat’tır;

Ben Kilis’e bağlıyım

 

diyen Kilisli Muallim Rıfat Bilge (1974-1953) var ya işte onun gazeli. Ne demişti gerçekten Muallim Rıfat Bilge, Türkoloji çalışmalarımızın ustası Kilis’i anlatan gazelinde? Aksakal olmak böyle bir şey çat pat hatırlıyorum. Bay Gogol’a müracaat ettim. Hemen çıkıverdi. Şöyle ki;

 

Kilis mehd-i vücûdum, mevlidim, il âşiyânımdır,

Kilis bağım, baharım, cennetim, ârâm-ı cânımdır.

Türâb-ı anberim, miskim, taşı yâkûtum, elmâsım,

Suyû ab-ı hayâtım, evleri kasr-ı cinânımdır.

Rıcâli ehl-i irfândır, nisâsı hûr-i dünyâdır,

Çocuklar akl-ı evveldir, Kilis başka cihânımdır.

Zümürrttür bütün dağlar, muattardır bütün yerler

Kilis dünyada bir tâne makâm-ı dilistânımdır.

Uzak düştüm fakat gönlüm Kilis’ten çıkmadı Rif’at,

Kilis pek sevgili annem… Kilis rûh-i revânımdır.

 

Oh be rahatladım işte.

Çiğ Köftemiz adlı dizelerinde ise şunları söylüyor:

 

Pek güzel tertip edilmiş hoş gıda çiğ köftemiz,

Hem gıdadır, hem deva medhe seza çiğ köftemiz.

Çok yemek iycad edilmiştir bu nimethanede,

Hepsinin serdarısın sen, merhaba çiğ köftemiz.

Yoğuran bir gül yüzlü hesna civan olursa eğer,

Yenmesine doyum olmaz ba iştiha çiğ köftemiz.

Bir sıkım köfte bana kâfi diğer şey istemem,

Soframızdan eksik etmesin Hüda çiğ köftemiz.

Rıf’at’ın budur duası can-u gönülden her zaman,

Ta ebed yensin Kilis’te ba safa çiğ köftemiz. (İstanbul Mayıs 1950)

 

GÖNLÜ GENİŞ İNSANLAR KENTİ

Kilis’e giderken bu dizeler dolaşıp durdu kafamda.

Kilisli Muallim Rıfat Bilge büyük Türkçü, önemli âlimimiz ne eserler telif etmiş, tercümeler yapmış hala bugün okunuyor, okunabiliyor.

 

Kilis Türkmen İlidir,

Dili Oğuz dilidir!

 

Demiyor mu yüreğimin yağı eriyor sanki.

Gaziantep uçağı zamanında hareket etti. O zaman kendime geldim. Her ne ise artık… Uçağımız dolu. İkramı da var ayrıca. Sandviç ve kahve aldım hostesten. Gazetelerimi açtım, başladım okumaya. Meşgul olunca yahut uyuyunca bir de bakmışsınız Gaziantep’e gelivermişsiniz. Benimki böyle oldu. Gazeteler de bitti, Anadolu Jet’in Dergisini de okudum ayrıca.

Sanki Anadolu Jet Dergisi Kilis’i yönetenlerden daha fazla  mı Kilis’i seviyor ne? İki sahifelik ilanı görünce çok hoşuma gitti. Bu ilanı sakın Kilis Belediyesi veyahut il yöneticilerimiz falan verdi sanılmasın. Dergi, güneydoğu illerine daha fazla yolcu taşımak için bölgeyi cazip göstermeye çalışıyor. Tek tek bütün illerin güzelliğini ve özelliğini sayıyor. Diyor ki Anadolu Jet Dergisi;

Dünün, bugünün ve yarının buluştuğu yer Mezopotamya sizi masalsı bir yolculuğa çağırıyor.

KİLİS; Gönlü Geniş İnsanlar Şehri,

ADIYAMAN; Güneşin Güne Kavuştuğu Yer,

ŞANLIURFA; Tarihin Sıfır Noktası,

DİYARBAKIR; Tarihin Taşlara Yazıldığı Şehir,

BATMAN; Eski Toprakların Yeni Kenti,

MARDİN; Bir Mezopotamya Masalı,

ŞIRNAK; Şehr-i Nuh,

SİİRT; Işığın Ustaya Saygı Duyduğu Şehir…

Yılların özlemini çektiğimiz festivali, Kilis Karası ve Katmer Festivali diye nasıl da hovardaca harcadık. Horoz Karasının adını şipşak hemen Kilis Karası yaptı festival yöneticileri. Hele katmer yok mu o nefis katmerimiz? Gaziantep’ten her gün onlarca TIR dondurulmuş katmer taşıyor diğer şehirlere ve ülkelere. Biz acaba katmerin neresindeyiz? Keşke bu işler “ben yaptım oldu” diye bitse. Görüyoruz ki öyle değil kazın ayağı.

TÜRKİYE’NİN LEZZET HARİTASINDA KİLİS NEDEN YOK Kİ?

Dahasını hatırlatayım mı? Neden Türkiye’nin en lezzetli 10 şehri arasında Kilis yok? Gurme, akademisyen, şef, yemek yazarından oluşan büyük jürinin birincisi Gaziantep… Çünkü kültürleri harmanlamasıyla Türkiye’nin en zengin mutfağının çıkmasına neden olmuş Gaziantep Büyükşehir Belediyesi. UNESCO da Gaziantep’i Gastronominin Başkenti ilan edip, bu listede “Yaratıcı Şehirler Ağına” dâhil etmiş. Antakya mezeler diyarı olarak ikinci olmuş. Üçüncü İstanbul. Neden birinci değil İstanbul? Çünkü artık sokaklarında lahmacun ve kebap kokuyor, taşra İstanbul Mutfağını yendi. 81 ilimizin artık İstanbul’da mutfak kültürü tanıtılıyor ve pazarlanıyor. Dördüncü sıradaki dillere destan diye Diyarbakır mutfağı sıralamaya girmiş. Gerekçesi de Diyarbakır yemeklerinin çok zahmetli, büyük hüner isteyen, eti işleme tarzları, lahmacunları, sakatatları ve dolmalarının lezzeti bunda etkili olmuş. İzmir beşinci sırada… Zeytinyağlı yemekleriyle sağlıklı mutfağın öncülüğünü elinde bulundurduğu için sıralamaya girmiş. Özellikle yaprak sarması…

Altıncı sırada dolmanın her türlüsü ile Malatya var. Pirpirim (semizotu) Malatya Mutfağını öne çıkarmış. Adana kebap diyarı olarak altıncı sırada. Mevlevi geleneğinin öncüsü Konya tirit ve patlıcan gözlemesiyle dikkat çekmiş. Mardin dokuzuncu sırada Mezopotamya lezzetleri olarak ilk on içinde. Yemeklerinde zengin baharat kullanması tercih edilmiş. İlk onun sonunda ise Kuzeyin İncisi Trabzon Akçaabat Köftesi ve lahana çorbası ile sıralamaya girmiş.

Dikkat edin güneydoğu kentlerindeki mutfak kültürü genelde ortak. Et, acı ve bol domates-salça kullanılıyor. Kebap, dolma, sakatat, mezeler, çiğ ve içli köfte vs. tümü bizde de mevcut. Ancak Kilis sıralamada yok. Çünkü Kilis’i yönetenler ve temsil edenlerin böyle bir endişesi yok. Hayırlısı demekten başka elimizden bir şey gelmiyor. Çünkü bu işlerin ne sorumlusu, ne de patronu bizler değiliz. İyi ki de değiliz. Böylesi beceriksizlikler, kadro ve kaynakların ölçüsüzce harcanması karşısında çok üzülür, gözlerimize uyku girmezdi. Koskoca festivalin yapamadığını Anadolu Jet gururla yapıyor.

 

FIRAT’TAN KİLİS’E SUYU KİM GETİRECEK?!

Gaziantep Havaalanında beni Adanalı Sürücü Hüseyin karşıladı. Önce Prof. Dr. Nazmi Şekeroğlu’nu Ankara’ya uğurlamış, hemen akabinde de beni karşılıyor. Kilis yarım saatlik yol, hemen hareket edersen. Gaziantep Büyükşehir Belediyesi bütün ilçelerine gelen ve giden yolcular için havaalanına belediye otobüsleri koymuş. Mesela Nizip’e. Kilis’e ise HAVAŞ Otobüsleri 20 TL karşılığında götürüyor. Bu da çok iyi bir hizmet… Kilis duble yol zaman zaman tamirat dolayısıyla çift şeride düşüyordu. Yine TIR’lar var yollarda. Sonra özel araçlar. Askeri barikatlar gözüme çarpıyor. Birkaç yerde kontrol var ama bizi durdurmadılar. Karşılıklı selamlaştık.

Seve Barajı’nın suyunu çok çekilmiş gördüm.

Artık Kilis 300 bin nüfusun üzerinde bir vilayet. Eskiden 93 bin kadardı nüfusu Kilis’in. Üç günde bir su verilirdi memlekete. Kap kacağını insanlar doldururdu. Kilis’te artık Suriyeli konuklar yaşıyor. Bunlara ister mülteci, sığınmacı veya muhacir, ensar deyin, ne derseniz deyin Kilis’te bu insanlarla yeni bir hayat başladı. Su elbette yetişmez. Eskiden de yetişmiyordu, artık hiç yetişmez. Sadaka kültürü ile politika yapmak su sorunumuzu maalesef çözmüyor, çözemiyor.

KENT Gazetesi koleksiyonlarını karıştırırsanız Polateli Organize Sanayi bölgesi ve Fırat’tan Kilis’e su getirilmesi konusunda onlarca yazdığımız yazıları görebilirsiniz. Fizibilite raporlarına kadar hepsini görmek mümkün… Kilis’i temsil eden siyasi irade güçlü olsa bunlar çözümlenmeyecek sorunlar değil elbette.

VAROŞLARDAN MODERN KİLİS’E

Kilis girişinde Söğütlüdere’den sonra da bir kontrol noktası var. Orayı da geçince Kilis’e her zaman gediğimde ilk ziyaret ettiğim yer aile mezarlığımızdır. Bu defa da öyle yaptım. Asri Mezarlıkta babaannemin, amcamın, dedemin, babamın ve annemin kabirleri başında dua ettim, fatiha okudum. Mezarlıkta mahalle ve mektep arkadaşlarımın, komşularımın, öğretmenlerimin mezarlarının yanından geçerken onlar için de dualar ettim. Hepsinin ruhu şad, mekânları da cennet olsun.

Sonra Karataş’ın arkasındaki yollardan Üniversiteye gittik. Adeta varoşlardan geçerek modern Kilis’e vardık Üniversiteye girince. Burası çok değişmiş. Hala inşaatlar devam ediyor. Bir artı birlerden dört artı bire kadar daireler yapılmış. Büyük apartmanlar inşa edilmiş. Stüdyo evler yapılmış. Çok sayıda da özel ve resmi öğrenci yurtları gördüm. Restoranlar, cafeler, pastaneler, tatlıcılar, kebapçılar, marketler, öğrenci kahveleri çok sayıda. Tek göremediğim esnaf kitapçı oldu.

KIRŞEHİR ve NEVŞEHİR’DEN SONRA SIRA KİLİS’E GELMELİ Mİ?!

Kilis Üniversitesi’ni etrafında yeni, yepyeni bir Kilis kurulmuş. 24 saat canlı. Her yer açık. Araçlar ve dolmuşlar vızır vızır. Kilis Üniversitesi diyorum 7 Aralık ekini belirtmiyorum. Çünkü şık değil. Bu isim Kilis Üniversitesi veya Mercidabık Üniversitesi yahut Nedim Ökmen, Necip Asım Yazıksız, Muallim Rıfat Bilge Üniversitesi olmalı. Kilis’te onlarca yetişen eski-yeni ilim ve devlet adamı var, aydın var onlardan birinin ismi verilmeli üniversitemize. İsim değişebilir. Bir örnek vermek gerekirse Kırşehir halkının isteği, yöneticileri ve vekillerinin delaletiyle Kırşehir Üniversitesinin adı Ahi Evran oldu mesela. Başka örnekler de var. Bir Başkası da şöyle: Nevşehir Üniversitesinin adı Nevşehir Hacı Bektaş Veli Üniversitesi oldu.

Üniversite misafirhanesinden yahut uygulama otelinin penceresinden bakıyorum bahçeye, bir yandan üniversiteli sporcular antrenman yapıyor, bir yandan gençler cıvıl cıvıl tartışıyorlar, kimisi derse girerken, kimisi pastanede çayını yudumluyor. Girişte de birkaç masa kurulmuş kimisi kredi kartı, kimisi kurs ve öğrenci danışmanlığı falan yapıyor.

ALKIŞLANACAK ETKİNLİKLER

İlahiyat Fakültesi’nin yanındaki üniversite camii biblo gibi oturmuş kampüse. Eski Kilisevi büyütülerek “İnciraltı Kahve Evi ve Sosyal Tesisi” adıyla hizmet veriyor. Kebaplar, tatlılar, dondurma, soğuk ve sıcak içeceklerle bir nostalji yaşanabiliyor. Yollar tertemiz. Bahçeler bakımlı. Üniversite lojmanlarından başka kreşi de açılmış. Daha da önemlisi ikinci öğretim programı hayata geçirilmiş. Bundan esnaf da ve Kilis’te çok mutlu… Üniversitenin üç gün süren Bahar Şenliğini sadece öğrenciler değil, sokaktaki vatandaş da ballandıra ballandıra anlatıyor. Nevruz Şenliği de öyle olmuş. Öğrencilere obezite ve hipertansiyon taraması etkinliğinde bulunulmuş. Köy okulları kütüphanesiz kalmasın diye program gerçekleştirmiş ve başarılı olmuşlar. Mercidabık Kampüsünde hobi bahçeleri yapılmış. Üniversiteli gençler Oylum mahallesinde Lebeniye Günü tertip etmişler. Gururlanılacak bir gelişme Kilis Üniversitesi öğrencileri yaşam kalitesi yarışmasında Türkiye birincisi olmuşlar. Gel de alkışlama. Üniversitemiz Kilis’in kaybolmak üzere olan geleneksel oyunu peçiç turnuvası düzenlemiş. Kilis Üniversitesi Macaristan’daki Magna Charta Universitatum Konferansında temsil edilmiş. 7 Aralık Tiyatro Topluluğu kurulmuş Yalancı Aranıyor adlı eseri sahnelemişler. Suriyeli El İba Tiyatro Topluluğu da Kurnaz Tilki ve Danışmanı Eşek adlı eseri Kilis’te sahne almışlar.

