Dolar 12,4902
Euro 14,1332
Altın 714,43
Adana Adıyaman Afyon Ağrı Aksaray Amasya Ankara Antalya Ardahan Artvin Aydın Balıkesir Bartın Batman Bayburt Bilecik Bingöl Bitlis Bolu Burdur Bursa Çanakkale Çankırı Çorum Denizli Diyarbakır Düzce Edirne Elazığ Erzincan Erzurum Eskişehir Gaziantep Giresun Gümüşhane Hakkari Hatay Iğdır Isparta İstanbul İzmir K.Maraş Karabük Karaman Kars Kastamonu Kayseri Kırıkkale Kırklareli Kırşehir Kilis Kocaeli Konya Kütahya Malatya Manisa Mardin Mersin Muğla Muş Nevşehir Niğde Ordu Osmaniye Rize Sakarya Samsun Siirt Sinop Sivas Şanlıurfa Şırnak Tekirdağ Tokat Trabzon Tunceli Uşak Van Yalova Yozgat Zonguldak
Kilis 18°C
Parçalı Bulutlu
Kilis
18°C
Parçalı Bulutlu
Paz 19°C
Pts 19°C
Sal 20°C
Çar 14°C

Nevruz İnançları

Nevruz İnançları
A+
A-
22.03.2016
64
ABONE OL

Mehmet YALVAÇ

Yüzyıllardır Türk topluluklarının ortak olarak kutladıkları bir bayram olan Nevruz, sosyal hayatın tabiatın akışıyla uyum içerisinde yürümesini sağlamaya yönelik derin bir varlık felsefesi ürünüdür.

Nevruz’un toplum hayatındaki ortaya çıkışı ise farklılıklardan ziyade benzerliklere, ortak unsurlar üzerinde güçlü bir beraberliğe imkân sağlamasıdır. Nevruz Bayramının sadece Türk toplulukları arasında değil, Orta Asya, Kafkasya, Ortadoğu ve Balkanlardaki Türk topluluklarında çok yaygın olarak paylaşılan geleneksel bir bayram haline gelmiş olması, bu beraberliğin tarih içerisinde gerçekleşmiş olduğunun bir kanıtıdır. Bu aynı zamanda kültürün evrenselleşmesinin de en güzel örneklerinden biridir. Milletimizi böyle bir zenginliğe vesile oluşturan bir felsefeyi benimsemiş ve yaygınlaşmasını sağlamış olması gurur duyulacak bir başarıdır.

Nevruz Bayramı Türk topluluklarının tarih içerisinde şekillenerek bugün milli birliğimizin olduğu kadar aynı tarihi paylaştığımız farklı toplumlarla gerçekleştirebildiğimiz beraberliğin de bir sembolüdür.

Öyle bir bayram ki, devlet tarafından empoze edilmiş değil, halkın içtenlikle benimsediği, kutladığı, çok köklü, geçmişi yüzyıllara dayanan bir bayram. Devlet de bu bayramın mevcudiyetini kabul ve tescil etmiş. Ülkemizde Devlet kutlasa da kutlamasa da halk Nevruzu kutlamaktadır. Orta Asya Türk devletlerinde resmi bayram olarak kutlanmaktadır. Halkımız Mart ayı ile Mayıs ayı başına kadarki sürede mahalli şartları da göz önüne alarak muhtelif kutlamalar, muhtelif eğlenceler yapıyordu. Farklı isimler altında kutlanılsa da hepsi tabiatın canlanışını Nevruz Bayramına işaret ediyordu.

Tabiat doğal olarak sarı, kırmızı ve yeşil renklerle dolup taşmaktadır. Ülkemizin her tarafında, insanlarımızın üzerinde bu renkleri görüyor ve seviyoruz. Türkülerimize geçmiş “al, yeşil, allı yeşilli, alını yeşilini toplayıp götürmek” anlamında pek çok türkümüz vardır.

