O Gün Usta Bendim!

10 Şub 2021 Çar 8:25
ArtıYazı BüyüklüğüEksi

Hayattan Kesitler-XVI

 

O Gün Usta Bendim!

 

Memik KÖMEKÇİ

 

1977-78 yıllarıydı. Liseyi yeni bitirmiş, üniversite sınavlarına hazırlanıyordum. O yıllarda bizim oralarda dershane falan yoktu. Durumu iyi aileler çocuklarına üniversiteye hazırlık kitapları alır, çocuklar o kitaplardan çalışır veya bazı öğretmenlerden özel ders alırlardı. Biz sekiz kardeştik ve o yıl beşimiz okula gidiyorduk. Babamız ise ayakkabı tamirciliği yapıyordu. Hepimizin sadece okul masrafını bile zor karşılıyordu. Böyle bir zamanda benim üniversiteye hazırlık kitabı almam veya özel ders almam mümkün değildi. Tanıdığım arkadaşlarımdan ödünç kitaplar alarak çalışıyordum. Tabi her zaman bana kitap vermiyor, kendileri çalışıyorlardı. Ben çok hayıflanıyordum ama çaresizdim. Ben de eski ders kitaplarımı alıp, çocukken benim de mezun olduğum Merkez İlkokulu’nun bahçesine giderek, Kemal Başkahraman’la birlikte diktiğimiz çam ağacının gölgesine oturup, bazen de uzanarak ders çalışıyordum.

Bir gün arkadaşım Ömer Balak, ben ders çalışırken yanıma geldi.

- Merhaba Memik ne yapıyorsun? Seni uzanmış görünce merak ettim ve yanına geldim.

- Merhaba arkadaşım hoş geldin. Gördüğün gibi ders çalışıyorum ama hazırlık kitabı değil, okul kitaplarımdan çalışıyorum.

- Peki, neden hazırlık kitabı almadın? Ben hazırlıktan çalışıyorum, çok güzel. Hem geçmiş yıllarda çıkan sorular da var.

- Ben de biliyorum ama babam alamadı, ne yapalım.

- Pekiii, sana bir şey söyleyeyim o zaman. Arada benim kitaptan beraber çalışalım, bende bir de genel yetenek kitabı var. Biraz ince ama olsun. Belki işine yarar. Bana da caminin imamı verdi. Kendisi de sınava hazırlanıyormuş. Olmazsa bende onu sana vereyim, senin olsun. Hiç yoktan iyidir.

üni kitap

- Olur, hemen getir sen onu bana. Zaten bu genel yetenekten neler çıkacağını çok merak ediyorum.

İkinci gün öğleden sonra çam ağacının altında Ömer’i heyecanla bekliyor, kitabı ve içeriğini çok merak ediyordum. Bir süre sonra Ömer elinde kitapla çıka geldi.

- İşte dediğim kitap bu. Biraz ince bir kitap ama seveceğinden eminim.

- Getirdiğin için teşekkür ederim, hiç yoktan iyidir.

- Tabi, tabi en azından bir göz atarsın.

Daha sonraki günlerde ben hep o kitaba çalışıyordum. Otuz-kırk sayfalı bir kitaptı. Başka çalışacak kitap bulamadığım zamanlarda bir daha gözden geçiriyordum. Her gün okuya okuya kitabı nerdeyse ezberlemiştim. Arada bir de Ömer’in kendi kitabından çalışıyorduk. Hatta bazen bende kaldığı bile oluyordu. İşte o gün geceleri geç vakitlere kadar çalıştığım oluyordu.

