Soyadımın Kaynağı Olan Masmana (Bölüm: 2)

02 Eki 2017 Pts 10:17
ArtıYazı BüyüklüğüEksi

Aysel MASMANACI BEŞOĞLU


Artık, yıllarca gösteriye kapalı bir kale gibi duran masmananın, üzeri küçük kare şeklindeki çelik çivileri, ortasındaki kocaman halkasıyla heybetli büyük kapısı iyice açılmıştı.

Sokaktan bakınca karanlık ve loş hollerin aşınmış duvarlarından oyuklar ve tavanından irili ufaklı sarkıtlar görünüyordu.
Biz beş küçük komşu çocuğu Şenay Abi’nin uyarılarına rağmen masmananın içine dalmıştık bile.
- Çocuklar dikkat edin, bir yılan önümüze çıkabilir, dememe kalmadan, hol girişinin hemen ilk kapısında beyaz tülbentli, siyah elbiseli, beyaz tenli bir kadın belirdi.
O kadar korktuk ki! “Anneeee!…” diyerek sanki ışınlanmış gibi oradan kaçtık.. Soluğu sokağın sonunda aldık. Hepimizin yüzü kıpkırmızı, burnumuzdan sık sık solurken, ellerimizi yüreğimizin üstüne bastırarak derin nefes almaya çalışıyorduk.
- Oğlum cin miydi o kadın, dedi Yılmaz.
- Ne cini!… Şeytandı bence, dedi Emel.
Birden sokağa bir pikap girdi. İçinde tahta bir sedir, bir döşek, yorgan, yastık Ve bir de tel bir dolap vardı.
Pikap geldi, masmananın önünde durdu. Cin, şeytan zannettiğimiz o siyah giysili kadın masmananın kapısında eliyle odayı gösteriyor, şoföre eşyaları oraya koymasını söylüyordu.
- Salak şeyler ne cini, ne şeytanı, basbayağı yaşlı bir kadıncağız bu, dedi Ekrem.
- Bakın kadın masmanaya taşınıyor, dedim.
- Hadi ben eve gidiyorum… Annem kızar şimdi. Zaten abim kızdı, dedi Nuray. O sırada annem sokak kapısına çıkmış. eve gelmem için beni çağırıyordu. Sokağa çöken karanlık gecenin habercisiydi. Babalarımız o saatte bizi sokakta görürse kızarlardı zaten.
Her akşam eve girerken söylediğimiz bir tekerleme vardı: “Ayağımın altında üzüm, herkes evine düzüm düzüm” der evlerimize girerdik. Bu bizim birbirimize bir nevi “iyi akşamlar” temennilerimizdi.

masmana3

Eve girer girmez anneme haberi uçurdum hemen. Annem biliyormuş zaten masmanaya kimsesiz ve yoksul bir kadının bekçilik edeceğini.
O gece sofrada annem ve babam konuşurlarken öğrendim. Meğer o kadın bir zamanlar masmanada ustabaşı olarak çalışan Hanifi Usta’nın kız kardeşi Hamide Teyzeymiş. Artık masmanada yaşayacak, oraya göz kulak olacakmış.
Ertesi sabah okula giderken masmananın kapısında yine o kadın eline çöp süpürge almış kapının önünü süpürüyordu. Önünden geçerken başını kaldırıp yüzüme baktı, hafifçe gülümsedi. Beyaz kırmızı bir yüzü vardı. Ama ben kadına nedense gülümseyemedim. Hayalimdeki masmanada yaşayan hayaletin kardeşiydi ne de olsa! Elimde değildi, korkuyordum…

Okulun bahçesinde öğretmenimiz Gülten Kınoğlu, Andımız töreni için bizi sıraya koyuyordu. Her gün derse girmeden önce okulun bahçesinde Atatürk büstünün önünde Andımızı içer öyle derse girerdik. Törenden sonra sınıflarımıza dağılırken sokağımızın bir bir sokak arkasında oturan komşu kızları Figen ve Yıldızı kollarından çekerek,
- Dün ne oldu biliyor musunuz?
- Ne oldu, dedi ikisi de.
- Masmanadaki hayaletin bacısı masmanaya taşındı. Artık orası açık… Kapalı değil.
- Yaaaa, dediler. Okuldan çıkınca içine girip bakalım.

masmana

Artık her okul çıkışında mahalleden arkadaşlarla masmananın içini geziyor, gezerken de artık hiç korkmuyorduk. Çünkü ne yılanları ne de Hanifi Amca’nın hayaletini görüyorduk. “Hame Teyze” diyorduk Hamide Teyze’ye. Becerikli bir kadındı. Harabeye dönen o odayı çiçek gibi yapmıştı. Annem ona odaya açsın diye bir halı vermişti. Nuray’ın annesi de kare halinde, siyah demirli penceresini kapatsın diye bir tül perde vermişti. Diğer komşular da eksik olan kap-kacaklarını tamamladılar.

Oda kapısından bir kemer ötede bir oda daha vardı. O oda masmananın bahçe girişinde ve aydınlıktı. Orayı da mutfak yapmıştı. Bir gaz ocağı, bir tane çinko mavi renkli çaydanlık, içine soğan, sarımsak, ekmek, peynirden ibaret olan tel dolabı… Mutfağının önüne arka taraftaki inşaattan siyah, yıkandıkça parlayan üçgen ve kare taşlar döşemişti. İncir ağacının her iki tarafına da mis gibi kokan beyaz mintaks kovalarına reyhanlar ekmişti.

