Olacakla Ölecek…

17 Ağu 2020 Pts 10:06
ArtıYazı BüyüklüğüEksi

Mahmut İhsan KANMAZ

“Olacakla, öleceğe çare yoktur…” (Özdeyiş)

Selam, sevgi ve saygılarımla, bir yazımla daha birlikteyiz değerli dostlarım.

Bugün farklı bir konuya değinmek istedim. Kaderle yakın ilgisi olan bir mevzu bu.
İnanmışlık, tevekkelizm ve rahmanilik üzerine…

Dilerseniz asırlar öncesine uzanıp, bir kıssa ile girizgahımızı yapalım ki, ne demek istediğimiz daha iyi anlaşılabilsin.

Öykümüz, Mevlana hazretlerinin ünlü eseri Mesnevi’den… 1. Cilt ve 994-1010 arası beyitlerden alınma.

Vaktiyle adamcağızın biri nefes nefese Hazreti Süleyman Peygamberin huzuruna gelir…

Şimdi Süleyman peygamber deyince, buraya bir virgül koyup, hakkında iki kelam etmeden olmaz.

Hz. Süleyman, Davut Peygamberin oğludur. Babasının vefatıyla, henüz 12 yaşında iken ülkenin hükümdarlığına getirilir. Ülke denilen yer, bugünkü Mescid-i Aksa’nın olduğu topraklardır.

Yüce kitabımız Kur’anı Kerim’in birçok sure ve ayetinde, kendisinden ve ona bahşedilen mucizelerden bahsedilir.

Mesela bir ayette, onun kuşların dilinden ve tesbihatından anladığı anlatılır.

Yine bir başka ayette, kendisine rüzgarın hakimiyeti verildiği ifade edilir.
Yani hiçbir rüzgar, ondan habersiz değildir. Küçük yaşta hükümdar olduktan sonra da, yüce yaratıcı tarafından kendisine bu kez, “Nübüvvet mührü” yani peygamberlik makamı layık görülür.

Zamanla, Saba Melikesi Belkıs Hanım’la evlenir ve Kudüs’teki Mescid-i Aksa’yı ve civarını mamur eder. Çok hizmetleri dokunur ülkeye… Zenginlik, mal ve mülk içinde yaşamını idame ettirir.
Ama etrafındaki yoksullara ve ihtiyaç sahiplerine de, kol kanat gerer her daim…

Hani bir söz vardır bilirsiniz illaki: “Dünya Sultan Süleyman’a bile kalmadı” diye söylenen. Doğrudur, o kadar mal ve zenginlik burada kalıyor. Hiç kimse diğer tarafa üç metrelik bir bezden gayrı bir şey götüremiyor maalesef…

Dünya nimetlerinin sahibi Hazreti Süleyman olsanız bile. Karun’un sınırsız hazine ve mücevherlerine malik olsanız dahi… Bu böyle anlayacağınız…

Yine amiyane olarak dilden dile dolaşan bir hikmetli söz vardır çok bilindik… Ne diyordu anımsar mıyız? “Kefenin cebi yok ki!…”

Aynen de öyle… Ne kadar evin, araban ve altının, paran pulun olsa da nafile…
Hepsi burada kalıyor onların. Bizler sadece onların emanetçisi gibi oluyoruz bu dünyada… Kısa bir süre nemalanıyoruz yalnızca. Bütün olan biten ve koparılan tantana, şamata bundan ibaret.
Ha, farkında mıyız? Orası tartışılır…
Pek de olduğumuz söylenemez hani…

Hırs içinde, daha fazla para biriktirme çabasında olanlara, kapak olmalı bu söz…
Tabi ki bilene ve anlayana dermişim.
İnanın her şey yalan ve birer aldatmacadan ibaret. Dünya gailesi deriz ya, o hesap yani… Bu dünyanın oyalamacasından başka bir şey değil tüm çabalar. Aslında ne kalp kırmaya ve ne de gözleri hırs bürürcesine, orayı burayı kırıp dökmeye ve helale haram katmaya hiç gerek yok.

mezar

Şöyle buyurur Allah dostu Yunus Emre Hazretleri: “Mal sahibi, mülk sahibi… Hani bunun ilk sahibi… Mal da yalan, mülkte yalan… Var biraz da sen oyalan…”
Kilis Asri Mezarlığının ana giriş kapısının sağ tarafında asılıdır bu levha…
Ders alınsın ve ibret olunsun diye…
Gidenler bilir ve görür…

