Özlenen O Bayramlar

30 May 2020 Cts 11:20
ArtıYazı BüyüklüğüEksi

A. Filiz GÖKDEMİR ÖZARSLAN

 

“Bugün bayram

Erken kalkın çocuklar

Giyelim en güzel giysileri

Elimizde taze kır çiçekleri

Üzmeyelim bugün annemizi…”

 

Merhabalar güzel insanlar… Yazıma çok sevdiğimiz sanatçımız rahmetli Barış Manço’dan dinlediğimiz şarkının sözleri ile başlamak istedim. Mekânı cennet olsun. Her birinizi ayrı ayrı sevgi ve saygıyla selamlıyorum. Ramazan Bayramınızı en içten dileklerimle kutluyorum bu vesile ile. Umarım şeker bayramı ismi gibi güzellikler, tatlılıklar sunar bizlere.

Bu bayram daha önce yaşadığımız bayramlardan çok farklı duygular yaşayacağız. Malum Korona virüsü bizleri hep sevdiklerimizden ayırdı. İlk defa büyüklerimizin elinden öpemeyerek ve küçüklerimize sarılamayarak evlerimizde geçirmek zorundayız. Ben de sizler kadar çok üzgünüm fakat sağlık her şeyden önce gelir. Ne yapalım sevdiklerimiz isterlerse dağın ardında olsunlar ama yeter ki canları sağ olsun.

Nerede o eski bayramlar deyip dururuz hep değil mi dostlar. Her kuşak bunu tekrarlar sürekli dilinde.  Galiba özlediğimiz hep çocukluğumuzdur. Çünkü son yıllarda yaşanan bayramlar o günlerin yerini asla tutamıyor, özellikle de metropol şehirlerde. Fakat ata topraklarımız memleketlerimizde, köylerimizde hala bu gelenek sürdürülüyor ve unutturulmuyor ne güzel. Benim memleketim Kilis’te de bayramlar bir başka güzel olur. Hele çocukluk yıllarımdakiler daha başkaydı.

Eskiden bayramlar köylerde güzel izdivaçlara da sebep olurmuş aslında. Evlenecek çağa gelen ve dışarıda okumaya gidip meslek sahibi olup köyüne dönen erkekler düğünlerde, bayramlarda gördüğü kızla anlaşırmış. Erkek, ailesini kızı istemeye gönderir. Eğer gelin adayı köy içerisinden ise herkes birbirini tanıdığı için, ilk gidişte kız istenir. Fakat başka bir köyden ise anne ve babası önce kızı görmeye giderler. Erkeğin beğendiği ve evlenmek istediği kızı, ana-babası da genellikle beğenir, oğlunun isteğini kırmaz.  Bayramlar nelere kâdir bakınız.

Ben ve kardeşlerim babamın mesleğinden dolayı Adana’da doğduk, büyüdük ve hala ikamet ediyoruz. Canım babam Yüksek Ziraat Mühendisi. Kilis lisesinin ilk mezunlarından… Allah sağlıklı ömür versin inşallah.  Okumak için çıkmış ata topraklarından ve Antep’te çalıştıktan sonra Çukurova’nın sarı sıcağında yuvasını kurmuş. Annem de Eskişehir’de çocukluğu geçen has Kilisli ailenin kızı. Rahmetli dedem de asker olduğu için nurlarda uyusun, o da erkenden çıkmış Kilis’ten. Fakat bizdeki özlem hala bitmedi memleketimize ve hiç kopartmadık bağlarımızı.

Ben de, annem de küçüklüğümüzde aynı kaderi yaşamışız. Okullar kapandığı gün yazları ve her bayramda hep Kilis’e giderdik. Tıpkı annemin çocukluğunda olduğu gibi… Belki de annemle yılların farkıyla aynı mekânlarda ayak izlerimiz var. Annem ve babamın çocukluğunda koştuğu yerlerde, bağlarda ve bayram yerlerinde benim de hatıralarımın olması o kadar güzel bir duygu ki.

Gelelim o güzel bayram günlerine. Özellikle Ramazan Bayramları daha anlamlı olurdu Kilis’te. 15 gün önce memleketimize özel gerebiç ve kâhke her evde hazırlanır ve fırınlara pişirilmeye gönderilir. Gerebiç Antepfıstıklı ve cevizli olarak iki çeşit hazırlanır. Kâhke ise içinde mayana (anoson) ve susam olan çayın yanında ikram edilen kurabiye tarzı Kilis’in olmazsa olmazlarındandır gerebiçle birlikte.

gerebic

Memleketime hep bayramdan birkaç gün önceden giderdik çünkü oranın sahurları ve iftarları bir başka olur. Hele son yıllarda yapılan sahurlarda iftardan sonra sahura kadar tüm dükkânlar açık oluyor. Kilis halkı sahurunu hem de bayram alışverişini yaparak ailesiyle sabahlıyor adeta. Tüm lokantalar ve tatlıcılar da açık haliyle. Meşhur kebapları, Kilis tavası, künefesi, katmeri ve cennet çamuru yenmeden olur mu hiç.

