Dolar 32,9866
Euro 36,0261
Altın 2.558,96
Adana Adıyaman Afyon Ağrı Aksaray Amasya Ankara Antalya Ardahan Artvin Aydın Balıkesir Bartın Batman Bayburt Bilecik Bingöl Bitlis Bolu Burdur Bursa Çanakkale Çankırı Çorum Denizli Diyarbakır Düzce Edirne Elazığ Erzincan Erzurum Eskişehir Gaziantep Giresun Gümüşhane Hakkari Hatay Iğdır Isparta İstanbul İzmir K.Maraş Karabük Karaman Kars Kastamonu Kayseri Kırıkkale Kırklareli Kırşehir Kilis Kocaeli Konya Kütahya Malatya Manisa Mardin Mersin Muğla Muş Nevşehir Niğde Ordu Osmaniye Rize Sakarya Samsun Siirt Sinop Sivas Şanlıurfa Şırnak Tekirdağ Tokat Trabzon Tunceli Uşak Van Yalova Yozgat Zonguldak
Kilis 36°C
Açık
Kilis
36°C
Açık
Pts 36°C
Sal 36°C
Çar 38°C
Per 37°C

Merhum Dr. Muhittin Sağlık Hatıralarından Yansıyanlar-14

Merhum Dr. Muhittin Sağlık Hatıralarından Yansıyanlar-14
A+
A-
11.03.2015
402
ABONE OL

Nejat TAŞKIN

Halep’in Akyol kapısından, askeri hastaneye gidecek yolun üzerinde, yüksek bir tepede bu mezarlık vardır ki; vaktiyle Urfa’yı ve Halep’i yedi istilasına geçiren Mısırlı Mehmet Ali Paşa’nın aşçıbaşısı, çamaşırcıbaşısı ve yakınlarının mezarları muazzam heykeller halinde, baş taşları kavuklu olarak mevcuttur.

Bu mezarlığın karşısında bir küçük Mevlevi Tekkesi vardır. Tekkenin içinde mezar taşlarına yazılı birçok beyitlerden biri şöyledir:

 

Hanedanımdan göçüp, gurbette verdim Hakku can,

Enisim, hem demim yoktur, Mevlâ bana imdat ede.

 

Bu beydin yazılı olduğu mezar, vaktiyle yoğurtlanarak Halep’e sürgün edilen bir Urfalınındır.

Artık Halep askeri Rüştiyesini bitirmiş, elime şadatnâmemi almıştım. Yarını düşünmek gerekiyordu artık, istikbalin bağrına bir taş dayamak, dayağım taşa harç koymak lüzumu vardı. Ben kendimi düşünmeliydim. Şimdiki gibi değildi.
Mektebin hazır, gel oku. Ne güzel bu anlam… Şimdi böyle, hem de okuyana kapı çok ya o zaman işte ben o zaman, diploma elimde, mücadelezırhına bürünüyorum.

İstanbul Askeri tıbbiyesine gideceğim. Yepyeni bir hayat başlayacak, yine yepyeni bir âleme yan yana olacağım.

Halep’ten ayrılmazdan önce, ne olur ne olmaz düşüncesiyle mektebe geleyim mi diye telgraf çektim. Ve mektebe gel cevabını aldım. Bu telgraf, yarınımın ilk adımıydı. Artık İstanbul’a doğru uzanıyorum. Ve İstanbul’dayım. Elimdeki telgrafla birlikte, İstanbul Çengelköy’ü tıbbı idadiye mektebine gittim ve kaydoldum Fakat etrafımdan anladığıma göre, üç sene burasıydı.
Altı senede tıbbiyeyi şaniyede dedikleri tahsil başlayacaktı.

Bir perşembe günü, mektepten izinli çıktığımız zaman Hacı Davut vapuruna bilet alarak bindim ve doğru İskenderun’a geldim.

Alışamadığım bir hava vardı. İstanbul’u tanımıyordum, tanıtanlarda yoktu bana. Dokuz seneyi duyunca sıkılmış, bu gurbete nasıl, tahammül edeceğim diye düşünmüştüm. Kaçmak, en iyi yoldu benim için. Bu yolu buldum ve Hacı Davut vapuru beni İskenderun’a getirdi. Burada da çok kalamadım, Halep yoluyla Bap’a geldim. Pederimin yanında iki sene kadar kalarak, ufak tefek sivil memuriyetlerde bulundum.

Bir yaz mevsiminde Halep’e indim. İlk karşılaştığım sima; mektep müdürü Sabri Bey’di. Sabri Bey, beni yanına aldı. Doğru mektebe götürerek hakkımda gelen telgrafı gösterdi.

– Seni arıyorlar, sen firar etmişsin, dedi. Ve ilave etti: Ben seni yeniden göndereceğim. Seni böyle Halep kıyafetiyle görmek istemiyorum, diyerek iki senelik müddetimin hastalıkla geçtiğini ve hasta olduğum için kaçtığımı ifade eden bir de evrak tanzim, ettirdi. Artık yarın gideceksin, dedi.

Ben de o geceyi Kubbe haninde geçirerek ertesi gün öğlenden sonra, tatar dedikleri posta hayvanına bindim, cumartesi sabahleyin erken İskenderun’a geldim. Hacı Davut vapuru, kaçırdığı adamı yeniden götürecekmiş gibi, rıhtımda beni bekliyordu. Yine biletimi aldım, vapura bindim. Ve on beş gün içinde İstanbul’a geldim.

İstanbul’a gelişle artık her şeye veda etmiştim. Bap kazasında bulunan_ pederim Yüzbaşı Mehmet ve validem Hatice. Hemşerilerim Zekiye. Zahide, Kardeşim Nuri, akraba ve dostlarım çok uzaklarda kalan insanların haletiruhiyesini taşıyordu.

(Devam edecek)

YORUMLAR

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu yukarıdaki form aracılığıyla siz yapabilirsiniz.