Kilis Üniversitesi Kurucu Rektörü Prof. Dr. İsmail Güvenç kendine has politikasıyla tasarruflar yaptı. Daha da başarılı olunabilirdi. Ancak yeni rektörümüz Prof. Dr. Mustafa Doğan Karacoşkun’un (1966) atandığı 21 Ocak 2017 gününden bu yana çok şey yaptığını gözlemek mümkün. Daha da yapacak görünüyor. Sürekli koşturmacada. Dilerim yayınladığı 9 kitaba eklemeler yapar ve şiir ile denemelerini de ihmal etmez.

10 AYDA BİR DEĞİL PİR BAŞLANGIÇ

Sadece fiziki mekânların artması ve bakımı değil bir üniversitede yapılması gereken. Mesela Sınırda Sesler Şiir ve Şair Buluşması ülke genelinde ve özellikle sanat çevresinde ses getirmiş. Şimdi Kilisli Şairler için program yapmaya hazırlanılıyor.

Büyük bestekâr, devlet sanatçısı hemşerimiz Prof. Dr. Alâeddin Yavaşca’nın sadece gönlü değil, bir ayağı da üniversitemizde. Bu çerçevede konservatuvar açılması için girişimler başlatılmış. İŞKUR ile protokol imzalanarak kariyer ofisi hayata geçirilmiş. Bir başka önemli etkinlik de Teoriden Pratiğe Suriyeli Sığınmacı Krizi ve Yerel Aktörler Çalıştayı. Bir başka önemli program da Erasmus ve Ders Verme Hareketliliği ile Misafir Öğretim Üyesi Programı, Öğretmen Adaylarına Kariyer Planlama Semineri, Edebiyatın Medya ile İmtihanı, Tıbbı Sekreterlikte Güncel Yaklaşımlar. İslam Birliği Teşkilatı ile Dil Öğretimi Uygulama ve Araştırma Merkezi Protokolü, Japonya Kumamoto Arasında İşbirliği Protokolü, Ukrayna Uzhhorod Üniversitesiyle Mevlana Değişim Programı Protokolü, Portekiz Porto Üniversitesi ile İkili İşbirliği Anlaşma Protokolü imzalanmış. Konferansları saymıyorum, ama birkaç örnek vermek gerekirse şöyle Ahmet Yesevi’yi Anlamak, Hakkın Sesi; Mehmet Akif Ersoy, Dinsel Şiddet ve İslamofobi, Olay Yeri İnceleme Konferansı vs.

Kilis Üniversitesi 6 fakülte, 3 yüksekokul, 4 meslek yüksekokulu, 3 enstitü ve 11 araştırma ve uygulama merkezinden oluşuyor. Yaklaşık 10 bin kadar öğrenci eğitim görüyor ve her yıl ortalama 2800 öğrenci mezun oluyor. Kilis Üniversitesi’nde hala Sri Lanka, Afganistan, Azerbaycan, Türkmenistan ve Suriye’den yabancı uyrukla öğrenciler eğitim görüyor. Kilis Üniversitesi her geçen gün daha da güçleniyor ve geliyor. Bir yıl dolmadan yeni yönetimin başarıları her türlü takdirin üstünde.

 

KİLİS’TE ve NADİR YAZMA ESERLER

Kilis Üniversitesi Kütüphane ve Dokümantasyon Dairesini dolaştım. 43 bin kitap, 3500 dergi, 10 akademik e-kitap, 21.046 veri tabanı e-dergi, sözlükler, ansiklopediler, tezler, kartografik materyaller (atlas, harita) ile müthiş bir alt yapı var. Engelliler için de her türlü donanım var kütüphanede. İnternet erişim odası da büyük bir imkân. Yazma ve nadir eserlerin de olduğunu öğrendiğimde şaşırdım ve kutladım. Ayrıca ödünç kitap, tablet bilgisayar ve portatif tarayıcı ve fotokopi hizmeti de veriliyor merkez kütüphanede.

Dilerim Suriye’deki iç savaş biter, yaralar sarılır, Kilis Üniversitesi de bölgede bir zamanların en önemli Mantık Okulu gibi ün salar, ilim üretir ve saygınlık görür. Ayrıca da neden olmasın? Çünkü Kilis’in önü açık, insanının ufku geniş…

Bir değişimle neler yapıldığını böylece gördüm Kilis Üniversitesi’nde. Emeği geçenlerin tümünü de kutlarım.

BİR KİLİSLİ AYDIN BOLU’DA ULUSLARARASI ETKİNLİKLER YAPIYOR

Yazar Mehmet Çetin ile Kilis’te buluşacağız. Benden bir gün önce geldi. Gaziantep’te temaslar yaptı. Aynı gün Kilis’e girdik. Mehmet Çetin(1956) Kilisli. Orta mektebi Kilis’te bitirdi. Akşehir Erkek İlköğretmen Okulu’ndan diploma aldı. İstanbul Gazetecilik ve Halkla İlişkiler Yüksek Okulu Radyo Televizyonculuk Bölümünden mezun oldu. İstanbul’da Bürde Yayınevini yönetti. Yönelişler Dergisinde Yazı İşleri Müdürlüğü yaptı. Mehmet Ferit imzasıyla yayınladığı Lanet adlı romanı Mesut Uçakan tarafından filme çekildi. İstanbul’dan Ankara’ya taşındı, sendikacılık ve sivil toplum kuruluşlarında görev yaptı. Bir kamu kuruluşundan emekli oldu. Türkiye Yazarlar Birliği yönetiminde bulundu. Halen Mehmet Akif Ersoy Fikir ve Sanat Vakfı’nın Mütevelli Heyetinde görev yapıyor. Bolu’da Uluslararası Köroğlu Kültür ve Sanat Festivalinin de genel koordinatörlüğünü yürütüyor. Değişik gazete ve dergilerde Mehmet Ferit imzasıyla kültür, sanat ve siyaset yazıları yazdı. Yayınlanmış çok sayıda eseri vardır. 4 Ciltlik Tanzimat’tan Günümüze Türk Şiir Antolojisi hazırladı. Kültür Bakanlığında Mehmet Akif Ersoy ve Necip Fazıl Kısakürek hakkında iki önemli çalışması yayınlandı. Kilis’in önemli entelektüellerinden Mahmut Kaçarlar ile buluşup Resul Osman Dağı’na çıktık. Çok şık olmuş. Keşke şehrimiz; tarım alanlarının olduğu Halep, Gaziantep ve İslahiye yoluna doğru değil de Resul Osman’a doğru büyüyebilseydi.

ŞIK MESİRE ALANINDAN GAZİANTEP KARATAŞ GÖRÜNÜYOR

Resul Osman Mesire yeri veya park alanının yolları yapılmış, bazı tesisler yerleştirilmiş. Tuvalet yapılmış ve suya kadar getirilmiş. Ziyaretimiz sırasında hala çimlendirme, yol yapımı, yerleşim gerçekleştiriliyordu. Tamamlanınca daha da şık olacak. Emeği geçenleri kutluyorum. Ancak bakımı ve korunması zor olan bir fiziki mekân… Yetkililer bunun da tedbirini alırlar ise yıpranmayı erken önlemiş olurlar. Tatil günleri buraya dolmuş ve otobüsün de çalışması gerekiyor. Çünkü herkesin arabası yok.

Resul Osman Mesire Yeri’nden karşı dağlara baktık. Ağaçlandırılması gerekiyor. Bazı köyler neredeyse yeni cezaevi ile birleşmiş. Kilis Cezaevi ağzına kadar dolu… Bayağı da şehre uzak görünüyor. Bir başka görünen mekân ise Gaziantep’in yeni yerleşim birimi olan Karataş Semti… Gökdelenler kendisini Kilis Resul Osman Dağından da görüntülüyor. Mehmet Çetin’e göre yirmi yıl içinde Kilis-Gaziantep birleşirse Şaşmamak gerek. Bunun için de çok iyi planlamalar yapılması gerekiyor. Bu büyümeden Kilis payına düşeni alabilmeli. Ama Kilis’i yönetenlerin ve temsil edenlerin böyle bir gelişmeye hazır olmaları icap ediyor. Belli kaynak ve kadroya sahip olmaları da bunun devamında geliyor. Yoksa sıfıra sıfır elde var sıfırdan öteye gitmez.

MEMLEKETSEVER BİR DELİ OZAN

İkindi üzeri Kilis’in deli ozanı, alperen ocağının korkusuz evladı Fikret Oğuztürk’e geçtik. Adnan Menderes Meydanındaki ofisinde sohbet ettik. Şair Oğuztürk eleştirel yanıyla güçlü bir aydın. İşte bir örneği;

 

Bırakın demesinler o ne karga ne kuştur
Ben yerimi bilirim, hak yerini bulmuştur
Ona kötü diyenler nesini beğenmemiş
Kralın arkasından bile neler söylenmiş

 

Binali Kılıç bir naziresinde Fikret Oğuztürk’ün dizelerine şöyle yaklaşıyor:

 

Herkes kendisini düzeltse biraz
Zalimler vahşetten bıkar inşallah
Ağarır ufuklar olur bembeyaz
Kafamdan endişe çıkar inşallah

 

MOTORLA HEKİME VARMAK

Üç cilt halinde yayınlanmış Ortaçağı Özledim adlı çalışması çok değerli bir araştırmadır, eleştiridir, serzeniştir ve nihayet çağrıdır. Fikret Oğuztürk doğrucu davut birisi. Doğruya doğru, eğriye eğriden vazgeçmeyen bir şair… Şiirlerinin çoğu ezberlerdedir. Öyle ki yukardaki örnekte görüldüğü üzere nazireler ve tahmisleri bile yapılmaktadır.

Sohbetimizde Alperen Ocaklarının güzellikleri ve özellikleri yüzüne vuran Büyük Birlik Partisi Kilis İl Başkanı Seydo Yıldırım da hazır bulunuyor. Sohbet derinleşti. İstanbul’dan Kilis’e gelirken evdekilerin bir hatırlatması vardı eskiden “Aman su içerken ya kaynat. Ya da kaynak suyu al” diye. Nereye gidilse Kilis’te genelde hep kaynak suları var artık. Çoğu kişi musluk suyu içmiyor. Kilis’te yaşarken de evimizin içme suyu Ulu Camii’nin şadırvanından getirilirdi. O gün önemli bir şey yiyip içmememe rağmen bir gaz ağrısı beni rahatsız etti. Kıvranıp duruyorum. BBP İl Başkanı Seydo Yıldırım beni motorunun arkasına oturttuğu gibi doğru hekime götürdü. Mesai saati de bitmek üzere üstelik. Sağ olsun gittiğimiz Doktor Mustafa Can Bey önce hal hatır sordu. Sohbetten sonra muayene etti ve ilaçlarımı yazdı. Yine motorla Hudarcılar Çarşısındaki Eczacı Mennan Korkmaz’a gittik. Bugün Kilis’e geldiğimi ve birkaç saat sonra da rahatsızlandığımı hatırlattım hemen. “Ağabey normal” dedi. “Keşke önce bana gelseydin, boşuna panik olmuşsun, doktora gerek yoktu. İlaçlarını kullandıktan sonra bir şeyin kalmaz” diye de ekledi. Biraz oturduk, sonra doğru dostların yanına. Hava hem soğumaya ve hem de kararmaya başlamıştı. Sağ olsun Seydo Yıldırım bana zaman ayırdı, getirdi, götürdü, ilaçlarımı aldı, kendisine müteşekkirim.

 

KİLİSLİ AYDINLARIN SORUMLULUĞU ve ÇITASI YÜKSEK

Akşamki programımızda Kilis İnsani Yardım Derneği’ne gitmek vardı. Üç yaşındaki bu sivil toplum kuruluşumuz çok faydalı hizmetleri yerine getiriyordu. Her Kilis’e geldiğimde de uğrar, en azından hal hatır sorarak hizmetlerini kutlardım. Yine Kilis’in ciddi aydınlarından Mehmet Yandak da bu hizmetin lokomotifi. Derneğin Merkezi Akcurun’a yakın ve bağışlanan eski bir Kilis evi. Mehmet Yandak ve arkadaşları daha önce onarca Suriyeli aileleri böylesi evlere yerleştirerek korumaya almış. Her odada Suriyeli üç-beş horanta aile yaşıyor ama ne yazık ki ellerindeki imkân bu. Ancak bu imkânları her geçen gün artıyor.

Kilis İnsani Yardım Derneği’ndeki sohbete Mahmut Kaçarlar, Avukat Hüseyin Külekçioğlu, Gazi Albayımız Hüseyin Kılbaş, Fikret Oğuztürk ve Mehmet Çetin ile birlikte katıldık. Doya doya çay içtik sohbetimiz sırasında, kuru horozkarası ve mişmiş yedik. Kilis’te böyle yardım seven, şefkatli, sevgi dolu aydınlarımızın olması beni yarınlarımız için daha da ümitlendirdi. Gerçekten Kilis’in yarını daha aydınlık olacak.

 

İkinci gün sabah kahvaltımızı Kilis Üniversitesi Rektörü Sayın Prof. Dr. Mustafa Doğan Karacoşkun’un konuğu olarak yaptık. Kahvaltıdaki konumuz gerçekleşebilecek bir Kilis Ansiklopedisi idi. Projeyi ben hazırladım. Konuklar ise bendeniz, Yazar Mehmet Çetin, Kilis Üniversitesi Rektör danışmanı ve yardımcısı Prof. Dr. Ruhat Yaşar, Tarihçi Doçent Dr. Mehmet Ali Yıldırım, Yrd. Doç. Muhammet Hüküm ve danışman Erdinç Gülcü… Çok faydalı bir görüşme oldu. Malatya, Kayseri ve Erzurum Ansiklopedilerini çalışma usullerini ve örneklerini aktardık, Tarihçi Reşat Ekrem Koçu’nun (1905-1975) tek başına 11 cilt hazırladığı Gökçepınar Mehmet maddesine kadar getirerek tamamlayamadan hakka yürüdüğü İstanbul Ansiklopedisi ve diğer bazı örnek çalışmaları hatırlattık.