Günler çabuk geçmiş sınav günü gelip çatmıştı. Annem, akşamdan temiz elbiselerimi hazırlamış, ben erkenden yatmıştım. Sabahın ilk ışıklarıyla uyanarak kahvaltımı yaptıktan sonra, bir miktar yol parası ve harçlık alarak Yavuzeli’nden Gaziantep’e hareket ettim. Sınav yerim, Akyol İlkokulu’nda bir sınıftı. Okulu ve sınav salonunu bulup yerime oturdum. Kısa bir hazırlıktan sonra sınav başlamıştı. Sorular hiç karşılaşmadığım türdendi. Ben Ticaret Lisesi mezunuydum, oldukça zorlanıyordum. Hâlbuki ne büyük ideallerim vardı. Önce bilebildiklerimin tamamını işaretledim, daha sonra tereddüt ettiklerimi tekrar okuyarak işaretlemeye çalıştım. Genel yeteneğe sıra geldiğinde, yirmiye yakın soruyu hemen tanıdım ve zorlanmadan işaretledim. Soruların birçoğu benim çalıştığım o küçük kitaptan çıkmıştı. Sınavdan sonra arkadaşım Ömer’e söylediğimde o da fark ettiğini söylemişti. Böylece hayatımın en önemli sınavını geride bırakmış, sıra sonuçların açıklanacağı günü beklemeye gelmişti.

Rahmetli babam ise kazansam dahi gönderecek gücünün olmadığını söylüyordu. Tabi ben de çok üzülüyordum. Her gün gençlerle kahvenin önünde buluşup yevmiyeyle pamuk çapasına gidiyorduk. Ben belki bir yer kazanır da giderim diye para biriktiriyordum. Çapa işi olmayınca, boyacının, kalıpçının yanında çalışıyordum. Yanında çalıştığım usta, okula gideceğimden haberdardı. O da bana boş kalmayayım diye hep iş veriyordu.

makine

Sonunda puan kartım gelmiş, ben üçyüz altmış sekiz puan almıştım. Merkezi yerleştirmeyle bir yere girememiş ancak toplam puanla Eğitim Enstitülerinin istediğim bölümlerine ön kayıt yapabiliyordum. O yıllarda branşlar için üç yıllık, sınıf öğretmenliği için iki yıllık okullar vardı. Ben ekonomik durumum iyi olmadığı için iki yıllığı düşünüyordum. En azından bir yıl önceden öğretmen olurum düşüncesindeydim.

Bir gün ustam Saadettin Özen beni yanına çağırarak,

- Usta sana güzel bir iş buldum, yol masrafını falan çıkartabilirsin! Posta haneyi boyatacaklarmış. Bana söylediler, ben yapamam ama size iyi bir usta bulabilirim dedim. Onlar da her kimse gönder görüşelim dediler. Ben de öğleden sonra ustayı alıp birlikte gelirim dedim. Öğleden sonra seninle gidiyoruz, haberin olsun. Usta da sensin. Sakın ben bilmem, yapamam deme ha.

- Ama usta ben gerçekten bilmem ve yapamam da. Adamlara karşı mahcup oluruz.

- Hayır, hayır yaparsın. O kalıpta çalışan Vakkas Sağır var ya, hani senin de iyi arkadaşın!

- Ee ne olacak arkadaşımsa?

- Vakkas’ın bir günlük kalıpçı yevmiyesini ve öğle yemeğini sen verirsin, o da seninle birlikte boya yaparak bir gün sana çalışır. Sen usta, o işçi olur. Ben Vakkas’la konuşup durumu ayarladım, merak etme.

- Ama usta Vakkas’a ayıp olmaz mı? En azından paraya ortak olalım.

- Hayır, bu defa ayıp olmaz. Sana para lazım, okula gideceksin.

Öğleden sonra ustamla birlikte postaneye giderek müdürle görüşüp anlaştık. Boyayı metre hesabıyla yapacaktık. Malzemeler kendilerinden, biz sadece işçiliğimizi alacaktık.

Postaneden ayrıldıktan sonra kahvehaneye uğrayıp birer çay içelim ve iş çıkışı Vakkas’ı da görelim diye oturduk, Vakkas da geldi. Durumu zaten ustam anlattığı için Vakkas kendisi konuya girerek,

- Biz arkadaşız. Hiç ayıp değil. Ben zaten yevmiyemi senden alacağım. Birlikte rahatlıkla bitirebiliriz. Eğer bitiremezsek Saadettin Usta da bize yardıma gelecek. Sen hiç merak etme, moralini de bozma.

- Peki, her ikinize de teşekkür ediyorum. Şimdi müsaadenizle ben eve gitmeliyim. Bakalım babam ne diyecek?

