Dolar 8,1546
Euro 9,8169
Altın 466,52
Adana Adıyaman Afyon Ağrı Aksaray Amasya Ankara Antalya Ardahan Artvin Aydın Balıkesir Bartın Batman Bayburt Bilecik Bingöl Bitlis Bolu Burdur Bursa Çanakkale Çankırı Çorum Denizli Diyarbakır Düzce Edirne Elazığ Erzincan Erzurum Eskişehir Gaziantep Giresun Gümüşhane Hakkari Hatay Iğdır Isparta İstanbul İzmir K.Maraş Karabük Karaman Kars Kastamonu Kayseri Kırıkkale Kırklareli Kırşehir Kilis Kocaeli Konya Kütahya Malatya Manisa Mardin Mersin Muğla Muş Nevşehir Niğde Ordu Osmaniye Rize Sakarya Samsun Siirt Sinop Sivas Şanlıurfa Şırnak Tekirdağ Tokat Trabzon Tunceli Uşak Van Yalova Yozgat Zonguldak
Kilis 28°C
Parçalı Bulutlu
Kilis
28°C
Parçalı Bulutlu
Per 28°C
Cum 30°C
Cts 33°C
Paz 33°C

Şeref ve Şöhret Kavramı

Şeref ve Şöhret Kavramı
REKLAM ALANI
A+
A-
19.03.2021
12
ABONE OL

Metin MERCİMEK

“ŞÖHRET, KAZANMAK ZORUNDA OLDUĞUMUZ BİR ŞEYDİR. ŞEREF, KAYBETMEMEK ZORUNDA OLDUĞUMUZ BİR ŞEYDİR.”
(Arthur SCHPENHAUER)
Toplumsal hayatın vazgeçilmez bir unsuru olan şeref kavramı, kişinin onurunu ayakta tutan bir algıdır. Şöhret ise, güzel ve onur verici şeylerdir, ancak hakkı verilmezse çok tehlike olabilir. Şimdi bu iki kavramın ayrıntılarını tek tek görelim.
Şeref algısı bir tür aidiyet ve beklenti olup, bireyi etkileyen bir duygu olarak karşımıza çıkar. Herhangi bir toplumda kişi, itibar denilen yaşamını sürdürürken, şerefli kalma, şerefli olma ve şerefini koruma gibi anlamları her zaman kendinde görmek ister. Bunun aksi olarak kişi, toplumda itibar görmezse, şerefini kaybetme gibi ağır ve korkulu bir hayat yaşar.
Ayrıca şeref kavramı, toplumsal yapıların geliştiği sosyal dokunun geleneksel ilişki ağlarıyla da ilişki içindedir. Özellikle saygınlık, onur, haysiyet, prestij, itibar gibi başka kavramlarla da iç içe girmiş bir şekilde öne çıkmaktadır. Tüm bunların yanı sıra şeref, sosyal dokular içinde de yer alır. Bunlardan önde gelenlerden biri öfke, diğeri ise utanç kendini gösterir. Yine şeref, onur kavramına oldukça yakın  bir alanda anlam bulmakta ve bu bağlamda önemli bir biçim göstermektedir.
Şöhret kavramına gelince, Alman Düşünürü Arthur Schpenhauer’in belirttiği gibi, insanlar bunu hep kazanmak için çırpınır dururlar. Şan, şöhret, servet ve makam sahibi olmak, güzel ve onur verici şeylerdir. Ancak bunlara dayanmak, halkını verebilmek çok zor ve de çok güçtür. Büyük bir olgunluk ister. Ulaştığı yerlerin gerçeğini anlamayan, kendi gerçeğini bilmeyen, nerede bulunduğunun ne olduğunu göremeyen insan büyük acı çeker, çok mahçup durumlara düşer, hatta kendisini büyüdüm zanneder ve alay konusu bile olur.
Unutmamamız gerekir ki; şan, şöhret, servet, makam arttıkça tehlike daha büyür. İnsan yalnızca kendini büyük ve önemli görmekle kalmaz, başka insanlarda yangına körükle koşarlar. Çevresinde bulunan ve bu yükselişten çıkar uman kimseler adeta insanın ayaklarını yerden keserler. Havalarda uçmaya başlayan insan herkese daha yüksekten bakar, çevresindekiler ise daha çok şey kapabilmek için yalnız alkışlamakla kalmaz, öyle şeyler söyler ki büyük olduğuna iyice inandırırlar. Artık alkışlanan ve söylenenleri duyan kimsenin, büyük olduğu hakkında hiç bir tereddüde kalmaz. Sanki büyükmüş gibi davranmaya başlar. Her söylediğinin doğru ve önemli olduğuna inanır. Her yaptığında keramet bulunduğu hissine kapılır. Kendi gözünde büyüdükçe büyür.  Öyle bir hale ulaşır ki  dışarıdan ek bir alkış gelmesine kalmaz, o kendi kendine payeler vermeye, her gün daha başarılı olduğunu, daha büyüdüğünü görmeye başlar.
İnsanın ulaştığı en büyük olgunluk derecesi; kendini tanıtabilmesidir. Bunu engelleyen en önemli tehlike ise yine kendisidir. İnsan kendine karşı yansız olamaz. Kendini beğenme, kendini olduğundan büyük görme eğilimi vardır. Tıpkı şan, şöhret, servet ve makam sahibi olanlar gibi. Oysa şeref saygınlık, onur, haysiyet, prestij, itibar gibi diğer kavramlarla iç içe girmiş ve bu bağlamda yüce bir biçim oluşturmuştur.
Hoşça kalın.

 

REKLAM ALANI
YORUMLAR

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu yukarıdaki form aracılığıyla siz yapabilirsiniz.