Dolar 13,5346
Euro 15,3121
Altın 748,42
Adana Adıyaman Afyon Ağrı Aksaray Amasya Ankara Antalya Ardahan Artvin Aydın Balıkesir Bartın Batman Bayburt Bilecik Bingöl Bitlis Bolu Burdur Bursa Çanakkale Çankırı Çorum Denizli Diyarbakır Düzce Edirne Elazığ Erzincan Erzurum Eskişehir Gaziantep Giresun Gümüşhane Hakkari Hatay Iğdır Isparta İstanbul İzmir K.Maraş Karabük Karaman Kars Kastamonu Kayseri Kırıkkale Kırklareli Kırşehir Kilis Kocaeli Konya Kütahya Malatya Manisa Mardin Mersin Muğla Muş Nevşehir Niğde Ordu Osmaniye Rize Sakarya Samsun Siirt Sinop Sivas Şanlıurfa Şırnak Tekirdağ Tokat Trabzon Tunceli Uşak Van Yalova Yozgat Zonguldak
Kilis 15°C
Sağanak Yağışlı
Kilis
15°C
Sağanak Yağışlı
Per 14°C
Cum 15°C
Cts 13°C
Paz 13°C

Şarkın En Sevgili Sultanı Selahaddin ve Prof. Dr. Muammer Gül

Şarkın En Sevgili Sultanı Selahaddin ve Prof. Dr. Muammer Gül
A+
A-
10.04.2016
105
ABONE OL

Hasan ŞAHMARANOĞLU

Sayın Prof. Dr. Muammer Gül’ün “Şarkın En Sevgili Sultanı Selahaddin’’ adlı eserini, bazen hüzün bazen sevinç duyarak okudum. Kilis’e gelerek Üniversitemizde eserinin tanıtımını yapmış ve öğrenciler için kitaplarını imzalamış. Ne yazık ki haberim olduğu halde, tanıtıma bazı sebeplerden dolayı katılamamıştım.

Kitap herkesin anlayabileceği bir şekilde roman tadında yazılmış. İnsan yorulmadan şevkle okuyor. Hele ön sözden önce Sayın Mahmut Bengi’nin yazdığı takdim övgüye değer.

Eyyubi Selahaddin Yusuf Han hakkında birçok eser okudum. Walter Scott’un “Selahaddin Eyyubi ve Aslan Yürekli Richard” adlı eseri, herkesin bildiği keçiboynuzu yemek gibi ancak,  haçlıların saray entrikalarını bize çok güzel anlatıyor. Walter Scott’un eserinin yalnız bir iyiliği oldu; Şirkuh’un Türk adını öğrendik. Eserde, “Ben babamın çadırında oturduğum zaman beni ‘Yıldırım’ diye çağırırlar, savaşta ise İslam mücahitleri arasında ‘Şirkuh’ derler’’ diye geçmektedir. Kitabı İngilizce aslından Türkçeye çeviren M. Halid ve yayına hazırlayan E. Kılınç’a inanmak lazım. Eyyubi Selahaddin Yusuf Han’ın soyu hakkında hemen hemen bütün tarihçiler, Türk mü Kürt mü tam karar verememişler. Kimisi Türk diyor, kimisi Kürt diyor, kimisi de Türkleşmiş Arap diyor. Hele Reha Çamuroğlu, kitabının satışını düşünerek doğrudan doğruya Kürt diyor. Teknoloji çağında, membaları araştırmadan karar vermek yanlıştır. Hele de bir kediye gözü büyüklüğünde üzüm tanesi yedirmek ve yeni çıkmış melengiç kahvesini o çağda varmış gibi öne sürmek akıllıca bir iş değildir.

Şimdi benim düşüncem şu: Türk töresinde, gelenek ve göreneklerinde yeni doğan çocuğa ad koymak dedelerin işidir. Dede yoksa aşiretinin büyükleri ezan okuyarak kulağına adını üflerler. Bu gelenek hala Türkmenler arasında devam etmektedir. Kilis’te de bu gelenek vardır. Eyyubi Selahaddin Yusuf Han’ın büyük kardeşinin adı Turan Şah’tır. Bunu hepimiz biliyoruz. Selahaddin Yusuf Han’dan küçüklerinin adları da Türkçedir. Kardeşleri, Tuğtekin’den Börü’ye kadar gider. Torunu Atsız olur. Han’ın dedesinin adı Şadi’dir. Bunun Türkçesi Şadlıdır. Şadlılar, Azerbaycan’da Kürt olan Dümbüllü aşiretine komşu olarak yaşamışlardır. Şadlılar bir Türk aşiretidir. Şad ise kağandan sonra gelen prenslerdir. Tekin ise kahramanlık göstererek bu unvanı almış prenslerdir. Kitabın 249. sayfasında geçen “Mankurus b. Humar Teğin’’ ki doğrusu kitabın 205. sayfasında geçen “Mengübars”tır; kahramanlık gösteren Tekin demektir. Bu Mengübars’ın Orta Asya’da güzelleri ile meşhur Humar şehrinden, Humar Teğin adlı bir prensin oğlu olduğunu biliyoruz. Halen Kilis’te biz humar gözlü diye güzelleri tarif ederiz.

Selçuklular, Bağdat’a Halifeyi gözlemek ve asayişi sağlamak için Subaşılar göndermiştir. Ancak bunların mutlaka Türk olması lazımdı. Zaten bunlardan biri de Mucahiddin Bihruz Bey idi. Mucahiddin Bihruz Bey, Selahaddin Han’ın dedesi Şadlı Bey’in arkadaşıydı. Aynı aşirettendiler. Bihruz Bey Selçuklu sarayında yetişmişti. Selahaddin Han’ın babası Necmeddin Eyyubi’yi Tikrit beyi yapan da Bihruz Bey’dir.

Selahaddin Han’ın çevresindeki ilim adamları ve vezirleri Türk idi. Vezirlerinden ‘’El Kazi el Fadıl Abdurrahim Elbistani’’ Elbistanlı bir Türk’tür. Hocası ise Şeyh Kutbeddin Nişaburi adlı bir Türk idi. Vezirlerinden olan bir zenciye Türk adı olarak ‘’Karakuş’’ adını koymuştur. Kürt olsaydı “murgu reş” demesi lazımdı. Yine Selahaddin Han’ın ordusundaki bütün askerler de Türk idi. Salahiye ve amcasının kurduğu Esediye ordusu hep Halep askerlerinden kurulmuştu. “Cördik el Nuri Çavlu el Esedi”nin lakabı “cördik” değil, “çördük’’tür. Arap alfabesinde “ç” harfi olmadığından öyle yazılmıştır. Kilis’te yabanda yetişen bir ota “çördük” deriz. Bu otun kökünü sakız gibi çiğneriz, çok hoş da kokusu vardır.

Sayın Prof. Dr. Muammer Gül, sizi bu eserinizden dolayı tebrik eder, uzun ömürler dilerim.

YORUMLAR

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu yukarıdaki form aracılığıyla siz yapabilirsiniz.