Sevgi ve Nefretin Bumerang Etkisi

18 Ağu 2020 Sal 16:25
ArtıYazı BüyüklüğüEksi

Mahmut İhsan KANMAZ


Sağlık ve mutluluk dileklerimle bir yazımla daha birlikteyiz sevgili arkadaşlarım…

Bugünkü mevzumuz, zıtların bileşkesi kıvamında. Nasıl ki, siyahın zıttı beyaz, uzunun tersi kısa, güzelin tam karşıtı çirkinse, sevginin de panzehri nefret olmakta, bilindiği gibi…

İşte bu iki kavramdan yola çıkacağız bugün. Yani sevginin güzelliğini, değerini, ulviliğini ortaya koyarken, ters köşede her daim var olan nefreti de ele almaya çalışacağız ki, hem konu daha iyi anlaşılabilsin ve hem de taşlar yerine tam olarak oturabilsin diye…

Yalnız biraz farklı bir pencereden bakacağız olaya. O da, her iki duygunun, bilinir ve gözle görülür kişilere değil de hiç bilinmeyen, görülmeyen ve çok ta iyi tanınmayan kişilere yönelik olanını mercek altına alacağız.
Biraz kapalı bir ifade gibi olsa da, yazının ilerleyen bölümlerinde ne demek istediğimi umarım anlayabilirsiniz…

Şimdi bu sosyal medya çıkalı beri, bir gizem ve esrarengizlik havası peydah oldu malumlarınız üzere… Ne demek istiyorum. Demem şu: Herkes bir şeyler yazıp paylaşıyor… Eyvallah. Bir kısmını tanıyoruz yazıp çizenlerin. Zira onlarla bir tanışıklık ve geçmişimiz bulunmakta…
Arkadaşımız, dostumuz, yakınımızlar…
Bir kısmını da, arkadaşımızın arkadaşı şeklinde tanıyoruz. Yani, yine facebook jargonuyla söyleyelim, hani hepimizin çok iyi bildiği ve her telefonu açtığımızda karşılaştığımız bir ifade vardır ya, “Tanıyor olabileceğiniz kişiler” diye, işte o şekilde sayfamıza eklemlenmiş durumdalar… 

Bir kısmını ise, hiç mi hiç tanımıyoruz maalesef.. Ben kendi adıma söyleyim, ya yazılarımı beğenip takip amacıyla istek göndermişler, ya da, ben onların ilgili ve takipçi olduklarını hissettiğimden ötürü, sayfama dahil etmiş olmaktayım anlayacağınız. Tamamen daha rahat okuyabilsinler diyedir amaç…

Asla birbirimizi görmüşlüğümüz ve tanışıklığımız yok. Ama öyleleri de vardır ki, yaza çize, yorum yapa yapa ve onlara yanıt vere vere, neredeyse akrabadan daha hallice olmuşuzdur zaman içinde.
Onlar benim için bir zenginlik ve kazanım. Benim görünmeyen dostlarım ve arkadaşlarım olmuşlar ve iyi ki de varlar ve de varsınız diyorum.

Çünkü o değerli insanlar ve kıymetli dostlarım, beni görmeden sevdiler. Tıpkı benim de onları sevmem gibi. Bana inandılar ve güvendiler.
Her türlü negatif duygulardan uzak, tamamıyla sevgi, itimat, saygı ve güven üzerine kurulu bir ilişki biçimi bizimkisi.
Tıpta pozitif olgusu ne kadar olumsuz bir şeyse, bizde ise tam tersi, güzelliklere açılan bir kapı gibi sanki.

Zira bilmekteler ki, bu arkadaşımız bir şey yazıyorsa, mutlaka iyice araştırıp ve ince eleyip sık dokuduktan sonra bizlere sunmakta. Öyle haybeden ahkam kesmemekte. Yazdığını önce kendisi beğenip test ettikten sonra, paylaşıma ve yayına sunmakta… (Bu yayına verme olayı, birazda benim mesleki bir alışkanlık ve ruhuma işleyen bir söylem olmakta değerli arkadaşlarım. Bildiğiniz üzere, TRT’de uzun yıllar yayında görev alınca ve de radyocu olunca, ister istemez yerleşiyor bu tabir insanın diline. Onun için affola.

Doğrusu, tabi ki, “Paylaşıyorum” olacak. Madem artık TRT’de değiliz ve Facebook’ta birşeyler yazmaktayız, tam karşılığı da bu olmalı, yani “Paylaşmak” olmalı. Buna da bu şekilde bir açıklama getirdikten sonra, devam edebiliriz artık mevzuya, kaldığımız yerden.)

