Dolar 8,1546
Euro 9,8169
Altın 466,52
Adana Adıyaman Afyon Ağrı Aksaray Amasya Ankara Antalya Ardahan Artvin Aydın Balıkesir Bartın Batman Bayburt Bilecik Bingöl Bitlis Bolu Burdur Bursa Çanakkale Çankırı Çorum Denizli Diyarbakır Düzce Edirne Elazığ Erzincan Erzurum Eskişehir Gaziantep Giresun Gümüşhane Hakkari Hatay Iğdır Isparta İstanbul İzmir K.Maraş Karabük Karaman Kars Kastamonu Kayseri Kırıkkale Kırklareli Kırşehir Kilis Kocaeli Konya Kütahya Malatya Manisa Mardin Mersin Muğla Muş Nevşehir Niğde Ordu Osmaniye Rize Sakarya Samsun Siirt Sinop Sivas Şanlıurfa Şırnak Tekirdağ Tokat Trabzon Tunceli Uşak Van Yalova Yozgat Zonguldak
Kilis 28°C
Parçalı Bulutlu
Kilis
28°C
Parçalı Bulutlu
Per 28°C
Cum 30°C
Cts 33°C
Paz 33°C

Sevgi & Aşk İkilemi

Sevgi & Aşk İkilemi
REKLAM ALANI
A+
A-
29.03.2021
8
ABONE OL

Mahmut İhsan KANMAZ

 

Selam ve sevgilerimle, birkaç kelam etmek adına, tekrar sizlerle birlikteyim değerli arkadaşlarım.

Başlıkta da belirttiğim gibi, mevzu aynı.

Yani sevgi…

Peki neden ısrarla, “sevgi, sevgi” deyip duruyorum?

Bunun cevabı, birden çoktur bana göre.

Sözgelimi, bünyesinde bütün vicdani değerlerin toplamını barındırdığı için olabilir mi acaba?

Ya da, mutluluğun, saadetin ve huzurun tek adresi olduğu için mesela.

Hatta Yaradan’ın sonsuz gücünü ve büyüklüğünü taşıdığı için.

Yani, ilahi duyguyu tarif ettiği için.

St. Augustinus adlı düşünür der ki: “İnsan bir şeyi ancak sevdiği kadar anlayabilir…”

Yüreğinde her daim sevgi taşımak, görünmez bir güç te verir insana.. Sevince her türlü zorluk vız gelir kişiye.

“Eğer yeterince sevebilseniz, dünyanın en güçlü insanı olursunuz” diyen EmmetFox, pek de haksız değildir bu anlamda.

“Sevgide acılar tatlanır.

Bakırlar altın olur.

Sevgi varsa içinde, kirli ve bulanık sular bile, duru bir hale gelir” diye buyurur, büyük mütefekkir ve Allah dostu Mevlana Hazretleri.

Sevgi sonsuzdur. Sevgi sınırsızdır.

Sevgi evrenseldir. Sevgi özveridir.

Tabi gerçek bir sevgiden sözediyorum kuşkusuz…

Sevginin ağırlığını hiçbir terazi tartmaz, boyutunu hiçbir cetvel ölçmez.

İşte o nedenle olacak, ünlü İngiliz şair ve tiyatro yazarı William Shakespeare derler ki: “Ölçülebilen sevgi, zavallı bir sevgidir.”

Bir de hep tartışılır. Sevmek mi, yoksa sevilmek mi daha değerlidir diye.

Doğru ve kesin bir cevabı yoktur bunun.

Kimi sever, kimi sever görünür.

Kimi de sevilir, ancak kıymet bilmez.

Kimininde hiç işi olmaz sevgiyle mevgiyle…

Duyguları törpülenmiştir sanki.

Ben sevmekten yanayım. Çünkü seversen varsındır. Seversen sevilirsin.

Sevmeden sevilmek, ne verir insana bilemiyorum. Ya da sevilmeden sevmek, neler kaybettirir kişiye?

Bunlar derin ve afaki mevzular.

Ancak, Miguel de Unamuno adlı bir bilge insan safını almıştır çoktan. O der ki: “Sevilmemek acı bir şeydir.Ama sevmemek, ya da sevememek çok daha acıdır.”

Takdirlerinize ve bilgilerinize…

Peki, nefret veya kin gibi olumsuz duygular, neresindedir sevginin?…

Bana göre, hiçbir yerinde…

Hatırlayacaksınız, önceki yazılarımın bir yerinde demiştim. Sevgi ile nefret, çok yakın iki komşudur. Hatta arada sadece incecik bir zar vardır diye. Geçişgendir.