Çocukluğumdan hatırladığım aklıma hemen gelen şunlar;

Babaanneme yalvarırdık hep ne olur bizi de uyandırın sahura diye.  Nurlarda uyusun bizi hiç kırmazdı bak annem uyandırmasa bile sen uyandır ha derdik kardeşimle. Sofradaki o kalabalığı çok severdim. Babaannem her sahur taze taze domatesli bulgur pilavı pişirirdi. Sulu duzlu derler onun adına. Tok tutar diye yaparlarmış hep. Sofrada her şey vardı ama benim aklımda en çok o sulu duzlu kaldı. Yanında da Kilis’in meşhur acı yeşil biberi. Dedem rahmetli nurlarda uyusun fırıncıydı kendisi.  İftar için eve gelirken sahurluk ekmekleri de motosikletinin heybesinde getirirdi. Özel tırnaklı pideleri elleriyle hazırlardı. Sofrada o acı biberin damarlarını keser torunlarına sabırla verirdi.

Arefe günü mezarlık ziyareti yapılırdı. Akşamında geceden babaannem meşhur bayram yemeğimiz, adına kızartma-pilav denilen fakat bildiğimiz kızartma değil büyük kuşbaşı et, domates, soğan, salça, sadeyağ ve nar ekşisi ile pişen sulu yemeği hazırlayıp kısık ateşte ocağa bırakırdı. Çoğu bayram yemeklerini de özellikle gaz ocağında pişirirdi. Sabahta yanına erkenden pilav hazırlanırdı.

Bayram sabahı dedem ve ev halkı erkekleri namazdan gelirlerdi. Biz erkenden uyanır ve yeni elbiselerimizi giyerdik. Özellikle dedem geldiğinde, bu sadece bayrama özel değil eve her gelişinde tüm ev halkı ayağa kalkar ve dedemin elinde getirdiklerini almak için adeta yarışırdık. Herkes bir ağızdan seslenerek hoş geldin baba, hoş geldin dede diye karşılardık. Elleri öpülürdü büyüklerimizin. Harçlıklarımız ceplerimize sokuşturulurdu. Çok bayramlar göresin derlerdi. Saygı ve sevginin zirvede olduğu çok güzel günlerdi.

Yemek yenir ve misafirler beklenirdi. Zil erkenden çalmaya başlardı. Dedem ve babaannem Akcurun mahallesinde çok sevilen ve sayılan güzel insanlardı. Sağ olsun komşular ve akrabalar teker teker gelmeye başlarlardı. Havuşlu evdi güzel ve sıcak evleri.  Ortası avlulu, tüm odaları, tağaları yani oda içindeki pencereleri havuşa bakan ve sokak ve caddeye penceresi çok az olan evlerdi genellikle Kilis evleri. Yukarı katta avludan merdivenle çıkılan ayrı odalar vardı. Ne siz sorun ne ben anlatayım size o havuştaki gelen misafirlerin ayakkabı sayısını. Dedemin evi çok büyük değildi ama gönlü çok zengindi. Ne güzel dostlar ve akrabalar biriktirmişti. Mutfağa havuştan geçebiliyorduk. Kendi ayakkabımı zor bulurdum. Babaannem gözümüze bakardı bu şu demekti hadi tabaklarda hazırlanan gerebiç ve kâhkeleri getirin anlamındaydı.

Bir bakışı kahve, bir bakışı kolonya ve şeker dağıtın demekti. Her torunu yaşına göre hizmet etmek için seve seve koştururdu adeta. Tabi çerez olmadan olmazdı. Çok güzel ağırlanırdı misafirler. En güzeli de şuydu galiba. Gün içinde gelen akrabalar ve tanıdıklar evcilik gibi adeta birbirlerine geçerlerdi. Aynı ikramlar o evlerde de olurdu. Amcamlara gitmişsek gün içinde gelen tüm akrabalarla orada yine karşılaşırdık. Bunları yaşamak çok güzeldi. En küçük amcam ile aramızda yaş farkımız azdı, bizi bayram yerine götürürdü bu arada. Adana’da büyüyen ben Lunaparklara giden küçük kız çocuğu sadece Kilis’in o tahta dönme dolabına bayılırdım. Tercihim bu küçük bayram yeriydi. Evimizde bisikletim olduğu halde orada kuruşlarla kiralanan bisikletlere binmek daha zevkliydi benim için. Kilis’e özel haytalya yemek yani Adana’nın sonradan bici bici dedikleri soğuk nişastalı tatlı, çocukluğumdaki bayramların olmazsa olmazlarıydı. Akraba ziyaretlerimizden dönerken babama ne olur bizi bağa da götür derdik. O kırmızı topraklara basmadan olmazdı. Yeni bayramlık elbiselerimizle üzüm bağlarında dolanırdık. Mevsime göre içindeki incir ağaçlarında incirler olmuşsa ağaçtan toplardık. Birazda üzüm kopartırdık asmalardan. Üstümüz başımız kirlenirdi. Çocuktuk işte. Bağ da yaşadığım anılarımı inşallah başka bir yazımda sizlerle daha sonra paylaşırım. Bağ dönüşünde de bu sefer babama Ayşecik parkına gidelim diye tuttururduk.

