Dolar 33,0796
Euro 36,3038
Altın 2.615,51
Adana Adıyaman Afyon Ağrı Aksaray Amasya Ankara Antalya Ardahan Artvin Aydın Balıkesir Bartın Batman Bayburt Bilecik Bingöl Bitlis Bolu Burdur Bursa Çanakkale Çankırı Çorum Denizli Diyarbakır Düzce Edirne Elazığ Erzincan Erzurum Eskişehir Gaziantep Giresun Gümüşhane Hakkari Hatay Iğdır Isparta İstanbul İzmir K.Maraş Karabük Karaman Kars Kastamonu Kayseri Kırıkkale Kırklareli Kırşehir Kilis Kocaeli Konya Kütahya Malatya Manisa Mardin Mersin Muğla Muş Nevşehir Niğde Ordu Osmaniye Rize Sakarya Samsun Siirt Sinop Sivas Şanlıurfa Şırnak Tekirdağ Tokat Trabzon Tunceli Uşak Van Yalova Yozgat Zonguldak
Kilis 38°C
Açık
Kilis
38°C
Açık
Per 37°C
Cum 36°C
Cts 37°C
Paz 38°C

Şiir Uçar

Şiir Uçar
A+
A-
26.02.2018
442
ABONE OL

Ahmet AYAZ

 

Bugün de yine şiirden, edebiyattan söz etmek istedim. Şiir uçar dedim. Kıymetli okurlarım; elinize kalemi alıp da ben şiir yazacağım derseniz, şiir yazamazsınız. Şiir kendini yazdırır, daha sonra  kanatlanır ve uçar. Nasıl mı? Şimdi anlatayım: Rahmetli Bekir Sıtkı Erdoğan’ın “Kışlada Bahar” Cahit Sıtkı Tarancı’nın “35 Yaş”, Orhan Veli Kanık’ın “Sere Serpe”, Bedri Rahmi Eyüboğlu’nun “Türküler”, Cahit  Külebi’nin “Hikâye” şiirleri nasıl dilden dile dolaşıyor? İşte dediğim gibi; şiir kanatlanıyor daha sonra da uçuyor. Besteciler tarafından besteleniyor, ses sanatçıları tarafından sahnelerde yıllarca ünlü sanatçıların sesinden, dinleyiciler dinliyorlar. Tıpkı Abdurrahim Karakoç’un “Mihriban” adlı şiiri gibi. Örnekleri çoğaltmak mümkündür.

Şiirin uçması ile ilgili anlatacak çok şey var da benim burada hepsini anlatmam tabii ki mümkün değil. Bakınız şimdi size bir şey anlatayım. Yalnız övünmek anlamına gelmesin. 2011 yılında İzmir’den Yayıncı Canseli Donat Hanımefendi beni telefon ile aradı. “Ahmet Bey; Osman Baymak Bakü de, Balkan Aydınları ve Yazarları Derneğinin Başkanıdır. Türk Dünyasında Çocuk Şiirleri Antolojisini beraber çıkaracağız. Bu kitapta size de yer vermek  istiyoruz” dedi. Ben, “Canseli Hanım, çocuk şiirleri yazdım ama şimdi yazdıklarımdan elimde bir tane bile yoktur desem inanın” dedim. Kendisi, “Ben internetten 5 adet şiirinizi buldum. Ben sizin faks numaranıza bir izin belgesi vereceğim, siz de o izin belgesini imzalayıp benim faksa vereceksiniz. O kadar. Antoloji çıkınca da ben size göndereceğim” dedi. Bana izin belgesini gönderdiler, ben de imzalayıp kendilerine gönderdim. Daha sonra sözü edilen antoloji çıktı. Bu antolojiden bana beş adet  gönderdiler. Canseli Donat ile Osman Baymak kardeşlerim sağ olsunlar.

Daha önce de “Türk Dünyasında Atatürk Şiirleri” Antolojisini çıkardıklarında, yine beni aramışlardı. Aynı şeyler olmuştu. Burada bir şeyi de anlatmadan geçemeyeceğim. Eşim ile birlikte otobüse bindik, Erzin’e  gidiyoruz. Bir güvenlik görevlisi yanımıza yaklaşarak, “Dayı Ahmet Ayaz mısınız?” diye sordu. Ben “evet” dedim. Yüzünü eşime çevirerek, “Teyze dayım çok hızlı ve eskiden çok yaman birisiymiş” dedi. Ben “Hayırdır inşallah yeğenim” dedikten sonra, gençlikte yazdığım “Liseli Kızlar” şiirimi ezberden okudu.

Erzin’e ulaştık, büyük bir salonda yemek yiyeceğiz. Ortalık oldukça kalabalık… Yemek almak biraz uzun iş… Güvenlik görevlisi koluma  girerek beni bir yakın yerdeki masaya oturttu. Daha sonra elinde servis tabağı ile güvenlik şefiyle birlikte eşim ile benim yemeğimizi önümüze indirdiler. “Liseli Kızlar” şiirimi bir gün nasip olursa size kitabımdan okurum. Şimdi aklımda değil. Ancak aşağıya, Tuğgeneral Zafer Özkan tarafından bestelettirilerek Van İlimizde 10. Piyade Tugayı Marşı yapılan bir şiirimi alıyorum. Söz bugün de şiir ile bitsin, diyorum.

Saygıdeğer okurlarım, şiir işte böylece kanatlanıyor ve  uçuyor. Eğer yazdığınız şiir ise. Bir de şiirin sanat  değeri ve bir esprisi var ise kanatlanır ve  uçar. Bugünlük de bu kadar. Beni unutmayın, sizler ile sohbet  köşemde yeniden buluşalım. En güzel ve mutluluk dolu günler hep ve hepimizin olsun diyorum. Hoşça ve dostça kalınız.

 

ASKERİN TÜRKÜSÜ

 

Biz karanlık gecenin sönmeyen yıldızları,
Tendürek Dağlarından semalara akarız.
Paslı yüreklerdeki erimeyen buzları,
Eritip gönüllere barış gülü takarız.

Tarih bizi yeniden anlatsın satır satır,
Ölüm korkularını kalpten atmış erleriz.
Savaş meydanlarında harikalar yaratır,
Kars’ta, Van’da, Erciş’te gürül gürül gürleriz.

Karda, kışta, yağmurda, tufan kâr etmez bize,
Bir kara duman çökmüş, ülkelere taşarız.
Sesimiz yetişmeli, doğudan Akdeniz’e,
Dağ, yokuş, engellemez, engelleri aşarız. (A. AYAZ)

 

YORUMLAR

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu yukarıdaki form aracılığıyla siz yapabilirsiniz.