(Oylumlu) Döngel Hasan

14 Oca 2020 Sal 8:19
ArtıYazı BüyüklüğüEksi

Ökkeş MISIRLI (Yük. Mak. Tek.)

 

“Döngel Hasan” lakabı ile bilinen Hasan’ın diğer lakapları da vardı o da “Tembel Hasan” ve “Oylumlu Deli Hasan”dı.

Kilis’in Kefiz köyünde dünyaya gelmiş olup, zeki bir insandı; askerliğini yaptıktan sonra ailesi kendisini evlendirmişti. Köy yerinde ara sıra rençperlik yapıp çoluk çocuğunun karnını doyuruyordu. Derken amcasının kızı bir gün Hasan’ın sevmediği bir adamla nişanlanınca, Hasan amcasının kızını ikaz ederek o hoşlanmadığı şahısla evlenmemesini söyler, amma amcası kızı Hasan’ı dinlemeyip evlenir, bu evlilik Hasan’ın zoruna gider. O zamanlar köy yerinde evlerde su olmadığı için köyün kadınları köy meydanındaki çeşmeden su taşırlardı.

Bir gün Hasan köydeki iki çeşmenin suyolunu tıkar ve ilk baş çeşmenin (kuyunun) yanına gider ve saklanarak su doldurmaya gelecek olan amcası kızını bekler, su doldurmaya gelen amcası kızını av tüfeği ile öldürür, kaçmaya teşebbüs ettiyse de gayri ihtiyari olarak ayakları dolaşır ve orada kendi ekseni etrafında döner durur. (İleride bu dönme tik haline gelecektir). Sonra kendini toparlayıp kaçarak Oylum köyündeki akrabalarının yanında kalır, kaçak olduğu için rahat edemez, Suriye sınırı Oylum köyünün hemen güneyinde olduğundan, Suriye’deki Arpakesmez köyündeki başka akrabalarının yanlarına giderek saklanır, gel gör ki 5-6 ay sonra şimdiki Suriye sınırı çizildi miydi Arpakesmez köyü Türkiye sınırlarında kalır ve Hasan fazla kaçamayıp teslim olur, Antep hapishanesinde cezasını çekmeye başlar iri yapılı cüsseli hareketleri deli dolu olduğundan, lakabı “Oylumlu Deli Hasan” olur. Derken Kilisli meşhur kabadayı “Ehmo Dayı” ile hapishanede arkadaş olurlar, Hasan haksız işlere dayanamayıp karşı gelmeye başlar, Antep hapishanesindeki 700 kişi Deli Hasan’dan çekinmeye başlar.

(Arkadaşı Yasin Çamlı’nın anlattığına göre):

Bir gün hapishanenin dış avlusunda haksız bir olay olur, bu olay Hasan’ın zoruna gider ve yanındaki arkadaşı Ehmo Dayı’yla orada sessizce konuşurlar, Ehmo Dayı Hasan’a: “Sen sırtını bana daya, kimseyi kendi cephenden sana yaklaştırma, ben de (her zaman sırtında kartal kanadı atılı olan meşlehini göstererek) şu meşlehi koluma sarıp(kalkan görevi yapıp) kendimi kolluyucum ve kimseyi bana yaklaştırmayıcım” deyip, kasaturayı çekmesiyle narasını patlatır, Hasan da Ehmo Dayı’dan geri kalmaz ve o da kasaturasını çekerek sırt sırta iki delikanlı 700 kişilik Antep hapishanesinin mahkûmlarını önlerine katarak kovuşlara doldururlar. Her gün olay çıkaran, haraç toplayanların sesi kesilir, hapishane personeli huzura kavuştuğu gibi, sessiz sedasız mazlum mahkûmlar da derin bir nefes alırlar ve Hasan’la Ehmo Dayı gibi sözü özü geçen kişileri en ekâbir olan 1. koğuşa yerleştirirler. Bu düzenden hapishane personeli de memnun olur, ama gel gör ki karşı taraf rahat durmayıp Hasan’ı sıkıştır olay çıkarırlar ve Hasan zapt olmakta zorlanır, bunun üzerine Hasan’a deli raporu aldırarak, karşı mahkûmlar bir bakıma onu saf dışı edip, böylece ondan kurtulmak isterler, zapt olmayan (durdurulamayan) Hasan’ı hapishane personeli, Elazığ Ruh ve Sinir Hastalıkları Hastanesine yollarlar.

