Dolar 9,3418
Euro 10,8711
Altın 533,61
Adana Adıyaman Afyon Ağrı Aksaray Amasya Ankara Antalya Ardahan Artvin Aydın Balıkesir Bartın Batman Bayburt Bilecik Bingöl Bitlis Bolu Burdur Bursa Çanakkale Çankırı Çorum Denizli Diyarbakır Düzce Edirne Elazığ Erzincan Erzurum Eskişehir Gaziantep Giresun Gümüşhane Hakkari Hatay Iğdır Isparta İstanbul İzmir K.Maraş Karabük Karaman Kars Kastamonu Kayseri Kırıkkale Kırklareli Kırşehir Kilis Kocaeli Konya Kütahya Malatya Manisa Mardin Mersin Muğla Muş Nevşehir Niğde Ordu Osmaniye Rize Sakarya Samsun Siirt Sinop Sivas Şanlıurfa Şırnak Tekirdağ Tokat Trabzon Tunceli Uşak Van Yalova Yozgat Zonguldak
Kilis 29°C
Parçalı Bulutlu
Kilis
29°C
Parçalı Bulutlu
Per 30°C
Cum 30°C
Cts 31°C
Paz 24°C

Metropol Hayatı

Metropol Hayatı
A+
A-
13.03.2018
68
ABONE OL

Metin MERCİMEK

“METROPOLLERİN STRESİNDEN KURTULMAK İÇİN, HAFTA SONLARI MUTLAKA DOĞA İLE BAŞ BAŞA KALMAK GEREKİR.”
Metropol denildiği zaman, hemen aklımıza İstanbul gelir. Çünkü Anakent anlamını taşıyan metropol kültür, finans, ve ekonomi yönünden gelişmiş bir şehir niteliğindedir. Ayrıca metropol, mimari, dini, kültürü, nüfusu, ekonomisi, tarihi ve medeniyeti açısından da çok zengin olan büyük bir kenttir.
Metropol hayatı içinde barındıran İstanbul, hem ulaşımda hem de sosyal olabilecek konumda tamamen bir aktivite konumundadır. İstanbul’da bir semtten diğer bir semte gitmek hayli zor ve yorucudur. Hemen hemen her gün trafiğin yoğun olduğu bu şehirde, özel arabamız yerine toplu taşıtları kullanmak daha uygun olmaktadır. Asya Yakası’ndan Avrupa Yakası’na geçişlerde, metrobüs, Marmaray ve vapur yolculuğu önde gelmekte, diğer deniz aşırı olmayan yörelerde ise otobüs, minibüs, dolmuş, taksi ve metro kullanılmaktadır. Özellikle trafik yoğunluğu nedeniyle daha çok metro tercih edilmektedir.
Gerek metroda, gerek metrobüste, gerek Marmaray’da, gerekse vapur yolculuğunda, insanların nelerle uğraştıklarına şahit oldum. Yolcuların dörtte birinden fazlası cep telefonlarıyla ilgileniyor. Altıda biri müzik dinliyor, beşte biri insanları gözlemliyor, sekizde biri dışarıyı gözlemliyor (bu sayı vapur yolculuğunda daha fazla), yirmi de biri kitap okuyor, sohbet edenler ise hayli az durumda.
Diğer taraftan, yolculardan birinin hastalanması veya olumsuz bir durum olması halinde, hemen hemen bütün yolcular yardımcı olmaya çalışıyor. Ancak hırsızlık vakalarında ya da kap kaç olaylarında bu oran yüzde altmışlara düşüyor. Taciz durumlarında ise bu oran, hastalanma durumlarında olduğu gibi tekrar yükselip, yolcuların tümü buna karşı koyuyor.
İstanbul’un trafik yoğunluğunun en çok yaşandığı semtler de vardır. Bunlardan en önde gelen semt, Kadıköy Şükrü Saraçoğlu Stadyomu’nun bulunduğu yer ve çevresidir. Maç olduğu günler, Şükrü Saraçoğlu Stadyomu’nun tüm yolları tamamen kilitlenmekte. O nedenle Fenerbahçe maçalarını önceden takip etmek ve o güzergâhı temkinli olarak kullanmak gerekir.

Ayrıca, İstanbul’da metropol hayatını yaşayan insanlara bir göz attığımız zaman, önce farklı tipte ve farklı dinamiklerde çok sayıda insanları görürüz. Çok sayıda insanların bir arada bulunması, onları psikolojik yalnızlaşmaya ve yabancılaşmaya itmektedir. Bunun yanı sıra, insan ilişkileri yüzeysel bir duruma bürünmekte, sosyal ağlar ise yapay hale gelmektedir. Daha doğrusu metropol hayatta kişi, kendine ve yaşadığı topluma yabancılaşmaktadır.
Görüldüğü üzere metropol hayatını içine alan İstanbul’da ikamet etmemiz gerekiyorsa, öncelikle belirli bir plan çerçevesinde hareket etmemiz ve metropolün stresinden kurtulmak için de, elden geldiği kadar hafta sonları doğa ile baş başa kalmamız gerektiğini düşünüyorum.
Hoşça kalın.

YORUMLAR

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu yukarıdaki form aracılığıyla siz yapabilirsiniz.