KİLİS ANSİKLOPEDİSİ PROJESİ

GENEL BİLGİ-Ansiklopedi, çeşitli alanlardan seçilip derlenmiş, özet halinde umumi bilgiler kitabıdır. Kilis Ansiklopedisi bir ihtisas ansiklopedisi olmayıp, Kilis ile alakalı her türlü bilgiyi içine alan genel bilgi ansiklopedisi olacaktır.

Kilis ile alakalı çalışma yapacaklar için başvurulan bir kaynak olacak, ipuçları verecektir(Kayseri, Erzurum, Kahramanmaraş ve Malatya Ansiklopedileri gibi).

ÖLÇÜ-Her arayış ve derlemede olduğu gibi, ansiklopedik bilgilerin de seçilip derlenmesinde bir ölçü ve maksat vardır. Kilis Ansiklopedisi öncelikle Kilis ve bölge halkına hitap edecek biçimde olacaktır. Kilis kültürünü, sosyal hayatını, tarihi dokusunu, aktüalitesini, coğrafyasını, kişi (müellif, şair, ilim adamı, uzman mutasavvıf vs.) ve kuruluşlarıyla kurumlarını tanıtma konusunda ciddi bir referans olacaktır.

ÖZÜ KÜLTÜR-Yarınki Türkiye’nin yeni nesillerine de aktarılacak Kilis ve bölgenin ihtiyacına, hayat anlayışına, algısına, zevkine, özelliğine ve güzelliğine göre özünde kültürü kapsayacaktır. Kilis Ansiklopedisi özet bir araştırma kapsamandaki çalışmanın yansıması biçiminde bir Ansiklopedi olacaktır. Rast gele bilgiler, üst üste konulmuş kitaplar yığını, kozmopolit tezatlar sergisi olmayacaktır.

AMAÇ-Kilis Ansiklopedisi seçtiği, derlediği bilgi ve belgeler arasında bir ahenk sağlayacaktır. Kilis’in yerel kimliğini, milli bir bakış açısıyla aktaracaktır. Bilgiler son derece net olarak işlenecek, bilgi, belge ve değerleri sergilenecektir. Kilis’in ansiklopedisi Kilis ile sınırlı bölgedeki bilgi ve kültür mirasını zapturapt altına alacaktır. Çünkü insanların bilgi pınarından su içtiği yer “kendi avucu”dur.

Mecburiyetten ortaya çıkan Kilis Ansiklopedisinin amacı; bilgi vererek fert ve toplum seviyesindeki şahsiyetleri, milli, yerel ve insani bütünlüğü ahenk ve birliğe ulaştırarak sağlıklı bir şekilde beslemek ve zenginleştirmektir.

Bunun için de Kilis Ansiklopedisi mümkün mertebe aynı düşünce ve ideallere bağlı, aynı imanı ve vicdanı paylaşan, yazdıkları birbiriyle uyum içinde veya kolayca ahenkleştirilebilecek olan insanlarımız tarafından meydana getirilmelidir.

Gayet tabiidir ki, bilginin herkes için, herkese göre aynı olan kısımlarında hiçbir milli ve sübjektiflik iddiası bahis konusu olamaz. Ancak herkesin kendine göre, algıladığı, anladığı ve anlattığı hususlarda da milli perspektifler, milli heyecan ve duyuşlar mutlaka gereklidir. Bu tespitler, bir takım sübjektif spekülasyonlar değildir. Ansiklopedi pratiğinden çıkan sonuçlardır.

SAHASINDA İLK-Ayrıca ne kadar değerli olursa olsun, her ansiklopedi mutlaka noksandır. Dolayısıyla hazırlanacak bir Kilis Ansiklopedisi de bütün itinalara rağmen eksikliği de olsa sahasında bir ilk olacaktır. Hazırlanırken her şeye itina edilecek, iyi niyetle yola çıkılan, mütevazı bir deneme olacaktır. Kesinlikle tercüme veya adaptasyon olmayacak, telif edilecektir. Yerli ve yabancı kaynaklardan elbette istifade edilecek ancak katiyen taklit etmeyecektir. Yenilik getirecektir.

DİL ve İDDİA-Her türlü bilginin, ilmi zihniyet ve formasyon sahibi, milli dikkat ve hassasiyetine güvenilir aydınlarımızın çalışmasından berrak bir yaşayan Türkçe ve her seviyede anlaşılabilir bir üslupla sunulacaktır.

Türkiye’de iyi organize edilip imkân tanındığı takdirde, kendilerinden ilmi ve fikri verim alınabilecek saygı değer bir aydın insan birikimi oluştuğuna ve bilgi ışığının Türk Milletine öz evlatları olan bu aydınların idrak prizmasından yansıtılmasının zaruretine inanıyor ve bunun mümkün olacağını tahmin ve ümit ediyoruz.

TEŞEBBÜS NEDENİ-Türkiye yabancı kültüre artık doymuştur. Bütün dünyaya açık, fakat kendisi kalmayı başarabilen, düşünce istiklaline sahip bu yerli ve Kilisli aydınlar zümresinin eser ve verimleri, her türlü medeni ve kültürel gelişmemizin en emin mesnedini teşkil edecektir. Kilis ve bölge yanında Türk ilim, fikir ve kültür ile sosyal hayatına faydalı olmak niyet ve arzusu ile böyle bir teşebbüsü gerçekleştiriyoruz.

ÖNCELİKLER- Kilis Ansiklopedisi için bir sekretarya kurulmalıdır.

Sahibi, genel yönetmeni, genel koordinatörü (yurtdışı dâhil), yayın kurulu, baş redaktörü, redaktörleri, redaksiyon sorumluları, görsel yönetmenler ve yardımcıları, arşiv ve dokümantasyon uzmanları, madde yazarları ve fotoğrafçılar tespit edilerek temasa geçilmelidir.

MADDELER-Kilis Ansiklopedisi’nin madde başlıkları belirlenmeli, görev taksimi yapılmalı ve belli bir süre verilmelidir; Tarih, coğrafya, fiziki yapı, doğal güzellikler, Kilis Tarihi -tarihi belge ve metinlerde- arkeolojik çalışmalar, höyükler, ören yerleri, havra, kilise, cami ve mescitler, minareler, tekke ve zaviyeler,  yatırlar, Mevlevihane, türbeler, mezarlıklar, askeri kışlalar, hamamlar, kasteller, mahalle, sokak ve caddeler, geleneksel el sanatları, üretim, fabrikalar, sanayi, ticaret, dil ve edebiyat, yazarları, şairler, mutasavvıflar, kanaat önderleri, yerel yöneticiler, politikacılar, sanatçılar, folklor, giysiler, oyunlar, önemli gün ve haftalar, yakın çevresi, yazıt değerleri, sınır kapıları, kütüphaneleri, kültür varlıkları, yeme-içme kültürü, el sanatları ve zanaatkârlar, meslek grupları, eşkıyalar, sporcular, hekimler, hukukçular, sivil toplum örgütleri, sinema ve tiyatro, ulaşım, şirketler, mektepler, akarsular, göletler, yollar, ilçeler, köyler, mahalleler, doğal güzellikler, isimler, evler, mahsereler, şehitlikler, gelenek ve görenekler, kaleler, höyükler, Kilis mutfağı, sosyal ve kültürel yapı, Mercidabık Savaşı, mesire yerleri vs. Her maddeye mümkün mertebe resim kullanılmalıdır.

ÇITA-Kilis Ansiklopedisinin hedef kitlesi genel halk olmalı, seviyeyi (lise veya muadili biçiminde) öyle ayarlamalıdır. İnsanlarımızın tabii ve sosyal çevre ile yayıldıkları coğrafi alanda mühim bir faktör olarak değerlendirilmelidir. Tezada düşmemek, bir tarafta yapılanı diğer yanda yıkmamak hususunda ciddi bir gayret ve çaba gerekmektedir. Dilimiz ve ifademiz çok açık olmalıdır. En muğlak bir meselede bile en kolay bir şekilde anlaşılabilmesini sağlayacak dikkat ve irade gerekmektedir. Dilimizi ve imlamızı kullanırken duyarlılığımız belli olmalıdır. Dünyanın medeni varlık, değer ve hamlelerine karşı kıskanç ve kompleksli davranılmaksızın milli kültürümüze, bir Türkmen ili olan, Oğuz Dili kullanan Kilis’in Türklük, İslamlık ve inançlarıyla alakalı hususlarını öne çıkarmak gerekmektedir.

ALGI-Halkımızın mukaddes ve değerli bilip iman ettiği ve saygı gösterdiği bütün kavram ve şahıslara karşı, ifade itinasızlığı seviyesinde bile olsa, saygısız düşünmemeğe, milli kültür ve mukaddesatımızın içinde konuşmağa, Türklük ve İslamlık karşısında bir müsteşrik tavrı takınmamağa dikkat edilmelidir.

Maddeler seçiminde her madde ilmi ve milli bir muhakeme ile yazılmalıdır. Objektifliği ilmin ortaya koyduğu gerçeklere saygı ve sadakat, gerçekleri hiç bir peşin hükme feda etmemek, her durumda hakikatin hakkını vermek şeklinde anlamalıyız.

 

UZMANLIK-Neslimizin doğru bir istikamette terbiyesine, Türk kültür ve irfanının her türlü yabancı ve zararlı tesirlere karşı korunmasına, memleketimizdeki ilim zihniyetinin, bilim ve gerçeğe saygının yaygınlaşıp kökleşmesine adanmış bir ansiklopedi çalışması gerçekleştirilmelidir. Görsel malzemelerin dışında, çeşitli belgeler, resimler, anlaşma metinleri, haritalar, şema ve tablolar da ana yazılarda verilen ve bilgiyi pekiştiren zenginleştirici malzeme olarak bu çalışmaya girmelidir. Yazarların ortak yanı ideolojik veya metodolojik yakınlıkları değil, konunun uzmanı olmaları olarak bilinmelidir.

YENİ NESİL BİZDEN DAHA İYİ YETİŞSİN-Yerli bir yazılı ürün olarak, ciddi bir ihtiyacı karşılayacak Kilis Ansiklopedisinin yalnız bir nesle değil, “Çocuklarımız bizden daha iyi yetişsin” ciddiyetiyle yeni nesillere hizmet edecek, özenli, temiz bir kaynak talihine erişmesi en halis bir temennimizdir.

TAŞRA ve ANADOLU-Kilis Ansiklopedisi çalışması için anket soruları belirlenerek, önce bir kamuoyu araştırılması yapılmalı, yeni görüş ve düşünceler nazarı dikkate alınmalıdır. Güneydoğu Kalkınma Ajansı, Kilis İl Kültür ve Turizm Müdürlüğü, Kilis Ticaret ve Sanayi Odası, Baro ve diğer odalar, sendikalar, vakıflar, muhtarlıklar başta olmak üzere kamu ve sivil toplum kuruluşlarıyla temasa geçilmelidir. Bu çerçevede Kilis dışında yaşayan Kilislilerle iletişim kurulmalı, Ankara, İstanbul, İzmir, Bursa ve Mersin ile Erzurum’daki Kilis Kültür Derneği ve platformuyla, müteşebbis hemşerilerimizle bilgi, belge, sponsorluk konusunda görüş alış verişi yapılmalıdır.

HATIRLATMALAR;

* Ankara Milli Kütüphanede mevcut Kilis ile alakalı kitap, dergi, harita vs konusunda bu ulusal kuruluşumuzun imkânlarından istifade edilmelidir.

* Kilis Ansiklopedisi sekreteryası çalışmalar için bir departman oluşturmalı, belge, bilgi, resim, harita, fotoğraf vs. burada muhafaza edilmelidir.

* KENT Gazetesi ve ZEYTİNDALI Dergisi arşivi bu konuda önemli katkı sağlayabilir.

* Kilis ile alakalı bilgi, belge ve fotoğraf arşivi olan İstanbul’da Mehmet Cemal ÇİFTÇİGÜZELİ, Hanifi CAN, Seracettin ZIDDIOĞLU ve Selim DANİŞ; Ankara’da Vakıf ÖZDEREN, Faruk ELHAN, Uygur TAZEBAY, Ökkeş DAĞLIOĞLU, Ökkeş ÖNEMLİ, Selahattin ÇOLAKOĞLU, Mehmet ÇETİN ve Mehmet MISIRLIOĞLU, İzmir’de Faruk DALGIÇ ve Yaşar ÜZEL, Adana’da Mehmet BİÇİCİ, Malatya’da Mehmet YALVAÇ,  Elazığ’da Mustafa ÖZTÜRK, Gaziantep’te Mehmet TOLU, Mehmet NACAR, Hüseyin TOPRAK, Gonca TOKUZ ve Hikmet CELKAN, Erzurum’da Ekrem KARADİŞOĞLU ve İhsan ÖZÇELEBİ, Hatay’da Sabahattin YARAR, Kilis’te Muhlis SALİHOĞLU, Hasan ŞAHMARAN, Abdülhamit TEKTUNA, Mahmut KAÇARLAR, Duran KALE, Hasan BİKEN, Raife Tuncay BELGİN gönüllü katkı verebilirler.

Çalışma süresi iki yıl olarak tahmin edilen Kilis Ansiklopedisi için ilk hazırlık toplantısı çekirdek kadro ile Kilis’te yapılmalıdır.

VİRA BİSMİLLAH… TEMASLAR BAŞLADI

Çekirdek kadro kahvaltılı ilk toplantımızda böylece kurulmuş oldu. Gerisini temaslarla tamamlayabilecektik. Hem kamu ve hem de sivil toplumdan görüşler alacaktık. Sabah sabah böylesi fikri bir yoğunluktan sonra öğretim üyeleri yemekhanesinin balkonunda kahve içtik.

İlk ziyaretimiz randevu sırasına göre Kilis Barosu Başkanı Avukat Muammer Fazlıağaoğlu’na oldu. İçerisi kalabalıktı. Avukat Hüseyin Külekçioğlu geldi. Sohbetten herkes mutlu ve böyle bir eksikliğin giderilmesinden yana görüş belirtti ve kutladılar. Daha sonra İstanbul’dan Kilisli işadamları, Kilis Belediye Başkan Yardımcısı Mehmet Ali Eryılmaz içeri girdi.

Barodan ayrılırken Kilis Eski Belediye Başkanı Avukat Abdi Bulut ile karşılaştık. Ayaküstü sohbette anne ve babasının Çiftehan’da kaplıcaya gittiğini öğrendim.

Hiç soluklanmadan birbiri ardı sıra temaslara yoğunlaştık.

