Şöhret mi, İtibar mı?

25 Oca 2021 Pts 8:45
ArtıYazı BüyüklüğüEksi

Mahmut İhsan KANMAZ

 

“Şöhreti, parayı ve hırsı seven biri, aynı zamanda insanları da seven biri olamaz.” (EPICTETOS)

Selam, sevgi ve saygılarımla bir yazıma daha başlıyorum değerli arkadaşlarım ve kıymetli dostlarım.

Bugün çok önemli bir mevzu hakkında sohbet edeceğiz sizlerle.

Bildiklerimizi anlatacağız ve bilenlerin sözlerine yer vereceğiz konuya dair.

Başlıktan ve girizgâh sözünden de tahmin ettiğiniz gibi, “Şöhret” olacak konu.

Şöhret ya da ünü, çeşitli yönleriyle ele alacağız.

İlerleyen bölümlerde, şöhretle itibarı mukayese edeceğiz ve neticede bir senteze ulaşacağız kısmet olursa.

Ancak izninizle, önce tanımlara bir açıklık getirerek başlayalım yazımıza.

Ne demektir şöhret ve şöhretli olma?

Ya da nedir, bir toplumda itibar ve saygınlık görme halleri…

Hırs ve şişirilmiş, hormonlanmış ego, bu dediklerimizin neresindedir, hepsinin yanıtlarını arayacağız bir bir.

Vira bismillah diyelim ve çıkalım yola.

Şöhret, herkesçe bilinmek demektir kısaca.

Tanınma, ünlü ve meşhur olma da denebilir buna. Yani masum gibi görünmekte…

Ancak yerine ve zeminine göre, olumlu ve yararlı yanları olabildiği gibi, nefsi emmareye, yani doğru olmayan şeylerin yapılmasını arzu eden, iç sese teslim olup, hırs ve ihtirasın kölesi olma gibi, negatif tarafları da olabilmektedir ün ve şöhretin değerli arkadaşlarım.

Yani onu taşıyıp taşıyamamayla alakalı bir durumdan söz ediyorum.

Bir şekilde tanınır insan. Hele ki günümüzde, adına “Sosyal Medya” dediğimiz kitle iletişim araçlarıyla, bunu daha kolay yapar. Kendini ifade eder bir şekilde.

Görüyoruz, kimileri haklı yetenek ve başarılı çalışmalarıyla yapar bunu, kimi de şartları biraz zorlayarak, kendini ispat etmenin derdinde olur.

İşte onun adı, tanınma ve bilinme olmaz o zaman. O, hırs ve tehlikeli olarak addedilen egodur, ilkel benlik ve “id”dir.

Dini terminolojiyle, “Nefs-i emmare” ye teslim olma halidir.

Bu anlamda bazı kişiler, şöhreti ta iliklerinde duyumsar.

Herkes tarafından bilinme, tanınma ve sevilme arzusu içinde olur. Bunu da elde etmek için, yapmadık işler kalmaz.

Acaba bugün ne yapsam, ne etsem de gündem olsam diye çabalar durur.

Yeteneği ve yeterli bilgi donanımı olmadığı alanlara bile el atar.

Maksat, artı üç beş daha fazla kişi tarafından tanınma ve alkışlanma isteğidir.

Yani çok beğeni ve alkış alıp, bir nevi manevi doyuma ulaşmak da denebilir buna… İçerik fazla önemli değildir.

Bu, şöhretin sosyal medya yönünden bilinen tarafı…

Bir de, magazinsel boyutu vardır olayın.

Sözgelimi bir televizyon dizisinde küçük de olsa bir rol almıştır kişi. Yapılan budur sadece.

Ya da adına sihirli kutu denilen televizyon ekranlarında bir şekilde yer almıştır.

Gerek müzik adına, gerek oyunculuk adına ve gerekse şov adına. Ama mini minicik…

Bir bakıyorsunuz, şöhret kapıları açılmış ardına kadar…

Bunun için, belki biraz güzel olmak, belki ağzı iyi laf yapıyor olmak, belki sansasyonel haller içinde olmak, belki tanıtım ve reklamasyonu iyi kullanmak gibi kısaca, kendini olduğundan daha farklı, daha önemliymiş gibi göstermek yeterli olmakta.

Daha sonra, sosyal medyada içeriği çok da doyurucu olmayan bir paylaşım dahi yapsa, bir bakıyorsunuz 10 bin, 20 bin, bazen çok daha fazla, adına tıklanma dediğimiz beğeni almış.