“Allı turnam bizim ele gelirsen”
“Yeşilim, yeşilim, yeşilim aman,
Yeşil yaprak altında üşürüm aman” örneklerinde olduğu gibi…

Beddua, inkisar, kırılma, gücenme, hatır kalma anlamına gelmektedir. Birinin kötü bir duruma düşmesi dileğini gönlünden geçirmek ya da bu dileği açıkça söylemek… Beddualar daha çok bir insana kızıldığı ve yapılmasını istemediği hareketleri yaptığı zaman söylendiği gibi arkadan da söylenmektedir. Özellikle Gaziantep yöresinde yapılan beddualar arasında al, yeşil kelimeleri de geçmektedir. “Alına, yeşiline doymuyasan” gibi.

Ülkemizin özellikle kırsal yörelerinde ilkbahar aylarında gözümüzün önünde allar, yeşiller, sarılar canlanır, dalgalanır durur. Bir köy düğününe gittiğimizde genç kızlarımızda, gelinlerimizde, kadınlarımızda hep bu renkleri görürüz. Günümüzdeki yöresel folklor ekiplerinin birçoklarında bu renkleri içeren kıyafetler mevcuttur.

Malatya’da yaptığımız “Doğum Adetleri” araştırmasında doğum yapan kadını yani lohusayı Alkarısı basmaması için başucuna Adıyaman’da Kur’an, ekmek, süpürge, kuru soğan, üzerlik, hamaylı veya bunlardan biri konur. Malatya’da ise bunlara ilave olarak lohusanın yatağının etrafına kırmızı urgan (ip) çekilir.

Afyon ilimizin Bayat ilçesinde yaptırdığımız bir araştırmada düğün adetleri içerisinde düğün günü dama dikilen bayrağımızın üst kısmına yeşil, sarı ve kırmızı renklerden örülmüş kaytan bağlanmaktadır.

Gaziantep ili yöresinde ise geçmişten günümüze düğün günü dama dikilen bayrağın uç kısmına çeşitli renklerden oluşan bir buket çiçek bağlanır. Şu halde sarı, kırmızı, yeşil renkleri belli bir grubun değil ülkemizin daha doğrusu bizim özel renklerimizdir.

Bütün Türk topluluklarında olduğu gibi ülkemizde de Nevruz günü bir kavga günü değil, bir sevinç günü, yaşama sevincini ifade etme günü, bir barış, dostluk ve kardeşlik günüdür.

Toplumumuzun Anadolu sahasındaki sosyokültürel hayatı içinde inanmalara bağlı merasimler önemli bir yer tutar. Sosyoültürel hayat alanındaki inanmalara bağlı törenlerin büyük bir kısmı, Atayurt’tan, yani “Eski Yurt”tan getirdiklerimizdir.

Anadolu Türklüğü bin yıldan fazla bir zamanda, buraya göçen soydaşlarımızdan oluşmaktadır. Atayurt’tan Anadolu’ya farklı yollardan gelen atalarımız bu farklılıklara geldikleri yollarda karşılaştıkları kültürleri de vatanlaştırdıkları yerlere taşımışlardır.

Ülkemizde “inanca bağlı” en eski törenleri yaşatış biçimleri konusunda yeteri kadar çalışma yapılmamıştır. Bunların kaybolmadan belirlenmeleri gerekir. Biz, “Malatya Mutfak Kültüründe ve Sağlıkta Doğal Bitkilerin Yeri” konulu yaptığımız çalışmanın en az 20-30 yıl önce yapılması daha yararlı olurdu. Konuyu bilenlerin büyük bir çoğunluğunun ebediyete intikal ettiğini gördük.

Nevruz Gök-Tanrı Dini çevresinde tabiat, Tanrı, insan münasebetlerinin işaretlerini toplayan en eski törenlerimizden biridir. Tabiat zaman unsuruna göre insana yiyecek, giyecek, hayat sunan bir ortamdır. Zaman, önce mevsimlere, sonra günlere, aylara ve yıllara göre değişen, değişmelere bağlı olarak canlıları ve cansızları da farksızlaştıran bir oluşum. İnsan, tabiattan ve zamandan, çalıştığı ölçüde hakkını ve hissesini alan, Allah’ına şükür eden, başka insanlarla bir düzen kuran, düşünen ve inanan bir canlıdır.

