Dolar 8,6591
Euro 10,1605
Altın 491,27
Adana Adıyaman Afyon Ağrı Aksaray Amasya Ankara Antalya Ardahan Artvin Aydın Balıkesir Bartın Batman Bayburt Bilecik Bingöl Bitlis Bolu Burdur Bursa Çanakkale Çankırı Çorum Denizli Diyarbakır Düzce Edirne Elazığ Erzincan Erzurum Eskişehir Gaziantep Giresun Gümüşhane Hakkari Hatay Iğdır Isparta İstanbul İzmir K.Maraş Karabük Karaman Kars Kastamonu Kayseri Kırıkkale Kırklareli Kırşehir Kilis Kocaeli Konya Kütahya Malatya Manisa Mardin Mersin Muğla Muş Nevşehir Niğde Ordu Osmaniye Rize Sakarya Samsun Siirt Sinop Sivas Şanlıurfa Şırnak Tekirdağ Tokat Trabzon Tunceli Uşak Van Yalova Yozgat Zonguldak
Kilis 28°C
Gök Gürültülü
Kilis
28°C
Gök Gürültülü
Cum 27°C
Cts 29°C
Paz 31°C
Pts 32°C

Nerde O Eski Günler!…

Nerde O Eski Günler!…
REKLAM ALANI
A+
A-
04.04.2016
44
ABONE OL

Hasan MÜNİPOĞLU

Çocukluğumun geçtiği 80’li yıllara daldı gözüm bir anda… Aklıma o güzelim rahmetli babamla beraber gittiğimiz bağ budama zamanı geldi. Ne kadar güzeldi hiç unutamıyorum. Dedemin katır cinsi boz renkli bir eşeği vardı. Ona binip bağa gideceğim diye sabaha kadar uyumadığım bile olurdu.

Neyse rahmetli annem çıkınımızı hazırlar hurca eşyalarımızı koyar, eşeğe biner, Kerkezlik denen yerdeki bağımıza babamla giderdik. Babam bismillah der eline bıçkıyı alır başlardı budama. Ben de çocuğum ya nasıl yapıyor diye izlerdim. Arada sırada topraktan çıkan değişik hayvanları görürdüm. Bunlar çekirge, kertenkele, değişik böceklerdi. Doğayla iç içe olmanın güzelliği ki, doğadaki birçok canlıyı yerinde görerek tanıma fırsatı buluyordum.

Toprakta yalın ayak gezer, arada ağaçlara çıkar, daldan dala atlardım. Öğlen olunca da babamla yere oturur, annemin hazırladığı çıkını açar, Allah ne verdiyse büyük zevkle babamla yerdik. Halen çocukluğumda babamla beraber yabanda yediğim o yiyeceklerinin tadını hala arıyorum desem yalan olmaz…

Sonrada felhen dediğimiz Kilise özgü kırmızı renkli topraktan fırın yapardım. Toprağı eler, bir kümbet sonrada üzerini hafif yaşartarak içindeki kuru toprağı boşaltırdım. İçine kuru otlardan ve dallardan koyarak ateş yakardım. O kadar zevkliydi ki onun çatısından duman çıkması anlatamıyorum.

İncir dallarından çütçümüz Eyrikanne köyünden rahmetli Edo Kiya’nın oğlundan öğrendiğim şekilde düdük yapardım. O kadar güzel ses çıkarırdı ki büyük zevkle öttürürdum. İkindi vakti olunca da babam toparlanırdı ”haydi şu kütükleri toplayalım” der büyük bir heyecanla babama yardım ederdim.

Eve döndüğümde o temiz havada nasıl yorulmuşum ki nasıl uyuduğumu bile hatırlamazdım.

İşte böyle geçerdi bağda budam zamanı… Unutulmuyor o güzelim anılar…

REKLAM ALANI
YORUMLAR

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu yukarıdaki form aracılığıyla siz yapabilirsiniz.