Dolar 16,8853
Euro 17,8334
Altın 992,10
Adana Adıyaman Afyon Ağrı Aksaray Amasya Ankara Antalya Ardahan Artvin Aydın Balıkesir Bartın Batman Bayburt Bilecik Bingöl Bitlis Bolu Burdur Bursa Çanakkale Çankırı Çorum Denizli Diyarbakır Düzce Edirne Elazığ Erzincan Erzurum Eskişehir Gaziantep Giresun Gümüşhane Hakkari Hatay Iğdır Isparta İstanbul İzmir K.Maraş Karabük Karaman Kars Kastamonu Kayseri Kırıkkale Kırklareli Kırşehir Kilis Kocaeli Konya Kütahya Malatya Manisa Mardin Mersin Muğla Muş Nevşehir Niğde Ordu Osmaniye Rize Sakarya Samsun Siirt Sinop Sivas Şanlıurfa Şırnak Tekirdağ Tokat Trabzon Tunceli Uşak Van Yalova Yozgat Zonguldak
Kilis 30°C
Açık
Kilis
30°C
Açık
Pts 31°C
Sal 32°C
Çar 34°C
Per 34°C

Ölümünün 2. Yılında Merhum Nihat Ferah Hoca Efendi

Ölümünün 2. Yılında Merhum Nihat Ferah Hoca Efendi
A+
A-
02.05.2018
204
ABONE OL

Hasan BİTKEN

 

Kilis’in son yüzyılda yetiştirdiği beyinlerden biri olan Nihat Ferah Hocamız, 1932 yılında Kilis’in Ketenciler Mahallesinde doğmuştur. Babası Ahmet Ferah, annesi Makbule Hanım’dır.

Çocukların, henüz ilkokul çağına gelmezden önce, dini bilgilerini öğrenmeleri için mahalle hocalarına gönderilmesi, Kilis’te vazgeçilmez bir gelenek halini almış olan o günlerde, Nihat Hocamız da bu şekilde Kur’an okumayı ve dini bilgilerini öğrendikten sonra, ilk öğrenimini tarihi bir Kilis evinin okula dönüştürüldüğü 7 Birinci Kânun (7 Aralık) İlkokulu’nda  tamamlayarak, Kilis’in Tarihi Taş Mektebine (Ortaokula) devam eder.

Ancak ne var ki, acımasız savaşın devam ettiği, geçim sıkıntısının had safhada olduğu o yıllarda sadece iki yıl okuyabildiği okulundan ayrılıp, bağ-bahçe işlerinde ve babasının mevsimlik devlüp (mider) işlerinde çalışmak zorunda kalır.

Küçüklüğünden beri okuma meraklısı ve aynı zamanda iyi bir şair olan, edebi bilgilerinin yanında mükemmel bir tarih bilgisi de olan Nihat Ferah Hocamızın, daha ortaokulda iken müthiş bir hafızaya sahip olduğu belli oluyordu. Okuduğu şiirleri ezberlemekte zorlanmaz, makaleyi algılamakta sıkıntı çekmezdi.

1947 yılında açılan bir imtihan neticesinde, 25 yaşında iken müezzin olarak Hasan Attar Camii’nde göreve başladı.

Bir ayaklı kütüphane olan hocamız, kuvvetli zekâsı ve hafızasıyla, okuduklarını bir computer gibi belleğine kaydederdi. Bu özelliklerinden dolayı da dostları kendisine “İnternet Hoca” sıfatını uygun görmüşlerdi.

Eşkıya darbesi diye nitelendirdiği 1960 darbesini içine sindiremeyen Nihat Hoca, “Halkın seçtiği kişileri savunalım, hukuk devletini ve demokrasiyi  koruyalım” diyerek halkı direnmeye çağıran sloğanları gizlice sokaklara asınca, bu olayın arkasında bir isyan hareketinin başlamasından endişe eden darbecilerin ağır işkencelerine maruz kalır ve önce Malatya’ya, oradan da Sivas Cezaevine nakledilerek, 8 ay tutuklu kalır.

Oysa, cezaevi hayatı ona bazı kişilerle tanışarak, unutulmayan dostluk köprülerinin kurulmasına vesile oluyordu.