Ne dediğinin hiç önemi yoktur.

Sadece “Ceee” dese yeterlidir.

Sanıyorum böylelerine, “Fenomen” deniliyor. Başarılı ve yararlı örnekleri olsa da, genelde ilgi çekmeye yönelik anlayış daha baskındır. Bu gibiler, kendilerini göstermek ve yaptıklarını beğendirmek için çeşitli yöntemleri kullanırlar. Amaç, daha çok takip edilip, takipçi sayısının artmasını arzu etmektir.

Sadece evdeki kedisinin videolarıyla bunu sürdüren ve yapanlar bile vardır. O kadar diyeyim, gerisini anlayınız.

Hiçbir şey yapmayıp, sadece adını ve görüntüsünü paylaşanları ve altına sadece “Günaydın” yazanları demiyorum bile.

Ardından binlerce tıklanma. Al sana şöhret. Yapılan ne? O da takdirlerinize.

“Bir gün herkes onbeş dakikalığına meşhur olacaktır” sözü vardır ya, illaki duymuşsunuzdur. Kastedilen şey musalladır.

Evlerden uzak diyelim ama diğer yandan da şunu diyebilirim ki, adına şöhret dediğimiz olguya ulaşmak, inanın hem çok zor ve hem de çok çok kolaydır.

Asparagas bir haber, absürt bir paylaşım ve bir şekilde tanınan bir yüz, artı al sana nur topu gibi şöhret… Gelsin binlerce, onbinlerce beğeni ve tıklanma.

Ne yaptın diye sorsan, cevap alamazsın. Zira pek yoktur karşılığı.

Oysa bir başkası, yararlı ve herkes için faydalı bir mevzu paylaşsa, bir bilgi aktarımı yapsa, var olan bir yeteneğini, becerisini sergilese, inanın taş çatlasa yüzlerde kalır.

Gerçekten çok yazık ve çok üzücü bir durum… Gösterilen ilgi mazrufa değil, zarfa yöneliktir. Emeğin yok farz edilmesi ve değerin göz ardı edilmesidir.

İşte, özetle şöhretin hali pür melali budur sevgili arkadaşlarım.

Demiş ya Thomas Fuller: “Şöhret, her şeyi olduğundan daha büyük gösterir” diye.

Aslında zordur şöhreti taşımak. Rahat ve huzur vermez insana. Durum aynen,

“Şöhrete kalbini açan, rahata kapar” kıvamındadır.

Hele bir de az önce dediğimiz gibi bu tanınma ve bilinme hallerine, erken yaşlarda müptela olmuşsa kişi, o zaman vaziyet daha bir zordur gerçekten.

Ünlü Fransız yazar ve edebiyatçı Voltaire der ki: “Erken meşhur olmuş bir isim kadar ağır bir yük olamaz kişiye.”

Şöhrete ulaştıkça kişi, gururuna esir düşüp de büyüklenmemelidir. Tabi bu bir beklenti ve temenni…

Dennis Diderot’un buyurduğu gibi: “İnsan ne kadar yükselirse, gönlü de o kadar alçalmalıdır.” Normali budur işin.

Bir bilge kişi, demiş zaten diyeceğini.

“Sessiz ve mütevazı yaşa. Şöhrete ve hırsa merak salma. Hatta onu nefsine bile hissettirme. Sonra onu uyandırmış ve yüceltmiş olursun.” Ne kadar isabetli…

Çünkü şöhret olgusu, insanı içten içe zehirleyen bir durumdur.

Büyük ve ölümsüz yazarlardan Honore de Balzac der ki: “Şöhret ancak küçücük dozlarda alındığında faydalı bir zehirdir.” Ama neticede zehirdir yani, değil mi?

Birileri de şöhreti suya benzetir ve şunları söyler: “Şöhret su gibidir. Hafif ve şişirilmiş şeyler su üstünde kalır. Ağır ve katı olanlar ise batar.”

Bunu destekler mahiyette güzel bir kelam daha edilmiştir değerli dostlarım.

Söyleyen Ring Kardner… Şöyle der Kardner: “Hızlı yükselenlere herkes imrenir.

Oysa en hızlı yükselenler, toz, saman ve tüydür.”

Bir insanın karakteri ve kişiliği nasıl anlaşılır sizce? Tabi ki durup dururken değil.