Çocukluğunu çok güzel yaşayan bir nesildik bizler. Şimdiki çocuklarımız adına bu konuda çok üzülüyorum. İnternet çağının bağımlısı oldular, hatta biz büyükler bile. Yazımı “Cananlarımı Özledim” şiirimin ilk dizeleri ile sonlandırmak istiyorum:

 

Uzaklara daldı yine gözlerim

Cananlarımın yolunu gözledim

Bu bayram gelseniz ah çok özledim

Akşam oldu çöktü yine bulutlar

Aramıza hasret çizdi hudutlar…

Bir başka yazımda daha buluşmak üzere hoş kalın, hoşça kalın ve sağlıkla kalın dostlar. Tekrar mutlu bayramlar diliyorum hepimize. Bir dahakine inşallah sevdiklerimizle kucaklaşarak kutlamak dileklerimle… Sevgiler, saygılar.

 

Benzer Haberler

TATLI SON Dünyada 20 yıllık petrol kalmış. Sonra ne olacak? Biz cevaplayalım: Tabana kuvvet!…...

Yorum 
0

Metin MERCİMEK “YÜCE BİR YARATICI FİKRİ, BİZLERİ HER ZAMAN YARADAN’A SUNMAK ZORUNDA...

Yorum 
0

Rafet CANPOLAT   Merhabalar; aldığım Organik Tarım Eğitimi ile gönüllü olarak Bursa köylerini...

Yorum 
0


Yorumlar

İsim: E-posta: Yorumunuz:
*


SON EKLENEN HABERLER

79. BOYUT / Ahmet BARUTÇU

TATLI SON Dünyada 20 yıllık petrol kalmış. Sonra ne olacak? Biz cevaplayalım:...

Kutsal Dayanak

Metin MERCİMEK “YÜCE BİR YARATICI FİKRİ, BİZLERİ HER ZAMAN YARADAN’A...

Organik Gıda Nedir?-1

Rafet CANPOLAT   Merhabalar; aldığım Organik Tarım Eğitimi ile gönüllü...

Mustafa Kemal’in Askerlikten İstifa...

Öğr. Gör. Murat YILDIRIM[*]   Hep söylerler, istifa tek yanlı bir müessesedir...

Yaşam Boyu Spor

Mahmut İhsan KANMAZ “Sağlam kafa sağlam vücutta bulunur” demiş büyüklerimiz....

HER ÖLÜMÜN

Geçen yılların ziyanında, Telafi edilemeyecek kadar çok sevdim seni. Ellerimde...

Kilis’te Koronavirüs nedeniyle bir ...

* Kilis’te gittikçe artış gösteren Koronavirüs vakalarında, hastanede...

Genç polis, beylik tabancasıyla can...

Kilis İl Emniyet Müdürlüğü Narkotik Suçlarla Mücadele Şube Müdürlüğünde...

Serinlemek için dereye giren çocuk ...

Kilis’te, serinlemek için dereye giren 16 yaşındaki çocuk, boğularak hayatını...

Hayvan Pazarı kurbana hazır

Kilis’te yaklaşan Kurban Bayramı öncesi hayvan satıcılarının ticaretlerini...

MHP heyeti basınla buluştu: Kilis&#...

Milliyetçi Hareket Partisi (MHP) Kilis İl Başkanı Mustafa Demir, Merkez İlçe...

Ülkü Ocaklarından Demir ve Yılmaz&#...

Kilis Ülkü Ocakları İl Başkanı Mehmet Karaoğlan ve Yönetim Kurulu Üyeleri...

Orman yangını korkuttu

Kilis’in Polateli ilçesinde çıkan orman yangınında 3 hektar makilik alan...

Vefa Sosyal Destek Grubundan 1550 i...

Kilis Valiliği SYDV ve Vefa Sosyal Destek Grubu aracılığıyla ihtiyaç sahibi...

Kilis Zeytinyağı Tanıtım Grubu isti...

Kilis’in zeytinyağını tanıtım grubu oluşturulması için istişare toplantısı...

Kilis Emniyetine iki müdür atandı...

 stanbul İl Emniyet Müdürlüğü’nde görev yapan iki deneyimli müdür...

Sokak düğünlerine saat sınırlaması...

İl Umumi Hıfzıssıhha Kurulu, aldığı yeni bir karar ile Kilis ve köylerinde...