 

Hasan, zekâ düzeyi yüksekliği varken, deli raporu alıp hapishaneden çıkmak istemez ve bu kendisinin onuruna dokunur. Eli kelepçeli olarak Elazığ’daki doktorun karşısına getirirler, kelepçeler çözülür. Doktor, Hasan’ı tepeden tırnağa şöyle bir süzer, zekâ kabiliyetini ölçmek için Hasan’ın önüne bir koyun postu atar ve Hasan’a; “Bunda kaç kıl var say” der.  Hasan bir doktora bakar, bir posta bakar ve kafasını kaldırarak; “Doktor Bey, laf lafı açar, çok söyleme fikrim kaçar, 40 gözlü köprüden saniyede kaç ton su geçer” diye sorar ve “Sen bu suyu hesapla ben de bu postu sayayım” der.  Doktor başını sallayarak; “Yahu Kilis’in hep akıllı delileri beni mi buluyor?” der ve doktor hemen “sağlam raporu”nu verir.  Ha-san da buna memnun olur, çünkü “deli”  damgası yemek istemez, geri cezaevine gelir. Bu sefer cezaevinin sükûneti biraz düzelir, Hasan’la Ehmo Dayı cezaevindeyken göze batan bir olay çıkmaz, iri yapılı, zeki, iş tutmasını sevmeyen ağır hareketli bir kişiliğe sahip olan Hasan,  cezasını çektikten sonra serbest olarak dışarı çıkar (tahliye olur).

Köyünde onu bekleyen hanımı ve çocukları vardı, arazisi malı mülkü yoktu. Bir gün rençperliğe heveslenip para kazanmak için bir bel yaptırır, arkadaşları ile bağ bellemeye gider, kuvvetli babayiğit amma gel gör ki oflaya puflaya bağ bellemektedir, Hasan kuşluk vakti oldu muydu belin toprağını sıyırır, beli omzuna atıp, arkadaşlarına dönerek “Bu iş bana göre değil” der ve Hasan’ın rençperliği güneş doğumundan kuşluk vaktine kadar sürer.

 

Hasan’ın tembelliği su yüzüne çıkmış olup lakabı ile birlikte “tembel Hasan” olarak da çağrılmaya başlanmıştır.

Arpakesmez köyünde çay ocağı işleten arkadaşı Yasin Çamlı’nın yanına gelir, arkadaşı bakar ki Hasan’ın köyüne gitmeye niyeti yok, arkadaşı da Hasan’ı bırakmaz ve çay ocağının şöyle bir köşesine merdivenle çıkılan bir “taht” yapar, Hasan bu tahta (yatacak yere) memnun olur, kış yaz burada yatıp kalkmaya başlar. Arkadaşının evinden gelen yemekten Hasan da istifade eder, amma tembelliğinden dolayı tahttan aşağı inmez, arkadaşı yemeğini, çayını hep yukarı uzatır, bu tembelliğine rağmen de güzel saz çalar, sesi de güzel olduğu için “barak havası” ile uzun havalardan “GARİP”i sazı ile çok söylerdi:

 

“GARİP

İsfahan derler aslı bizim ilimiz,

Ördek uçtu viran kaldı gölümüz

Sen gidersen nice olur halimiz

Gitme garip gitme yollar kapalı

 

Gitme garip gitme yollar kapalı

Gavur vurur, Türkmen alır kadanı

Sen ölürsen de aşiret alır senin kadanı

Gitme garip gitme yollar kapalı…”

diye devam ederdi. Bir işi yapmak isterse, o işi yapar ve becerirdi, ama oflar poflardı, saçını sakalını gidip berberde tıraş ettirmeye erinirdi (üşenirdi), ama temizliğe dikkat ederdi. Kahvesinde yattığı arkadaşına (Yasin Çamlı’ya) saçı sakalı uzadı mıydı, “Şu saçımı sakalımı koca öküzün kuyruğu gibi azıcık kavlat” derdi. Arkadaşı da kendisine: “Lan tembel Hasan, bitin, piren bize bulaşmasın ha!” diye takılacak oldu muydu, Hasan cebinden bir paket D.D.T. toz ilacını çıkararak; “Bunun kokusuna değil bit-pire, yılan dahi gelmez” derdi, arkadaşı da sa-çını sakalını güzel bir kavlatırdı onun…

 

Yaz, kış sırtında kurşuni renkte uzun bir paltosu vardı, onunla yatar, onunla kalkardı, yatağı, yorganı, yastığı oydu, dolaşırken bu paltosunu kartal kanadı omzuna atarak azametle yürürdü.