Böylesi bir teveccüh gösterilme hali bende de, ister istemez daha bir titizlik hali yaratmakta. Hani, kılı kırk yararcasına diye bir söylem vardır ya, aynen bu kelam bana çok uymakta. Olası yanlış ve hatayı, en aza indirmek için uğraşmaktayım. Sizlere en doğru ve net bilgilerle ulaşmaya çalışmaktayım.

Sözgelimi bir türkü veya şarkının sözlerini ve kaynağını dahi, birkaç yerden teyit etmeden vermemekteyim. Buna rağmen olmuyor mu yanlışlarımız? Oluyor ve olacakta illaki. Yeter ki karşılıklı anlayış ve hoşgörü olabilsin yüreklerde. Yoksa bazı küçük sehvi yanlışlıklar, tolere edilebilir her daim…

Tabi, yazımızın başlığında da ifade ettiğim gibi, her şey gelip gelip sevgiye dayanıyor. Sevgi her şeyin anahtarı gibi…

Şimdi yine hep aynı şeyden bahsediyor diyeceksiniz ama konuyla doğrudan alakalı olduğu için, bir kez daha belirtmemi lütfen hoşgörün ve bağışlayın beni.

2014 yılındaki bir ödül töreninde, bana da layık görülen, mikrofon şeklindeki plaket-ödülün kaidesinde yazılanlar çok önemli olmuştur her zaman benim için.
Hem de dediğim gibi, mevzuyu başlı başına açıklaması babından da çok çok değerli.  Şöyle diyordu orada, isim ve unvan kısımlarını atlayarak söylüyorum: “Sözün büyüsüne inanan, görülmeden sevilen, görmeden seven ustaya saygıyla.”

İşte, belki de sizleri görmeden sevişim ve sizler tarafından da görülmeden sevilişimin, en güzel bir ifadesi… Öyle değil mi? Bu bir genel çıkarım aslında.

Bu sözde saklı olan, asıl niyet önemli..
Yani görmesek de duymasak da o ki, o sevgiyi yüreklerde taşıyoruz ya, işte bütün mesele bu.
Çünkü niyetler halisane olduğu müddetçe, sevgi de buradan nemalanıp, kendine yer edinecektir her zaman.

Bunlar çok güzel şeyler. Zira sevgi varsa yüreklerde, inanın ki, orada hiçbir kötülük ve olumsuzlukta olmayacaktır.
Dünyaya sevgi egemen oldukça da, gönüller her daim mutlu ve huzurlu olacaktır… Buna inanıyorum ben…

Bir de dedik ya, her şey kendi zıttıyla kaimdir, yani vardır diye.
Bazen de bu sevgi halesinin tersi olur.

Yani?! Yanisi şu; Allah korusun yüreklerde, adına nefret denilen duygular yer alır o vakit. Sayıları çok çok az da olsa, böylesi duyguları taşıyan kişiler gezinir aramızda.
Gelin, sevgiden sonra, adına nefret denilen olguya da bir açıklık getirelim izninizle olur mu?

Tam olarak, sevgisizlik ve kötülük metaforunun en uç hali olan, nefretten söz etmeye çalışıyorum…
Yani, bahsi pek hoş olmasa da…

Şimdi öncelikle bununla ilgili bir veciz söz vereyim size ki, onun üzerine konuşulması daha münasiptir diye düşünürüm naçizane… Söz şöyle:

“Kötülüğün dokunmadığı biri senden sebepsizce nefret ediyorsa, bilinmeli ki, o kendinde olmayan bir şeyin, sende oluşundandır… Bu bilgi ve kural kesindir ve hiç değişmez…” Tam isabet bir söylem…

Şimdi neden böyle bir söze yer verdin derseniz, açayım.
Hep sevgi sevgi dedik ya baştan beri…
Bazen de bunun tersiyle de karşılaşılır…
Siz, o veya bir başkası, ya da ben hiç fark etmez. Maalesef değişik ruh hali içinde olan kişilerle aynı havayı solumakta ve aynı iklimde yaşamaktayız…
Yüreği sevgi ve merhamet duygularıyla dolu olanlarla, yine aynı yüreği kin, nefret ve hasetlik duygularıyla yüklü olanlarla bir arada bulunmaktayız…
Allah her daim iyilerle kuşatsın etrafımızı diyelim evvelemirde.