İnsanlık tarihine baktığımızda, insanların her dönemde canlı veya cansız bir şeye inandıklarını görmekteyiz. Günümüz toplumunda ben Allah’a inanmıyorum diyen insan dahi muhakkak bir şeye inanıyordur.

Tanrı ise, yaratan, yarattığını esirgeyen, koruyan bir özel varlık.

Yeni Kün, Yeni Gün yani Nevruz Bayramı, Orta Asya, Kafkasya, Ortadoğu ve Balkanlardaki Türk toplumlarının ve diğer topluluklarının tabiatın dirilişini alkışladığı, yıl esaslı zaman değişiminin başlangıcı saydığı değişmeler için Tanrı’ya şükrünü ifade ettiği özel bir törendir. Nevruz Bayramı herhangi bir ideolojinin bayramı değildir. Atatürk 22 Mart 1922 tarihinde Ankara’nın Keçiören semtinde Nevruz şenlikleri düzenletmiş ve kendisi de bu şenliklerde hazır bulunmuştur.

Ünlü filozof Jean Paul Sartre insanlar için iki şahsiyet tanımlamıştır. Bunlardan birincisi, ferdi, ırki şahsiyet. İkincisi insanın kültürel şahsiyetidir. Yani onun anne babasından, çevresinden, yani içinde yaşadığı toplumundan edindiği şahsiyeti. Bu kültürel şahsiyet insanları hayvanlardan ayıran, insanın gerçek şahsiyetidir. Şahsiyet, kültürel şahsiyetimiz birbirine yakınsa, aynıysa biz o zaman kardeşiz demektir. Dinimiz de birdir. Din de kültürün en önemli bir parçasıdır. Din fikre, düşünceye dayanır. Tarafı yoktur. İşte Nevruz Bayramı böyle bir bayramdır. Allah kelimesi Arapçadır. Ama hepimizindir. O’nun üzerinde kavga etmeyiz. O’nun yolunda birleşiriz. Nevruz Bayramı da bizleri birleştiren bir bayramdır.

Sosyolojinin kurucularından Durkheim insan bilincini iki kısma ayırarak incelemiştir. Bunlardan biri bireysel, ikincisi de toplumsal veya kolektif bilinçtir. Birincisi psikolojinin, ikincisi de sosyolojinin konusudur. Bilinç hayatımızdaki bu iki tür bilinci birbirinden kolaylıkla ayırabilecek bir takım nitelikler vardır. Psikolojik bilinç halleri bütün insanlarda birdir. Çağdan çağa, toplumdan topluma değişmez mutlaktır. Doğuşla birlikte vardır. Toplumsal bilinç halleri çağdan çağa toplumdan topluma değişir. Doğuştan var değildir sonradan edinilmiştir. Teknik, ekonomi, töre, adet, hukuk, dil, din, sanat gibi değerler toplumsal birer olaydırlar. Çünkü bunlar çağdan çağa, toplumdan topluma değişirler. Sonradan eğitim yolu ile edinilebilirler. İşte insan hayvandan sadece bilincinin toplumsal yönüyle ayrılır. Yukarıda belirttiğimiz değerleri yaratmak yalnız insana özgüdür.
Şimdi de Nevruz Bayramının kutlandığı ülkelerden bir kısmının Nevruz inançlarından örnekler vereceğiz:

“Afganistan’da halk Nevruz gecesi sebzeli pilav pişirir. Sebze ve yeşillikten amaç, kaderin yeniden yeşerip canlanması ve bahtın açılmasıdır. Pilavın beyazlığı ise aydınlık ve mutluluk getirmesidir. Ayrıca yeni yılda sağlıklı, mutlu ve neşeli olmak için gece yarıları namazlar kılınır, Allah’a dua edilir.