***

Çocukluğumda, yani 1950-1960 yılları arasında “Döngel Hasan”ı Cumhuriyet Caddesi’nde, “Maarif Kahvesi” civarında (şimdiki Öğretmenevi binasının olduğu yer) ve “Dolap Pazarı”nda, çok görürdük. Artık “Oylumlu Hasan” Kilis’e yerleşmişti, Maarif kahvesini mekân seçmiş, yaz geceleri bahçede sandalyeler üzerinde yatardı, tok gözlüydü, kanı doydu muydu bir daha gözü bir şey görmezdi.

Dolap Pazarı´nda babamın kalaycı dükkânı vardı (Yatırın alt hizasında şimdiki kebapçı İs-mail’in olduğu yer). Yaz günleri ikindiden sonra, Dolap Pazarı’nın Akcurun’dan beri esen bir rüzgârı olurdu ki, insanı mest ederdi. Ayni zamanda dama meraklıları da bir araya toplanır, babamın dükkânının önünde küçük hasır sandalyelere otururlar veya yere kilim serilir iki-üç gruba ayrılarak dama oynanırdı. (Dama oyunu, iki kişi ile oynanan satranç gibi bir oyundur).

Bütün esnafın, çiftçinin ikindinden sonra yorgunluğunun atılma zamanıydı, karşı köşede yaz günü sıcak havalarda kalıplar halinde gelen buzlar, (özellikle Ramazan günlerinde) kesilerek ortasına ipler takılır, o ipi parmağımıza takar (soğuk su içmek için) evimize götürürdük. O zaman Kilis’te parmakla sayılacak kadar buzdolabı vardıysa ancak. Akşamdan kalan yemekler kokmasın diye evlerdeki su kuyularına sallanırdı, yine çocukluğumuzda hayal meyal hatırlıyorum, Kesmelik’e (mağaraya) kış günü yağan karları stok etmişler ve yazın sıcağında getirip kar satarlardı.

Yine bir gün dama oynayanlar bir araya gel-diklerinde Döngel Hasan da geldi. Dama meraklıları Hasan’ın iyi bir dama oyuncusu olduğunu biliyorlardı ve Hasan’a buyur ettiler, ama Hasan bunların içinden en ustasını seçti kendisi ayakta durarak, rakibi de oturarak damaya başladılar. Seyirciler (oyuna müdahale edemezler) ve pür dikkat oyunu seyrederken, Oylumlu Hasan’ın satrançtaki gibi 5-6 hamle sonrasını düşünerek oyun tarzını kurardı seyirciler yalnız oyun stilini seyretmek için değil, Hasan’ın tavır, davranış, hazırcevaplılığı ile oyundaki nüktedanlığını dinler ve bundan keyif alırlardı. Dama oyunu kritik noktaya geldiği zaman, o taşını oynar geriye döner üç dört adım atar, kendi ekseni etrafında üç sefer döner -acaba beyin aküsünü şarj mı ediyordu(!)- geri gelir oyununa devam ederdi. Gördüklerim ve işittiklerime göre dama oyununda Kilis’te kendisini kolay kolay yenen olmazmış.

Maarif Kahvesi mekânıydı, iyi koçkin (kahvehanede dört takım kâğıt oyunu ile oynanan bir tür iskambil oyunudur) oynar, yine onda da maharetini ve ustalığını gösterirmiş.

Döngel Hasan gibi süper zeki insanları eğitmek, yönlendirmek normal eğitim sistemi ile olacak bir eğitimi kolay değildir, bu gibi insanların okulları ayrı olmalıdır. Süper zeki insanların bazıları sessizdirler, bazıları ise kendi kaplarına sığamazlar, daima bir arayış, bir buluş içerisindedirler, bu buluş ve arayışları bazen bilinçli, bazen de tesadüfî olabilir, aile, çevre ve eğitim sistemi bu gibi insanlara sahip çıkmazsa, bazılarının arayış ve buluşları insanlığa ve dünyaya yarar yerine zarar verebilir Allah muhafaza.