Sevgi her an nefrete dönüşebilir. Tabi tersi de mümkün. Yani nefretten bir sevgi üretilmesi gibi…

İşlerin nefrete varmaması için, benim naçizane önerim, sevgide cömert olmanın gerektiğidir. Tabi, eğer sevgi dolu bir dünya düşlüyorsak. Sevginin erdemine inanıyorsak…

Bilge insan La Rochefaucauld şöyle der, tam da bu dediklerimizi onaylarcasına: “Sevmediklerinizin dahi, sevilecek bir tarafını bulmalısınız. Aksi halde dünya, birbirine düşman olan insanlar için, tahammül edilmez bir cehennem olur.”

Yine aynı kişi bir diğer kelamında da, “İnsan, başkalarından beklediklerinden daha ziyade, kendi özündeki sevgiyle mutlu olabilendir” şeklinde görüş belirtir.

Ünlü Rus yazar Dostoyevski de konuya dâhil olur ve derler ki: “Sevgi her zaman bir karşılık bulur mutlaka. Nefret ve kin duymak da öyle…”

Bir de hep sorulur ve bazen de birbirine karıştırılır. Aşk ve sevgi aynı şeyler midir? diye.

Açık söylemek gerekirse, hem aynı şeydir, hem de değildir.

Daha geçenlerde bir arkadaşım, bir yazıma yaptığı yorumda da sormuştu aynı soruyu ve ben de şöyle belirtmiştim görüşümü…

“Sevgi bütüncüldür… Kapsayıcıdır.İçine alıcıdır her şeyi.Sözgelimi, sevgiyi bir ağaç gibi düşünebiliriz” demiştim ve devam etmiştim:”Sevgi ağacının onlarca dalı vardır. İşte hayvan sevgisi, doğa sevgisi, ana baba sevgisi, evlat, memleket ve Allah sevgisi gibi…Çoğaltabiliriz bunu. Meslek sevgisi, araba sevgisi, kitap sevgisi ve tabi en önemlisi de, karşı cinse duyulan sevgi. Yani aşk.

Aşk da, sevgi ağacının sadece ve sadece bir dalıdır. Onun içinde saklıdır.

Aşk, sevgiden beslenir. Sevgi yoksa aşk ta olmaz.

Aşkın yaşı da olmaz başı da. Aşkın yeri de olmaz, zamanı da.Ne zaman geleceği belli olmaz başa. Allah korusun bir de karası vardır ki onun, çekmeyen bilmez tadını. Ne gecesini bırakır insanın, ne de gündüzünü. Akıl firar eder derler, başa kara sevda gelince…

Hani, büyük şair Bedri Rahmi Eyüpoğlu’nun çok ünlü bir şiiri vardır ya.

Bilirsiniz mutlaka. Sevgi ötesi, kara sevdayı anlatan ve onu dize dize dile getiren…Hatta sevgili Fatih Kısaparmak da türkü halini okumuştu onun.

 

“Kara dutum, çatal karam, çingenem.

Nar tanem, nur tanem, bir tanem…

Ağaç isem dalımsın, salkım saçak.

Petek isem balımsın, ağulum.

Günahımsın, vebalimsin…

Daha ne’m olacaktın bir tanem

Gülen ayvam, ağlayan narımsın.

Kadınım, kısrağım, karımsın.

Yoluna can koyduğum, canım koyduğum

Gökte ararken yerde bulduğum.

Kara dutum, çatal karam, çingenem…”

 

Dedikki sevdanın koyusundan, karasından ve delisinden Allah korusun.

Aman vermez, halden anlamaz, laf dinlemez kara sevdalar. Gelirse insanın başına böylesi haller, uyutmaz da onu geceleri… Tek dert, o sevdanın muhatabını düşünmek ve onun uğruna gözyaşlarını sel gibi akıtmaktır. Yoktur başka bir oluru bu işin.Adı üstünde zaten… Deli sevdadır o. Hem de ne deli.. Belki de zır deli.

Çünkü akıl çoktan terketmiştir olması gereken yeri aynen dediğimiz gibi…

Normal düşünme yetisi yok olmuştur.

O akıl ki, baştan ziyade, başka yerlerde mekan bulmuştur kendine.

Sevgili Yavuz Bingöl’ün, benimde çok beğenerek ve severek dinlediğim bir güzel türküsü vardır ki, tam da o dediğimiz deli sevdayı anlatır nağme nağme…

Buyurun bir bakın ve okuyun, ondan sonra sanırım bana hak verirsiniz.