- Yarın sabah sekiz gibi postanede buluşalım.

- Tamam, tam sekizde orada olurum. Hoşça kalın.

İkinci gün sabah erkenden işe başlamış, öğleden sonra santralın bulunduğu duvarda az bir işimiz kalmıştı. Santral durmadan sinyal verip duruyordu. O yıllarda telefonlar davetiyeli yapılıyor, davetiyesi olan kimse görüşebilmek için postaneye geliyordu. Görevli memur, santralin hiç susmadığını, belki çok acil bir görüşme gereke bilir diye bizden izin alarak üzerine serdiğimiz gazeteyi araladıktan sonra görüşmeye başladı. Biz de yanında onu bekliyorduk. Konuşmaları aynen şöyleydi,

- Kendisi Yavuzeli’nde ikamet ediyor. Adı Memik Kömekçi, Mardin’den arıyoruz.

- Beni arıyorlar. Arkadaşlarım olmalı. Okula kayıtların ne zaman başladığını haber vereceklerdi.

- Anlaşıldı Mardin. Ayrılmayın. Hemen bağlıyorum. Konya lütfen aradan çıkın. Evet Mardin görüşebilirsiniz.

Görevli memur hemen ahizeyi bana uzatarak görüşün dedi. Görüştüğümde benimle konuşan liseden arkadaşım Aziz’di. Kayıtların başladığını ve hemen gelmemi söylüyordu.

- Tamam, hemen yarın yola çıkıyorum. Gece orada olurum. Ertesi sabah saat sekizde meydandaki çay ocağında buluşalım.

- Saat sekizde çay ocağında bekliyorum. Geldiğinde kayıt için birlikte gideriz.

- Anlaşıldı. Görüşmek üzere, hoşça kal.

Konuşmam bitince arkamı döndüğümde, postane müdürü yanımda duruyordu.

- Konuşulanları duydum delikanlı. Okula kayıt yaptırmak için mi gidiyorsun?

- Evet, müdür bey kayıt için gidiyorum. Bugün paramı öderseniz hemen yarın yola çıkacağım. Eğer yetişemezsem kayıtlar kapanabilirmiş. Onun için hemen yarın gitmem gerekiyor. Bir de ben usta falan değilim. Asıl usta bu arkadaşım, bana destek olmak için çalışıyor. Ben de hayatımda ilk defa bu gün usta oldum işte!

- Öyle mi? Ne güzel! O zaman ben de sana bir güzellik yapayım: Şu ihata duvarını da kireçle badana yapın, ölçüme girsin ki sana daha fazla ödeme yapabileyim. Madem okumak için çalışıyorsun, bizim de katkımız olsun.

- Önemli değil müdür bey. Duvarların badanası da bizden olsun.

- Hayır, hele siz yapın bitirin de bakarız.

Boya işini bitirdikten sonra ihata duvarını da badana yaptık. Akşamüzeri Saadettin Usta gelerek yapılan işi ölçtü, miktarı söyledi. Müdür itiraz ederek,

- Yanlış ölçtünüz! Kirişleri ve merkezleri ikiyle çarpmanız gerekirdi. Hâlbuki siz eksik ölçtünüz. Dışarı vurulan duvar badanası da boyadan sayılır. Ona göre ölçün, gençler çok emek verdi, bizde hakları kalmasın!

Gülüşerek ölçüyü fazla fazla ölçüp hesaplarken birbirlerine bakıp göz kırpıyorlardı. Hesaplama işi bitince, memurlar bir tutanak hazırlayarak, müdürle bana imzalattılar. Geçmiş gün hatırımda değil ama bana yeterinden fazla bir para ödediler. Ben de yanımda çalışan ve asıl ustalığı yapan arkadaşım Vakkas’ın bir günlük kalıpçı yevmiyesi ile öğlen lokantada yediğimiz yemek borcunu ödedim. Vakkas’a iki yevmîye vermek istedim ama asla kabul ettiremedim. Hâlbuki o gün usta bendim! Benim dediğim olmalıydı ama yine olmadı işte.