Sonuçta, olayın bireysel olduğu anlaşılarak, Hocamız tahliye edilip  memleketine döner ama kabına sığmayan bir zekâ ve yüreğindeki buhran ile dizelerindede belirttiği gibi, “adil olmayanlara karşı dimdik duruyor” ve bileğinin gücü ile de çalışmaya devam ediyordu.

Nazmiye Selimata Hanım ile evliliğinden iki çocuk sahibi olan hocamızın, sessiz, sakin ve huzurlu aile yaşantısı vardı.

 

“Halimi her gün sorar, unutmaz bir gün eşim

Otuz beş yıldır oldu benim huzur güneşim.” (Divan-ı Nihat)

 

İşte tam o günlerde Tarihi Hacı Derviş Camii olayının içinde buluyoruz  kendisini.

1940’lı yıllarda, Vakıflar İdaresi tarafından satışa çıkarılan Hacı Derviş Camii’ni, “Ben alıp tekrar camiye dönüştüreceğim” diyerek 5 bin lira bedelle satın alan Abdurrahman Karadeniz, cami avlusunu işyeri haline  getirip, 2010 yılına kadar iç kısmını da ardiye ve tüp ambarı olarak kullandılar.

Emsali çok az görülen tipik minaresi, burasının cami olduğunu belli ediyordu. 1970’li yıllarda bir akşam, Fahrettin Karadeniz tarafından bu zarif minarenin üst kısımları yıkılarak, cami görünümünden çıkarılmak istenmişti.

Ertesi gün bu yıkımı gören Kilis halkı galeyana gelerek Karadenizlerin işyerini tahrip ettiler. Güvenlik güçleri tarafından, olaya öncülük edenler arasında yine zanlı olarak gördüğümüz Nihat Ferah Hocamız, sonuçta bu badireyi de atlatır.

Çileli bir hayat yaşamasına rağmen gözü-gönlü açık ve sade yaşantısı ile çevresinde sevilen ve sayılan bir kişiliğe sahipti. Okuma aşığı olan,k azandığı paranın büyük bölümünü kitap alımına harcayan hocamızın zengin bir kütüphanesi vardı.

Nihat Ferah Hocamız bir musikişinastı. Türk Sanat Musikisinin bir çoğunun güftesi, güftekârı, bestesi ve bestekârı, gönlünde kayıtlı idi. Şiirlerini de hece ve aruz vezniyle yazardı.

ferah

Aynı zamanda bir yakın tarih uzmanı ve din bilginiydi de.

 

“Derya demiş nil nehrine, sen akarsu ben deniz,

Nehir demiş ki, bırak ta öyle olum bendeniz.” (Divan-ı Nihat)

 

Selamlaşmayı çok severdi. Başı önde ve elinde çantasıyla vakar içinde yürürken, karşılaştığı insanı gözünün kuyruğu ile süzer, göz göze  geldiğinde hemen selam verir veya selamını alırdı. Sözü, sohbeti tatlı, fakat boş laf etmeyi sevmezdi ve yaşamından şikâyet etmezdi.

 

“Gel şikâyet etme dostum küçücük bir yara’dan

Onun sabrını da verir seni beni Yaradan.” (Divan-ı Nihat)

 

İki çocuk babası olan Nihat Ferah Hocamız, 3 Nisan 2016 tarihinde  geçirdiği kalp krizi sonucu, fani dünyaya gözlerini kapatmıştır.

Ertesi gün pazar günü olmasına karşın, Kesikminare Camii’nin avlusunu dolduran sevenleri tarafından kılınan cenaze namazını müteakip, ebedi ölümsüzlüğe uğurlanmıştır.

 

“Hak ve hikmet ölümsüzdür düşse toprak altına,

Zaman gelir değişilir her biri bir altına.

 

Vasiyetim yazıverdim kendi mezar taşıma,

Ziyaretçi Bak ibret al, sağken vebal taşıma.” (Divan-ı Nihat)

 

Basılı eseri: Divan-ı Nihat, Matger Matbaa 2012 Bursa.

Merhum hocamız bu kitabından bir adet 11 Kasım 2015 tarihinde  imzalayarak bana hediye etmişti.

Nur içinde yatsın.

YORUMLAR

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu yukarıdaki form aracılığıyla siz yapabilirsiniz.