Kilis Belediye Başkanı Hasan Kara yurt dışında imiş. Gelmesi bir iki hafta kadar süreceğinden yardımcısı Cuma Özdemir’i görüştük. Cuma Özdemir’in babası Gaziantep’te tedavi görüyor ve kendisi her gün gidip geliyormuş. Önce hayatını anlattı bize. Zor günlerden bugünlere gelmiş. Raporumuzu sunduk. Çaylarımız kahvelerimiz geldi. Cuma Özdemir bu konuda karar yetkisinin başkanda olduğunu, bu konuda milletvekilleriyle de görüşmek gerektiğini belirtti. Heyetimize Kilis Belediyesinin yayınladığı 300 sahifelik Asırlık Ağacın Bekçisi Kilis’in Köyleri kitabını hediye etti. Bu hediye kitap çalışması ilk bakışta bana rey amaçlı göründü. Oysa bu muhteva, kaynak ve kadro ile daha faydalı olabilirdi. Çünkü yer alan bilgiler, sahiplerinden geldiği şekilde yayınlandığı için ilmi, tarihi, coğrafi, kültürel, arkeolojik, edebi yönü, haritacılık ve grafik tasarımı ile bir yeni bilgi getirmediği gibi standart ölçüsü olan kamu ve sivil örneklerine benzememektedir. Oysa bu konuda yetişmiş çok sayıda uzman redaktör ve yayıncı bulunmaktadır. Kilis belediyesi Kültür ve Sosyal İşler Müdürü Mahmut Selçuk da bir toplantı için İtalya’da bulunduğundan görüşlerini alamadık. Ancak Kilis Ansiklopedisi projesi bıraktık.

Kilis Valisi Dr. Mehmet Tekinarslan Ankara’da Başbakan Binali Yıldırım’ın bir toplantısına katıldığı için Başkentteydi. Vali Yardımcısı Osman Uğurlu’dan randevu alarak makamına gittik. Gaziantepliymiş. Genç Vali Yardımcısı Osman Uğurlu kibar, birikimli ve karşısındakini dinleyebilen bir idareciydi. Kilis Ansiklopedisini anlattık. Beğendi ve sevindi. Sayın Vali Dr. Mehmet Tekinarslan’ın böylesi projelere sıcak baktığını belirtti. Kendisine ileteceğini, ancak bizim Sayın Vali Beyle görüşmemizin de faydalı olabileceğini anlattı. Osman Uğurlu ayrıca Sayın Valinin Ankara’dan döndüğünü ve Kilis’e geldiğine de işaret etti.  Daha sonra çok yoğun olan Sayın Kilis Valisi’nden randevu talep ettik, ancak İstanbul’a döneceğimiz güne kadar bekledik, olmadı. Bir başka sefere inşallah…

KİLİS’TE BİR CUMA GÜNÜ

Kilis’te Ekim ayında havalar çok güzel gidiyor. Sadece sabah ve akşam serinliğinde hırka veya ceket giyiliyor. Kilis’in önemli işadamlarından mühendis Abdulkadir Tanrıaşıkı ile Cumhuriyet Meydanında öyle bir tevafuki karşılaşmamız oldu ki ikimiz de şaşırdık. Hem de yazıhanesinin önünde. Birlikte ofise çıktık. Sohbetimiz öyle koyulaştı ki İstanbul’dan Mardin’e buradan Kilis’e kadar uzandı. Abdulkadir Tanrıaşkı hayırsever teknik adam denince akla ilk gelen isimlerden. Rahmetli Mehmet Sanlı’nın bütün hayırsever inşaatlarında imzası var. Ayrıca konjonktürü takip eden, gündemi değerlendiren ve okuyan bir müteşebbis. Oğlu Necip Fazıl içeri girdi. Tanıştık. O da mühendis. Kitap okumayı babası gibi sevmiyor. Ama isminin nereden geldiğini çok iyi biliyor.

Sayın Abdulkadir Tanrıaşkı ile konuşurken Kilis Lisesi’nin eski müdürü İlhami Toprak aradı. Telefonda da olsa selamlaştık, hal hatır sorduk. Kendisine Kilis Ansiklopedisinden bahsettim. Kilis Lisesinin arşivi olup aldığını sordum. Varmış. Bize bu çalışmamızda yardımcı olacak.

O gün Cuma idi. Kadı Camii’ne gittik ezan okununca. Kalabalıktı. Her taraf doluydu. Avlu da öyleydi. Suriyeliler kendilerine has yerel giysisi Halep zıbınıyla ibadet ettiler. Genç imam Muhammet Safi Kırıcı fıkıhtan bahsetti cemaate. Kimlerin cennete gireceğini hatırlattı!… Oysa fıkıh sadece ilmihal bilgileri değildir. Hukuktur anı zamanda. Doğrusu da budur. Fıkıh hukuk, hak, adalettir. Sıkışınca hep böyle örnekler veririz. Hazreti Ömer devlet işinde ayrı, özel işinde ayrı mum yakarmış aydınlatmada. Fatih Sultan Mehmet haksız olarak kolunu kestiği Rum Mimarın mahkemeye gitmesi üzerine kısasa kısas olarak kadının verdiği cezayı anlatırız. Bunlar hep fıkıhtır, hukuktur. Cenneti de Rabbim isterse nasip eder, şöyle yapan cennete gider diye bir formülü olmaz bu işin. Hedef Allah rızası için hareket etmektir. Takdir Cenab-ı Allah’ındır.

 

YEMEK ve DOSTLUK ÜZERİNE

Abdulkadir Tanrıaşıkı öğle yemeği konusunda ısrarcı olunca kıramadık. Mehmet Çetin ile birlikte Doğanhan’a gittik. Mutfak kültürümüzü yansıtması açısından örnek bir yer. Ne kadar az yersek o kadar mutlu olacağız. Ancak Abdulkadir Tanrıaşkı mükrim bir insan. Sadece gelen mezelerle bile karnımız doymuştu. Üstelik çiğ köfte de vardı. Kilisli Muallim Rıfat Bilge’nin çiğ köftesinin dizelerini hatırlamaya çalıştım;

 

Pek güzel tertip edilmiş hoş gıda çiğ köftemiz,

Hem gıdadır, hem deva medhe seza çiğ köftemiz!

 

Masamızda yok yoktu. Fındık lahmacunlar bile olmuş iki misli.  Ana kebaplar ardından geldi. Haydi ye bakalım yiyebilirsen. İyi ki tatlı falan istememişiz, Abdulkadir Tanrıaşıkı bizi Kilis’in meşhur Başfırın’ın yerinde kurulan Baklavacı Fadıloğullarına götürmez mi? İçerisi kalabalıktı. Ek bir mekân daha alarak yerini genişletmiş Fadıloğlu. İkinci ve üçüncü kuşak devam ediyor. Paket servisi sürekli çalışıyor. Kargosu da varmış. Bize katmer ısmarlarken Abdulkadir Tanrıaşıkı baklavalı dondurma yedi. Güya hiç birimiz öğle yemeği falan yemiyorduk. Hepimiz böylece perhizi bozduk.

Akşama doğru Gazeteci Ahmet Ekinci ile buluştuk. Vizyon Havadis’ten ayrılmasına üzüldüm. Şimdilik sadece Anadolu Ajansı’na çalışıyormuş. Gazetecilik böyle bir meslek! Yarın ne olacağımız meçhul. Üstelik Gazeteci Ahmet Ekinci de doğrucu Davut bir fikir emekçisi. Yazdıklarının hepsi de doğrudur. Doğru ama Kilis Üniversitesi eski Rektörü Prof. Dr. İsmail Güvenç tazminat davası açmış, kazanmış. Şimdi bir üst mahkemede bozulması için müracaat etmiş Ahmet Ekinci. Öğretmen Okulu Müdürü Yavuz Yedili de yeniden restore edilen Öğretmenevi’ne gelince ekip birlikte Akcurun Çınaraltı’nda çay içtik. Kalabalıktı. Akcurun’un kendine özel havası ve müdavimleri vardır. Bir mektep gibidir Çınaraltı Kıraathanesi. Sohbeti de içeceği de şifa gibi gelir insanımıza. Atila’nın çayları nefistir, kahvesi şahanedir.

İKİNCİ BAHARIN USTALARI

Kilis’te her akşam geç saatlere kadar sürdü sohbetlerimiz. Biraz da hasret gideriyoruz anlaşılan. Kilis’in yarınını konuşmadan olmuyor işte. Kilis’i yönetenler ve temsil edenler sizinle hiç Kilis’in yarınını konuşurlar mı bilmem ama Mehmet Çetin arkadaşıma göre Kilis’in yarını çok parlak. Hele bir savaş bitsin. Siyasiler değil ama Kilis’in irfan sahibi sağduyulu müteşebbisleri bunun üstesinden gelecek.

O gün yine sabah kahvaltısını yaptım. Her seferinde de bu kahvaltı tabağında Kilis Peyniri olması gerektiğini hatırlattım. “Doğru” diyorlar ama değişen bir şey olmuyor. Hep Edirne Klasik Peyniri yedim kahvaltıda. Ancak zeytinler yerliydi. Şehitler Abidesinin karşısında Bahar Kebapçısı var. Orta halli bir dükkân ama bitişiğindeki Canbazların dehlizinde bulunan bir Kilis evini de satın alarak müştemilatına katmış. Kebapçı Metin işletiyordu. Usta olarak da, insan olarak da güzel bir adam… Öğrendim ki üniversite mahallesinde daha büyük bir yer almış, eskisini ortaklarına devretmiş. Hayırlı olsuna gittim. Gayet şık bir restoran olmuş. Yanında denkliği onaylanmayan Halep Üniversitesi’nin eski öğrencileri de çalışıyor. Türkçe de öğrenmişler. Burasının ismini de İkinci Bahar Serdar Ustanın Yeri diye yazmışlar. Serdar, Metin Usta’nın oğlu… İlla bir şeyler ikram etmek istiyorlar. Ancak “bayram beyi” olacağız Kilis’te. Sadece ikramlar yetiyor.  Kilis’te böyle bir tamlama vardır. Bayram kutlamalarında her gittiğiniz yer size ikramda bulunduğu için böyle bir yakıştırma yapılır. Deyim olarak da kalmış.

Üniversite mahallesinin her yanı böyle… Şık, modern, hatta marka mağazalara kadar var. Bir tabela gözümü çarptı “Ünlü Musabeyli Baklavacısı” diye. Hoşuma da gitmedi değil bu kadar lüksün içinde. Belki de şöhretin ayak seslerini duyuyordur. Ayrıca neden olmasın? Kilis’in markalara ihtiyacı var.

NAR, ÜZÜM, ZEYTİN ve FISTIK ÜZERİNE MUHABBET

Audi arabasıyla geldi Yavuz Yedili aldı bizi,  Yeni Kilis semtindeki bir araba galerisine götürdü. İkinci el için de Kilis’te bir sene garanti veriliyor. Satışlar nasıl? Fena değilmiş bu sorunun cevabına göre. Bu iş yeni bir sektör ve Gaziantep esas merkez imiş… Lüks bir ofiste sohbette öyle oluyor.

Önce ihalelerin nasıl yapıldığını konuştu arkadaşlar. Bazı siyasiler tek görevleri bu imiş gibi takip ediyorlarmış. Kalabalığız. Ahmet Ekinci ve Mehmet Yandak da geldi. Benim henüz yeni tanığım bir kaç kişi daha. Sonra nar, zeytin, üzüm ve fıstık muhabbeti başladı.

Üzüm bağlarının sökülmesinden herkes şikâyetçi… Masrafını kurtaramıyormuş. Teşvikler falan var diye hatırlatıyorum ama öyle değil. Ciddi bir zararı kimse göğüsleyemiyormuş. Aman Allah’ım! Kaç çeşitti Kilis’te yetişen üzümler hatırlamaya çalışıyorum da, üzülüyorum; Şirelik, hommusu, horozkarası, urumu vs. Koruk için bile suyu için kesilir, pazarlanırdı. “Zeytincilik peki?” diye soruyorum. Zeytinleri sökmeye başlayanlar varmış. Neden peki? Sofralık ve yağlık zeytin tartışması olmuş. Tarım Müdürlüğü Gemlik zeytini fidanları getirtmiş. Hatta teşvik etmiş. Ama bekleneni vermemiş Gemlik fidanları da. Oysa Kilis zeytinyağları rafine edildikten sonra pazar şansı bulmuştu bütün Türkiye’de. Hatta ihraç edenler bile vardı cici ambalajlarla. Dostlarımız ne söylese inanıyorum. Çünkü yaşadıklarını aktarıyorlar. Günümüzde en iyisi fıstık ve nar tarımı imiş. Nar üreticiye ciddi girdiler kazandırıyormuş. Nar ekşisi bütün Türkiye’de almış başını gidiyor.  Fıstık ise her zaman formunu koruyormuş. Deli Ozan Fikret Oğuztürk ise narlarını sökeceğini anlatınca kafam karıştı. Kilisli aydınların gündemi de maalesef zaman zaman Ankara Konjonktürüne paralel gidiyor. Yerel sorunlar rafa kaldırılıyor. Dolayısıyla insanlar meslek değiştirip ya ihale almak istiyor, ya da memur olmak.

 

KİLİS’TE ENTELEKTÜEL TOPLUM

Akşam daveti Kilis’in eski mezarlık eteğindeki bir varoş çay ocağına. Burası Şıh Efendi’nin Tekkesine veya İmam Hatip Okulu’na yakın bir yer. Kısa ve küçük hasır sandalyelerde çay içiyoruz. Sohbete tam da İbni Haldun bölümünden giriyoruz. Eflatun, Platon. Aristo gibi batılı felsefeciler hatırlatılıyor. İslam ve batı medeniyeti tartışmalar bunu takip ediyor. Kendimi İstanbul Üniversitesi Felsefe bölümünün bir amfisindeki tartışmalarda sandım bir ara. Yeni çıkan yayınlardan bahsetti bir hemşerimiz. Aman ne güzel… Bir gencimiz Dan Brown’ın yeni yayınlanan Başlangıç adlı romanından söz etti. Sonra sosyoloji, psikoloji, kültürel ve sanatsal konulara tartışıldı. Böylesi bir entelektüel çıta beni çok mutlu etti. Hemen bir zamanlar bölgenin en önemli fakültesi, ilim yuvası, akademisi olan Kilis Mantık Okulunu hatırladım. Birkaç yüzyıl bölgenin tek ve önemli bir mantık akademisiydi Kilis. Dilerim bu tartışmalar bunun ipuçları olsun. Kilis Üniversitesi uzman üniversite olarak bölgede ve dünyada söz sahibi olarak sesini duyursun. Bir kısım arkadaşları tanımıyorum üstelik. Öylesine de hür fikirliler, tartışmaya açıklar. Sürekli çaylarımız yenilendi. Çay sohbetindekilerden tanıdıklarım Dr. Ahmet Bulut eski bir aile dostumuz. Yeni isimler ise şöyle; Mahmut Günal, Ahmet Yılan, Ahmet Gürbüz, Prof. Dr. İbrahim Halil Seyrek, Kamil Özköylü (Rahmetli aziz dostum Mehmet Özköylü’nün meğer oğlu imiş), İbrahim Uysal ve Ali Ziya Yapıcıoğlu.