Nevruz gecesi beyaz horoz kesilip pişirilerek, akraba ve dostlarla birlikte pilavla yenilir. Beyaz horozdan amaç, yeni yılda insanların yaşamlarının beyaz kadar aydınlık olması temennilerini taşımaktadır.

Nevruz’da bazıları TERKEDE diye tanımlanan bir tatlı çeşidi yaparlar. Terkede, kuru üzüm, badem, fıstık, kayısı çekirdeği, iğde ve kuru kayısıdan yapılır.

Bunlar temizlenip yıkandıktan sonra akşamdan suda ıslatılır. Islatılan malzeme ertesi sabah yumuşayıp lezzetli bir hal alır. Kaptaki su da güzel bir şerbet haline gelir. Nevruz meyvesi olarak tanımlanan bu tatlı Nevruz’un ilk sabahı yenir. Şerbeti de içilir. Amaç bütün yıl boyunca böyle tatlı yiyecekler ve içecekler yiyebilmeyi ümit etmektir.

Nevruz sabahı halk, sabah namazının ardından mukaddes yerleri ziyaret edip, Kur’an okuyup dua ederek mezarlıklara gidilir.

Genç kızlar ailedeki çocuklarla birlikte kırlara yeşillik çiğnemeye gidilir.

Nevruz’da sözlü ve nişanlılar arasında hediyeler alıp verilir. Hediyelik elbise seçiminde yeşil ve beyaz renkler tercih edilir. Beyaz renk gelin adayına mutluluk ve şans, yeşil renk de canlılık ve tazelik verir, diye düşünülür. Gönderilen tatlı ise gelecekte gelin ve damadın tatlı günler geçirmeleri içindir.

ÖZBEKİSTAN’DA NEVRUZ: 21 Mart günü başlar bir hafta devam eder. Resmi bayram olarak kutlanmaktadır. Her türlü eğlence yapılır. Özel yemekler hazırlanır. Sümelek yapılır. Kin nefret ve düşmanlıklar unutulur. Küskünler birbirlerini affederler. Fakir ve muhtaçlara yardım edilir.

TÜRKMENİSTAN’DA NEVRUZ: Bu ülkede yeniden dirilişe, ilkbahara, barış ve huzura duyulan sevgidir. Turna kuşu ilkbaharın gelmesinin müjdecisidir. Mutlaka evlerin kapılarının açılması gerekir. Yağmur yağıyordur, şefaat yağıyordur, hayat yağıyordur inancı vardır.

Türkmenistan’da halk Nevruz’u iyi umut ile değişik inanç ile beklemektedir. O inançta kuvvetli bir ışık var. İnsan ruhu Nevruz’da heyecanlanıyor. İnsan dili tatlı oluyor. Kalplerimiz merhametli, bağışlayıcı, yararlı oluyor. İnsanlar dargınlığı unutarak birbirlerini misafirliğe davet ediyorlar. Büyük şenlikler yapılıyor. Her aile bu şenliğe katılıyor. Bayramlar gelenek-görenekler, hareket tarzları, farklı toplumlarda farklılıklar gösterir. Ama Kurban Bayramı, Ramazan Bayramı, Nevruz Bayramı tüm Müslüman halklarda genel olarak aynıdır. Onların takvim ve vakti de aynıdır. Bu o halkların tarihini, hayat kısmetini, tabiat olaylarını, insan münasebetlerini, sevincini, başarı ve başarısızlığını, aynı veya çok yakın görüşlerinin varlığını ispat ediyor.

KAZAKİSTAN’DA NEVRUZ: Bu ülkede de diğer ülkelerde olduğu gibi benzer etkinliklerle kutlanmaktadır. Biz burada Kazakların yani Kazak medeniyetinin sembolleri üzerinde duracağız. Her milletin yaşamında, inançlarında, geleneklerinde renklerin özel ve derin anlamları vardır. Her rengi kullanma geleneği, tanıtma anlamı, renklerin değişiminden doğan yeri ve çok eskiden gelen özel tarihi vardır.
– Kazak’larda kara (siyah) renk soğukluğu, rahatsızlığı, ağır başlılığı ifade eder.
– Kırmızı (kızıl) renk, sıcak ateşi, sıcaklığı, ifade eder.
– Yeşil renk, diriliği, gençliği ifade eder.
– Beyaz (ak) renk temizliği, saflığı ifade eder.
– Mavi renk, göklere bağlı inançları ifade eder.

