Dolar 32,4297
Euro 34,4575
Altın 2.489,12
Adana Adıyaman Afyon Ağrı Aksaray Amasya Ankara Antalya Ardahan Artvin Aydın Balıkesir Bartın Batman Bayburt Bilecik Bingöl Bitlis Bolu Burdur Bursa Çanakkale Çankırı Çorum Denizli Diyarbakır Düzce Edirne Elazığ Erzincan Erzurum Eskişehir Gaziantep Giresun Gümüşhane Hakkari Hatay Iğdır Isparta İstanbul İzmir K.Maraş Karabük Karaman Kars Kastamonu Kayseri Kırıkkale Kırklareli Kırşehir Kilis Kocaeli Konya Kütahya Malatya Manisa Mardin Mersin Muğla Muş Nevşehir Niğde Ordu Osmaniye Rize Sakarya Samsun Siirt Sinop Sivas Şanlıurfa Şırnak Tekirdağ Tokat Trabzon Tunceli Uşak Van Yalova Yozgat Zonguldak
Kilis 27°C
Açık
Kilis
27°C
Açık
Sal 27°C
Çar 29°C
Per 24°C
Cum 23°C

Nereden Nereye?

Nereden Nereye?
A+
A-
11.08.2021
814
ABONE OL

Alaiddin ÖZKAR

Hz. Ali’nin devlet malının korumada nasıl hassas olduğunu hazinenin koruyucusu olan Ali bin Ebu Rafi’den dinleyelim: Ben Hz. Ali (a.s)’ın beytü’l-mal hazinesinin koruyucusu idim. Beytü’l-mal arasında, Basra savaşında ganimet alınmış olan değerli bir inci gerdanlık vardı. Emirü’l-Mü’minin Hz. Ali (a.s)’ın kızı, bir şahsı yanıma göndererek şöyle bir istekte bulundu: “Duyduğuma göre Beytü’l-malda bir inci gerdanlık varmış; birkaç günlüğüne onu bana emanet vermeni istiyorum, Kurban Bayramından sonra onu geri vereceğim.” 

Ben de mesajı ileten şahsa; “Ben o inciyi, ancak zamanetle (taahhütle) ona verebilirim” dedim. Emirü’l-Mü’minin (a.s)’ın kızı bu şartı kabul etti. Ben de bu şartla üç günlüğüne o inciyi ona verdim. 

Tesadüfen Hz. Ali (a.s), gerdanlığı kızının boynunda görüp tanımıştı. Kızına; “Bu gerdanlığı nereden elde ettin?” diye sormuş; o da şöyle demiş: “Sizin hazinedarınız olan Ali bin Ebu Rafi’den üç günlüğüne emanet olarak aldım, Kurban Bayramından sonra geri vereceğim.” 

Emirü’l-Mü’minin Hz. Ali (a.s) beni çağırttı ben de onun huzuruna gittim, gözü bana ilişir ilişmez şöyle buyurdular: “Ey Ebu Rafi! Müslümanlara hıyanet mi ediyorsun?!” 

Ben cevaben; “Müslümanlara hıyanet etmekten Allah’a sığınırım” dedim. 

İmam Ali (a.s); “Öyleyse neden, Müslümanların beytü’l-malında olan bir gerdanlığı, benim ve Müslümanların müsaadesi olmaksızın kızıma verdin?” diye sorguladı. 

Arz ettim ki: “Ey Emirü’l-Mü’minin! O sizin kızınızdır, gerdanlığı emanet olarak geri vermek şartıyla birkaç günlüğüne benden istedi; ben de onu üç günlüğüne emanet olarak ona verdim, onu yerine iade etmesi için de taahhüdü kendi üzerime aldım.” 

Hz. Ali (a.s) şöyle buyurdu: “Bugün onu geri alıp kendi yerine bırakmalısın, eğer bundan sonra böyle bir iş yapacak olursan, ağır bir şekilde cezalandırılırsın.” 

Daha sonra şöyle buyurdular: “Eğer benim kızım bu gerdanlığı taahhütlü olarak almamış olsaydı, Haşimi kadınlarından ilk şahıs olarak, hırsızlık adıyla onu cezalandırırdım.” 

Bu söz İmam Ali’nin kızının kulağına yetişince babasının yanına gelerek şöyle dedi: “Ey Emirü’l-Mü’minin! Ben senin kızın ve bedeninin bir parçasıyım; bu gerdanlığı kullanmaya benden daha layık kim vardır?” 

İmam Ali (a.s) şöyle cevap verdi: “Kızım! İnsan, nefsinin isteklerine kapılarak haktan uzaklaşmamalıdır. Seninle eşit olan muhacir kadınların hepsi, bu bayramda böyle bir gerdanlıkla süslenmişler mi ki sen de onların seviyesinde yer alarak onlardan geri kalmış olmayasın?!” (Bihar, c.40, s.337). 

Dün böyle idi, bugün geldiğimiz nokta itibariyle Ahır zaman dönemini yaşadığımızı, peygamberimizin şu mucizevî Hadis-i şerif’inden anlıyoruz: 

“Devlet malı (hazine) belirli çevrelerin menfaati yapıldığı, 

Emanet kelepir ve Zekât angarya sayıldığı, 

İlim dinden başka gaye için tahsil edildiği, 

Kişi karısına itaat edip annesine asi olduğu ve dostunu kendisine yaklaştırıp babasını uzaklaştırdığı, 

Mescitlerde gürültüler baş gösterdiği, fâsık kimsenin kabilenin başına geçtiği ve aşağılık kişilerin milletin lideri olduğu, 

Şerrinden korkulduğu için kişiye ikramda bulunulduğu, 

Şarkıcı kadınlar ve çalgı âletleri türediği, 

Şaraplar içildiği… 

Ve bu ümmetin sonunda gelenler evvel gelenleri lânetlediği zaman; 

İşte o zaman kızıl bir rüzgâr, zelzele, yere batma, şekil değiştirme, taşlanma ve ipi kopan bir kolyenin tanelerinin birbiri ardı sıra gitmesi gibi birbirini takip eden alâmetler beklesinler.” (Tirmizi) 

Ne diyelim Allah sonumuzu hayır etsin.   

YORUMLAR

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu yukarıdaki form aracılığıyla siz yapabilirsiniz.