Peki nasıl? Büyük bir şöhrete ya da üne kavuştuğunda…

Aynen de öyledir. Hiç görmez miyiz böylelerini? Önceden gayet mütevazı ve alçak gönüllü gibi olan biri, şöhreti yakaladığında, bir bakarsınız hemen, 180 derece değişmiştir. Etrafına küçümseyici gözlerle bakmaya başlar. Kendini çok önemser. Adeta, ben olmazsam olmaz ve haşa, küçük dağları ben yarattım moduna girer. Zehirleyici bir durum…

Tagore adlı bir bilge insan der ki: “Bir insanı tanımak istiyorsanız, onu büyük bir mevkiye getiriniz.”

Peki diyelim ki öyle bir konuma geldi kişi, sonrasında ne yapar sizce? Şunu yapar: “Şöhretini anlamsız ve boş işler yaparak kazanmışsa, şansına olmuşsa bazı şeyler, fazla bir çaba sarf etmemişse, kişi bu seferde onu korumak için, farklı yollara duçar olur.”

Nedir o yollar? Sıkıcı, usandırıcı, itici ve bıktırıcı davranışlardır. Şımarıkça ve kendini olduğundan çok daha farklı gösterme yöntemleridir. Çocukça hareket etmedir. Yanlış ve komik hallerdir. Hırsına yenik düşmedir.

Şöhretini bir şekilde sürdürme ve hep gündem olma telaşıdır.

Peki bu, her durum ve şartlarda böyle midir? Değil tabi ki, kişiden kişiye değişir. Asla bir genelleme değildir dediklerim. Mütevazı yaşayan, kendini ön plana atmayan çok sayıda ünlü kişi de vardır.

Siz benden daha iyi tanırsınız onları.

İsim vermeye gerek yok. Bunlar bilinir zaten. Yaptıkları ve ürettikleri daha fazladır diğerlerinden. Ama kendilerini hiç bir zaman ünlüymüş gibi gösterme çabası içinde olmazlar. Kendi hallerindedirler.

“İnsanın iyi bir şöhretle, ama mütevazı bir halde yaşayıp terki diyar etmesi, her tarafı altın kaplı bir evde yaşamasından çok daha hayırlıdır” der bir bilge insan.

Zira şöhret, uzaktan güneş gibi sıcak ve parlak görünse de, yaklaşınca bir dağ tepesi kadar soğuktur aslında.

İbrahim Bin Ethem hazretleri buyururlar ki: “Kalbinde şöhret ve ihtiras olanın, doğruya ulaşması zordur.” Rahmetle.

Allah muhafaza diyelim.

Zaten, “Şöhret pazara benzer, eğer orada çok kalırsanız fiyatlar düşer” demiş, Francis Bacon da.

Şöhrete koşut, bir de itibar denilen kavram vardır ki, ona da sahip olmak, başlı başına bir kazanım ve zenginliktir sevgili arkadaşlarım.

Saygı görme, değerli bulunma, takdir edilme ve güvenilir olma gibi tanımları vardır itibarın. Bu anlamda yücelik ve bir artı değerdir aynı zamanda. Şöhretle benzemez yanları da vardır itibarın.

Bir kere, şöhrete herkes ulaşabilir bir şekilde Hele ki günümüzde ve bu sosyal medya ortamında, kitle iletişim araçlarının böylesine hor kullanıldığı zeminde şöhretli olabilmek, çok da zor olmasa gerektir.

Bunun için, biraz ortamın nabzını yoklamak, biraz enformasyon, biraz imkân sahibi olmak ve bütün bunlara bir tutam şans faktörünün de eklenmesiyle, pekala elde edilebilir şöhret, ya da ün…

Oysa itibar öyle değildir… İtibarın, kişinin karakter yapısıyla, yardımseverlik halleriyle, vicdanlı ve sevecen olması ve saygınlık görmesiyle alakası daha çoktur.

William Shakespeare der ki: “Bazıları büyük doğar, bazıları ise o büyüklüğü sonradan kazanır.”

İtibarlı olma ve itibar kazanma kolay değildir aynı zamanda. O, yaptıklarınızla ve saygınlığınızla doğrudan alakalı bir haldir.

Sizin toplum içinde bıraktığınız olumlu izlenimler, elde ettiğiniz kazanımlar ile, güven ve itimat durumları, itibarın toplamını oluşturur.

Bu anlamda, bir şekilde edinilen ün ve şöhretle ayrışır, itibar denilen olgu…

Evet, bugün şöhret ve itibar hallerine değinmeye çalıştık. İkisi arasındaki farkları koyduk ortaya.

Dedik ki sonuç olarak, itibarlı olmak, toplumda ve çevrede saygı uyandırmak, ün ve şöhretten daha değerlidir. Daha kalıcı ve çok daha kıymetlidir.

