Dolar 32,4221
Euro 34,4442
Altın 2.488,21
Adana Adıyaman Afyon Ağrı Aksaray Amasya Ankara Antalya Ardahan Artvin Aydın Balıkesir Bartın Batman Bayburt Bilecik Bingöl Bitlis Bolu Burdur Bursa Çanakkale Çankırı Çorum Denizli Diyarbakır Düzce Edirne Elazığ Erzincan Erzurum Eskişehir Gaziantep Giresun Gümüşhane Hakkari Hatay Iğdır Isparta İstanbul İzmir K.Maraş Karabük Karaman Kars Kastamonu Kayseri Kırıkkale Kırklareli Kırşehir Kilis Kocaeli Konya Kütahya Malatya Manisa Mardin Mersin Muğla Muş Nevşehir Niğde Ordu Osmaniye Rize Sakarya Samsun Siirt Sinop Sivas Şanlıurfa Şırnak Tekirdağ Tokat Trabzon Tunceli Uşak Van Yalova Yozgat Zonguldak
Kilis 27°C
Açık
Kilis
27°C
Açık
Çar 29°C
Per 24°C
Cum 23°C
Cts 23°C

Ne Yaşar Ne Yaşamazlar; Yaşıyor

Ne Yaşar Ne Yaşamazlar; Yaşıyor
A+
A-
30.03.2017
379
ABONE OL

Bir Mucidin Öyküsü

 

Mehmet Cemal ÇİFTÇİGÜZELİ

 

Aziz Nesin bir gülmece yazarı mıydı? Evet, gülmece yazarıydı. Bütün kitaplarını yıllardır okudum ve okuyorum. Hatta vefatında yazdığım bir değerlendirmeyi ideolojisine olumlu bakmamama ve onların fikren beni tanımalarına rağmen antolojilerine almışlar, armağan kitabına makalemi koymuşlardı… Bana gönderdikleri kitabın içinde de bir not verdi “Yazınızla alakalı telif ödemesi daha sonra yapılacaktır. Selamlar.” Böylesi bir duyarlılık da hoşuma gitmedi değil. Gerçi hala herhangi bir ödeme yapmadılar mevcut bazı yayınevleri gibi ama duyarlılık ve hatırlatma hoştu.  Moskova’ya bağımlı komünist ve ateist olduğu için Aziz Nesin’e pek sıcak bakmazdım. Bakmadım. Gel gelelim Bay Bürokrasi ve emperyalist batıyla alay etmesine gıkım çıkmaz, o öyküleri tekrar tekrar okurdum. Hele bir emekçinin kaliteli olduğu ısrarıyla zar zor alabildiği, ancak daha sonra defolu çıktığı pahalı elbiseliğin “Cart ediy curt ediy İngiliz kumaşı” hikâyesi nefisti. Ne Yaşar Ne Yaşamaz hem hikâye, hem TRT draması olarak toplumdan büyük alaka görmüştü. Çünkü herkes kendisinden bir parça bulmuştu bu hikâyede.

KÜLTÜREL SOYKIRIM

Bunu nerede ve niçin hatırladığıma gelince; Mehmet Kamil Berse’nin Başkanı olduğu Dersaadet Platformu her ay son Cumartesi günü sabah kahvaltısında bir konuk çağırarak dar bir entelektüel kadroda sohbet programı gerçekleştirir. Bu defaki konuk Dr. Hakan Altınay’dı. Bu isim kimdi? İlk defa duymuştum fiili gazetecilik yapmama rağmen. Her zaman olduğu gibi eski Tuzla Belediye Başkanı, üç dönem İstanbul milletvekili, Çevre ve Şehircilik Bakanı İdris Güllüce’nin(Erzurum 1950) Üsküdar’daki kültür ve sanat merkezi faaliyetleri için ayırdığı fiziki mekânda Dr. Hakan Altınay ile birlikte oldum. İdris Güllüce de bir müddet oturdu esasında. Ancak başka randevuları olduğundan bir özet konuşma yaparak vedalaştı. Şöyle dedi:

– Kültürel bir soykırıma uğruyoruz bugün için. Dolayısıyla bu toplantıları önemsiyorum.