İbrahim Uysal sorgulamayı çok iyi biliyor ve çok kitap okuyor.

Günler saatler gibi hızla geçiyor.

Oğlum Şam bastığı ve ceviz sucuğu istedi.

En iyi marka isim Şekeroğlu ve Nezih Şekerleme.

Ceviz sucuğu glikoz katkılı 17 ile 25 TL arasında, saf üzümden ceviz sucuğu ise 32-45 TL’den satılıyor. Ekşi mişmişten yapılan Şam bastığı ise kilosu 55 ile 50 TL olarak müşteri bekliyor.

 

CUMHURBAŞKANIMIZ MUHTARIMIZA NE SORDU?

Bugün programımıza Kilis Muhtarlar Derneği Başkanı Mehmet Ünlükahraman’ı aldık. Pazarın başında ofisi… Kolay bulduk. Tümayların eski hanının hemen bitişiğinde. Bizim yani Nurettin Mahallesi’nin de bildim bileli hep muhtarıdır. Mahalleyi değil de sanki Kilis’i yönetenlerden biri gibi tavır içinde muhtarımız. Kilis İl Kültür Müdürlüğü Kilis’in Sahip Olduğu Taşınmaz Kültür Varlıkları Mirasına Bütüncül Bir Yaklaşım Çalıştayı’na davet edilmiş. Ancak program sunucusu Kilis Muhtarlar Derneği olarak isimlerini saymadığı için toplantıyı terk etmişler! Önce bunu anlattı. Sonra sıra bana geldi. Ulu Camii’nin bitişiğindeki evimizi, caminin etrafını genişletmek için almak istemiş de ben razı olmamışım. Hiç hatırlamadım bile. Üstelik bizim ev hala SİT alanı içinde. Bir çivi bile çakılması mümkün değil. Hele hele yol genişletilmesi için yıkılması hiç olmaz. Her ne ise… Mehmet Ünlükahraman’dan Kilis mahalle isimlerinin tarihini ve öyküsünü, maruf bilinen muhtarların da hayat hikâyelerini istedim. “Olur, hepsi var” dedi. Bana “Nurettin mahallesinin adı nereden geliyor?” diye sordu. Bilmiyordum. Sorusuna kendisi cevap verdi. İnanıp, inanmamak veya inceleme kaydı bende olmak üzere dinledim;

- Nurettin Mahallesinin eski adı Motristir. Hikâyesi de şöyle: Ulu Camin minaresine yıldırım düşmüş. Bitişikteki evlerden biri de buna büyük alaka göstermiş. Tamirine yardımcı olmuş. Kent yöneticilerinden de biri daha sonra gelerek ne istediğini sormuş. O da bu Motris isminin değiştirilerek kocasının adı olan Nurettin isminin mahalleye konmasını önermiş. Öyle de olmuş.

Muhtarımız sohbeti seven biri. Masraf ayrı, israf ayrı diye konuşmasını sürdürdü. Ben kendisine Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın muhtarlar toplantısına katılıp katılmadığını sordum.

- Katıldım.

- Bir talebin olmadı?

- Oldu. Kilis’in adının değişmesini istedim. Kazan ve Maraş’a Kahraman, Antep’e Gazi, Urfa’ya Şanlı dendi. Kilis’e de bir şey diyelim dedim. Cumhurbaşkanı “Ne olsun peki?” dedi. Ben de çok heyecanlandım. Yanımdaki muhtar da Cumhurbaşkanına özel bir işini söyledi. Kızdım. Heyecanlandım. Ne söyleyeceğimi şaşırdım. Ben de o sırada aklıma gelen “Kilis’in adı Ünlü Kilis olsun” dedim.

- Cumhurbaşkanı ne söyledi öyle deyince?.

- Biraz düşündü, sonra yok yok böyle Kilis olarak kalsın, bu da güzel bir isim dedi.

İTTİHAT ve TERAKKİLİ BİR KİLİSLİ ŞAİR

Kilis Muhtarlar Derneği Başkanı Mehmet Ünlükahraman demez mi?

- Senin komşun Öğretmen Adil Türköz’ün babası kim?

Rahmetli kibar insan İstanbul Efendisi öğretmen Adil Türköz’ün bütün çocuklarını Hüsnü, Meral, Mehmet ve Ahmet’i tanırdım. Ama dedelerini hiç görmedim. Bilmediğimi söyleyince bana bir kitap uzattı: “İttihatçı Şair Hacı Muhittinzade Hüseyin Hüsnü Efendi.”

Sevindim doğrusu mahallemizden böyle bir maruf şair çıkmasına. Kitabı alıp baktım. Ercüment Asaf Yaniş hazırlamış, Zemye Yayınları neşretmiş. Sahaflarda bulursam alacağım. Bu haber beni çok sevindirdi. Kendisine teşekkür ettim. Vedalaşırken Tümayların Hanının yıkılarak otopark yapıldığının şikâyetini yaptı, yetkilileri eleştirdi. Bana göre de yazık etmişler, bu tarihi dokuyu silip süpürmüşler. Zaten Sabah Pazar’ından Hasan Bey Hamamına giderkenki kabaltını da yıktı bu sorumsuz yetkililer. Oysa kabaltılar Kilis’in simgesiydi. İyi ki birkaç tane ayakta kalan var da teselli oluyoruz.

Sabah Pazarı eski hüviyetini kaybetmiş. Zaten yarısı yola gitmiş. Geri kalan kısmı da sebze-meyve satıcılarına geçmiş. Sabah pazarı değil ama Suriyeliler debbonun arka kısmındaki caddeyi pazar haline getirmişler. Her türlü yaş-kuru meyve ve sebzenin yanında eski eşyalar da satılıyor. Giyim kuşam, ayakkabı, mutfak ve ev eşyaları her şey var. Kilisliler de bundan memnun ve ucuz olduğunu söylüyorlar.

Üniversiteden Akcurun’a gitmek için herkes de bu yolu kullanıyor. O gün biz de öyle yaptık. Yol üzerinde ayrıca kuşçu kahveleri var. Sivil tolum kuruluşu haline gelerek bir de Güvercin Sevdalıları Derneği kurmuşlar. Bana göre şık da olmuş. Böylesi hobilerin hayat bulması gerektiği kanaatini taşıyorum.

KEMALİYE MEKTEBİNİN MİNARESİ ÖKSÜZLÜKTEN KURTULUYOR

Kilis İnsani Yardım Derneği’nde buluştuk Mimar Sıdıka Bebekoğlu ve Abdülhamit Tektuna ile. Gazeteci Ahmet Çağlar da gelmişti. Sıdıka Bebekoğlu ve Abdülhamit Tektuna her ikisi de Kilis için gönüllü fedakarlık yapan ve uzmanlıklarını konuşturan aydınlarımız. Konu konuyu açtı sohbetimiz iyice faydalı hale geldi. Sıdıka Bebekoğlu anlattı, bizler dinledik:

- Şıh Efendi’nin Tekkesinin bitişiğindeki Çekmeceli Camii yeniden restore ediliyor. Kemaliye Mektebi de öyle.

Abdülhamit Tektuna bilgilendirdi bizi:

- Çekmeceli Camiini Halep Valisi Mehmet Paşa yaptırmış. 1844 yılında restore edilerek yeniden ibadete açılmış. Kemaliye Mektebi eskiden cami ve medrese imiş… 1720 yılında İbrahim Ağa tarafından inşa ettirilmiş.

Mimar Sıdıka Bebekoğlu araya girdi ve şöyle dedi:

- Camii yeniden inşa edilecek. Biraz Kemaliye Mektebinin bahçesinden, biraz da yoldan alınarak yapılacak.

Abdülhamit Tektuna devam etti:

- Belediye Başkanı Ali Ağa da 1543 yılında Mevlevihane’yi yaptırarak önce Kilis’e, sonra bölgeye kazandırmış.

- Kilis Belediyesinin tarihi o kadar eski mi?

- Belki Belediye Başkanı demeyelim de Ali Ağa’ya Kilis mütesellimi diyelim o günün tabiri ile.

- Bu bilgiler şimdiki yerel yöneticilerde büyük ihtimalle yoktur. Onlar gerek de duymuyor siyasi iradenin gücüne dayanarak. Oysa bilgi her zaman gerekli ve faydalıdır. Her ne ise sağlık olsun.

Mehmet Yandak Başkanlığındaki Kilis İnsani Yardım Derneği çok önemli hizmetler yapıyor. Anlattıkları Kilislilerin gönlü geniş insanlar olduğunu gösteriyor. Ensar Kilis’i hak ediyor memleketimiz. Mehmet Sellüm adında matbaacılık yapan bir Kilisli işadamı Bursa’dan kalkarak gelmiş 4 Kilis evi satın alarak, tamir ettirmiş ve yetim Suriyelilere tahsis etmiş.  Rabbim ondan bin kere razı olsun. Bu tür bağışlar hep oluyormuş.

 

EĞİTİMİN DÜZELMESİ İÇİN 150 YIL BEKLEMEK MÜMKÜN MÜ?

Akşama doğru bir grup arkadaşla beraber Şıh Mehmet’e çıktık. Işık ışık yanıyor külliye. Caminin imamı Mehmet Savran Hocayı ziyaret edip hal hatır soracağım. Her seferinde ziyaret ederim. Eğer orada bir sohbet varsa ayrıca iştirak edeceğiz. Gittiğimizde hiç kimse yoktu. Savran Hoca tek başına oturuyordu. Bizi görünce hareketlendi. Musafaha yaptık. Bir arkadaşını gönderip bir şeyler sipariş ettiğini görünce “Hocam biz ziyarete geldik, selam verip geçeceğiz” dememi dinlemedi. Çaylar geldi hemen. Nihat Ferah Hoca’ya dualar ettik. Baktım Mehmet Savran’ın şahsında yeni bir Nihat Ferah geliyor. Dişini budaktan sakınmayan bir inanmış adam. Birkaç konuk daha geldi sonra. Aşağıda bir beyaz BMW göründü. İçinden birkaç kişi indi. Yukarı yanımıza geldiler “Selamünaleyküm” diyerek. Baktım Kilis Milletvekili Mehmet Hilmi Dülger. Musafaha ettik, “Abi ne var ne yok, hayırdır” diye hal hatır sordu. Sonra oturduk muhabbete başladık. Ardından Mehmet Ali Eryılmaz selam vererek milletvekilimizin yanına oturdu. Kalabalıklaşınca, tanışmak üzere ben birlikte geldiğim arkadaşlarımı tanıttım. Sonra Sayın milletvekilimizle gelenler kendilerini tanıttı. İşadamı, müteahhit ve Ticaret Lisesi Müdürü Ercan Özer. Masada yer kalmadı. Yeni sandalyeler geldi. Kalabalıklaştık. Kilis Ansiklopedisi’nin kısa da olsa gereğini anlattım. Geri dönüşünü Mehmet Çetin ile birlikte bekledik. Hilmi Dülger Milletvekilimiz İngiltere günlerini anlattı:

- Kaymakamlık kurslarını bitirdik. Göreve başlayacağız. İngilizce öğrenmek üzere bizi devlet İngiltere’ye gönderdi. Bir pansiyonda kalıyoruz. Pansiyon sahibi orta yaşlı dul bir hanım. Bir hemşerimizin trafik kazası yaptığını ona nasıl yardım edebileceğimi öğrenmek istedim. Bana “Burayı hemen terk edin benim başını polis ile belaya sokmayın” dedi. İngiltere’de polis tek başına bir otoritedir.

Önce bu olayı anlattı. Sonra İngiltere Kraliçesinin zaruri hallerde gerekiyorsa Londra’yı yakma yetkisi olduğunu söyledi. Esas konuya ne zaman dönülecek gibi bir beklentiden böyle bir durumda vaz geçtim. Ama İbrahim Uysal bir soru sordu vekilimize;

- Efendim gençlerimize ve öğrencilerimize ben kitap okutmaktan yana biriyim. Bu konuda her türlü fedakârlığı yaparım. Okulların kütüphanesinden seçilecek bir kitabı gençlerimizle birlikte okuma saatleri yapılsın istiyorum. Ancak önümüze bürokratik engeller çıkıyor. Sen kimsin, nereyi temsil ediyorsun gibi sorularla karşılaşıyorum. Ben her hangi birisiyim. Bireyim ama böyle bir hizmet etmek istiyorum. Nasıl yapayım efendim?

Milletvekili Mehmet Hilmi Dülger Ticaret Lisesi Müdürüne döndü ve “Ercan cevapla bakalım. Nasıl olacak?” Ercan Özer cevapladı:

- Kitabı komisyona sokarız, çıkacak cevaba göre gereğini yaparız.

İbrahim Uysal araya girdi:

- Yok efendim, lisenin veya milli eğitimin yahut kültür bakanlığının her hangi bir kitabını okuyalım diyorum. Bunun için komisyona gerek var mı?

Cevap Milletvekili Mehmet Hilmi Dülger’den geldi:

- Eğitimimiz hep sorun teşkil etti. Okuma da bunun içinde.  Bunların gerektiği gibi yapılması için 150 yıl gerekli. Çünkü bir dönem 45 günlük kurslarla öğretmen atamaları yapıldı. Okumayan gençlerimiz de bu öğretmenlerin eseri. Bu uygulama hala devam ediyor. Bunların düzelmesi için uzun bir süre gerekecek.

Arkadaşlarımızla birbirimize baktık.

Müsaade isteyerek ayrıldık.

