Dolar 32,5108
Euro 34,7333
Altın 2.479,08
Adana Adıyaman Afyon Ağrı Aksaray Amasya Ankara Antalya Ardahan Artvin Aydın Balıkesir Bartın Batman Bayburt Bilecik Bingöl Bitlis Bolu Burdur Bursa Çanakkale Çankırı Çorum Denizli Diyarbakır Düzce Edirne Elazığ Erzincan Erzurum Eskişehir Gaziantep Giresun Gümüşhane Hakkari Hatay Iğdır Isparta İstanbul İzmir K.Maraş Karabük Karaman Kars Kastamonu Kayseri Kırıkkale Kırklareli Kırşehir Kilis Kocaeli Konya Kütahya Malatya Manisa Mardin Mersin Muğla Muş Nevşehir Niğde Ordu Osmaniye Rize Sakarya Samsun Siirt Sinop Sivas Şanlıurfa Şırnak Tekirdağ Tokat Trabzon Tunceli Uşak Van Yalova Yozgat Zonguldak
Kilis 28°C
Parçalı Bulutlu
Kilis
28°C
Parçalı Bulutlu
Per 24°C
Cum 24°C
Cts 24°C
Paz 25°C

Sağır Kâtibin Divançesi Üzerine Düşünceler

Sağır Kâtibin Divançesi Üzerine Düşünceler
A+
A-
06.06.2021
1.067
ABONE OL

Hasan ŞAHMARANOĞLU


Kilis kültürünü araştırırken gördüm ki Kilis kültürü bir hazinedir. Ama ne yazık Kİ hiç araştırılmamış, kayıt altına alınmamıştır. Birçok büyük adam yetiştirmişse de hiçbiri gerekli bir araştırma yapmamış, birkaç makale yazarak hep yüzeyde kalmışlardır. Ama hep övünmüşler: Kilisli çok kültürlüdür, Kilis mantık şehridir; şu kadar medresesi var, şu kadar camisi var, şairleri, yazarları var. Bu söylenilenler hep havada kalmış, ağızdan ağıza, babadan oğula anlatılmış ama yazılı bir şey ortaya çıkarmamışlardır.
Ben 1985 yılında Kilis’e geldiğimde Cumhuriyet döneminde iki eser yayımlanmış, biri 1932 yılında yayımlanan merhum Av. Kadri Timurtaş’ın Kilis Tarihi, biri de Celal Varış’ın tarihçi İbrahim Hakkı Konyalı’ya yaptırdığı Belgelerle Kilis Tarihi. Peki, Kilisliler ne yapıyordu? Heryıl 7 Aralık Kilis’in kurtuluş gününde anma toplantısı yapılıyor. Davul-zurna çalınıyor, mücahitler yürüyüş yapıyor, varsa geceleri bir piyes oynanıyor, bu minval üzere yıllar geçiyor. Ankara ve İstanbul’da da kutlama günleri yapılıyor. Bu Konuda hazır olan derneklerin hiç yazılı faaliyetleri yoktur. Yalnız Ankara’daki dernek 7 Aralık günlerinde Akpınar adında bir dergi çıkarmaktadır.Derneğin o zamanki durumu içler acısı. 27 Mayıs sonrası sağcısı ele geçiriyor, solcusu ele geçiriyor. Sonraları bizim baskımızla dernek başkanlığını merhum Şinasi Çolakoğlu alıyor. Yine bizim baskımızla kültür işine başlanıyor, merhum Avni Keçik’in ve benim eserlerim yayımlanıyor. Kendi öz çalışmaları ile birkaç eser yayımlıyor. Şimdiki yönetim Sayın İbrahim Beşe’nin, Uğur Elhan Hoca’nın, Avni Keçik Hoca’nın eserlerini yayımlıyor. Şimdiki yönetim iyi çalışmalar yapıyor, yeni yayımlar çıkarmaya gayret ediyor.
Şimdi bu kadar girişten sonra asıl konuya gelelim.
