Piknik

02 Şub 2021 Sal 9:09
ArtıYazı BüyüklüğüEksi

Hayattan Kesitler- XV

 

Piknik

 

Memik KÖMEKÇİ

 

İlkbahar gelince toprak uyanır, dağlar, kırlar yeşillenir, tabiat ana bütün cömertliğini sergiler. Şafakta etrafı mis gibi bir hava sarardı. İşte yine böyle güzel bir gündü. Sabah erkenden uyandım, elimi yüzümü yıkadım ve balkona çıktım. Güneş yeni doğuyordu. Çatılarda güvercinler ve kumrular uçuşuyor, parktaki serçe cıvıltıları gittikçe çoğalıyor, arada bir ağaçların arasında yaban bülbüllerinin de öttüğünü duyuyordum. Nereden geldiklerini bilmiyordum ama zaman zaman bu parka uğrayıp ötüşüyorlardı. Bir kedi ağacın yarı beline kadar çıkmış hareketsiz bekleyerek avlanmaya çalışıyor, serçeler kediyi görmüş olacaklar ki, o ağacın tepesine birikmiş daha çok cıvıldaşıyorlardı.

Bir süre güneşin doğuşunu ve kuşları izledikten sonra mutfağa girdim. Aç karnına almam gereken ilaçlarımı içtim. Hanıma sürpriz olsun diye çaydanlığı doldurup altını yaktım.

Hanım da erkenciydi. Ben her gün erkenden okula gittiğim için, erken kalkmaya alışkındım. O da her gün benden önce kalkar kahvaltımı hazırlar, beni okula yolcu ederdi. Bu gün hafta sonu olduğu için ben de ona bir kıyak yapıp kahvaltıyı hazırlamak istedim ama fırsat vermeden yine kalkıp mutfağa yetişmişti.

- Neden erken kalktın? Hani yoruluyorum diyordun. Biraz daha yatıp dinlenseydin ya.

- Hayır, tam aksine bu gün hiç uykum yok. Okul olmadığı için galiba.

- İlacını aldın mı? Kahvaltı yapmak ister misin?

- İlacımı aldım da, bu gün kahvaltıyı dışarıda bir yerde yapmak istiyorum. İstersen birlikte gidelim. Güzel olur, mis gibi bir hava var.

- Hayır, ben gelmek istemiyorum. Her sefer bizi dağların başına götürüyorsun. Ben yoruluyorum, gidemem. Bir bahçe gibi yer olsa belki gelirdim ama dağa gelemem.

- Tamam da hanım, benim bir dikili ağacım yok ki. Elin bağına, bahçesine de gidemem, biliyorsun! Onun için dağları mesken tutuyorum. Zaten arabayla gidip geliyoruz. Dağda zevkine serbest gezip tozuyoruz ama yine de sen bilirsin. Eğer gelmek istemiyorsan bana iki yumurta kaynatırsan yeter. Yok, eğer geleceksen, hazırlığını ona göre yap.

- Hayır, ben gelmek istemiyorum. Çay götürecek misin? Yanına daha başka bir şeyler alacak mısın? İstersen yanına birkaç tane de portakal al. Dolaştığın yerde soyar yersin, sana iyi gelir!

- Evet, çay götüreceğim. Küçük termosa koysan yeter. Yumurtanın yanına da maydanoz, soğan, pul biber ve tuzu unutma! Portakal da koy. Ekmeği ben geçerken fırından alırım. Sepeti sallarsan size de iki ekmek yollarım.

Hanım küçük piknik sepetini hazırlamış, yanına da bir şişe su koymuştu. Eşyalarımı alıp aşağıya indim. Önce arabayı çalıştırıp bir süre motorun ısınmasını bekledikten sonra fırına uğrayıp ekmek aldım, ekmeğin iki tanesini eve bırakmaya geldiğimde oğlum da uyanmış, birkaç yumurta da kendisi için haşlamış aşağıda beni bekliyordu.

-Baba ben de geliyorum. O ekmeğin birini benim için alalım, diğerini anneme verelim.

-Tamam, oğlum, sen ekmeği sepete koy, annen çeksin. Oyalanmadan biz de gidelim, ben acıkmaya başladım bile!

Oğlumla birlikte yola koyulduk. Akpınar istikametinden yukarıya doğru beş-altı kilometre ilerledikten sonra Topdağı’na gelmiştik.

Topdağı (Keviz); Daha önceki Keviz adını bu yörede yaşamış olan Keveroz isimli bir kraldan aldığı sanılmaktadır. Top Dağı ise, Kurtuluş Savaşı yıllarında Kuvayı Milliye birliklerinin, topçu karargâhını kurdukları dağın adıdır. Aynı zamanda köyün de, adını bu top dağından aldığı bilinmektedir. Anlatılanlara göre bu karargâhta en son bir tek topumuz kalmış, Fransız birlikleri ise Kilis Merkezde Karataş mevkiine yerleşmişler. Kuvayı Milliye birlikleri o son topu da ateşleyerek, Fransız birliklerinin Karataş’taki karargâhına atarak, tam isabet sağlamış ve zayiat verdirmişlerdir. Bu ve benzeri zayiatlar sonunda Fransızların Kilis’i terk etmek zorunda kaldıkları söylenir.