Deli gönül Abdal olmuş, gezer deryada.

Bir nefeslik yolum kalmış, varamam sana…

Düştüm bir deli, deli sevdaya.

Gönül, sana bu dert yetmez mi sandın?

Ne gelirse benim de başa, sevdadan gelir.

Gelirse ölüm de, inan, inan az gelir.

Savruluyor ömrüm benim, tozlu yollarda.

Avareyim dolanırım, gurbet bağında.

Kapılmışım bir hain rüzgâra.

Gönül, sana fırtınalar yetmez mi sandın?

Ne gelirse benim de başa, sevdadan gelir.

Gelirse ölüm de, inan, inan az gelir.

Kısaca budur deli sevda. Aşkın en delisi hem de.

Sorar bir gün arkadaşı, seven birine.

“Sen hiç deli divane oldun da, aşkın elinden acı çektin mi? Yemeden içmeden kesilip te, bir deri bir kemik kaldın mı?

Adını bile unutup, lal oldun mu hiç?

Delikanlı şaşkındır ve de gariptir.

“Niye, normal sevdaya n’olmuş ki!…”

diye cevaplar arkadaşını. Aynen öyle.

Her şeyin normali iyidir bence. Aşırılıklar azap verir insana. Delisi, karası dursun bir yanda. Karşılıklı güzel bir sevgi yeter de artar, değer bilene…

Zira biz, sevgi yollarındayız. Sevgi pınarlarından su içmedeyiz kana kana.

Karacaoğlan’ın sevgisi gibi bir sevgi var yüreğimizde.Aşık ve ozanların sevdaları gibi aynı zamanda.

Delisiyle, karasıyla işimiz olmaz bizim.

Dilerim o pembe sevgi hiç eksik olmaz yüreklerde. Hep sevilir bir şeyler. Bazen kırlardaki boynu eğri mor menekşe, bazen dağların başındaki boz bulanık dumanlar ve üzerindeki bembeyaz karlar sevilir.

Bazen meleyen bir kuzunun sesi…

Bazen de, ılgıt ılgıt esen saba yelinin tatlı esintisi sevilir.

Yeri gelir bazen bir türkünün tatlı nağmesi, bazen de bir şarkının aşk yüklü güftesi düşerken dillere, onlar sevilir…

Yahut ta bir şairin, aşk ve sevgi dolu yüreğinden satırlara dökülen duygusal halleri sevilir, belli mi olur?…

Yeter ki içinde aşk olsun, sevda olsun ve buram buram sevgi olsun. Başka bir şey de istemez daha fazla…

Evet, sevgiyi ve aşkı betimleyen bugünkü sözlerimin sonuna yaklaşırken, bir başka konuya daha dikkat çekmek isterim..

Malumlarınız olduğu üzere, bundan bir süre önce bir yazı paylaşmıştım.

“SEVGİ NEDİR Kİ?…” adıyla…

İşte, bu kendi kısa, ama içerdiği mana çok fazla olan yazımı, facebook ve instagram’ın haricinde, yaklaşık 14 kadar, sosyal medya gruplarında da paylaşmış ve çok büyük bir teveccühle karşı karşıya kalmıştım.

Onurlanmıştım… Tek tek müteşekkirim hepinize. Sağolun, varolun.Eksik olmayın. Allah razı olsun sizlerden.

Sadece beğenmekle kalmayıp, değerli düşüncelerinizi de derdest etmiş ve benim için de çok büyük bir katkı ve kazanım olmuştu bütün bunlar.

İşte, sözünü ettiğim bu ilgili yazım, Kilis’imizin ve bölgemizin emektar ve kadim gazetesi, KENT’in sayfalarında da yer aldı dün.

Okuyamamış, ya da görememiş olanlara bir fırsat sunmak ve okumuş ama bir kez daha okumak isteyenlere de, gazetedeki basılmış halini beğenilerinize arzetmek istedim.

Her şey gönlünüzce olsun ve de sevgi bir kuşun kanadında değil, hemencecik avucunuzun içinde oluversin inşallah…

Bir başka konu veya konularda yeniden birlikte olabilmek dua ve temennisiyle, sağlıcakla kalın demek isterim sevgili arkadaşlarım ve kıymetli dostlarım. Allah’a emanetsiniz.

REKLAM ALANI
YORUMLAR

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu yukarıdaki form aracılığıyla siz yapabilirsiniz.