Dolar 32,3378
Euro 35,0762
Altın 2.427,00
Adana Adıyaman Afyon Ağrı Aksaray Amasya Ankara Antalya Ardahan Artvin Aydın Balıkesir Bartın Batman Bayburt Bilecik Bingöl Bitlis Bolu Burdur Bursa Çanakkale Çankırı Çorum Denizli Diyarbakır Düzce Edirne Elazığ Erzincan Erzurum Eskişehir Gaziantep Giresun Gümüşhane Hakkari Hatay Iğdır Isparta İstanbul İzmir K.Maraş Karabük Karaman Kars Kastamonu Kayseri Kırıkkale Kırklareli Kırşehir Kilis Kocaeli Konya Kütahya Malatya Manisa Mardin Mersin Muğla Muş Nevşehir Niğde Ordu Osmaniye Rize Sakarya Samsun Siirt Sinop Sivas Şanlıurfa Şırnak Tekirdağ Tokat Trabzon Tunceli Uşak Van Yalova Yozgat Zonguldak
Kilis 28°C
Açık
Kilis
28°C
Açık
Per 27°C
Cum 31°C
Cts 34°C
Paz 36°C

Nerde Kalmıştık?

Nerde Kalmıştık?
A+
A-
16.06.2020
366
ABONE OL

Mahmut İhsan KANMAZ

Bu, “Nerde kalmıştık?” kelamı, böylesi hallerin vazgeçilmez girizgâh cümlesidir.
Çünkü en son yazılan şeylerle, şu an okumakta olduklarınız arasında, rutin dışı bazı gelişmeler olmuştur sözgelimi…
Bir kopukluk ve bir boşluk ta denebilir buna…
Benim için ne olduğunu biliyorsunuz artık… Tekrar etmeye gerek yok.. Şimdi çok şükür bu satırları yazabilmekteyim… Allah izin verdiği sürece de, yazmaya devam edeceğim inşallah… Dualarınızla…
Bu arada ben yeri gelmişken, hastalığım süresince gösterdiğiniz ilgi, alaka ve her türlü sevgi ve şefkat duyguları için, bir kez daha hepinize ayrı ayrı sonsuz teşekkür ve şükran duygularımı iletmeyi bir görev bilirim. Sağ olun.
Allah binlerce defa razı olsun sizlerden.

Şunu bir kez daha görmüş ve yaşamış oldum ki, her şeyin başı sağlık ve afiyetmiş sevgili arkadaşlarım.
Onsuz hiçbir şeyin tadı ve anlamı yokmuş gerçekten…

Malum olunduğu gibi, sadece bizim ülkemizde değil, bütün dünyada dört- beş aydır, bir Covid-19 salgını ve afeti kendini gösterdi. Çok sayıda insan yaşamını yitirdi. Bir kısmı için de kalıcı izler bıraktı giderken. Tamamen şifa bulanlar da var kuşkusuz. Hiç tanışılmasa da uzun süre unutulmayacak acı hikâyeleri de saklı tuttu içinde. Psikolojik endişe, aşırı hijyen takıntısı ve dışarı çıkarsam, illaki bir şeyler olacak, onun için oturayım daha iyi yaklaşımı ve düşüncesiyle haftalar ve aylar geçirildi, dört duvar arasında…

Nihayet bir süre önce, her günün belli saatlerinde herkesin bir şekilde dışarı çıkabilmelerine olanak tanındı. Ama gerekli hijyen kurallarını göz ardı etmeden.
Yine maske olacak mutlaka. Sosyal mesafe şart… Bu şekilde yani… Olması gerektiği biçimde… Yakın temas yok. Zaten Olmamalı da…
Biraz esprili de olsa, vaziyetimiz bir şarkı sözü gibi olmalı aslında bugünlerde.

Seni uzaktan sevmek aşkların en güzeli…

Aynen böyle…

Mevzuyla alakalı çok isabetli ve değerli bir gözlemi olmuş bir sevgili dostumun… Diyor ki: “Üç ayın ardından, ilk kez yürümeye çalışan bir bebek heyecanı ve sevinciyle, ben de bize tanınan on saatlik özgürlüğün keyfine varabilmek için, şöyle bir dışarı çıkayım istedim bugün…
Ayaklarım yürümeyi, gözlerim bakmayı unutmuş sanki… İçime pek sinmedi… Anladım ki, hiçbir şey asla eskisi gibi olmayacak… Bir saati zor tamamlayıp gerisin geriye evime döndüm…”

Ben de tıpkı bu dostum gibi, bugün bir kaç market ihtiyacım için dışarı çıkmak istedim. Belki biraz da hava alırım diye düşündüm… Olur ya, bol oksijen, sosyal hareketlilik, yüksek moral gücü, iyi gelir diye tahmin ettim… Ama sadece tahmin etmişim yani, o kadar…