Umarım onu elde edenlerden ve ona sahip olanlardan oluruz.

Sözlerimizi, bir zamanlar önemli başarılar kazanmış ve adını tarihe silinmez harflerle yazdırmış, bir büyük sporcu ve bir büyük insanın, çok güzel bir kelamıyla bitirelim istiyorum.

Yani Muhammed Ali Clay’ı kastediyorum. Diyor ki büyük şampiyon: “Yetenek bir sporcuyu belki şöhret yapar, ama karakter ve itibar ise, efsane.”

Bir başka konu veya konularda yeniden birlikte oluncaya kadar, her gününüz bir öncekinden daha mutlu ve daha huzurlu olsun.

Yüreğiniz sevgi ve bedeniniz sağlık dolu olsun.

Hoşça kalın ve Allah’a emanet olun sevgili arkadaşlarım, değerli dostlarım.

 

Benzer Haberler

FIRSAT VERELİM Gün gelecek Avrupa bize yalvaracakmış. Bizim yalvarmamızdan adamlara sıra gelmiyor...

Yorum 
0

Metin MERCİMEK “BİZİ İLGİLENDİREN KONU YALNIZ BARIŞI KURMANIN VE KORUMANIN TEKNİK ESERLERİ...

Yorum 
0

M. Yahya EFE Sevgili okurlarım, yaşı kadar sorunu olan ülkemizde, ağzı olan konuşuyor. Laf...

Yorum 
0


Yorumlar

İsim: E-posta: Yorumunuz:
*


SON EKLENEN HABERLER

79. BOYUT / Ahmet BARUTÇU

FIRSAT VERELİM Gün gelecek Avrupa bize yalvaracakmış. Bizim yalvarmamızdan...

Eğitim Nedir?

Metin MERCİMEK “BİZİ İLGİLENDİREN KONU YALNIZ BARIŞI KURMANIN VE KORUMANIN...

Neden Susuyoruz?

M. Yahya EFE Sevgili okurlarım, yaşı kadar sorunu olan ülkemizde, ağzı olan...

Hz. Fâtımâ Resulûllah’ın Bir Parças...

Uğur KEPEKÇİ   Hz. Fâtımâ (aleyhisselam) gerek bu dünyada himmetinden,...

Polateli-Şahinbey OSB’ye yatırım da...

Gaziantep Sanayi Odası (GSO) Yönetim Kurulu Başkanı Adnan Ünverdi, Ortadoğu,...

Çiftçilere toprak analizi uyarısı...

Kilis Ziraat Odası Başkanı Abdullah Çelik, çiftçilerin, tarlalarından iyi...

Horozkarası üzümün faydaları saymak...

“Kilis Karası” veya halk arasında “Horoz Karası” olarak bilinen üzümün...

Kilis’te korona virüs denetimi

Kilis’te korona virüs tedbirleri denetlendi. Denetimlere Vali Yardımcıları...

Yaşlı adam evde ölü bulundu [ASAYİŞ...

Kilis’te evde ölü bulunan yaşlı adamın ölümü şüpheli bulundu. Namık...

Sınır kapısında sigara ele geçirild...

Kilis’in Çobanbey Gümrük Kapısında bir araçta yapılan aramalarda kaçak...

Son cemre toprağa düştü

Baharın müjdecisi olarak bilinen ve “kor halindeki ateş” anlamına...

Kilis’te köy içi yollar düzeltilece...

Kilis İl Genel Meclisi Başkanı Şıhmehmet Yalçın, köylerdeki su, kanalizasyon...

Sağlık Bakanlığı uzman tabip, tabip...

Sağlık Bakanlığı uzman tabip, tabip, uzman diş tabibi, diş tabibi ve eczacı...

Gaziantep’in Kurtuluşunun 100. Yılı...

Gaziantep’in Kurtuluşunun 100. Yılında, Kahramanlarımızın Anılması İçin...

Cng freze tezgahı operatörü mesleği...

Batı Akdeniz Kalkınma Ajansı, Burdur İŞKUR İl Müdürlüğü ve Mehmet Akif...

Çırak Eğitimi Emin Ellerde

M. Yahya EFE   Sevgili okurlarım, İnsanlar hayatta yaptıklarıyla ve yapamadıklarıyla...

Delikanlı Bir ‘Doğan’ Göçmüş!...

Uğur KEPEKÇİ   Geçtiğimiz günlerde sosyal medyada Doğan Köroğlu...