Bu kötü duyguları duymanın yaşı başı da yok hani. Yirmisinde duyulabileceği gibi, artık doksanına merdiven dayamış kişilerde de olabilmektedir maalesef.
Bu bir fıtrat meselesi, bir karakter ve hazım, ya da hazımsızlık sorunu…
Yapacak bir şey yok. Allah doğru yolu göstersin ve ıslah eylesin böylelerini.
Sevgiye evrilsin tüm kötü duygular…
Aslında şu ölümlü yalan dünyada, sevmek varken, niye nefret, diyesi geliyor insanın. Ama sadece diyesi geliyor işte.

Ben de karşılaşıyorum bu gibilerle günlük hayatta. Zira her türden insanların olduğu bir âlemde nefes almaktayız.
Sevenlerimiz ve sevdiklerimiz kadar, nedensiz hoşlanmayanlarda olacaktır mutlaka. Biliriz ki meyveli ağaç taşlanır daima. Sen daha iyi şeyler yapmaya ve yukarılara tırmanmaya çalıştıkça, birileri de senin paçandan aşağı çekiştirecektir. Bunlar tamamen, o verdiğim söze uygun haller. Yani etrafta çok görülen durumlar.

Ancak Allaha şükürler olsun ki sayıları çok çok az. Bir elin parmakları kadar ya var, ya da yoklar. Yüzlerin, belki de binlerin yanında esamesi bile okunmaz bunların.

Eminim ki sizlerde karşılaşmaktasınız.
Bir sandık elmadan çıkabilir birkaç çürük elma. Çok da kafayı yormamak lazım… Adam sende deyip geçmek lazım ama yine de tedbirli olmak kaydıyla tabi ki.

Bırakın kendi kendilerine kahredip dursunlar böyleleri. Hayatında hiç görmediği ve belki de hiç göremeyeceği kişilerin günahlarını yüklenip dursunlar. Bu yük onlara yeter. Allah görüyor zaten her bir şeyi. Çünkü “O” ne güzel bir vekildir.

Yine güzel ve hikmetli bir söz geldi aklıma, yazımın sonlarına yaklaşırken…

“Hiç kimse, birine haksız yere yaptığı kötülük ve fenalıkların aynını yaşamadan, terki diyar etmeyecektir bu fani dünyadan…” Nokta.
Ne kadar hoş ve anlamlı bir kelam…

Lütfen yanlış anlamayın, bu dediklerim yalnızca, nefret denilen olumsuz duyguya açıklık getirmek amacıyladır. Genel ifadelerdir. Hele de yazının başında dediğim gibi, görünmeyen ve bilinmeyen kişilere karşı beslenen niyetlerdir sözünü ettiklerim. Öbür türlüsü belki anlaşılabilir.

Zira diyelim siz bir şey yaparsınız, onu kızdırmış ve hiddetlendirmiş olursunuz, eğer ki ondan sonra o kişide, nefret duyguları gelişirse, eyvah ki eyvah! Kaldı ki, bu hiç de olağan bir hal değildir yani.
Sevgi dururken, her kişide oluşmaz böylesi duygular. İşte deminden beri anlatmaya çalıştığım bazı kişilerde hayatiyet bulurlar. Artık onlar adına da üzgünüm diyebilirim yalnızca.

Onun için sevgili arkadaşlarım, lütfen sevgiye açık olsun yüreklerimiz. Kimseyi yargılamayalım bilip bilmeden. Üzerimize vazife olmayan şeylere dâhil olmayalım.
Biraz amiyane olacak ama her şeye maydanoz olmayalım. Sana ne veya bana ne, kimin ne yaptığından ve de ne yapacağından. Herkes kendi işini görsün ve kendine baksın… Bakalım sen ne haldesin. Ben, sen veya sizler, bizler onu soruyor muyuz sana? Lütfen yani…

Rahmani bir insan olalım. Allah’ın hiç affetmem dediği ve benim karşıma sakın ola ki böyle gelmeyesin diye buyurduğu, kul hakkıyla doldurmayalım dağarcığımızı ve o şekilde çıkmayalım huzura…
Allah korusun böylesi halde olmaktan…

İyi bir insan olmanın erdemine varalım. Kötülükten arındıralım yüreğimizi.. Yardım edelim birbirimize. Sevelim sevilelim ve Yaradan’dan ötürü acıyıp merhamet edelim bilcümle yaratılmışlara.
Allahtan korkalım her şeyden önce…

İnanın bu dünya herkese yeter. Sen iyi oldukça, sen vicdanlı oldukça, yaptıkların veya düşündüklerin, tıpkı bir BUMERANG gibi gelip, tekrar seni bulacaktır. Öbür türlüsü de öyle… Kişi, kendi kendinin aynasıdır derler. Sen neysen, gördüğün de odur bir bakıma. İyi bakarsan iyi görürsün. Yok olumsuz bakarsan da öyle görürsün maalesef. Hiçbir şey anlamsız değildir inanın. Cenab-ı Allah her şeyi bir denge, bir sebep ve bir mana üzerine yaratmıştır.