İkinci gün erkenden yola çıkarak, önce Gaziantep’e, ardından Mardin’e hareket etmiş, Mardin’de arkadaşım Aziz’le buluşup, Eğitim Enstitüsüne kaydımı yaptırarak, öğrenci kimliğimi almıştım. Okulun açılacağı tarihi de öğrendikten sonra tekrar eve dönmüştüm.

Babamın elini öperek öğrenci kimliğimi gösterdiğimde çok gururlanmış, boynuma sarılıp beni anlımdan öpmüştü.

 

Benzer Haberler

FIRSAT VERELİM Gün gelecek Avrupa bize yalvaracakmış. Bizim yalvarmamızdan adamlara sıra gelmiyor...

Yorum 
0

Metin MERCİMEK “BİZİ İLGİLENDİREN KONU YALNIZ BARIŞI KURMANIN VE KORUMANIN TEKNİK ESERLERİ...

Yorum 
0

M. Yahya EFE Sevgili okurlarım, yaşı kadar sorunu olan ülkemizde, ağzı olan konuşuyor. Laf...

Yorum 
0


Yorumlar

İsim: E-posta: Yorumunuz:
*


SON EKLENEN HABERLER

79. BOYUT / Ahmet BARUTÇU

FIRSAT VERELİM Gün gelecek Avrupa bize yalvaracakmış. Bizim yalvarmamızdan...

Eğitim Nedir?

Metin MERCİMEK “BİZİ İLGİLENDİREN KONU YALNIZ BARIŞI KURMANIN VE KORUMANIN...

Neden Susuyoruz?

M. Yahya EFE Sevgili okurlarım, yaşı kadar sorunu olan ülkemizde, ağzı olan...

Hz. Fâtımâ Resulûllah’ın Bir Parças...

Uğur KEPEKÇİ   Hz. Fâtımâ (aleyhisselam) gerek bu dünyada himmetinden,...

Polateli-Şahinbey OSB’ye yatırım da...

Gaziantep Sanayi Odası (GSO) Yönetim Kurulu Başkanı Adnan Ünverdi, Ortadoğu,...

Çiftçilere toprak analizi uyarısı...

Kilis Ziraat Odası Başkanı Abdullah Çelik, çiftçilerin, tarlalarından iyi...

Horozkarası üzümün faydaları saymak...

“Kilis Karası” veya halk arasında “Horoz Karası” olarak bilinen üzümün...

Kilis’te korona virüs denetimi

Kilis’te korona virüs tedbirleri denetlendi. Denetimlere Vali Yardımcıları...

Yaşlı adam evde ölü bulundu [ASAYİŞ...

Kilis’te evde ölü bulunan yaşlı adamın ölümü şüpheli bulundu. Namık...

Sınır kapısında sigara ele geçirild...

Kilis’in Çobanbey Gümrük Kapısında bir araçta yapılan aramalarda kaçak...

Son cemre toprağa düştü

Baharın müjdecisi olarak bilinen ve “kor halindeki ateş” anlamına...

Kilis’te köy içi yollar düzeltilece...

Kilis İl Genel Meclisi Başkanı Şıhmehmet Yalçın, köylerdeki su, kanalizasyon...

Sağlık Bakanlığı uzman tabip, tabip...

Sağlık Bakanlığı uzman tabip, tabip, uzman diş tabibi, diş tabibi ve eczacı...

Gaziantep’in Kurtuluşunun 100. Yılı...

Gaziantep’in Kurtuluşunun 100. Yılında, Kahramanlarımızın Anılması İçin...

Cng freze tezgahı operatörü mesleği...

Batı Akdeniz Kalkınma Ajansı, Burdur İŞKUR İl Müdürlüğü ve Mehmet Akif...

Çırak Eğitimi Emin Ellerde

M. Yahya EFE   Sevgili okurlarım, İnsanlar hayatta yaptıklarıyla ve yapamadıklarıyla...

Delikanlı Bir ‘Doğan’ Göçmüş!...

Uğur KEPEKÇİ   Geçtiğimiz günlerde sosyal medyada Doğan Köroğlu...