1940’LI NESİL YAŞLANDI… SELAM VERCEKLERİ BEKLİYOR

Yine gecenin birine doğru ancak uyuyabildik.

Arkadaşlarla ertesi gün Kilis Öğretmenevi’ne buluştuk. Burası restore edilmiş. Işıklandırılmış. Üstelik sürekli doluya yakın. Yönetim de değişmiş. Ancak bahçesinde öyle tanıdık simalara pek rastlamadım. Eskiden her gelişimde yarısıyla selamlaşırdık. Önemli bir kısmı hakka yürüdüler; Avni Keçik, Yusuf Okatan, Orhan Şerbetçi, Adil Esenoğlu, Fazlı Fazlıağaoğlu nurlar içinde yatsınlar. Hayattaki arkadaşlarıma da sağlıklı ve hayırlı uzun ömür diliyorum. Galiba Kilis’te eski yeni dostları ancak Akcurun Çınaraltında Atila’nın çaylarını içerken bulabileceğiz.

Akcurun’da bir de kimsesiz tanıdığımız var. Şazimet Muhtar adında seksene yaklaşmış bir hanım. Kendi tabiriyle dünyada hiç gün yüzü, rahat yüzü görmemiş bir Kilisli hanımefendi. Bütün ömrü de Akcurun’da geçmiş. Zilini çaldığımda beni hemen tanıdı. Kardeşim Ayhan ile birlikte gittik. Bırakmadı. Kahve yaptı. Kola getirdi. Bütün konukseverliğini gösterdi. Ne kadar “yapma-etme” desem de sözümü dinlemedi. Mini minnacık bir ev, iki odadan müteşekkil… Zamanını komşularıyla sokakta sandalye atıp sohbet ederek geçiriyormuş. Giden geleni kalmamış. Kapının zili çalsa heyecanlanıyor, acaba kimdir diye merak ediyormuş. Artık arayanı soranı kalmamış. Fukaralığın göz kör olsun işte. Ayhan’a göre Şazimet Hanıma konu komşu yardım ediyormuş. Yardımlaşmak farklı, sosyal hukuk devleti olmak daha farklı bir şey elbette… Allah yardımcısı olsun. Ancak bir tanıdığını görmenin mutluluğu gözlerindeki ışıktan belli oluyordu. Kilis gibi bir yerde 1950 yılların nesli de de artık yaşlandı. Dilerim Kilis’i yönetenler ve temsil edenler bu insanlarımızın farkındadırlar. İnsanlara kamu kaynağından bulgur, pirinç, zeytinyağı göndermek kafi mi bilmiyorum ama bu insanlar önce “merhaba” diyen, hal hatır soran birilerine ihtiyaçları daha fazla.

ÜNİVERSİTEMİZ ÇALIŞIYOR, KİLİS KAZANIYOR

Kilis Üniversitesi Kütüphanesine gittik Mehmet Çetin ile. Önemli bir kültür adamı hemşerimiz. Özellikleri ve güzellikleri olan bir aydınımız, Türkiye’de tarihi mezar taşlarını okuyabilen birkaç kişiden biri Abdulhamit Tektuna. Çay ikram ediyor. Bilgisayarı bilgi ve belge dolu… Bunların hepsini Türkiye Türkçesine çevirmeye gayret ediyor. Kilisli Hocazade İsmetullah’ın Hülasa-i İlmi Mantık’ını tercüme ederek yayınlamış. İkinci tercüme ederek neşrettiği ise Mantıkçı Hocaoğlu Abdullah Yılmaz’ın “otomobil” adında üç perdelik içtimai gülmece kitabı… Otomobil’in konusu ise iki Kilisli, Kilis ile Halep arasında otomobil çalıştırarak kazançlarını artırmak isterler. Halepli Ermeni bu iki dosta sorunlu bir otomobil satarak kazık atar. Onlar da bir türlü ekmek parası kazanamazlar. Bu olayların kara mizah yönünü aktarıyor Otomobil. Bol bol gülünüyor kazıklanmaya.

Abdülhamit Tektuna’nın elinde daha onlarca Türkiye Türkçesine tercüme edilecek eser var.

Mehmet Çetin önemli bir araştırmacı… Arşivinde 60 bin kadar dijital bilgi ve belge var. Bahsedince Abdülhamit Tektuna, “Bunları bizlere de verin, üniversite arşivine hemen kaydedelim. Gün yüzüne çıkaralım” dedi. Mehmet Çetin tebessüm etti. Niye öyle kötü ve manalı güldüğünü sordum “Aynı şeyi bir önceki rektöre anlatmıştım. Bir ara baktırırız demişti. Aynı hususu Abdülhamit Tektuna’ya hatırlattım. Hemen talip oldu. Aradaki farka bakar mısın? Ona güldüm, tebessüm ettim” diye cevapladı sorumu. Aydın olmak, sorumlu yönetici bulunmak maalesef böyle olmamalı. Ama olunuyor. İyi ki Abdülhamit Tektunalar var Kilis’imizde, ülkemizde.

 

MERCİDABIK PANORAMA 1516

Bir başka ziyaretim de Kilis İl Kültür ve Turizm Müdürü Abdullah Aldemir’e oldu. Tertip ettiği Kilis’in Sahip Olduğu Zengin Taşınmaz Kültür Varlıkları Mirasına Bütüncül Bir Yaklaşım Çalıştayı’ndan dolayı kendisini kutladım.

Bir Kilis Mercidabık Panoraması hazırlatmış ayrıca. Bize izlettirdi. Gerçekten nefis olmuş. Kimin yaptığını sordum. “Ali Osman Emirosmanoğlu” diye cevap verdi. Hemen telefon açıp bu dostumu kutladım. Ali Osman Emirosmanoğlu, rahmetli Yücel Çakmaklı ağabey ile çalışmış önemli bir sinemacı, prodüktör. İstanbul 1453 Panoramasını yaptı. Süperdi. Yerli yabancı kişiler izlemek için kuyrukta. “Çanakkale ve Malazgirt Panoramaları tamamlandı mı?” diye sordum. Henüz bitmemiş. Ama İzmit ve Afyonkarahisar Panoramaları tamamlanarak gösterime girmiş. Bu gelişmeden çok mutlu oldum. Dilerim Kilis Mercidabık Panorama 1516 biran evvel hayata geçer. Politikacılar dilerim rantı yok diye yokuşa sürmezler.

Kilis İl Kültür Müdürlüğü’nün hazırlayarak yayınladığı Kilis Boyama Kitabı Tarih, Kültür ve El Sanatları kitabını da tuttum. Üstelik Arapça alt yazısı da mevcut… Öğrencilere Kilis’in tarihi dokusunu yansıtmak için bir Kilis evi, çocuk kütüphanesi, hükümet konağa, Kilis Müzesi, belediye konuk evi, ÇATOM binası, Mevlevihane, Ulu, Tekye ve Karakadı Camileri, Paşa Hamamı, İbşir Paşa ve Kuru Kastel, Çobanbey Tren İstasyonu, Afrin Köprüsü, Sabunhane, Akıncı Konağı, Şeyh Muhammet Bedevi Camii ve Külliyesi, Şehitler Abidesi, Afrin Su Kemeri, Ravanda Kalesi, Salih Efendi Kabaltısı, Kurtaran köyü Mozaikleri, yöresel kıyafetler, yemeni, yorgancılık, zeytindalı ve üzüm gibi siyah beyaz resimler, boyanarak çocuklara öğreti sağlıyor. Gerçekten çok iyi düşünülmüş, gençleri tarih eşiğine sokmak için faydalı bir çalışma olmuş.

SEZAİ KARAKOÇ TEK RÖPORTAJINI KENT’E VERMİŞTİ

Siz istediğiniz kadar günde bir öğün yemek yediğinizi, fazlasının zarar verdiğini, perhizde olduğunuzu falan anlatsanız da Mahmut Kaçarlar’ın bilmem kaç gündür ısrarından kurtulamayınca öğle yemeğine teslim oluyorsunuz. İl Kültür Müdürlüğünden İsmail Arkadaşımız da bizimle birlikte geldi. Öyle bir domates ezme yaptırmıştı ki Mahmut Kaçarlar on parmağınızın onunu birden yiyebilirdiniz. Bu yemeklerin patentini almak gerek esasında. Benden bir kere daha hatırlatmak… Öyle festival diye gaz almak yok. Kalıcı tasarruflar ve eylemler yapmak gerekiyor.

KENT Gazetesini ziyaret ettik sonra. Yolda Edremit’ten Mehmet Ali Anderoğlu’nu gördük. Telefonla Kent’e gelmesini istedik. Öyle de oldu. Mehmet Çetin, Ahmet Barutçu’ya meslekte bir duayen olarak hatıralarını yazmasını önerdi. Gerçekten önemli bir teklif bu… Çünkü anılar aynı zamanda bir dönemin bilgi ve belgeleridir. Ahmet Barutçu yaşadığı gazetecilik olaylarından birkaç örnek anlattı. Bunların mutlaka yazılması ve arşivlere girmesi gerek.

Mehmet Ali Anderoğlu da Sezai Karakoç’un iki röportajından birinin Seyfettin Başçılar imzasıyla KENT’te yayınlandığını hatırlattı. Diğer röportaj da Fehmi Koru imzalıydı. Sezai Karakoç üstat prensip olarak ne resim çektiriyor, ne röportaj veriyor ve ne de açıklama yapıyor. Sadece kitaplarının okunmasını tavsiye ediyor. O kadar.

KİLİS’E TAŞINMAK NASIL OLUR?!

KENT’ten birlikte çıktık. Kilis İl Müftüsü Mahmut Karatepe’ye bir nezaket ziyareti yapmak üzere Hacı Cümbüş Camii’ne doğru yürüdük. Hava da çok güzel… Yazdan kalma bir sonbahar. Üstat Sezai Karakoç’un en yakın dostlarından olan Mehmet Ali Anderoğlu İstanbul’dan Edremit’e taşınmıştı. M. Ali Anderoğlu Sezai Karakoç’un kendisine “İstanbul’a alışanın İstanbul dışında yaşamasının zor olduğunu” söylemesine artık hak veriyormuş. Edremit’te rahat ve mutlu imiş ama bir entelektüel kesim olmamasına hayıflanıyor. Kilis’e de bunun için gelmiş. “Acaba” diyor “Ata dede memleketim, doğduğum yer Kilis’e gelip yerleşsem, intibak edebilir miyim? Ayrıca geç evlendiğim için 6 yaşında da bir çocuğum var?!” Benim cevabım “Kilis’e gel, yerleş” oldu. Gerekçesini de temaslarımız sırasında tanıdığım entelektüel çevreyle Kilis’te ana ve ilk mekteplerinin kaliteli olduğu şeklinde açıkladım.

Ziyaretine gideceğimiz İl Müftüsü Sayın Mahmut Karatepe’nin de çıtası yüksek bir aydın din adamı olduğunu belirttim. Birlikte giderek göreceğimizi anlattım. İstanbul’a geri dönmek demek ömrünün yollarda geçmesi demekle eş anlam taşıyor. Ben bu nedenle sadece haftada bir günümü gerçek İstanbul’a ayırarak, zamanımdan tenkisata gitmiyorum. Bilmiyorum Mehmet Ali Anderoğlu ne yapacak? Bekleyip göreceğiz. Son gelişimde Kilis’te ciddi ve olumlu gelişmeler yaşadım, sevindim.

KİLİS’DE HAYIRSEVERLERİN BAĞIŞ YARIŞI

Kilis İl Müftüsü Mahmut Karatepe entelektüel çıtası yüksek bir din adamı. Daha önceki görevlerinde de başarılı olmuş bir bürokrat. Türkiye Diyanet Vakfı Temsilcisi olduğundan da sürekli bağışlar geliyormuş. Az önce de böyle bir imza töreninden gelmiş. Odasına girdiğimizde de İstanbul’dan işadamı hemşerimiz Dikbaş Ailesi de evlerini bağışlamak üzere gelmişler. Evlerinin Kur’an Kursu olmasını ve anneleri için Kur’an-ı Kerim okunmasını, dua edilmesini ve isminin buraya verilmesini istiyorlarmış. Önce bu gelişmeyi neticelendirdi.

Müftü Karatepe’ye bir de teşekkürüm oldu. Daha önce geldiğimde imamların sadece beyaz cübbe giydiklerini, köy imamlarıyla farkları olması için cübbelerinin yaka ve kollarının kenarına Türk süsleme sanatlarından motifler işlenerek daha dikkat çekici ve şık hale gelebileceklerini hatırlatmıştım. Bir akşam namazında eski ortamektebin arkasındaki Hacı Yusuf Camii’nin restore edilmesinin, bitişiğindeki evin satın alınarak veya bağışlanarak, kubbe yapısının bozulmasına rağmen buraya katılmasının iyi olduğunu anlattım. Müftü dikkatim için teşekkür etti. Kilis’e hemşerilerimizden çok sayıda bağışlar olduğunu, dolayısıyla bu hizmetlerin giderek büyüdüğünü anlattı. Öyle ki yurtdışından da arayarak bağış yapmak istediklerini belirten hayırseverler oluyormuş. Bir de örnek verdi;

- Almanya’da yaşayan bir hemşerimiz bağışta bulundu. Beş katlı Kur’an Kursu binası ve yanında camisi olacak inşallah. İnşaata başlanacak.

Bursa’dan Mehmet Sellüm de birkaç ev bağışlamış.

Bunun üzerine Sayın Mahmut Karatepe’ye bir hatırlatma yaptım.

- Aziz hocam bu Kuran Kursları elbette gerekli… Ancak çok sayıda eğitim gören bu Kur’an Kursu talebelerinin sosyal ve psikolojik yönüyle de alakadar olunması gerekiyor. Böylesi öğretmenlerimiz de var mı acaba? Olursa çok daha sağlıklı talebeler yetişir.

Müftü Mahmut Karatepe böyle bir soruya hazırdı.

- Mehmet Bey, bazen imamlarımızı, din adamlarımızı eleştiriyorlar. Ben de diyorum ki bu insanlar talebe iken Milli Eğitimin öğretmenlerinden, YÖK’ün kurumlarından mezun oluyor. Ne veriyorsa onlar veriyor. Bizim hiç bir müdahalemiz yok. Bu insanlar bizim kurumlarda yetişse daha farklı olur. Liseler de, İlahiyat Fakülteleri de bize bağlı değil.