Kazak medeniyetinde eski inançlara göre saygı sonsuzdur. Mavi renk Tanrı rengidir. Gök kelimesi genel olarak yaşamak, yenilenmek, gençleşmek anlamını verir. Coğrafik isimlerde sık kullanılıyor. Örneğin Gökçedağ, Gökçedeniz, Göksu vb. gibi. Kazak inançlarında gök rengi, ebediliği, uzun yaşamı bildirir. Halkın çimleri, yaprakları, bitkileri, ormanları “gök” renginde kabul edip öyle adlandırması, gelenek ve törelerimizde beyaz, siyah ve kırmızı renklere bağlı inançlar özelliğidir. Kazaklarda “kızın gözü kırmızıda” diye bir söz vardır. Eskiden evlenmeyen kızlar kırmızı takı veya kırmızı başörtü takarlardı.

Kazaklar Nevruz gününde 21 Martı 22 Mart’a bağlayan gece sabah erkenden yüksek bir tepeye çıkıp güneşi karşılardı. Kadınlar eğilip “Nasılsın güneş ana” diye güneşe selam verirdi.

Nevruz Bayramına toplanan halk, ortaya bir kızla bir delikanlıyı çıkarır “Kol tujek” oyunu oynatılırdı. Daha büyük erkekle kadını çıkarıp “almak-salmak” oynadığı teraziye oturturdu. Şayet kız veya kadın tarafı yense, halk bunu yeni yıl için iyiye, erkek tarafı yense kötüye yorumlardı.

Nevruz günü akşamüstü başlatılan Aytıs, güneş batmasına yakın ölü’nün yenilmesiyle bitiyor. “Kış boyu beyaz örtüyü üstüne çekip ölüm döşeğinde yatan tabiatın, canlı-cansız her şeyin dirilişi, herkesin gönlüne neşe vermesi doğaldır.”

Nevruz’da üç gün boyunca kendi inançlarına göre “Kızır-Ata” gezermiş. Mitolojiye göre her insan hayatında Kızır’la üç defa karşılaşırmış. Fakat onu kolay kolay tanıyamazmış. Şayet tanısa, hayato boyunca mutlu ve şanslı olurmuş.

Kızır Nevruz’da kamasını kaldırdığı zaman yerdeki karlar erirmiş. Bundan sonra toprak yeşilleniyormuş. Kazakların inançlarına göre, mal sürüsünün önünden veya koyun sürüsünün arasından geçilmezmiş. Çünkü bunların yayılıp otladığı yerde Kızır gezermiş.

Kazaklarda Nevruz Bayramının bir özelliği de kurban olarak at veya öküzün kesilmesidir. Güneşe kesilen at veya öküzün baş parçasını yedikten sonra, saygılı aksakallar Nevruz duasını okurlar. Duanın aynı zamanda kazak folklorunda önemli bir yeri vardır. Örneğin, “Ulu kişiden dua olsa, o zaman o yıl mutlu olur” denilmektedir.

IGDIR-NAHÇIVAN ve TEBRİZ’DE NEVRUZ:

Nevruz Bayramından bir önceki haftanın salı ve perşembe günleri yöre sakinleri, mezarlıklara giderek, ölülerini fatihalarla yâd ederler. Mezarlıklarda Kur’an okunduğu gibi, eski tahrip olmuş mezarlar düzeltilir. Yeni ölenlere de mezarlar yaptırılır. Yakılan Nevruz ateşinin üzerinden atlanıldığında, bütün ağrı-acıların ve hastalıkların sona ereceğine inanılır.

