Son Dönemde Okuduğum Bazı Kitaplar-X

08 Eki 2014 Çar 8:24
ArtıYazı BüyüklüğüEksi

Tarık Buğra, “Politika Dışı”, 302 s., II. Basım, 2014, İstanbul, Ötüken Neşriyat.

Tarık Buğra’nın daha önce iki eserini okumuştum. (“Osmancık”, “Notlar”) Küçük Ağa’yı almıştım, ancak daha onu okuyamadım. Osmancık’ı okuduğum yıllar daha kitaptan lezzet aldığım yıllar değildi ama zevk alarak okuduğumu hatırlıyorum. Bir de Beşir Ayvazoğlu’nun Tarık Buğra ile ilgili bir çalışması vardı, hatırlamıyorum, onu da okuyup okumadığımı.

 “Politika Dışı”, Tarık Buğra’nın muhtelif zaman ve yerlerde yayımlanan yazıları ile kendisi ile yapılan mülakatlardan oluşmaktadır. Tarık Buğra bu eserinde, “Sanat”, “kültür”, “tiyatro oyunu”, “nasıl yazar olunur”, “klasik yazarı besleyen kaynaklar nelerdir”, “kendi eserlerinin doğumu”, “eleştiri”, “eleştirmen” vs. gibi konularda düşüncelerini berrak bir şekilde düşüncelerini ifade etmiştir.

Yazılarında sık sık vurguladığı anekdotu önemsiyorum:

“Balzac bir akşam, aralarında Maliye Nazırı’nın da bulunduğu ahbapları ile sohbet ederken, damdan düşer gibi: ‘Gerçeğe dönelim beyler, Öjeni Grande kiminle evlenecek?’ deyivermiş. Belki de borsa fiyatlarını, ya da enflasyonu konuşuyorlardı ve Öjeni Grande, yazmakta olduğu romanın, kiminle evleneceğini, belki de evlenip evlenmeyeceğini henüz bilmediği kadın kahramanıdır. Ve, elbette, gerçek, borsada, sebze halinde, enflasyonda değil, orada romandadır.” s. 55

Kalıcı eserler bırakmak isteyen gençlere yönelik, kendi yazma yolculuğuyla ilgili çok şey anlatır Buğra. Yazar, orta öğretimde çok başarılı bir öğrencidir. Lise ikiden itibaren yazar olma tutkusu başlar, bu heves yüksek öğrenimini aksatır. İstanbul Üniversitesi Tıp, Hukuk, Edebiyat Fakültelerini ikişer, üçer yıl okuyup yarım bırakır.

“Her insan -heves varsa, vakit varsa, çevre varsa, piyasa ile uyum varsa- yaşayışını bir roman yapabilir. Küçümsemem bunu. Üstelik bu denemelerin arasından nefis bir şeylerin çıkabileceğini ve çıktığını da bilirim; ama edebiyatın -ve genel olarak sanatın- kendisine bütün yirmi dört saatleriyle bağlanacak enayiler istediğini çok daha iyi bilirim.” s.58

“Yazmak isteyenler, dükkânınızı her gün belli bir saatte ve belli bir süre için besmele ile açınız, dükkân kapısı hak kapısıdır, rızık kapısıdır. Yerli, yabancı, bütün başarmış ve eser vermiş isimleri inceleyiniz, hepsinin de -askerlikten bile- disiplinli bir çalışma hayatlarının olduğunu göreceksiniz. İlham perisi mi? Adam siz de! O aşüfte herkesin malıdır, yeter ki, isteyiniz, çaba harcayınız, bedelini ödeyiniz. Ve -sakın ola- onu kıskanıp küsmeyiniz, hele ona sahip oluyorlar diye, çaba harcayanlara, bedelini ödeyenlere takılıp kalmayınız. Bu gaflete bir düştünüz mü, yandım Allah semtinizi uğramaz; çünkü hiçbir yazar yazmaya başlamadan yazamaz!” s. 290

 

Her yazarın yazmak için insanın kendisine bir iç yönetmenlik hazırlaması gerektiğini söyler. Kendisi “masaya otururken giyim kuşamım düzgün olmalıdır; tıraşlı çalışmam. Kahvemi, çayımı kendim yapmak isterim. Karşımda daima sevdiklerimin resmi olmalıdır.” der.

Yerli yerinde olmayan yazara yapılan alkışların yazarı orta vadede öldürdüğünü, yazarın da bu alkışlara kanmaması gerektiğini ifade eder. Teknik anlamdaki eleştiriler dışında, yazarın doğru yaptığına inanması gerektiğini, eleştirmenleri dinlememesi gerektiğini ifade eder.  Buna bir örnek verir Batı’dan:

“İbsen için Upton Sinclair söylemiştir. ‘Çattılar, yolunu değiştiremediler. Saldırdılar değiştirtemediler. Para verdiler, değiştirtemediler. Sustular değiştirtemediler. Sonunda alkışladılar ve öldürdüler.”