Merhum Av. Kadri Timurtaş, 1932 yılında Kilis Tarihi’ni yayımladığında şair Ruhi Efendi ile başlıyor. Biz merhum şair Seyfettin Başcıllar ile Kilisli Divan Şairleri Antolojisi’ni hazırlarken birçok Kilisli Divan şairine rastladık. Fakri Dede, Celil Efendi, Nahifî Efendi, Ayşî Efendi, Şevkî Efendi, Naci Efendi, Hafız Efendi, Rıfkı Efendi, Necip Efendi, Mehmed Emin Vahid Paşa. Bu şairlerin bilinmemesine imkân yok. Fakri Dede, Esrar Dede Teskiresi’nde var. Emin Vahid Paşa’nın divanı var, diğerleri cami, kastel kitabelerine ebcedle tarih düşmüşler. Ebcedle tarih düşen şairlerin divanları da olabilir. Asıl önemlisi Sağır-name ve Divan-ı Sağır Katib’i yazmamasıdır. Kilisli Muallim Rıfat’ın araştırması ve çalışması bulunan Sağır Katib nasıl olur da Kilis Tarihi’ne alınmaz? Merhum Hüsamettin Tazebay, merhum Avni Keçik, muhterem Ali İşlek, muhterem M. Abdulhamit Tektuna ve ben Kilisli Divan Şairleri Antolojisi için çalışmaya başladığımızda Avni Hoca Genç Kilis gazetesinde akrabalarından Mehmet Altınay’ın araştırmasını buldu. Şimdi, elimizde Kilisli Muallim Rıfat’ın derlemesinden şiirler ve bilgiler var. Merhum Seyfettin Başcıllar ile Sağır Katib’in şiirleri üzerinde çok çalıştık. Bu şiirlerin Servet-i Fünuncular ve Namık Kemal’den önce yıkılan eski şiirlerden sonra meydana gelen Batı tarzı şiirlerin önüne geçmesi bizi şaşırttı. Ben, şairin torunlarından Hava Kuvvetlerinden emekli pilot Nihat Başta ile konuştum. Eski harflerle yazılmış aslını istedim, yok dediler. Yine torunlarından emekli öğretmen Sayın Özmen Başta bize bugünkü elimizde bulunan daktilo ile yazılmış Kilisli Muallim Rıfat’ın derlemesini gönderdi. Bu derlemeyi KilisIi Muallim Rıfat’ın yazmadığı belli, çünkü kelime hataları var. Kilisli Muallim Rıfat’ın eski harflerle yazdıklarını bulmadan bu konuda bir şey söyleyemeyiz. Ancak edebiyat tarihçileri bu derlemeyi tetkik ederek kullanılan kelimelerin aynı çağda kullanıldığını tespit ederlerse konu aydınlanır. Son sözü söylemek istiyorum. Kilisli Muallim Rıfat Bilge büyük bir Türk idi. Bu şiirler Sağır Kâtib’in olmasa el atmaz idi. Ben de Sağır Katib’in bu şiirlerinin kaybolmaması için bu şekilde yayımlanması taraftarıyım. Ölmüşlere rahmet diler, sağlara sevgiler yollarım.


Merhum Seyfettin Başçıllar ile Kilisli Divan Şairleri Antoloji’sini çalıştığımız zaman Sağır Katib hakkında fazla bilgimiz yoktu, şüphe içinde kalamazdık. Tarihler tutmuyor nasıl olur da 1700 yıllarında doğan bir şair böyle saf bir Türkçe şiirler yazabilirdi. Daha sonra ben bu konuları araştırırken merhum Nihal Atsız Bey beni tenvir etti. Kendisinin mezuniyet tezi olan 1930 yılında yayımlanmış Divan-ı Türki-iBasit adlı bana verdi. Osmanlı Divan şairleri Türkçe şiir yazan şairleri küçümsüyor, şiirlerine basit Türkçe ile yazılı diye önem vermiyorlardı. Merhum hoca daha sonra 1934 yılında 16. Asır şairlerinden Edirneli Nazmi’nin Tatavlalı Mahreminin şiirlerini inceliyor.Bu Türk dilinin önemli kaynaklarından olan eseri gün yüzüne çıkarıyor. Hatta ben o zaman Edirneli Nazmi’nin bir Türkçe gazelinl tahmis yapmıştım.

Gönlün odla için için yanan ocağa dönmüştür.

Aklımı sorma tarumar olan bir bağa dönmüştür.