 

BİR YAZAR ve BİR ŞAİR

Çok doğru bir tespit… Teşekkür ediyorum Kilis İl Müftüsü Mahmut Karatepe’ye. Müftü Bey’in bir çalışması yayınlanmış Türkiye Diyanet Vakfı’nda. Fransız Charles Voleo’dan Anadolu’nun İstiklali Anadolu Meselesi isimli tercüme. Sevindim bu gelişmeye. Keşke bütün müftülerimiz böylesi çalışmalar yapabilse. Kilis Ansiklopedisi konusunu anlattım sonra. Kilis Müftülüğü tarihinin ve maruf müftülerin bu çalışmada yer alması gerektiğini söyledim.

- Elbette Mehmet Bey… Daha önce Gaziantep’te görev yaptım. Baktım ki Gaziantep Müftülerinin içinde çok sayıda maruf ve saygın Kilisli din adamları var. Elbette yeni nesil bunları tanımalı.

- Müftü Muharrem Efendi, Mahmut Öğütçü…

- Evet… Daha da var. Ayrıca Kilis’te vakıflar arşivinden öğreniyoruz ki 34 cami kayıp… 6 tanesi şahıslara devredilmiş. Biliyor musunuz Hindioğlu Camii’nin altı tane varisi var.

Çok önemli konular bunlar. İyi ki böyle bir çalışma başlatmalıyız. Müftü Mahmut Karatepe ile sohbetimizin sonuna doğru TV 79’un Sahibi Abdullah Alpdağ içeri girdi. Sarıldık. “Hoş geldin” dedi. Ne zaman gideceğimi sordu. “Tuh keşke kalsaydınız, sizinle televizyonda bir röportaj yapsaydık!” dedi.

Vedalaşıp ayrıldık.

Kilis Zeytindalı Dergisi’nin yazıhanesi Müftülüğün hemen karşısında. Baktım kapısı açık. Hemen arkadaşlarla içeri girdik. Son sayı biraz geciktiği için ancak yetiştirebileceğini söylemişti Muhlis Salihoğlu telefonda. Tereddüdümüzü giderdi ve çikolata ikram etti. Şair Mustafa Alpaydın ile birlikte yeni Zeytin Dalı Dergisinin son rötuşlarını yapıyorlardı. Kilis Ansiklopedisini konuştuk. Yardımcı olacağını zaten daha önce de söyledi, yeniden hatırlattı. Mustafa Alpaydın yeni yayınlanan Kilis’te Kuşluk Vakti adlı şiir kitabını imzalayarak verdi. Kapağın ön tarafında kocaman bir zeytin ağacı, Kadı Camiinin önünden Cumhuriyet Caddesine giriş resmediliyor. En fazla dikkat çeken zeytin ağacı ve Kadı Camii minaresi oluyor. Arka kapakta ise dağ köyünün eteğinde bir atın çektiği tarihi değirmende yaşlı bir köylünün torunu ile birlikte buğday öğütmesi fotoğraflanmış. Baskı tertemiz.

KİLİSTE KUŞLUK VAKTİ’Nİ YAŞAMAK

Mustafa Alpaydın (1948) Hududeli, Gaziantep Haber ve Uyanış gazetelerinde çalışmış bir fikir emekçisi. Daha sonra kamu görevi yaptı ve 2003 yılında kendi isteğiyle emekli olmuş bir şair. Dört güzel evlada sahip… Dizelerinde memleket ve hasret duygusu hâkim. Mustafa Alpaydın sezgileri güçlü, çağrışımları yerinde, imgeleri önde bir şair. Ana tema ise Kilis. Yerel kelime ve deyimler de kullanıyor. Şöyle diyor bir şiirinde;

Kara sevda çekene tabip bulamaz çare,

Ben sevdim eller aldı, yüreğim pare pare,

“Çadır altı minare, el ettim nazlı yâre”

Beni derbeder eder Kilis’in Türküleri.

Mustafa Alpaydın’ın Kilis’te Kuşluk Vakti adlı şiirlerini Ankara Kilis Kültür Derneği Genel Merkezi 28. Kitabı olarak yayınlamış. İyi de etmiş. Şık olmuş.

Hayırsever işadamı Mehmet Evran olmazsa olmaz dostlarımdan.

Her şartta ve ahvalde mutlaka uğrar bir çayını içerim.

Mehmet Çetin ile tanıştırdım.

Başka dostlar geldi sonra.

Konu konuyu açtı.

Muhabbet ettik.

Ofisinde, yemekte, çay-kahve içerken birçok hemşerimizle konuştum.

NE OLACAK ŞİMDİ?

2019’da eğer erken seçim olmazsa bu seçimi çok arkadaşımız milletvekili ve yerel seçimlerin aynı günde yapılmasına benzetti. Önce belediye başkanlığı seçimi, ardından milletvekili ve cumhurbaşkanlığı seçimi gerçekleşecek. Diyorlar ki Recep Tayyip Erdoğan için “evet”, ancak milletvekili ve belediye başkanı adaylarına hemen “evet” demek yok. Onca tecrübeden sonra halkın feraseti öne çıkmıştır. Partiye göre değil, adamına göre “evet”. Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın metal yorgunluğu diyerek hem gençleştirme ve hem de yenilenme biçiminde tasarruflara gitmesine gerekçe gösteriyorlar. İstifa edecek belediye başkanı sayısının da 30 kadar olduğu iddia ediliyor. Ayrıca önümüzdeki seçimlerde bakanlar TBMM dışından olacak. Milletvekilleri sadece hükümetin tasarruflarını değerlendirecek. Arka da çıkacak, eleştiri de yapabilecek.

“Kilis’in ensar konumunu acaba Ankara görebiliyor mu?” diye soranlar var. Bazı siyasiler birkaç gün ortadan kaybolduktan sonra dönüp memlekete geldiklerinde, külliyede görüşmeler yaptıklarını anlatıyorlarmış. Vatandaş soruyor o zaman neden Gaziantep’e Suriye iç savaşından sonra mültecilerin artması ve genel ihtiyaç üzerine iki hastane yapılmasına karşılık hala Kilis’e neden yapılmıyor? Bu ne uzun bekleyiş böyle?. Zaten bu yüzden az kalsın Kilis Ceza ve Tutukevi de İslahiye’ye gitmeden kıl payı kurtarılarak Kilis’e yapılmış. Bütün illerin birbirine bağlantısı duble yollarla yapılırken neden Hatay ve İskenderun’a ulaşmak için Kilis İslahiye yolu duble değil? Sık sık trafik kazasının olduğu Dinazor Parkı etrafında neden alt geçit yok? Kilis’te nikâh salonu acaba ne zaman inşa edilecek? Sebze –meyve hali bu haliyle Kilis’e layık mıdır? Neden yenisi yapılmıyor? Hele bir hemşerimiz demez mi “İki milletvekili neden birbirine limoni?! Neyi paylaşamıyorlar? Bilen var mı? Aklımızla alay mı ediyorlar?”

 

AYDINLARIMIZIN DAYANIŞMASI

Mehmet Yandak bizi Murtaza Camii’nin yakınındaki bir Halep tatlıcısına götürdü. Değişik tatlılar vardı. Çok methediyorlar ama bana o mini baklavalar ağır geldi. Geçer not vermedim.

Akşam Şıh Efendi’nin tekkesinin önündeki kaldırımda cevizli künefe ve dondurmaya davet edildik. Tatlı tatlı esen, ancak üşütmeyen bir sonbahar akşamı idi. Kalabalık bir gruptu. Genelde işadamları ve bürokratlar vardı. Halepli Abdo Canıtatlı sataşmalarıyla bütün arkadaşlarının ilgi merkeziydi. Sait Baytaz Bey “hoş geldin” dedi. Teker teker tokalaşarak merhabalaştım. Mehmet Evran, Mehmet Candemir, Alaattin Gazioğlu, Dr. Turgay Happani, Hasan Çelebi, Mustafa Çelebi, Mennan Korkmaz, Mehmet Kara, Mustafa Kurt, Hacı Nuri Hidayet,  İbrahim Alitinoğlu ile alkışlanacak bir dayanışma ve beraberlik gördüm. Hem latifelerle birbirlerine takılıyorlar, hem de muhabbetleri kavileşiyordu.

Bu dostluk dayanışması haftada bir olsa da, her gün sabah 07.00 ile 08.30 arasında Ecz. Mennan Korkmaz’ın yerinde de tekrarlanıyormuş. Bu birliktelik Kilis’in arını için çok önemli ipuçları veriyor. Umudumuz artıyor.

KIRLARA KAÇIŞ

Ben sanıyorum ki Deli Ozan Fikret Oğuztürk Kilis’te oturuyor, Polateli yolundaki çiftlik evine hafta sonları hobi olarak gidiyor. Meğer tam tersi… Kilis içinde evi yok ofisi var. Çiftlik evi gibi görünen yer ise ikametgâhı. Pazar günü oraya gittik. Çok güzel bir çiftlik evi kurmuş. 5-6 dönümlük büyük ir yer. Su yarıl şarıl akıyor. Her türlü meyve ağacı ekmiş. Bir ay önce gelinse imiş süper incirler yiyecekmişiz. Kısmet değilmiş. Ama narı, elmayı ve Trabzon hurmasını afiyetle yedik. Yenge Hanım mercimek köftesi yapmıştı. Ayrıca ev turşuları geldi masamıza. Çok acıktığımızdan mı, nefis olduğundan mı sünnetledik. Üzerine kahve, ardından çay geldi. Kardeş Fatih koşturup durdu. Kilis’te artık evlerde bile soruluyor “kaçak mı, Türk çayı mı?” diye. Türk çayı daha lezzetli ve hafif… Fikret Oğuztürk şiirler okudu anekdotlar aktardı. Bir de serzenişi vardı “Milletvekillerimiz için can hıraş çalıştım. Amacımıza da ulaştık. Ancak beni bin pişman ettiler. Bir daha tövbe” demez mi? Önce sağlık. Gerisinin tümüyle telafisi mümkün… Gün kararmadan Kilis’e döndük.

Fikret Oğuztürk’ün yerini gördükten sonra bütün batı ülkelerinde olduğu gibi şehir içinden ikametgâhlar dışarıya doğru yayılacak. Hele Suriye’de iç savaş bittikten sonra Polateli Organize Sanayi bölgesi de hayata geçirilirse bölgedeki topraklar altın gibi kıymetlenecek. Zaten Limak da bölgeye bir çimento fabrikası kuruyormuş. Çok akıllı bir yatırım. İnşallah Suriye’nin yeniden imarına başlandığında Kilis’imize çok iş düşecek, çok ekmek yenecek bu yeni imkândan.

JAPON SORUYOR; ASMA YAPRAĞI YENİR Mİ?

Akşam uygulama oteline Kilis Üniversitesi Rektör Yardımcısı Prof. Dr. Nazım Şekeroğlu geldi. Balkonda sütlü kahve içtik. Yurt dışı temaslarını anlattı. Bir husus dikkatimi çekti. Japonlar asma yaprağının yendiğini bilmiyormuş. İşte yeni bir ihracat maddesi daha… Pirpirimin (semizotu) üzerinde de araştırmalar yapıyorlarmış. İşte ikinci bir ihracat ürünü daha… Kilis için önümüzdeki yıllarda sanki müjdeler var gibi geliyor bana. Üstelik neden olmasın? Sibirya’da 40 bin nüfuslu yeni şehir kuran bir hemşerimiz olduğunu her halde biliyorsunuz. İstanbul Kavacık’ta ikamet ediyor.

Geç saatte Mehmet Çetin’i Ankara’ya yolcu ettik.

Sabah kahvaltıyı Polievi’nde üniversiteden akademisyenlerle birlikte yaptık. Polisevi kalabalıktı kahvaltıda. Sonra öğrendim ki artık sadece hafta sonu sabah kahvaltıları değil, hafta içinde bile aileler lokantalara gelerek yemek yiyorlarmış. Bir arkadaşıma göre Kilis’te yaşayan hanımların bir bölümü de evinde yemek yapmaya pek yanaşmıyor, gerektiğinde telefonla sipariş ediyormuş. Yahut maile konuklarıyla birlikte lokantalara gidiliyormuş. Bu nedenle de aile lokantalarının sayısında artış kaydedilmiş.

Bu da önemli bir gelişme Kilis için.

 

KUTLAMALARDA KURUYEMİŞ

Bir gün sonra da ben İstanbul’a uçacağım.

Kaç defa uğradıksa Kilis Üniversitesi Kütüphane ve Dokümantasyon Daire Başkanlığına atanan dostumuz Cahit Faruk İslamoğlu’na görüşemedik. Mehmet Çetin de üzülmüştü. Yerinde olduğunu öğrenince hemen gittim, kutladım.  Odasında musafaha ettik, çay içtik. Sohbete başladık. Büyük sehpanın üzerinde küçük kaplarda hurma, fıstık, ceviz içi, kuru horoz karası, fındık ve badem vardı. “Bunlar nedir?” diye sordum. Meğer bir kutlama oluyorsa böyle bir gelenek varmış Kilis’te yahut yeni başlatılmış. Kutlamaya gelenlere ikram edilirmiş. Bu ürünlerin en tazesi ve sağlıklısı da Şehitler Abidesinin oradaki ağzı eğrinin kuru yemişçi dükkanında bulunurmuş. Yani Nezih Kuru Yemişçisi’nde.

Cahit Faruk İslamoğlu önce yeni üniversite yönetiminin yaptıklarını anlattı,  İnciraltı sosyal tesislerine götürerek dondurma ikram etti. Gerçekten çok şık bir yer olmuş. Öğle yemeğini de burada yemek mümkünmüş. Sonra alış veriş için birlikte şehre indik. Kayınpederi Mehmet Bozgeyik Beye de selam gönderdim.

 

HAKET HAKET HANGİLKOZ ve KASAP ÖKKEŞ USTA

Veda ziyaretlerine başladım.