Dr. Hakan Altınay(İstanbul 1968) aslen Kütahyalı. Halen hem işadamı müteşebbis bir mucit, hem Sabancı Üniversitesinde öğretim görevlisi… Kendi ismiyle kurduğu ve dünyada robot üreten 28 şirketin içine dâhil olan Tuzla’daki kuruluşunun da yönetim kurulu başkanı. Türkiye’de ise ilk robotu yapan mühendis… Hayat öyküsü ilginç. Kendi anlattıkları dışında demirci çıraklığı ve aşçı yamaklığı da yapmış. İstanbul Teknik Üniversitesi mezunu bir teknik adam… Macar György Schwartz’un (George Saros) Açık Toplum Enstitüsü Türkiye Direktörü. Çok sayıda uluslararası sivil toplum kuruluşlarında da hizmet vermiş biri.

İKİ BAKAN FARKI

Öz geçmişinde çok arka plan var. Konuşmasında muhafazakâr yanı olduğunu algılamak da zor değil. Ancak kendisinin anlattıkları daha ilginç ve dikkat çekici… Diyor ki:

– Ülkem için çok hırslı biriyim. Bunun için de sağlık sorunu yaşıyorum. İTÜ mezunuyum. Bir zamanlar bu üniversitede uçak mühendisi öğrencisiydim. Şimdi Hakan Altınay Teknoloji Şirketim var. Teknik Üniversite mezunlarına ve üniversite girişindeki ilk bin öğrenciye dünyanın çeşitli ülkelerinden davetler ve burslar gelir. Bunlardan bir kaçı da davet eden ülke tarafından ayartabilinir. Eğer siz dünyada hatırı sayılır bir ülke olmak istiyorsanız uluslararası rekabete teknoloji üreterek girebilirsiniz.

Dr. Hakan Altınay herkesin dikkatini çekiyor konuşmasıyla. Ciddi ve mütevazı görünüyor. Yüz hiç gülmüyor. Ancak anlattıkları tebessüm ettiriyor bizleri;

– İlk robotu 1980’lı yıllarında yaptık. 1990’lı yıllara ise İTÜ Uçak ve Uzay Bilimlerini Fakültesi kurdu. Robot ile uğraşmamdan hem üniversitesinin ve hem de politikacıların haberi var. Bir gün beni Turgut Özal Hükumeti kurmaylarından Adnan Kahveci (1949-1993) çağırdı. “Bu ürünü endüstriye kazandıralım” dedi. Sanayi ve Teknoloji Bakanı Cahit Aral’a (1927-2011)  telefon ederek randevu aldı. Gittim. Yusuf Bozkurt Özal (1940-2001) Ekrem Pakdemir (1939-2016) da oradaydı. Biraz Bekledim. Oda sigara dumanından dolayı kahvehane gibiydi. Sonra beni içeri aldılar “Adnan Kahveci gönderdi” diye. Bakan odada sohbetini sürdürüyordu. Bir müddet beni fark etmedi, sohbetine arkadaşlarıyla devam etti. Beni fark edince de “Sen ne arıyorsun?” diye sordu. Anlattım. “Ha öyle mi?” diye cevap verdi. Testaş Genel Müdürü de oralı olmadı. Beni hiç dinlemediler bile. Sonra ayrıldım.

Mehmet Kamil Berse, Prof Dr Orhan Uzun, Dr Hakan Altınay, yazarımız Mehmet Cemal Çiftçigüzeli ve Prof Dr Hüseyin Yıldırım

GENÇ BAKAN GENÇ MUCİDİ ARABASINA ALIYOR

Bir genç mucide bürokrasinin yaptıkları böyle… Dahası var esasında. “Adnan Kahveci aradı beni yine. “Seni Testaş’a genel müdür yapalım Hakan Bey” dedi. “Olur” ama hükümet değişince beni de görevden alırlar. O zaman boşa vakit kaybetmiş olurum” dedim. Kabullendi. Bunun üzerine robot çalışmalarım için İTÜ adresime 44. Bin dolar verme kararı alındı ve gerçekten gönderildi.” Devamı şöyle:

– Bir gün beni İTÜ Rektörü çağırdı. Gittim. Benim çalışmalarım için gelen parayı söyledi. Ancak bu paranın üçte birini döner sermayeye, bir o kadarını vergi ve diğer masraflar için ayıracaklarını, geriye kalan ile de çalışmalarımı sürdürebileceğimi anlattı. Sonunda parayı geri iade ettik. Olmadı. Yine Adnan Kahveci telefon açtı. Gelişmeyi takip ediyor. Anlattım. İstanbul Kartal’da toplu konut için temel atma töreni yapılacağını, oraya gelmemi istedi. Gerçekten gittim. Gördüm kendisini. Beni hemen arabasının kapısını açarak içeri aldı. Herkes bize bakıyor. Kim bu genç adam? Üstelik bir bakan kapısını açarak aracına buyur ediyor? Konuştuk. Yeniden Ankara’ya gittim, üniversiteden izin alarak. Testaş Genel Müdürü ile konuşacaktım konuyu. Bakan da oradaydı. Beni hiç dinlemediler bile. Kırşehir’de araç lastiği üreten PETLAS diye bir kuruluş vardı. Genel Müdür atanacaktı. Herkesin bir adayı vardı. Bakanın, bağlı olduğu kuruluşun, Kırşehir ve Ankara parti yöneticilerinin hepsinin birer adayı vardı. Birbirlerini bu konuda yenmeye çalışıyorlardı. Benim iş yine olmadığı gibi dinleyen de bulunmadı.

ÜRETMEDEN KAZANILMAZ

Önemli notlarım şunlar;

– İstanbul Teknik Üniversite’de (1991) Tekmer hayata geçti. Bendenizden şirket kurmam istendi ve kabul edildi. Endüstriyel rekabet ürettik böylece. 44 bin $ destek alacağız diye bütün bunlar. Sonra benden hem üniversitede kamu görevi ve hem şirket sahibi olunmaz diye ayrılmamı istediler. Bu defa da kendi kendimizi engelledik. KOSGEB Başkanı da bu gelişmeye rest çekti. Bunun Türkçesi hasetlikti. Rektör sonra geri adım attı, görevimi sürdürdüm. Teknoparklar kuruldu. Bugün sayısı sekseni geçti.

Dersaadet Toplantısında herkes pür dikkat dinliyor. Dr. Hakan Altınay anlatıyor:

– Adnan Kahveci işin peşini bırakmıyor. Konuşuyoruz. Sanayi için istihbarat ve istikamet gerekli. Ayrıca icra konusunda da eksikliklerimiz mevcut. Bunun en bariz örneği Kartal’daki toplu konut temel atma töreninde bakanın bana aracının kapısını açarak buyur etmesi oldu. Adnan Kahveci “Teknoparklar kuracağız Hakan Bey” dedi. Rahatladım. Herkes biliyor ki üretmeden para kazanmak çok zor. Önce üreteceksiniz. Sonra kazanacaksın. Robotum hizmete hazırdı ve görücüye çıktı kamu desteği olmadan.

Hükümet değişince bakın neler oluyor?

– Koalisyon hükümeti işbaşına geldi. Sanayi Bakanı SHP’den… Üniversite bana “Aman bizi mahcup etme, bu bakan mühendis, diğerlerine benzemez” falan diyorlar. Bakan geldi. Robotu gösterdik. Çalıştırdık. Bakan demez ki “Bu robotun ayakları nerede?” Ben de verdiğiniz “44 bin $ kâfi gelmedi!” dedim. İstifa ettim. Üç ülkeden teklif vardı zaten. Bakanlıktan yardım gelecek diye boşu boşuna beklemişiz.

BATIYA TEKNOLOJİ SATAN TÜRK

Flaş cümlesi Hakan Altınay’ın “Bizde gelişmeyen milli ruh… Üreten millet olmalıyız. Yeter ki imkân tanınsın. Boğaziçi’ndeki köprüleri sırasıyla Boğaziçi’ni İngiliz, Fatih Sultan Mehmet ve Yavuz Sultan Selim’i Türk ortaklarla Japon ve Koreliler yaptı. Japon ve Güney Koreliler İzmit Körfezi köprüsünü gerçekleştirdi, Çanakkale 18 Mart devrede. Viyadükleri de İtalyanlar inşa ediyor. Türk ortakları keşke bunların yanına Türk ekiplerini de koyarak işin sırrını öğrenselerdi. Ama biz 1997 yılında dünya robot üreticileri arasında ilk yirmiye girdik.

