Dolar 13,3183
Euro 15,0914
Altın 763,88
Adana Adıyaman Afyon Ağrı Aksaray Amasya Ankara Antalya Ardahan Artvin Aydın Balıkesir Bartın Batman Bayburt Bilecik Bingöl Bitlis Bolu Burdur Bursa Çanakkale Çankırı Çorum Denizli Diyarbakır Düzce Edirne Elazığ Erzincan Erzurum Eskişehir Gaziantep Giresun Gümüşhane Hakkari Hatay Iğdır Isparta İstanbul İzmir K.Maraş Karabük Karaman Kars Kastamonu Kayseri Kırıkkale Kırklareli Kırşehir Kilis Kocaeli Konya Kütahya Malatya Manisa Mardin Mersin Muğla Muş Nevşehir Niğde Ordu Osmaniye Rize Sakarya Samsun Siirt Sinop Sivas Şanlıurfa Şırnak Tekirdağ Tokat Trabzon Tunceli Uşak Van Yalova Yozgat Zonguldak
Kilis 15°C
Sağanak Yağışlı
Kilis
15°C
Sağanak Yağışlı
Per 13°C
Cum 14°C
Cts 14°C
Paz 14°C

Nara Sesleri Bitti, Siren Sesleri Başladı

Nara Sesleri Bitti, Siren Sesleri Başladı
A+
A-
25.12.2015
70
ABONE OL

Metin MERCİMEK

“HEM YİĞİT HEM KORKUSUZ HEM DE CANLARINI HİÇE SAYARCASINA ATEŞİN İÇİNE GİREN TULUMBACILAR, NARA ATARAK YANGINI SÖNDÜRÜRLERDİ.” 

Bir zamanlar tulumbacılar naralar atarak şehirlerin sokaklarında yangın yerlerine koşarak giderlerdi. Özellikle İstanbul sokaklarında Hem yiğit hem korkusuz hem de canlarını hiçe sayarcasına ateşin içine girerlerdi. Bu kutsal görev şimdi büyük tankerli arabalarla yapılmakta olup, şimdinin gönüllüleri bu işi biraz daha korumalı şekilde gerçekleştiriyor.
İtfaiyecilik tarihine bir göz attığımız zaman, ilginç ve o kadar güzel gerçek olayları da görmüş oluruz. 1749 yılında İstanbul’da çıkan yangınları gözlemek için, şimdi İstanbul Üniversitesi Merkez Kampüsü içerisinde yer alan Beyazıt Kulesi inşa edilmiş ve kuleye nöbetçi bir gözcü, bir de kule ağası tayin edilirdi. Kule ağaları gece gündüz hep kulede kaldığından, bilhassa bekâr erkeklerden seçilirdi. Gece vakitleri bir yangın başlangıcı gören gözcü, kule ağasını “AĞA KALK! ÇOCUĞUN OLDU!” diye uyandırır. Eğer yangın Üsküdar, Boğaziçi veya Beyoğlu’ndaysa “ÇOCUĞUN KIZ OLDU AĞA!” der. Yok eğer duman Suriçi İstanbul’dan tütüyorsa “ÇOCUĞUN ERKEKTİR AĞA!” diyerek eklerdi. Bunu sonrasında da  hemen dört tulumbacı, içersinde tulumbalarını sakladıkları sandukaları dört omuza yüklenip, yokuşlarda şahin gibi uçar, düz ovada keklik gibi seker ve yangının olduğunu belirten naraları göklere doğru salarlardı.
7 gün 24 saat sürekli görev başında olan ve canları pahasına ateşlerin içine girme tehlikesinde bulunan itfaiyecilerin bu kutsal mesleği bizlere ta eskiden beri sürdürmekteler. İtfa etmek kelimesinden gelen ve “Söndürmek” anlamında kullanılmış, söndüren için de “İtfaiyeci” olarak tabir edilmiştir. İtfaiyenin ilkini “Tulumbacılar” oluşturmuştur. Osmanlı’da Bedesten tellalında yangın söndürme aletleri bulunuyordu ve ihtiyaç duyulduğu vakit dileyen oradan alırdı. Daha sonra Yavuz Sultan Selim yeniçeri  ocağına bu görevi vererek Tulumbacı Ocağı oluşturmuştur.
Günümüz itfaiye araçlarına gelince, artık yüksek teknoloji hortum aracı, çok fonksiyonlu robotik araç, afet müdahale ve kurtarma aracı, dar alan itfaiye aracı, tünel vantilasyon aracı ve Türkiye’de ilk olan “Alevkartalı” olarak adlandırılan doğal afet ve yangın müdahale helikopteri hizmete girmiş ve kullanılmaya başlanmıştır.
İtfaiyenin görevleri sadece yangın söndürmekten ibaret olmadığını birçok işi icra ettiğini şöyle sıralayabiliriz. İtfaiye bir taraftan yangınlara müdahale ederken, diğer taraftan da her türlü kaza, çökme, patlama, mahsur kalma vs. durumlarda teknik kurtarma gerektiren olaylara müdahale eder ve ilk yardım hizmetini yürütür. Ayrıca arazide, su üstü ve su altında her türlü arama ve kurtarma çalışmalarını gerçekleştirir. Yine su baskınlarına müdahale eder, doğal afetler ve olağanüstü durumlarda oluşan enkaz ve çöküntüler altında can ve mal kurtarma çalışmalarına katılır.
İşte nara atan tulumbacılardan günümüze siren sesleriyle gelen itfaiyeye baktığımız zaman konseptin genişlediğini ve daha geniş bir eğitimle işlerini icra ettiklerini görmekteyiz.
Hoşça kalın.

YORUMLAR

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu yukarıdaki form aracılığıyla siz yapabilirsiniz.