Masmananın bahçesinin sol köşesinde de bir kuyu vardı ama kuyunun kovaları yoktu. Az ilerisinde hatmi çiçeklerinin altında kalın bir boru vardı. Yanında da yuvarlak bir vana. Vanayı çevirince su akıyordu. Hame Teyze burada namaz öncesi abdestini alırdı. O namazını kılarken kokmadan en az 30 tane olan, artık sarıya kaçan kesme taşlarla örülü kemerlerin altından geçerken, labirentlerin içinde saklambaç oynuyorduk. Oyunlarımızda bu dehlizlerde birbirimizi bulmak pek de kolay olmuyordu. Bile asırlık zamandan beri bu duvarlara, kemerlere sinmiş mis gibi sabun kokuları genzime soluyordu sanki!
Birbirinin içinden geçen odaların birçoğunda odayı kaplayan büyük, altı isli kocaman kazanlar görüyorduk. Zaman aşımına uğramış aşınmış, yırtılmış ve çürümüş kocaman telis çuvallar… Kazanların yanında birkaç kırılıp sökülmüş, üstüne çökmüş, yıllanmış toz, toprak kalıntısından rengi belli olmayan 3 yan yatmış koltuk… Diğer odalarda pres makinaları… Kimi kırık, kimi yamulmuş, büyüklü-küçüklü boy boy variller vardı. Üçüncü kemerli odada büyük, yamulmuş toz toprak içinde kalmış bir baskül. Bu baskülde sıkılan zeytinyağlarını o varillerin içine koyarak tartıyorlarmış. Mahallenin kadınları bu yamulmuş ve paslanmış baskülde her gün gelir, tartılır. Bir eksik tartsa sevinir, bir fazla tartsa üzülerek giderlerdi. Diğer odalarda boş, yamulmuş tenekeler. Yan üç odada üst üste tavana kadar zeytinyağı tenekeleri dizilmişti.

masmana2

Üç odada da sabun pişirmek için 5 tane büyüklü-küçüklü kazanlar. Arka odalardan birinde de bir tünel vardı. Kurtuluş savaşında kaçıp korunmak için yapılmış. Söylentilere göre bu tünelin bir ucu Karataş’a kadar uzanıyormuş. Silahlar ve cephanelik bu tünellerden Halep’in köyüne kadar uzanıyormuş.
(Devam edecek)

 

Benzer Haberler

MUT Prof. Dr. Köknel, “Her isteyen mutlu olur” demiş. Tabii, nüfus kaydını Mut ilçesine...

Yorum 
0

Metin MERCİMEK   “YAŞAM SÜRECİMİZDE EN KUTSAL GÖREVLERDEN BİRİ, HALKA GÖNÜLLÜ...

Yorum 
0

Abdulhamit MOLLAHAMİT   Akdeniz, Ege ve İç Anadolu bölgelerinin dağlarında kendiliğinden yetişen...

Yorum 
0


Yorumlar

İsim: E-posta: Yorumunuz:
*


SON EKLENEN HABERLER

79. BOYUT / Ahmet BARUTÇU

MUT Prof. Dr. Köknel, “Her isteyen mutlu olur” demiş. Tabii, nüfus kaydını...

İstanbul Erenköy Gönüllüleri 15 Yaş...

Metin MERCİMEK   “YAŞAM SÜRECİMİZDE EN KUTSAL GÖREVLERDEN BİRİ,...

Kapari (Keber) Deyip Geçmeyelim

Abdulhamit MOLLAHAMİT   Akdeniz, Ege ve İç Anadolu bölgelerinin dağlarında...

Öğretmen Olma Yolunda İlk Adım

Gülseren FEDAKÂR YALAZA   Bir gün eşim eve geldi ve öğretmen alımı...

HİÇ

Bir demin içinden gelip geçerim Tenim de canını bilmiyor şimdi Sırrı sır...

HAYAT

Uzadı günler Aylar oldu yıllar oldu Sanki dün gibiydi gençlik Heyhat ki bir...

Kilis’te 85 bin 616 seçmen oy kulla...

Yarın yapılacak 24 Haziran Cumhurbaşkanlığı ve 27. Dönem Milletvekili Genel...

AK Parti Karataş’ta gövde gösterisi...

Katılımın yüksek olduğu mahalle mitinginde milletvekili adayları büyük...

CHP’ye Çengel’de yoğun ilgi

Cumhuriyet Halk Partisi Kilis 1. Sıra Milletvekili Adayı Emekli Tuğgeneral...

MHP’ye büyük destek

MHP Kilis Milletvekili adayları Hasan Mısırlıgil ile Abdullah Alpdağ ve MHP...

İYİ Parti seçim çalışmalarını sürdü...

İYİ Parti 1′nci sıra Milletvekili Adayı Muhammet Balcı, beraberindeki...

Esnaf boş oturuyor

Kilis’teki esnaf, siftah etmeden dükkânlarını kapattıklarını söylüyorlar....

Öğretmenlere afet farkındalık eğiti...

Kilis Valiliği İl Afet ve Acil Durum Müdürlüğü tarafından mesleki çalışma...

Lise bitirme sınavları başladı

Kilis İl Milli Eğitim Müdürü Ahmet Alagöz, Fırat Kalkanı Bölgesi sorumlusu...

Aramızdan Ayrılanlar

Ülker Yıldız SAĞCAN (79) Adurrahman ŞAHİNALP (65) Zeynep DAĞLI (69) Gülbeyaz...

Nejat’a Sevgilerle…

Ahmet BARUTÇU Kilis’ten postalanan gazetelere göz atıyordum. 14 Mayıs tarihli...

79. BOYUT / Ahmet BARUTÇU

KOR Yunanistan Ege’de ‘koridor’ istiyormuş. İyi… ‘Oturma...

Sevgi ve Bilgi İle Kaliteli Yaşam

Metin MERCİMEK “SORGULANMAMIŞ YAŞAM YAŞANMAYA DEĞMEZ.” (SOKRATES)...