“Dayak Cennetten Çıkmadır” isimli yazısı bana göre kitabın hülasası niteliğindedir. Kitabı okumaya hiç zamanım yoktur, ama 4.5 sayfada kitabı hangi yazı yerinde özetler denilse bu yazı okunmalıdır. Mehmet Kaplan’ın yazmaya kendisini teşvik ettiğini, bir dergi için hikâye yazmasını istediğini, Kaplan’ın bunu beğenmediğini “hikâye yazma bundan sonra” dediğini söyler. Akabinde de Tarık Buğra, ısrarla yazmaya devam eder. Buğra’nın yazarlığı hikâyeyle Türkiye’de tanınmaya başlanır. “Oğlumuz” isimli hikâyesi yarışmadan ödül alır, büyük edebiyatçılar kendisine mektup yazar, kendisini taltif eder. Dergilerde hikâye başına dolgun ücret verilir. (Buğra, Sait Faik’e hikâye başına verilen ücretten daha fazla verildiğini söyler.) Tabiri caizse Buğra’yı Yusuf Ziya Ortaç “Yazarlar mahallesine getirir.” Arkası arkasına hikâyeleri yayımlanır Buğra’nın. Yine bir hikâyesini Ortaç’a teslim ederken, Halide Edip’in hikâyelerini çok sevdiğini söyler. Ortaç, Buğra’ya bir önemli bir fırça atar. Bunu önemsiyorum:

“Vah budala, vah, sen de bunlara inanıyor, kendini büyük hikâyecilerle bir tutuyorsun, ha? Kaç hikâye yazdın aptal? Daha düzineyi bile bulmadı. O söyledikleri isimlerin, Çehov’ların, Maupassant’ların yüzlerce hikâyesi var. Senin daha yirmi demeden tükenip gitmeyeceğin ne belli? Bak sana söyleyeyim, Buğra: gidişin gidiş değil.”

Tarık Buğra, bunu hayatı boyunca unutulamayacak bir tokat olarak tefsir eder. O zaman gözlerinden üç-beş damla gözyaşı aktığını belirtir. Ama bugün yüzlerce hikâyesi olan, roman ve piyesleri olan birisi olmuşsam bunu bu tokada borçluyum der. S. 299

Benzer Haberler

KURGU Mesut Yılmaz, “Ben parti kuramam” demiş. Öyleyse turşu kursun!… *** DOĞA  ...

Yorum 
0

Metin MERCİMEK “ÇİFT SOYADI, HER TÜRLÜ BÜROKRATİK KARIŞIKLIĞA, BAZEN DE TUHAFLAŞAN...

Yorum 
0

M. Yahya EFE   Sevgili okurlarım, canlıların ve cansız varlıkların oluşturduğu doğal ortama...

Yorum 
0


Yorumlar

İsim: E-posta: Yorumunuz:
*


SON EKLENEN HABERLER

79. BOYUT / Ahmet BARUTÇU

KURGU Mesut Yılmaz, “Ben parti kuramam” demiş. Öyleyse turşu kursun!…...

Soyadınızın Hikâyesini Araştırdınız...

Metin MERCİMEK “ÇİFT SOYADI, HER TÜRLÜ BÜROKRATİK KARIŞIKLIĞA,...

Çevreye Duyarsız İnsanlar!

M. Yahya EFE   Sevgili okurlarım, canlıların ve cansız varlıkların oluşturduğu...

Ravanda Kalesi

Hamit MOLLAHAMİT   Nemrut Dağı’na altın elma ödülü verilişini izledik....

BABAM

Kilis Şirinlemeleri… BABAM Evimin ocağı, temeli babam, Hem siyecim hem...

BABAMA

Hayat yokuşunda takılıp kalsam, Bütün engelleri kaldırandın sen. Bir buhran...

AK Parti Kilis’te sokak sokak, ev e...

Kilis AK Parti Milletvekili adayları M. Hilmi Dülger ile A. Salih Dal, Belediye...

Köylerde yol genişletme çalışması b...

Kilis İl Genel Meclisi Başkanı Mehmet Metin Karakuş, İl Özel İdaresi Genel...

52 bin Suriyelinin dönüşü 26 Hazira...

Ramazan Bayramı’nı ülkelerinde geçiren 52 bin 112 Suriyelinin dönüşleri...

Yerli sebzeler görücüye çıktı

Kilis’te üreticilerin yetiştirdiği çeşitli sebzeler pazara indi. Kilis...

Anız yakmak toprağa zarar veriyor...

Kilis’te ekin hasadının sona ermesi ile birlikte boşalan tarlalar ateşe...

Rektör Karacoşkun’dan ziyaretler...

Kilis 7 Aralık Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Mustafa Doğan Karacoşkun,...

Evi soyan hırsızlar aranıyor [ASAYİ...

Kilis’te bir evden eşya çalarak kayıplara karışan hırsızlar her...

Başkan Kara, Kent Konseyi Gençlik M...

Kilis Belediye Başkanı Hasan Kara, Kent Konseyi Gençlik Meclisi üyeleri ile...

79. BOYUT / Ahmet BARUTÇU

DÜŞMAN   Stres, kalbin düşmanıymış.   Desenize yakında hep mevta...

Babalar Günü

Metin MERCİMEK “BİR BABA YÜZ EVLADA BAKAR DA, YÜZ EVLAT BİR BABAYA...

Coşkun Baba

M. Yahya EFE   Sevgili okurlarım, kalpleri ısıtan özel günlerden birisi...

Fıstıkçı Fıstığın Senin Olsun...

Gülseren FEDAKÂR YALAZA   Öğretmenlik sınavına gireli bir buçuk yıl...