Ruhumsa içinde cinler dolaşan konağa dönmüştür.

“Başım ahımla dumanlı yüce bir dağa dönmüştür.

Gözüm yaşımlar su dolmuş iki bardağa dönmüştür”

Nice düşmüşüm bu yollara sevgiliye saygıdan

Gözlerim kan çanağı oldu gece ve gündüz uykudan

Beklenen gelmez diye sarardım soldum korkudan.

“Kara su olup akardı yaşım her çağ kaygıdan

 Bu çağ üş kan gelir olup kızıl ırmağa dönmüştür”

Yolcuyum o sevgili için tutundum kolları üzre

Gül dökmüşüm omzuna aldığı şalları üzre

Gülistanda salınırken çiğ düşer gülleri üzre

“Benim bu varlığım kim var o yârin yolları üzüle

Ayaklar tozuna düşüp kara toprağa dönmüştür”

Ayrılık odu yaktı beni sarardı soldu yüzüm

Düşe kalka yâre gittim kırıldı ah kolum dizim

Bir çöl içre düşmüşüm ki kaybolmuştur yolum izim

“O servin gül yüzü ayrıldığından bu benim benzim

Kışın şol sararıp solmuş olan yaprağa dönmüştür”

Bire Hasan bu nasıl şehir ki donanmış güllerle

Gezinir sokakta kızlar yüzünde pembe tüllerle

Alkış tutalım onlara gelin yükselen ellerle

“Be Nazmi şehrimiz şol hüriye benzer güzellerle

Güzellik birle huriler dolu uçmağa dönmüştür.”

Şüphesiz Türki-basitçiler bir iz bırakmışlardır. Gerçi 16.asırda matbaa yoktu ama Osmanlı coğrafyasının her şehrinde hattatlar vardı. Bunlar kitapları en güzel yazı ile en güzel şekilde yazarlardı. Onların çömezleri o zaman üniversiteleri olan medreselerde hem okur hem de ellerine geçen her kitabı istinsah eder yani kopyasını çıkartırlardı. Sağır Kâtip bu kitapları görmese bile ana dilinde şiir yazmak isteyebilirdi. Yazdığı şiirlerde kullandığı Kilis ağzı kelimeler halen kullanılmaktadır.

Merhum Kilisli Muallim Rıfat Bilge’nin, Sağır Kâtip için torunu Deli Vaiz’e yazdığı mektup çok önemlidir. Deli Vaiz’in kardeşi Hacı Faik Be/e sitemi de çok önemlidir. Şunu düşünmek lazım ki o zaman Osmanlıca yazı kullanılıyordu. Kilisli Muallim Rıfat Bilge ifadesine göre şiirlerin çoğunu ondan almış. Bu durumda bizim şüphe etmemize mahal yoktur.
Kilis kültürünü ön plana çıkarmak için büyük çabalar sarfeden merhum Belediye Başkanımız Av. M. Abdi Bulut’u saygı ve rahmet ile anarken, yine Kilis Kültürüne büyük katkılar sağlayacak olan ve bizlere bu eserin yayınlanması için destek veren Kilis Belediye Başkanı Servet Ramazan’a, Kilis Belediye Başkan Yardımcıları Mustafa Tohumcu ve Hüseyin Erkmen’e, bize her türlü kolaylığı sağlayan Prof. Dr. Fatih Kanter’ e, yine değerli düşüncelerini bizden esirgemeyen Doç.Dr.Muhammed Hüküm’e, Sağır Kâtip metnini inceleyen Doç. Dr. Armağan Zühre’ye, Kilis kültürü için hazırladığımız eserleri tahsis ederek düzenleyen ve yayıma hazırlayan Mustafa Uğur Baydın’a, Kilis kültürü konusunda bizlere yardımcı olan Serdar Gökhan’a ve Kilis Belediyesi Kültür Müdürü Bülent Topaloğlu’na, bu divanı bana gönderen Özmen Başta’ya sevgilerimi ve saygılarımı sunar, hayatlarında başarılar dilerim.
(“Sağırname ve Sağır Katip Divanı” Kitabının Sunuş’undan…)

YORUMLAR

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu yukarıdaki form aracılığıyla siz yapabilirsiniz.