Arabayı tepeye hâkim bir yere bırakarak, eşyalarımızı alıp dağa yukarı tırmanışa geçtik. Keçilerin ayak izlerinden oluşan patika yollar vardı. Onları takip ederek ilerliyorduk. Yolun her iki yanında çiğdemler, nergisler, kuzukulağı ve türlü türlü çiçekler vardı. Dağın yörebinde düzlük bir alanda yonca tarlası gibi çiçeklerle donatılmış rengârenk bir yer, bu yerin tam ortasında zümrüt gibi yemyeşil bir meşe ağacı bulduk. Hemen otların üzerine oturup önce bir dinlendik. Daha sonra nevalemizi çıkartıp hazırladık. Önce yumurtaları soyduk, daha sonra malzemeleri doğrayıp karıştırdık. Ben güzel bir dürüm yaptım, oğlum tabakta yedi. Yanına da çaylarımızı doldurup yudumluyorduk. Ne güzel bir yerdi. Hanımın bizimle birlikte gelmeyişine doğrusu çok hayıflanmış ve üzülmüştüm. Şu tertemiz oksijen dolu havayı solumak bile güzeldi.

Kahvaltımızı yaparken az aşağımızda görülebilen Topdağı (Keviz) köyünü seyrediyorduk. Köy derin bir vadiye kurulmuş dört tarafı dağlarla çevrili bir yerdi. Başlıca geçim kaynağı, başta hayvancılık olmak üzere, hububat ve zeytincilikti. Köyde bulunan ilkokul kapatılmış, yerine aktarmalı servisle taşımalı eğitim yapılıyordu.

- Baba o görülen köye de gidelim mi? Bak ne güzel görünüyor.

- Tamam, oğlum, dönüşte beş dakika uğrarız.

Kahvaltımızı yaptıktan sonra birer de keyif çayı içerek dağın tepesine kadar çıktık. Ne kadar güzel bir manzaraydı. Suriye sınırına doğru uzanan zümrüt gibi zeytin bahçeleriyle Kilis Mercidabık Ovası. Diğer taraftan Acar Köyü’nün üst tarafında görülen güneş panelleri ve zeytinlikler, diğer bir yandan Zoppun, Akpınar ve en önemlisi Fransızların karargâh kurdukları Kilis Karataş mevkii. Her yere hâkim bir tepedeydik. Hatta Gaziantep’in yüksek kesimlerindeki evler dahi rahatlıkla görülebiliyordu. Her yerin adını ve özelliklerini oğluma tek tek anlatarak gösterdim. Doyasıya etrafı hayranlıkla seyrettikten sonra artık gitme zamanı gelmişti.

piknik

Yavaş yavaş aşağıya inerek eşyalarımızı toparlayıp arabanın yanına geldik. Oğluma söz verdiğim gibi Topdağı (Keviz) Köyü’ne uğrayıp gezecektik. Arabayı çalıştırıp ağır ağır rampadan aşağı inerken çobanlarla karşılaştık. Önce selamlaşıp tanıştık, sonra onlara da birer bardak çay ikramında bulunduk. Çok memnun oldular. Oğlum yeni doğan kuzuları biraz sevdikten sonra yolumuza devam ettik.

Köyün girişine geldiğimizde bizi önce bir çoban köpeği karşıladı. Bir süre havlayarak peşimizden geldi ama sonunda pes edip geri döndü. Biz köyün içinde düşük vitesle bir tur attıktan sonra, harabeye dönmüş okulun önüne gelip durduk. İş zamanı olduğu için sanki köyde kimse yok gibiydi. Birlikte aşağıya inip önce okulu ve yıkılmaya yüz tutmuş lojmanını gezdik.

Kapısı, bacası dağılmış, camları kırılmış, tamamen bakımsız bir halde ayakta durmakta zorlanan yaşlı bir adam gibiydi okul. Bahçesinde bulunan bayrak direği ve Atatürk Büstü, boyaları çürümüş ve dökülmüş olduğu halde dimdik ayaktaydı. Okulun tabelası eğik-büyük bir halde kapının üstünde halen asılı duruyordu. Önce yıkık duvarın üstüne oturarak hüzünle izledim. (Bir anda gözümün önünde canlanan çocuklar, pırıl pırıl Atatürk büstünün ve bayrak direğinin yanında koşup oynuyorlar, ben de bahçede yanlarında tur atıyor, yoldan geçen köylülerle selamlaşıyordum.)

-Baba istersen kalkalım. Bu boş okulun nesine bakıyorsun? Zaten harabeye dönmüş.

-Haklısın oğlum gidelim ama bırak biraz daha seyredeyim. Ne de olsa ben bir öğretmenim. Yıllarca öğretmensiz kalmış bir okulla dertleşiyorum. İçindeki ızdırabı ancak ben anlayabiliyorum. Bırak da dertleşelim yavrum!

