Dolar 31,2205
Euro 33,9373
Altın 2.042,42
Adana Adıyaman Afyon Ağrı Aksaray Amasya Ankara Antalya Ardahan Artvin Aydın Balıkesir Bartın Batman Bayburt Bilecik Bingöl Bitlis Bolu Burdur Bursa Çanakkale Çankırı Çorum Denizli Diyarbakır Düzce Edirne Elazığ Erzincan Erzurum Eskişehir Gaziantep Giresun Gümüşhane Hakkari Hatay Iğdır Isparta İstanbul İzmir K.Maraş Karabük Karaman Kars Kastamonu Kayseri Kırıkkale Kırklareli Kırşehir Kilis Kocaeli Konya Kütahya Malatya Manisa Mardin Mersin Muğla Muş Nevşehir Niğde Ordu Osmaniye Rize Sakarya Samsun Siirt Sinop Sivas Şanlıurfa Şırnak Tekirdağ Tokat Trabzon Tunceli Uşak Van Yalova Yozgat Zonguldak
Kilis 17°C
Açık
Kilis
17°C
Açık
Per 17°C
Cum 16°C
Cts 14°C
Paz 16°C

Nevruz

Nevruz
A+
A-
21.03.2015
884
ABONE OL

Mehmet YALVAÇ

 

Toplumlar, birlik ve beraberliklerini korudukları sürece yaşama hakkına sahip olurlar. Birlik ve beraberliklerin korunması ancak tarihe saygı göstermekle toplumun yarattığı maddi ve manevi değer yargılarına sahip çıkmakla ve yaşamakla olur. Bunlar örf ve adetler, gelenekler, görenekler, dini inançlar, dil, edebiyat, sanat vb. gibi manevi kültür değerleridir. Bunlar bir toplumun yarattığı ve geçmişinden gelen kolektif bilinç olaylarıdır.

Örf ve adetler, gelenekler, görenekler toplumun bütün fertleri tarafından uzun süre tekrarlanarak davranış kalıba haline gelirler. Oluşunu ve değişimi uzun bir süreçte gerçekleşen örf ve adetlerde eski olma şartı vardır. Nevruz da bizim bu eski değerlerimiz arasındadır.

Türk Dil Kurumu sözlüğüne göre kültür: Tarihsel, toplumsal gelişme süreci içinde yaratılan bütün maddi ve manevi değerler ile bunları yaratmada, sonraki kuşaklara iletmede kullanılan, insanın doğal ve toplumsal çevresine egemenliğinin ölçüsünü gösteren araçların tümü, ekin.

Kısaca kültür, bir ülkenin topyekûn yaşam tarzıdır. Örf ve adetler yani gelenekler, görenekler kültürün en önemli unsurlarından biridir. Bunlardan dil, sanat, inanç, örf, adet ve edebiyat bir milletin geçmişinden gelen ve ortak olarak paylaştığı, benimsediği değerlerdir.

Tarihte çok eski devirlerden beri yaşadığını öğrendiğimiz Nevruz Bayramı, kültür değerlerimizden biridir.

Nevruz Türk Dünyasında, Türkiye’de, Kuzey Kıbrıs Türk Devletinde, İran Türklerinde, Irak Türklerinde, Suriye Türklerinde yani Ortadoğu ülkeleri ile Balkanlardaki Türklerde değişik isimlerle geçmişten günümüze kutlanmaktadır.

Nevruz; tabiatın canlanmasını, yeniden dirilişini ifade eder. Bahar, güzelliğin, neşenin, ümidin, sevginin ve kardeşliğin müjdecisidir. Bahar, aynı zamanda yaşama sevincine ve insanlarla güzellikleri paylaşma duygusuna sahip olanlar için, bir mutluluk dönemidir. İşte, 21 Mart yeni yılın, ilkbaharın, ilkyazın başlangıcıdır. Bu günü, sevginin, neşenin, barış ve kardeşliğin savunucusu olan Türkler, bayram olarak kabul ederek kutlamaktadırlar.