Evet, nereden nereye geldik…
Kıssamıza dönelim yine izninizle… Ne diyorduk sözün en başında… Vaktiyle bir adamın telaşla ve kan ter içinde, Süleyman peygamberin makamına geldiğinden bahsediyorduk.
Adamcağız anlatmaya başlar hemen:

“Ya Süleyman, biraz önce Azrail Aleyhisselamı gördüm ve bana dik dik, öfkeyle, sanki biraz da şaşkınlıkla uzun uzun baktı. Ben de çok korktum. Bugün yarın, benim canımı alacağından endişe ediyorum. Senden isteğim, ne olur şu rüzgarına emretti beni, ta uzaklara, mesela Hindistan’a falan uçursun. Belki o zaman, Hazreti Azrail beni bulamaz ve de canımı da alamaz haliyle. Ben de böylece kurtulmuş olurum.” der.

Süleyman peygamber talimat verir hemen emrindeki rüzgara ve o da adamı alıp, anında Hindistan’ın en ücra bir köşesine bırakır.

Derken, ertesi gün Azrail Aleyhisselam gelir Hazreti Süleyman peygamberin yanına.
Sorar Süleyman peygamber ona, “Dün bana bir adam geldi ve senin ona öfkeyle falan baktığını söyledi. Nedir bunun gerçek sebebi? Söyler misin?”
Can almakla görevli Azrail yanıtlar:

“Ey cihan padişahı, o adam benim bakışımı yanlış anladı. Ben ona öfkeyle değil, hayretle bakmıştım. Zira Cenab-ı Allah bana, onun canını bugün Hindistan’da almamı emretmişti.

Oysa dün onu burada görünce, kendi kendime, “Bu adamın yüzlerce kanadı olsa dahi, bir günde buradan ta Hindistanlara gidebilmesi mümkün değil” diye düşünmüştüm
İşte o nedenle de adama hayretle baktım.

Fakat ben Hindistan’a gidince, adamı orada elimle koymuş gibi buldum ve Allah’ın emri üzerine de, görevimi yerine getirdim, yani canını aldım.”

Ne demiştik yazının başlığında: “Olacakla öleceğe çare yok, onun önüne geçilemez.”
Gördük mü bunun doğruluğunu?

Sen ne yaparsan yap, bir şey olacaksa ve takdir buyurulmuşsa, o iş olacaktır ya da olmayacaktır.

Yine günümüzde çok sık duyarız şöylesi temennaları ve dilekleri: “Allah’ım ne olur bu isteğimi kabul et. Çok istiyorum onu. N’olur Allah’ım!…”

Bu istek bazen bir evdir, bir arabadır ya da ne bileyim bir iştir, görevdir. Olmasa da hemen yüzümüz düşer ve kahroluruz. Niye olmadı ki istediklerim, diye karalar bağlarız için için…

Ama bilemeyiz ki, belki böylesi hayırlı ve uygun olacaktır da, ondan olmamıştır bu duamız. İşte, kader dediğimiz şey de burada kendini göstermekte. Sen elinden geleni yap, “Cüz-i kader”in gereğini yerine getir. Amenna!… Fakat yüce yaratıcının uhdesinde olan, “Külli irade”ye de, inan…
Vardır olmasında, ya da olmamasında bir hayır…

Yine çok severiz birilerini, aşık oluruz belki de… Niyetler halisanedir… O da karşılık verir bu duygulara… Coşkular ve sevgiler şelale olur… Gözler görmez hiçbir şeyi… İlla da o olsun istenir.
Ama gel gelelim, öyle bir engel çıkar ki karşımıza, çok istendiği halde, olmaz bazı şeyler… Ne diyordu bir bilge insan: “Olsun diye yakardığın şey, olmuyorsa eğer, bil ki senin hayrınadır. Vardır bir nedeni. Onu da ancak yaratıcı bilir. Ya daha iyisi gelecektir veya seni olası bir musibetten korumaktadır o işin olmaması. Sen nerden bileceksin ki!…”

Onun için her daim, “Allah’ım sen benim için en doğrusunu, en iyisini ve en hayırlısını nasip eyle… Ben, her ne kadar istesem de, eğer benim için kötü olacaksa ve hakkımda hayırlı olmayacaksa, sen bana bakma, onu kabul etme Allah’ım. Zira sen her şeyin en iyisini ve en doğrusunu bilensin” demek lazımdır.
Doğru olan dua ve temennada budur…

Allah hepimize güzel ve mutlu olabileceğimiz şeyler versin. Doğru, vicdan sahibi, merhamet duygusu gelişmiş, yüreği sevgi dolu, Allah korkusu ve muhabbeti ile donatılmış insanlarla karşılaştırsın bizleri. Hem bizleri, hem sevdiklerimizi, hem anamızı babamızı, kardeşimizi ve de evlatlarımızı.
İnşallah… Amin!…

Bu niyet ve dileklerle, ben de bugünkü yazımı bitirmek isterim.