Sonrasını şöyle aktardı Dr. Hakan Altınay, ayrıca görüntülü olarak bilgi de verdi:

– Arçelik yöneticileri robotu çok beğendi. Önemli bir gelişmeydi hem Türkiye için ve hem de bütün dünya için.  Arçelik yöneticileriyle oturup konuşamadık bile. Çünkü Japonlarla anlaşmayı uygun görmüşlerdi. Bizimle değil. Biz de bu robot projemizi Fransızlara sattık. 1960 yılında bir devrim arabası denememiz vardı. Herkes hatırlayacaktır. İki örnek araba yaptı mühendislerimiz. Tanıtımı yapılırken birinin benzini unutulmuştu. İki araba da birbiri ardından görücüye çıktı. Cumhurbaşkanı Cemal Gürsel(1895-1966)  ilk arabaya bindi. Araç biraz gitti ama istop etti. Benzin koymayı unutmuşlardı mühendisler. O dakika Cumhurbaşkanı Gürsel “Bu olmamış” demek yerine arkadaki ikinci arabaya binseydi ve projenin tanıtımına devam edilseydi bugün otomobil ihraç eden ülkeler arasındaydık. Batı kafasıyla ile yaptık, şark kafası ile bitirdik maalesef.

Doğru söylüyordu Dr. Hakan Altınay. Sona doğru yaklaşıyordu artık. İki saate yakın konuştu neredeyse. Herkes pür dikkat…

– Artık entegre demilitarizasyon sistemi kuruldu. GATA’da bir merkezi hayata geçirdik. Gazilerimizin kopan el, kol ve ayaklarının yerine yeni bir sistemle aynı görevi yapabilecek bir teknoloji geliştirdik.

Bu haber beni havalara soktu;

– İnsansız hava araçları geliştirdik. Bu sistemi Suriye’de El Bab operasyonlarında kullandık. Türkiye imalatı Altay tanklarımıza katkı verdik. Hassas platform teknolojisinde ilerleme sağladık. Savaşlarda artık robot askerler kullanılacak.

BAŞARILI BİR MÜTEŞEBBİSİN ARKA PLANINDA TATİL YOK

Gelinen noktayı görebiliyor musunuz? Bunu bir Türk özel şirketi yapıyor. Bürokrasiye rağmen inatla sürdürüyor buluşlarını ve katkısını.

– Almanya’da 300 kişinin çalıştığı bir Alman firmasını satın aldık.

Bu da bir başka sevindirici gelişme. 44 bin dolar verilmeyen bir mucit genç adam bugün 50 milyon euroya hükmediyor. Not almayı sürdürüyorum. Keşke yazılı bir belge verseydi de isimleri daha net not alabilseydim. Artık olduğu kadar deyip yazmayı sürdürüyorum not defterime. 2006’de İstanbul Tuzla’da, 2015’te Kocaeli Gölcük’te kuruluşlarının binaları yeni yerlerine taşınmış. Daha fazlasını sayıyor ama, ben bunları not alabilmişim. Sonra bir de soru sordu bizlere “100 yıl sonra neredeyiz? Amerika’da sürücüsüz otobüsler deneme sürüşlerine başladılar ve yanı zamanda sürücüsüz araçlar hızla yayılacak.” Kim verecek bakalım bu soruların cevabını?!…”

Mütevazı gibi hiç görünmüyor Dr. Hakan Altınay, ama bir açıklamasında hatırlatması da mevcut; “Bugün için bize rakip bir firma yok çıkacağını da sanmıyorum.”

Belki “keşke olsa” demeye de getiriyor. Gerçekten keşke olsa…

Ben soru sormadan edemem işte. İyi huy mudur bilemiyorum. Mustafa Nurdoğan aklıma geldi. Hani şu Türkiye’de onlarca, İran, Özbekistan, İspanya ve Cezayir’de fabrikalar kuran Federal Elektriğin sahibi. Bana bir gün 40 yıldır hiç tatil yapmadığını söylemişti. Sordum Hakan Altınay’a;

– Hiç kitap, dergi, gazete falan okuyor musunuz? Tiyatro, sinema, konsere falan gidebiliyor musunuz? Ailenize zaman ayırabiliyor musunuz? Çocuklarınızla oyun oynayabiliyor musunuz?

– Maalesef hayır. Mesleki dergileri okuyabiliyorum. Ailemi tatile çıkarıyorum ama kendim gidemiyorum.

– Anlattıklarınız bir nesil için önemli. Bürokrasiyi ve hantallığı nasıl yendiğiniz daha da önemli. Bunlar bir dönemin bilgi ve belgeleridir. Bunu yeni nesle anlatmak, yansıtmak, aktarmak için hatıralarınızı yazmayı düşünmez misiniz?

– Bir yayınevinden teklif geldi. Dur bakalım.

 

 

YORUMLAR

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu yukarıdaki form aracılığıyla siz yapabilirsiniz.