-Özür dilerim baba. Ben konuştuğunuzu fark etmemiştim.

-Tamam, yavrum, zaten konuşmamız bitti. Artık gidebiliriz.

Oğlum da benim hangi duygulara kapıldığımı anlamış olacak ki yüzündeki mutlu ifade yerini hüzne bırakmış, o da üzgün görünüyordu. Yavaşça kalkarak arabayı çalıştırıp direksiyonu oğluma bırakmıştım. Ağır ağır uzaklaşırken gözlerim dolmuş, oğluma belli etmemek için gözüme toz kaçmış gibi edip kolumla silmiştim.

Dönüş yolunda Akpınar’a uğrayıp elimizi yüzümüzü yıkadıktan sonra, çınarın altında bir süre dinlenerek kalktık. Direksiyon oğlum Murat’ta olduğu için ben yan koltuğa geçerek rahat rahat dinlenebilirdim.

-Baba araba biraz tozlandı, depoda mazotta bitmek üzere. İstersen petrole uğrayıp hem mazot alalım, hem de arabayı yıkatırız.

-Sen bilirsin oğlum, direksiyon sende, keyfine göre takıl.

Ben halen Topdağı (Keviz) Köyü’nde ve diğer köylerdeki okulların yalnızlığını ve hüznünü düşünüyordum.

 

Benzer Haberler

M. Yahya EFE   Sevgili okurlarım, İnsanlar hayatta yaptıklarıyla ve yapamadıklarıyla değerlendirirler....

Yorum 
0

Uğur KEPEKÇİ   Geçtiğimiz günlerde sosyal medyada Doğan Köroğlu isminde bir delikanlının...

Yorum 
0

SUAL ETTİM   Sual ettim bizim evi kaleye. Damlar çökük duvarları var diyor. Sitem ettim...

Yorum 
0


Yorumlar

İsim: E-posta: Yorumunuz:
*


SON EKLENEN HABERLER

Sağlık Bakanlığı uzman tabip, tabip...

Sağlık Bakanlığı uzman tabip, tabip, uzman diş tabibi, diş tabibi ve eczacı...

Gaziantep’in Kurtuluşunun 100. Yılı...

Gaziantep’in Kurtuluşunun 100. Yılında, Kahramanlarımızın Anılması İçin...

Cng freze tezgahı operatörü mesleği...

Batı Akdeniz Kalkınma Ajansı, Burdur İŞKUR İl Müdürlüğü ve Mehmet Akif...

Çırak Eğitimi Emin Ellerde

M. Yahya EFE   Sevgili okurlarım, İnsanlar hayatta yaptıklarıyla ve yapamadıklarıyla...

Delikanlı Bir ‘Doğan’ Göçmüş!...

Uğur KEPEKÇİ   Geçtiğimiz günlerde sosyal medyada Doğan Köroğlu...

DİZELERİNİZ…

SUAL ETTİM   Sual ettim bizim evi kaleye. Damlar çökük duvarları var...

Oda başkanları yeniden açılan esnaf...

Kilis Esnaf ve Sanatkârlar Odaları Birliği (KESOB) Başkanı Şevket Memiler...

Akkurt: “Kurallara uyarsak okullar ...

Yüz yüze eğitimin başlaması ile birlikte Kilis ve ilçelerindeki okullara...

Vaka sayıları hesaplanırken Suriyel...

Kilis heyeti, Ankara’da Adalet Bakanı Abdülhamit Gül ve Sağlık Bakanı...

Trafik kazasında 1 ölü [ASAYİŞ HAB...

Kilis’te motosikletin direksiyon hâkimiyetini kaybetmesi sonucu meydana gelen...

AFAD’tan öğrencilere deprem e...

Kilis’te Deprem Haftası kapsamında Afet ve Acil Durum Yönetimi Müdürlüğü...

Seçim dolayısıyla sokağa çıkma kısı...

Kilis Valiliği, 7 Mart’ta bir mahalle ve köyde yapılacak muhtarlık seçimi...

Koronavirüs’e karşı dezenfekt...

Kilis genelinde sinek, böcekle Koronavirüs’e karşı etkin mücadele kapsamında...

Kilis lezzet diyarını telefonunuza ...

Kültür Turizm Müdürü Cuma Özdemir, “Kilis lezzet diyarı mobil uygulamamız...

Şehit ailesinden Müftülüğe ziyaret...

2018 yılında Suriye’nin Afrin kırsalında yürütülen Zeytin Dalı Harekâtı’nda...

Kişisel Verileri Koruma Kanunu anla...

Kilis 7 Aralık Üniversitesinde “Kişisel Verileri Koruma Kanunu” çerçevesinde...

İslam’da ve Toplumda Kadının Yeri...

Metin MERCİMEK “BİR ERKEĞİ EĞİTİRSEN BİR KİŞİYİ, BİR KADINI EĞİTİRSEN...

Sokaklarda Yaşayan Çocuklar!

M. Yahya EFE   Sevgili okurlarım, yurt genelinde, yeni tip koronavirüs...