Yörenin ilginç adetlerinden birisi de bayramdan bir gün önce “kulak asmak” veya “kapı pusmak”tır. Komşu veya akrabalar, gerçekleşmesini arzu ettiği bir niyet tutarak, dinlemek istediği ev sakinlerinin haberi olmadan, gizlice dinlemeye başlar. Duyulan ilk kelime veya cümle tutulan niyetin gerçekleşip gerçekleşmeyeceği için bir ölçü kabul edilir. Örneğin “Lambayı söndür” şeklinde bir cümle duyulursa, bu hayra alamet değildir. “Bugün hava ne kadar güzeldi” şeklindeki bir cümle, dinleyeni fazlasıyla mutlu eder.

Nevruz Bayramında bir tabak içinde tohum çimlendirilerek baharın sembolü olan yeşilliği görmek için Semeni yetiştirilir. Bölgenin ortak inançlarından birisi de su kültürüyle ilgilidir. Son çarşamba gecesinin sabahında, kızlar akarsuyun yanına giderek suya selam verir. Ve üzerinden atlarlar. Bir kap su getirerek evin çevresine ve bahçesine dökerler. Bununla bütün sıkıntıların biteceğine ve bereket geleceğine inanılır. Yine çeşmenin yanından bir taş alınarak evdeki küpü (küpenin) dibine yerleştirilir. Bu taş, bereket taşıdır. Çeşme başında kızlar toplanarak suyla ilgili çeşitli niyetler tutar, oyunlar oynarlar.

UYGUR TÜRKLERİNDE NEVRUZ:

En eski, en kutsal ve görkemli törenlerle kutladığı yeni yıl bayramıdır. Bu bayram için önce “Yeni Gün Hazırlığı” yapılır. Köy, kasaba ve mahallelerde genel temizlik yapılır. Evler yeniden boyanır. Keçe, kilim ve halılar silkelenir ve silinir. Yeni ve temiz elbiseler hazırlanır. Sokaklar ve yollar temizlenir. Eksik ve bozuk kısımlar yeniden tamir edilir. Köprüler süslenir. Nevruz aşı için buğday, mısır, arpa, mercimek, pirinç ve nohuttan ibaret yedi türlü gıda ve iğde karıştırılmış KOÇE hazırlanır. Ünnap, iğde, şeftali kurusu, et, koyun kafası, sarımsak ve sirkeden meydana gelmiş yedi türlü yemiş ısıtılarak karışımdan Nevruz suyu hazırlanır.

Yeni Gün Kutlama Nevruz günü, sabahtan itibaren bütün mahalle, köy, kasaba ve şehirlerde karşılıklı Nevruz Bayramını kutlarlar. Birbirlerine hediyeler verip ikramda bulunurlar. Nevruz kutlamaları için meydana toplanan halk daire şeklinde dizilir ve eğlence yeri düzenlerler. Nevruz Bayramının başladığı ilan edilir ve Nevruz aşı dağıtılır. Nevruz Koşakları söylenir. Büyük-küçük, erkek-kadınlar topluca oynarlar. Destanlar söylenir. Güreş dâhil çeşitli oyunlar oynanır. Daha doğrusu örf ve adetlerine giren her türlü kültürel faaliyetler birkaç gün devam eder.

Ülkemizde her yıl yapılan Ertuğrul Gazi’yi anma törenleri örnek olarak verilebilir. Yine Nevruz yemeklerine örnek olarak Ramazan Bayramı yemeklerini örnek olarak gösterebiliriz.

Nevruz Bayramının ülkemiz için Türk dünyası için ve insanlık âlemi için neşe, sevinç, dostluk, kardeşlik, barış ve huzur kaynağı olmasını diliyorum.

Aziz milletimizin ve siz kıymetli okurlarımızın Nevruz Bayramını içtenlikle kutluyor, saygılarımı sunuyorum.

YORUMLAR

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu yukarıdaki form aracılığıyla siz yapabilirsiniz.