Umarım, derdimi anlatabildim ve mevzuya açıklık getirebildim. Eğer sürç-ü lisan olduysa da affola der, hepinize gönül dolusu sevgi ve muhabbetlerimi sunmak isterim.

Sağlıcakla kalın ve de Allah’a emanet olun sevgili arkadaşlarım, değerli dostlarım.

———————————————–

Yararlanılan kaynak:

Mesnevi Öyküleri / A. Vahap Akbaş / Timaş Yayınları 2013.

 

Benzer Haberler

UYU İyi uyuyan, uzun yaşıyormuş. Toplum olarak bu kadar uyumamızın sırrı şimdi çözüldü!…...

Yorum 
0

Metin MERCİMEK “ALZHEİMER HASTALIĞINDAKİ SIKINTILARI, HASTA YAKINLARI DAHA ÇOK YAŞAMAKTALAR.”...

Yorum 
0

M. Yahya EFE   Sevgili okurlarım, geçen haftaki yazımda “Hayatta başarının sırrını”...

Yorum 
0


Yorumlar

İsim: E-posta: Yorumunuz:
*


SON EKLENEN HABERLER

79. BOYUT / Ahmet BARUTÇU

UYU İyi uyuyan, uzun yaşıyormuş. Toplum olarak bu kadar uyumamızın sırrı...

Alzheimer Hastalığı ve Yakınlarının...

Metin MERCİMEK “ALZHEİMER HASTALIĞINDAKİ SIKINTILARI, HASTA YAKINLARI...

Başarılı İnsanların Sırrı Nedir?...

M. Yahya EFE   Sevgili okurlarım, geçen haftaki yazımda “Hayatta başarının...

Zehra

Turgay MUTLU   Kelime anlamı olarak yüzü pek beyaz, ay yüzlü, ay kadar...

Bumerang Serisi-15

Gül ve Diken   Mahmut İhsan KANMAZ   “Güle sormuşlar, neden dikenin...

Eksik Salavat Getirmek Nedir?

Uğur KEPEKÇİ   Sahabeler, ”Şüphe yok ki Allah ve melekleri, Peygamber’e...

DİZELERİNİZ..

HEPSİ DE BİZİM   Değerli şair dostum Pir-i Fani’nin bana yazdığı...

Kilis’te sezonun ilk zeytinyağı sık...

Kilis ekonomisi ve tarımsal üretiminde büyük öneme sahip ve yaklaşık 4500...

Yeni yoğun bakım ünitesi için çalış...

Korona salgını nedeniyle Kilis Devlet Hastanesi Yoğum Bakım Ünitesinin yetersiz...

Türk Psikolojik Danışma ve Rehberli...

Türk Psikolojik Danışma ve Rehberlik Derneği Kilis Temsilcisi Mecit Bahadır...

Esnaftan ilginç tepki

Kilis’te bir esnaf, yaşadıkları ekonomik sorunları kâğıtları yazıp...

Çalıntı araçtan tüfek çıktı

Kilis’te Jandarma ekiplerince bir çalıntı bir araçta yapılan aramada ruhsatsız...

Hac işareti dikkat çekti

Kilis’te bazı okulların Hıristiyanların sembolü olan hac işaretine benzemesi...

Kilis’te intihar olayları arttı [AS...

Kilis’te, intihar olaylarında büyük artış gözleniyor. Şıh Mehmet Mahallesi’nde...

Kilis’te 2 araç çarpıştı: 5 y...

Kilis’te, hafif ticari araç ile otomobilin çarpışması sonucu meydana...

Türk Psikolojik Danışma ve Rehberli...

Türk Psikolojik Danışma ve Rehberlik Derneği Kilis İl Temsilcisi Mecit Bahadır...

AFAD, İtfaiye Haftası’nı kutladı...

İtfaiye Haftası kapsamında İl Afet ve Acil Durum Müdürü Uğur Olgun ve...

Kilis’in Tarihi Karpuz Şarabı

Metin MERCİMEK “KARPUZ ŞARABIN GÜMÜŞTEN TASI GİRDİĞİ KAPTA BIRAKMAZ...