Nasıl ki sevgi güzel bir şey ve rahmani ise, nefret duyguları da o derece kötü ve şeytanidir. Allah o gibileri, belki de ibreti alem olunsun, bilinip tanınarak, insanlar bundan kendilerine bir pay çıkarsın ve inadına, yeniden sevgi dünyaya hakim kılınsın diye salmıştır aramıza kim bilir.
Onun hikmetinden sual olunmaz asla.
Çünkü Öyle bilir ve öyle inanırız…

Evet, sevgi ve nefret gibi biri olumlu, diğeri olumsuz iki duygu ve fıtrat halini açıklamaya çalıştığım bir yazımın daha sonuna gelmiş oldum böylece…

Gerek sevgi ve gerekse diğerinin, fırlatılan bir bumerang gibi bize aynen tekrar geri döneceğinin bilincinde olarak, benden hepinize gönül dolusu selam ve sevgiler olsun diyorum. Sürçü lisan olduysa affola demeyi de ihmal etmeden.

Allah’a emanet olun değerli dostlarım.
Kalın sağlıcakla.

Benzer Haberler

OKUMA Okuyan bir toplum değilmişiz. Hariçten gazel okuyoruz ya!… *** ÇARP AB’ye yaklaşıyormuşuz....

Yorum 
0

Metin MERCİMEK “VEREN EL, ALAN ELDEN DAHA ÜSTÜNDÜR.” (Hazreti Muhammed) Cimrilik,...

Yorum 
0

M. Yahya EFE   Sevgili okurlarım, bir yazımda belirtmiştim “Yaşamak akıllı insanların...

Yorum 
0


Yorumlar

İsim: E-posta: Yorumunuz:
*


SON EKLENEN HABERLER

79. BOYUT / Ahmet BARUTÇU

OKUMA Okuyan bir toplum değilmişiz. Hariçten gazel okuyoruz ya!… ***...

Cimrilik

Metin MERCİMEK “VEREN EL, ALAN ELDEN DAHA ÜSTÜNDÜR.” (Hazreti...

Akıllı İnsanlar İyi Yaşar

M. Yahya EFE   Sevgili okurlarım, bir yazımda belirtmiştim “Yaşamak...

Estetik Dikiş

Adviye ERTEKİN YÜKSEL   Yıl 1986. Diyarbakır’da görev yapıyorduk....

İslam’a Ters Akımların Ortaya Çıkış...

Uğur KEPEKÇİ   Peygamberimizin ahirete göçünden hemen sonra başlayan...

KİLİS DİYE

Kilis’te zeytinim al al narım var Sıladan ayrıyım özde nârım var...

Kilis’te korona virüs denetimi

Kilis’te korona virüs tedbirleri denetlendi. Denetimlere Vali Yardımcıları...

Temas ettiği kişileri söylemeyene 3...

Kilis İl Umumi Hıfzıssıhha Kurulu’nda alınan karara göre, Koronavirüs...

Parkomat uygulamasını artık Belediy...

Kilis’te daha özel bir şirkete verilen Parkomat hizmetlerini, dünden itibaren...

Kilis Üzüm Üreticileri Birliği Gene...

Kilis Üzüm Üreticileri Birliğinin Genel Kurul Toplantısı Musabeyli Kaymakamı...

Kilis’in en yaşlı yemeni ustası vef...

Kilis’in en eski yemeni ustalarından H. Mehmet Özuslu vefat etti. Odun Pazarı’nda...

Salça ve pekmez yapımı sürüyor

Hava sıcaklıklarının yaz günlerini aratmayacak derecede yüksek olması kış...

Maske ve seccade dağıtıldı

Kilis Gençlik ve Spor İl Müdürlüğü personeli tarafından bazı camilerde...

Sahte 100 dolar veren şahıslar aran...

Kilis’te piyasaya sahte 100 Dolar süren şahıs aranıyor. Mehmet Rıfat Kazancıoğlu...

Başkan Bulut, Eczacılık Günü’nü kut...

Kilis Belediye Başkanı M. Abdi Bulut, yayımladığı mesajla 25 Eylül Dünya...

Parklarda bakım çalışmaları sürüyor...

Kilis Belediyesi Park ve Bahçeler Müdürlüğü bünyesinde sürdürülen çevre...

79. BOYUT / Ahmet BARUTÇU

FIRLA Elektrik fiyatları otomatik olarak artacakmış. Otomatik zamlara alışalım!…...