Nevruz güneşin koç burcuna girdiği yani gebe ile gündüzün eşit olduğu Rumi 9 Mart, Miladi 22 Mart tarihini karşılamaktadır.

Yeni Kun, Yeni yıl, Nevruz, Ergenekon, Sultan Nevruz gibi adlarla kutlanan Nevruz birlik ve beraberliğin simgesi olmuştur.

Bayram: Ulusal ya da dinsel bakımdan önemi olan ve kutlanan gün ya da günler. Başka bir ifadeyle:

Bayram, gülme, eğlenme, sevinç ve neşe demektir. Nevruz Bayramı Uygurlardan başka Azerbaycan’da, Kazak Türklerinde, Kırgız Türklerinde, Özbek Türklerinde, Teberistan’da, Gagauzlarda, Türkiye’de, İran, Irak ve Suriye Türklerinde ve Balkan Türklerinde Nevruz geleneği çok canlı bir şekilde geçmişten günümüze yaşatılmıştır. Başka bir ifadeyle Çin Seddi’nden Adriyatik’e kadar geniş bir coğrafyada canlı bir şekilde kutlanmaktadır. Türk Dünyasında ve Nevruz’un kutlandığı diğer ülkelerde her inanca ve ırka mensup insanlar tarafından da Nevruz kutlamaları bayram ve şenlik özelliğini hep korumuştur. Gerçekte Türklere özgü bir bayramdır.

Cumhuriyetimizin kurucusu Büyük Önder Atatürk, “Kendi benliğimize, örf ve adetlerimize sahip çıkmalıyız” demiştir. Bunu şu sözlerinden anlıyoruz: “Bilelim ki, kendi benliğine sahip olmayan milletler başka milletlerin şikarıdır (avıdır)” der. O yüzden, yine Atatürk der ki, “Gençlerimize çocuklarımıza, görecekleri eğitimin sınırı ne olursa olsun ilk önce ve her şeyden önce kendi geleneklerine, milli ananelerine ve Türkiye’nin bağımsızlığına düşman olan unsurlarla mücadele etmek lüzumu öğretilmelidir.” Milli hareketin özü bu… Diğer taraftan kendi kimliği, kişiliği, milli benliği kazandırılmış olan millete çağdaş olma yolunu açıklamak da Atatürk hareketinin temellerindendir.

Nevruz geleneği İslamiyet’ten çok öncelere giden bir gelenektir. Yani bir dinin veya mezhebin bayramı değildir. O itibarla, herhangi bir şekilde bir mezhep adına, bir din adına, bir etnik menşe adına bağlı gösterilmesi, istismar edilmesi ve bir ayrılık-gayrilik unsuru olarak takdim edilmeye çalışılması çok yanlıştır. Tarihin ve kültürün bütün gerçeklerine aykırıdır.

Görüldüğü gibi Nevruz, bütün bu coğrafyada saydığımız insanları, özellikle bu coğrafyada yaşayan Türk insanlarını birbirine kenetleyen, bağlayan, kaynaştıran bir milli örfler, adetler, gelenekler bütünüdür.

Yazımızı sonunda, Nevruz’da yanan ateşlerin, Nevruz güneşinin ılıklığının, sıcaklığının bütün milletimizin, özellikle de şu aziz vatan toprakları içerisinde yaşayan vatandaşlarımızın ve diğer bütün soydaşlarımızın, kalplerini ısıtmasını, birbirimizle sevgi bağı ile bu sıcak, bu samimi ortamda, milli birlik ve beraberliğimizin en kuvvetli bağı olmasını, vatan bütünlüğünün, bölünmez birliğin en güzel sembolü olmasını diliyorum ve hepinizin Nevruz’unu kutluyorum.

YORUMLAR

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu yukarıdaki form aracılığıyla siz yapabilirsiniz.