Önce Ankara’da gerçekleştirdiğimiz Kilis Zirvesi’ne Kars’tan katılarak tebliğ sunun Prof. Dr. Metin Akis’e gittim. Odasını ararken Doç. Dr. Halim Avcı ile tanıştım. Eniştemiz imiş meğer. Kilis’ten evli. Analitik kimyacı Halim Avcı. Çok sıcak bir akademisyen… Prof. Dr. Metin Akis’i arayarak yanında olduğumu belirtti. Henüz çaylarımızı bitirmiştik ki Metin Hoca teşrif etti. Odasına çıktık. Az da olsa oturmuştuk ki Yrd. Doç. Dr. Hüseyin Doğramacıoğlu geldi. “Ağabey sana bir kitabımı vermek istiyorum. Sizi görmem iyi oldu. Hep aklımdaydınız. Demek şimdi kısmetmiş” diyerek odasına gidip geri geldi. Elinde ders kitabı boyunda 500 sahifelik kocaman bir kitap. Adı; Kilis Masalları Derleme ve İnceleme. İmzalayıp verdi. Çocukluğuma gittim sıfır saniyede. Rahmetli Rasih Güvenir Dayımın anlattığı masallara takıldım. “Haket haket hangilkoz / Biri sıçan biri boz / Çıktım Halep yoluna / Halep yolu taşlıca” diyen sesler kulaklarımda çınladı. Günümüzün çocuklarını böyle bir ayrıcalığı yok. İyi mi, değil mi bilmiyorum ama keşke bu konuda da bilimsel araştırmalar yapılsa.

Prof. Dr. Metin Akis ile birlikte yemeğe çıktık. Yemeğin özel bir tarafı varmış meğer. Bir grup akademisyen kendi aralarındaki anlaşmaya göre kim ilkeleri çiğnenirse o tüm heyeti yemeğe götürüyor. Mesela sigara içilmesi gibi… Araçlara bindik doğru Kebapçı Ökkeş Korkmaz’a. Üniversiteye de çok yakın. Ökkeş Usta İstanbul Kadıköy Bağdat Caddesinde 8 yıl kadar çalışmış, bakmış istediği gibi olmuyor, yeniden Kilis’e dönmüş. Mutlu ve bilinen bir marka olmuş. Gerçekten Prof. Dr. Metin Akis, Doç. Dr. Mehmet Ali Yıldırım, Yardımcı Doçentler İsmail Pehlivan, Ali Gürsel, Serhat Kuzucu, Araştırma Görevlileri Ramazan Çelen, Hilal Kutlu ve Gülten Silindir için üç tepsi Kilis Sini Kebabı yapmıştı ki parmaklarını birlikte yiyebilirdiniz. Etin altına da patlıcan koymuştu. Ellerine sağlık Ökkeş Usta. Kilis’te ustalarımızın sayısı artıyor bu hayra alamet işte.

KARAR

Akşama doğru hem vedalaşmak, hem son durum değerlendirmesi yapmak üzere Prof. Dr. Ruhat Yaşar ve Rektör danışmanı Erdinç Gülcü ile birlikte toplandık. O kadar çok şey yedim içtim ki, hiç birimiz bir şey sipariş etmedik. Kilis Ansiklopedisi’ni Kilis 7 Aralık Üniversitesi siyasete bulaşmadan hazırlayacak. Sonra vedalaştık. Kasım ayı sonuna doğru Kilis Ansiklopedisi için Kilis’te bir çalıştay düzenlenerek son değerlendirmeler yapılacak.

BU SİT ALANI KONUSU DA NEDİR?

Valizimi hazırladım.

Araç bekliyorum beni Gaziantep Havaalanına götürmek için.

Uygulama Oteli lobisinde biri oturmuş, dergileri karıştırıyor. Tanıştık. İstanbul’da Kilisli bir işadamı… Göktürk’te oturuyor. Adı Faruk Kınacı… Benim sınıf arkadaşım Osman Kınacı’nın ağabeyi. Gözleri doldu. Osman ve ortanca ağabeyini bir iş seyahati için gittikleri Diyarbakır’da kamyonları Fırat’a düşmüş. Her ikisi de boğularak can vermiş. Osman’ın cesedi de bulunamamış. Fatiha verdik her iki Kınacı’ya da. Mekânları cennet olsun. Faruk Kınacı önce Almanya’da yaşamış, daha sonra İstanbul’a taşınmış. Kilis Şehitler Abidesinin simetrisindeki köşede buğday hanları vardı. Çok iyi hatırlıyorum. Faruk Kınacı bunun için gelmiş. Bu Kınacı Han çökmek üzere… SİT alanı içinde olduğu için hiç bir şeye müsaade edilmiyormuş. “Dur bakalım nasıl çözeceğiz” deyip kara kara düşünüyordu. Bu konuda uzman mimar Sıdıka Bebekoğlu’nu söyledim. Meğer daha önce görüşmüş. Hala bir çıkış yolu arıyor. Faruk Kınacı üzgün olarak yemek için müsaade istedi ve lokantaya geçti.

Kadim Kilis’teki eski tarihi evlerde artık Suriyeli mülteciler oturuyor. Harabe evleri tamir edip oturan Suriyeliler de var, mevcut haliyle iktifa edenler de. Oysa bu evlerin tümüne yakını da tarihi dokusu olan mekânlar veya SİT alanı içindeki evler! Peki, bundan sonrasında ne olacak, nasıl olacak?

Beni de havaalanına götürecek araç gelmişti zaten. Şanlıurfalı sürücüyle yola koyulduk. Yolda birkaç yerde askeri denetim vardı. Bize yol verdiler. Geçtik. Gaziantep Havaalanına vaktinden de evvel vardık. İstanbul’da böyle bir şey hiç mümkün mü?! Dakikası dakikasına ulaşabilirsin. Yahut uçağı kaçırırsın. Hoşça kal Kilis, Elveda Gaziantep, Ver Elini İstanbul…

 

_____

____________________

 

RESİMLER:

1) Kilis 7 Aralık Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Mustafa Doğan Karakocoşkun, verdiği kahvaltıda akademisyenler ve yazarlar ile birlikte

2) Kilis 7 Aralık Üniversitesi’nin haber bülteni

3) Kilis 7 Aralık Üniversitesi öğrencileri coşku ile arkadaşlıklarını kutluyorlar

4) Kilis Üniversitesi’nin yeni dönem programı yayınlandı

5) Kilis Üniversitesi’nin muhteşem Kütüphane ve Dokümantasyon Merkezi tanıtım kitapçığı

6) Ayhan Çiftçigüzeli, Şair Fikret Oğuztürk, Yazar Mehmet Çetin, Avukat Hüseyin Külekçioğlu, STK Başkanı Mehmet Yandak, Gazi Albay Hüseyin Kılbaş yazarımız Mehmet Cemal Çiftçigüzeliyle birlikte Kilis İnsani Yardım Derneği’nde sohbette durum değerlendirmesi yapıyorlar.

7) Kilis Belediyesine nezaket  ve bilgilendirme ziyareti. Başkan Yardımcısı Cuma Özdemir, Prof. Dr. Ruhat Yaşar, Mehmet Çetin, Yazarımız Mehmet Cemal Çiftçigüzeli ve Erdinç Gülcü ile.

8) Öğretmen Rahmetli Adil Türköz’ün babası, Dr. Hüsnü, Bankacı Meral, merhum Prof. Dr. Mehmet ve Öğretmen Ahmet’in dedeleri Hacı Muhittinzade Hüseyin Hüsnü Efendi’nin şiirlerinin yayınlandı bir kitap kapağı.

9) Hızla gelişen Yeni Kilis Semtindeki sohbette Yazar Mehmet Çetin, Mehmet Yandak, Gazeteci Ahmet Ekinci, Yavuz Yedili ve yazarımız Mehmet Cemal Çiftçigüzeli

10) Hâlâ kendi malı olmayan, ancak çok başarılı çalışmalar yapan Kilis Musiki Derneği’nde dostlar bir arada; Osman Özduygu, şairimiz Mustafa Alpaydın, Yazarlarımız Uğur Elhan, Hasan Şahmaranoğlu, Aile ve Sosyal Politikalar Bakanlığı Kilis İl Müdürü Mahmut Kaçarlar, Yazar Mehmet Çetin ve Mehmet Cemal Çiftçigüzeli.

11) Akcurun’un kadim mekânlarından tarihi camii önünde Mehmet Çetin, Hasan Şahmaran ve Mahmut Kaçarlar.

12) SİT Bölgesi içindeki Akcurun Çınarlatı’nda Kilis’in aydınları Atila’nın çaylarını yudumlarken Kilis üzerine konuşuyorlar. Burası artık bir cazibe merkezi oldu.

13) Akcurun’un kadim ailelerinden geriye kalan Şazimet Muhtar. Kilis’te bir yaşlı nesil kendini her şeyi ile belli ediyor. Tek arzuları alaka görmek…

14) Kilis aydınlarının çay sohbetinde İbni Haldun’dan son yayınlara, sosyal hayata ve gündeme kadar her şey tartışılıyor. Resimde eski mezarlık bitişiğindeki mütevazı çay ocağında Kilis’in aydınlık yüzü Dr. Ahmet Bulut, Yazar Mehmet Çetin, Mehmet Yandak, Mahmut Günal, Ahmet Yılan, Ahmet Gürbüz, Prof. Dr. İbrahim Halil Seyrek, Kamil Özköylü, İbrahim Uysal ve Ali Ziya Yapıcıoğlu konjonktürü de değerlendiriyorlar.

15) Polisevi’nde sabah kahvaltısı sonrası bahçede Kilis Ansiklopedisi muhabbeti yapan yazarlar Mehmet Çetin, Mehmet Cemal Çiftçigüzeli ve akademisyenler Prof. Dr. Ruhat Yaşar, Muhammet Hüküm ile Erdinç Gülcü.

16) Mehmet Yandak’ın lokomotifliğinde giden ve önemli hizmetler yapan Kilis İnsani Yardım Derneği’nde (2014) Yazar Mehmet Çetin, Mimar Sıdıka Bebekoğlu, Araştırmacı Abdulhamit Tektuna, yazarımız Mehmet Cemal Çiftçigüzeli ve Gazeteci Ahmet Çağlar.

17) Deli Ozan lakaplı Şair Fikret Oğuztürk’ün Polateli yolu  üzerinde çiftlik evinde yazarımız Mehmet Cemal Çiftçigüzeli, Mehmet Çetin, ev sahibi Fikret Oğuztürk, Mahmut Kaçarlar ve Mehmet Yandak.

18) Fikret Oğuztürk’ün Kilis’e 10 km uzaklıkta yaşadığı ve Gönül Bahçemiz diyerek dostlarını ağırladığı mor dağların eteğinde güneş batarken.

19) Kilis Üniversitesi Kütüphane ve Dokümantasyon Merkezi çalışanları ve yazarlar Mehmet Cemal Çiftçigüzeli, Mehmet Çetin ve Abdulhamit Tektuna le birlikte.

20) Kilis domates ezme kebabı sonrası Mahmut Kaçarlar, yazarımız Mehmet Cemal Çiftçigüzeli ve Mehmet Çetin ile.

21) Kilis Kültür Derneği Genel Merkezinin yayınladığı Kilis Masalları. Araştırmacısı artık Kilis Üniversitesi Tarih bölümünde öğretim üyesi hemşehrimiz Doçent Dr. Hüseyin Doğramacı.

Benzer Haberler

MÜZE Ekmek Müzesi kuruluyormuş. İyi… Hiç değilse ekmek bulamayanlar gidip ziyaret eder!…...

Yorum 
0

Prof. Dr. Alâeddin Yavaşca Hocamızın Kilis Sevgisi ve Muhteşem Eserleri: Alaeddin Yavaşca’nın...

Yorum 
0

Mehmet Şenay TAŞKENT   Geçtiğimiz hafta içerisinde elim bir trafik kazası sonucu ömrünün...

Yorum 
0


Yorumlar

İsim: E-posta: Yorumunuz:
*


SON EKLENEN HABERLER

79. BOYUT / Ahmet BARUTÇU

MÜZE Ekmek Müzesi kuruluyormuş. İyi… Hiç değilse ekmek bulamayanlar...

Alaeddin Yavaşca’nın Soygeçmişi

Prof. Dr. Alâeddin Yavaşca Hocamızın Kilis Sevgisi ve Muhteşem Eserleri:...

Kilisliler Balıkçı Yılmaz Abisini K...

Mehmet Şenay TAŞKENT   Geçtiğimiz hafta içerisinde elim bir trafik kazası...

Yardımlaşma Duygusunu Yaşayabilmeli...

M. Yahya EFE   Sevgili okurlarım, yoksullukla mücadelede yardımlaşmanın...

HÜZÜN OLDU

Süyükten atladım, açtım tağayı Katrembezzırkazırkakıkla dolu Sellenin...

Kömüre yüzde 35 zam geldi

Katı Yakıt Satıcılar Derneği Başkanı Mehmet Tiryakioğlu, kömüre yüzde...

Parkomat pazar günleri ücretsiz

Kilis’te bir süredir uygulamaya başlanan parkomat sisteminde bazı değişiklikler...

Soba zehirlenmelerine dikkat!

Kilis İl Sağlık Müdürü Dr. Turgay Happani, Türkiye’de her yıl özellikle...

Kelle satışları arttı

Kilis’te işkembe, kuzu kelle, kuzu ayak, dana ayak ve diğer sakatat ürünlerin...

Çiftçiler susuzluğu yeraltı sularıy...

Kilis’te kuraklıkla boğuşan çiftçiler, ürünlerini yer altı kaynaklarından...

Yaşlılara bakım hizmeti sürüyor...

Kilis Belediyesi Kadın Meslek Zenginleştirme Merkezlerindeki saha tarama ekipleri...

Telkâri kursu ilgi görüyor

Kilis Belediyesi Hanımeli Kadınlar Meslek Zenginleştirme Merkezinde devam eden...

Kilis’te tarım alanları azalıyor...

Kilis’te tarım alanlarının giderek azaldığı belirtildi. Kilisli çiftçiler,...

Kilis’te gençler arasında dövme sal...

Kilis’te son zamanlarda gençler arasında dövme salgını başladı. Birbirlerinin...

Bilezikleri alarak kaçtı [ASAYİŞ TU...

Kilis’te Suriyeli bir şahıs, çalıştığı işyerindeki bilezikleri, sahtesiyle...

79. BOYUT / Ahmet BARUTÇU

DOLMUŞ Vatandaşlar dolmuşa da kredi kartıyla binebilecekmiş. Bizi amma dolmuşa...

Genç Yaşta Başarı Gösteren Üç Dev A...

Prof. Dr. Alâeddin Yavaşca Hocamızın Kilis Sevgisi ve Muhteşem Eserleri:...

Bir Geminin Güvertesinden

Nejat TAŞKIN     Haydarpaşa-Karaköy, Kadıköy-Karaköy arasında çalışan...