Dolar 33,0813
Euro 36,3108
Altın 2.616,13
Adana Adıyaman Afyon Ağrı Aksaray Amasya Ankara Antalya Ardahan Artvin Aydın Balıkesir Bartın Batman Bayburt Bilecik Bingöl Bitlis Bolu Burdur Bursa Çanakkale Çankırı Çorum Denizli Diyarbakır Düzce Edirne Elazığ Erzincan Erzurum Eskişehir Gaziantep Giresun Gümüşhane Hakkari Hatay Iğdır Isparta İstanbul İzmir K.Maraş Karabük Karaman Kars Kastamonu Kayseri Kırıkkale Kırklareli Kırşehir Kilis Kocaeli Konya Kütahya Malatya Manisa Mardin Mersin Muğla Muş Nevşehir Niğde Ordu Osmaniye Rize Sakarya Samsun Siirt Sinop Sivas Şanlıurfa Şırnak Tekirdağ Tokat Trabzon Tunceli Uşak Van Yalova Yozgat Zonguldak
Kilis 38°C
Açık
Kilis
38°C
Açık
Per 37°C
Cum 36°C
Cts 37°C
Paz 38°C

Para…

Para…
A+
A-
23.12.2016
632
ABONE OL

Metin MERCİMEK

“Gençlikte para kazan taş taşı, kur kazanı ye aşı.”
(Atasözü)

Parayı önce kazanmak, daha sonra kullanmak, harcamak bir başarı olduğunu ortaya koyan bilim adamları, para karşısında nasıl bir tutum sergileyeceğimize dair görüşler ortaya koymuşlardır. Özellikle gerçek kişiliğimizi ortaya koymak ve parayla bu ilişkiyi ölçmek için şu iki soruyu kendimize sormamız önerilmektedir. Birincisi,”Paraya düşkünlüğümüz var mı?”, ikincisi ise “Para veya onu getiren iş için evimizden, eşimizden, çocuklarımızdan, kendi sağlığımızdan ve önemli değerlerimizden feragat ediyor muyuz” sorularıdır.
Para her insanın arzu ettiği bir değerdir. Ancak insanlar parayı elde ederlerse tüm sıkıntılarının biteceğini, huzur ve mutluluk içinde yaşayacaklarını zannederler. Oysa para doğrudan doğruya bir değişim aracıdır. Ayrıca para kendi başına bir zenginlik kaynağı olmadığı gibi, mutlak ve mutlak bütün dertleri çözebilen bir yeteneğe de sahip değildir. Daha doğrusu para bazı dertleri çözebilirse de, çoğunluğa çare olamaz. Ama insanların başlarına binbir dert açmada çok büyük marifetleri vardır.
Onun içindir ki, para sahibi olan insan hemen ilgi çeker. Çevresinde bulunanlar, kendinden çok parası üzerine planlar kurar, girişimler bile yaparlar.
Parayla ilgili o kadar söz ve hikâyeler var ki, hepsi de birbirinden güzel ve anlamlı. Bazıları parasıyla övünür ve bencilliği artar. Kimileri içinde zenginlik ve güç ifadesidir. Bazıları ise parayı çok iyi yönetir, hem kazanır hem de kazandırır. Yani paraya gerçek değerini verir. Böylece onunla ne övünür, ne de gösteriş yapar.
Bir de insanların parayla olgunlaşma durumları vardır. Böyle bir düşünceye sahip olanlar yaşamını sadeleştirir, parayı hayırseverlikte kullanırlar. Para bu şekilde kullanıldığı zaman, kazanç gerçek amacına ulaşır ki, para açısından bilgeliğe doğru alınan yol olur.
Para kazanmak suretiyle bilgeliğe doğru adım atan insanlar, başarıyı sadece zengin olmada değil, gerçek bir insan gibi ruhsal, zihinsel, fiziksel gelişim yolu ile çok yönlü olarak görürler.
Diğer taraftan paraya çok düşkün olup da para, mal, mülk hesabıyla hayatı sınırlamanın ne kadar yanlış olduğunu hepimiz çok iyi bilmekteyiz. Özellikle sahip olduğumuz her şeyin geçici olduğunu, ölünceye kadar para biriktirerek değil, başka insanlara da hizmet etmeyi düşünmeliyiz. Bakınız büyük Şair Yunus Emre, bu konuda neler söylüyor:

“MAL SAHİBİ, MÜLK SAHİBİ
HANİ BUNUN İLK SAHİBİ
MAL DA YALAN,MÜLK DE YALAN
VAR BİRAZ SEN DE OYALAN.”

Görüldüğü üzere, parayı sağduyuyla kullanıp, sadelik ve hizmetten ayrılmadan akıllıca kazanmak ve akıllıca harcamak varken, neden boş yerlere harcama yapalım ve de her iki dünyamızı zindan edelim.
Unutmayalım ki, para iyi yerlere kullanıldığı zaman, gerçek amacına ulaştığı gibi, insanları da bilgeliğe doğru yol aldıracağına kesinlikle inanıyorum.
Hoşça kalın.

YORUMLAR

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu yukarıdaki form aracılığıyla siz yapabilirsiniz.