Allah sizi inandırsın, küçük dilimi yuttum adeta… Niye derseniz, söyleyeyim…
Bir kere insanların yüzde doksan veya doksan beşinde maalesef maske hak getire… Dikkatimi çekti, takanlarında hemen hemen tamamına yakını, hanımlar… Duyarlılıklarından ötürü kutluyorum onları. Ama erkeklerimiz, “Bize bize bir şey olmaz gardaş, biz Gadirli’liyik!…” duyguları içinde.
Hani, “Adana’lıyık, Allah’ın kuluyuk” mottosu vardır ya, sanırım bu da onun bir başka versiyonu…

Allah encamımızı hayreyleye.
Bilim Kurulu ve Sağlık Bakanlığı kuralları belirlemiş. Uysana kardeşim.
Sadece benim veya benim gibilerin uymasıyla bu iş çözülür mü sanıyorsunuz?
Bunları derken, aklıma hemen yine Karadenizli Temel geldi sevgili dostlarım.

Temel bir arkadaşıyla beraber ve özel arabasıyla, Trabzon’dan İstanbul’a gelir…
Kentin çevre yolları ve varyantlarında giderlerken, yanlışlıkla bir yerde ters yola girerler… Tabi tehlike kaçınılmaz. Karşıdan normal kendi yolundan gelen araçlar aniden karşılarında beyaz renkli bir araba görünce paniğe kapılırlar. Uzun korna sesleri, sürekli selektör yaparak uyandırmaya çalışmaların, hiç bir faydası olmaz. Şaşkın araç hızla yol almaktadır.. Tabi çoğa kalmaz, ekipler keserler önlerini.

Aracından inen Komiser, durdurduğu araca yaklaşırken, açık olan telsizden de hala şu anons yayınlanmaktadır.
“Tüm ekiplerin dikkatine, filan bölge ve yolda, bir süredir ters yönde gitmekte olan beyaz renkli bir araç bulunmaktadır. Derhal durdurulup, gerekli işlemlerinin yapılmasını…”
Temel’ler de duymuştur bu anonsu. Çünkü Komiser hemen burnunun önündedir.
Ancak Temel hiç alınmaz bu duruma, hatta çok da pişkindir ve şöyle konuşur.
Hem de, kendisine henüz bir şey de sorulmamışken…

“Ne bir aracı Komserim. Deyirum ki sağa, belki bin araç ters yolda cideyi…
Bunların hepsi de, hem ters yola cirmişler, fakat hiçbiri de bunun farkında değildurlar ha, pilesunuz!…”

Güler misin, ağlar mısın?
Yani bu kadarına da pes demek lazım aslında… Çok şükür ki, herhangi bir kaza falan olmamış. Olayın tek sevindirici yönü bu… Tabi cezayı yiyen ve ehliyetine de bir süreliğine el konulan Temel’in şaşkınlığını da görmek lazımdır…

Bu sadece bir fıkra olsa da kısaca, genel görüntümüz de aşağı yukarı buna benzerlik göstermekte…
Birileri doğru yaparken, bazıları hatalı yolda ilerlemekteler. Ne uyarı, ne vaka sayılarındaki artış ve ne de, tehlikenin henüz geçmemiş olmasının hiçbir kıymeti harbiyesi yok bazı kardeşlerimiz için.
Doğru davrananlara ve kurallara uyanlara sözümüz yok, olamazda. Sadece teşekkür ederiz onlara. Sözümüz onlara değil, kural tanımak istemezlere…

Gayretimiz, topyekûn insan ve toplum sağlığı iyi olsun diyedir… Yani genel ahalinin menfaati yerine gelsin düşüncesidir, başka şey değil…

Onun için, kendini düşünmüyorsan da, bari aileni, çevreni ve diğer insanları düşün güzel kardeşim. Lütfen. Ne yapman isteniyorsa da, onu yapıver bir zahmet… Yapıver de her birlikte rahatlayalım…

Maskeyse maske, sosyal mesafe kuralıysa sosyal mesafe kuralı… Temassız yaşamsa temassız yaşam… Lütfen!…
İşi daha da zorlaştırmayalım… Süreyi daha da ötelemeyelim… Hepimizin amacı, bir an önce şu sıkıntıdan kurtulabilmek…
Bilmem anlatabildim mi?…

Hepinize sağlıklı ve huzurlu günler dilerim sevgili arkadaşlarım ve değerli dostlarım. Allah’a emanet olunuz.
Selam, sevgi ve saygılarımla…

YORUMLAR

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu yukarıdaki form aracılığıyla siz yapabilirsiniz.