Kilis insanının zekâ özelliği, doğal zeytinyağı ile beslendiği için, bu gen yapısını da takviye ediyor, diye bilinir. Bu etkileşim, bilindiği üzere, her ortamda olabileceği gibi değişik biçimlerde dışa yansıyor.

İnsanlar, arkalarında iz bıraktıkları zaman, o izin hep bir bedeli olmuştur. Delilik, yiğitlik, kabadayılık, dayılık lakaplarıyla anılanların da ilginç nedenleri ve öyküleri vardır…

Hasan gibi bir şahsa da üç lakap birden takılmışsa bunun da daha bilemediğimiz dünyasında başka nedenleri de vardır. Kendisine Allah’tan rahmet dileriz.

 

Kaynak kişiler:

Emekli Öğretmen Ali Yavuzcan.

Tarım İl Müdürlüğünden emekli Yasin Çamlı.

 

(ZeytinDalı Dergisi, Sayı: 46)

Benzer Haberler

Sabahattin YARAR   Türkiye olarak, çok uzun yıllardan beri, dünyanın neresinde olursa olsun...

Yorum 
0

Metin MERCİMEK “PUL KOLEKSİYONU YAPANLARIN DÜNYAYA DAHA FARKLI GÖZLE BAKMASINI SAĞLAR....

Yorum 
0

M. Yahya EFE   Sevgili okurlarım, hayatta yalnızlık çok zordur. Yalnızlığın bin bir çeşidi...

Yorum 
0


Yorumlar

İsim: E-posta: Yorumunuz:
*


SON EKLENEN HABERLER

Yardım Edelim de, Kardeş Olmayalım…...

Sabahattin YARAR   Türkiye olarak, çok uzun yıllardan beri, dünyanın...

Pul Koleksiyonunuz Var mı?

Metin MERCİMEK “PUL KOLEKSİYONU YAPANLARIN DÜNYAYA DAHA FARKLI GÖZLE...

Kadının Yalnızlığı

M. Yahya EFE   Sevgili okurlarım, hayatta yalnızlık çok zordur. Yalnızlığın...

Aziz Muhammed Hüküm Bey’in; Arkadaş...

Hasan ŞAHMARANOĞLU   İnsanların tanışması birtakım vesilelere bağlıdır....

Selamlaşmak…

Mahmut SELÇUK   Günlük hayatımızda sabah kalkıyoruz ve güne başladığımız...

NAZARLIK TAKIN

Hoyratça yaşanan uzay çağında Haddini bilmeze çatasım gelir Goncalar açsa...

ÖZLEDİM TABİ

Bilmem nasıl geldi geçti onca yıl Neden yoruyorsun özledim tabi Gözümden...

KAPUSUZ KALASIN!

Vefa nedir bilmezsin astın duvara Harcadım gençliği günler zıvana, Bundan...

Kayıtsız çalışan esnaf kayıt altına...

Kilis’te haksız rekabet ile mücadele kapsamında kayıtsız çalışan esnaf...

3. Organize Sanayi Bölgesinin proje...

AK Parti Kilis İl Başkanı Av. Murat Karataş, Sanayi ve Teknoloji Bakanı Mustafa...

“Üzüm üreticisi endişeli”

Ziraat Mühendisleri Odası (ZMO) Kilis İl Temsilcisi Ziraat Mühendisi Güven...

Usulsüz besicilere sıkı denetim

Kilis Belediyesi Zabıta Müdürlüğü ekipleri, İl’in muhtelif yerlerinde...

Kız alıp verme kavgasında 8 yaralı ...

Kilis’te kız alıp verme yüzünden çıkan kavgada 8 kişi yaralandı. Fatih...

Karataş Sosyal Tesisi yapımı sona y...

Kilis Belediyesi tarafından Karataş bölgesinde yapımına başlanan çok amaçlı...

Üniversitede TÜBİTAK desteği ile gü...

Kilis 7 Aralık Üniversitesi Sağlık Hizmetleri MYO Öğretim Üyesi Mesut Yalçın’ın...

Rektör Karacoşkun Milat Gazetesi bö...

Milat Gazetesi Gaziantep bölge temsilcisi Mehmet Güngördü, Kilis 7 Aralık...

Sokak kedilerini her gün tavukla be...

Kilis’te bir kadın her gün kedileri kendi elleriyle tavuk ve ciğerle besliyor....

Okullar 21 Eylül’de açılacak

2020-2021 Eğitim ve Öğretim yılı 31 Ağustos’ta online olarak başlayacak....