Soyadımızın Kaynağı Olan Masmana (4. Bölüm)

06 Eki 2017 Cum 9:38
ArtıYazı BüyüklüğüEksi

Aysel MASMANACI BEŞOĞLU

 

MASMANADAKİ HAME TEYZE’NİN BAĞI
Yaz tatilimiz güzel geçiyordu. Mahalleden arkadaşlarla masmananın tarihi odalarında geziniyor, bazen saklambaç bazen de seksek oynuyorduk. Mahallenin erkekleri de masmananın avlusuna kireç taşı ile çizdikleri kalelerde uyduruk bir lastik topla Cimbom-Sarı Kanarya maçı yapıyorlardı. Hakem taraf tuttuğunda Yılmaz’ın yakasına yapışıyorlar, küfrü basıyorlardı. O zaman Hame Teyze onları kovuyordu masmanadan. Gitmeyince de “O zaman akıllı akıllı oynayın ses etmeyin başım şişti” deyince, Kırmızıgilin oğlu Ahmet, “Oğlum, gelin uzun eşşek ya da çelik-çomak oynayalım” derdi. Onda da anlaşamaz, kavga ederlerdi.

Sınıf arkadaşlarımdan bazıları denize gitmişlerdi. Ben henüz denizi yakından bile görmemiştim. Yurttaşlık Bilgisi dersimizde öğretmenimiz bize yurdumuzun denizlerini harita üzerinde göstermişti, kartpostallardan denizleri görüyordum, bir de kitaplarda. O zamanlarda televizyonunuz da yoktu. Bazen babam bizi Ebe Hanım’ın yazlık sinemasına götürürdü. O filmlerde de denizi görürdük. O sahneleri de adeta göre göre ezberlemiştim.
Ya denizin kenarında Kartal Tibet ile Hülya Koçyiğit el ele koşarlar deniz dalga dalgadır, ya da Filiz Akın ile İzzet Günay ağır çekimde birbirine doğru, uzayda koşar gibi aheste aheste koşar, birbirine sarılırlar ve kavuşurlar.
Biz de denizde değil de Kilis’imizin o zamanlar en güzel mesire yeri olan Akpınar’a pazar günleri, ailece ve bazen komşularımızla babamın kiraladığı at arabasına biner, estire estire Kilis’imizin türkülerini söyleyerek, ayaklarımızı arabadan sarkıtarak sallaya sallaya zümrüt yeşili üzüm bağlarının, gelin gibi üstü beyaz çiçekli zeytin ağaçlarının arasından uzayıp giden tozlu ve daracık toprak yoldan, şarkılar ve Kilis’imizin türkülerini ta Akpınar’a gidinceye kadar hep beraber koro halinde büyük bir keyifle söylerdik…
“Yoğurt koydum dolaba… Ellere vayyy…
Böyün (bugün) başım kalaba… Böyün başım kalaba.. Ellere vayyy….

Aha ben gidiyorum, ellere vayyy…

Kilis kalsın haraba… Kilis kalsın haraba…
Ellere vayyyy…”

Arabadakilerden biri;
“Kuru Kastelli akmıyor,
Hah hah hah nanayyyy…
Yar yüzüme bakmıyor…
Hah hah hah nanayyyy…
Bir deste gül kokladım….
Hah hah hah nanayyyy…

Yârim gibi kokmuyor…”
diye tutturunca, biz de türkünün arkasını getirirdik.

akpınar

Arada bir çibik çalar (alkış tutar) zılgıtlar çalardık. Seybananın (piknik) en keyifli anlarıydı at arabasıyla gidiş ve eve dönüş. Hame Teyze’yi düşmesin diye arabanın ortasına bağdaş kurdurup oturturduk.
Akpınar’a gelince gürül gürül akan suyun şelale gibi akışını seyretmek, buz gibi sularına paçalarımızı dizimize kadar sıyırarak girmek, çimmek için tam suyun karşısındaki büyük dut ağacının koyu gölgesine şalları serer yanımızda götürdüğümüz gazocağının üstüne çaydanlığı koyar, kahvaltıyı hazırlamaya başlardı annemler.
O Akpınar’ın kendine has mavi çiçekli, aromalı kokan otlarının, mosmor Alibardak çiçeklerinin olduğu çimler üzerine serdiğiniz yer sofrasındaki kahvaltılıkları iştahla yer, her birimiz bir yana dağılırdık. Babamla abilerim ocağın altına odun parçaları, çalı-çırpı toplamak için hem çevreyi gezinir hem de orada karşılaştıkları ahbapları ile bir yerlerde oturup sohbet ederlerdi.

Hame Teyze’nin görevi de annemin evde yıkayıp temizlediği kelleyi kuzu kazanına (iki kulplu büyük bakır kazan) koyup köz ateşinde kelleyi pişirmekti.

Biz suda hoplayıp zıplarken annemle yengem ve komşumuz ve amcazademiz Ali Masmanacı’nın eşi Türkan Teyze, ablalarım, arkadaşı Güler Abla çevreyi dolaşmaya çıkmışlardı. Biz de ileride amcam kızları ile gölet haline gelmiş suda birbirimize sular atarak şakalaşıyorduk.

Suda oynamaktan suyun içine yatıp yüzmek istermiş gibi suda çırpınmaktan sırılsıklam olmuştuk. Amcam kızı Asiye ve Nurdan da çok ıslanmışlardı. Annelerimizin çantalara koydukları havlu ile kurulanmak için eşyalarımızın bulunduğu yere geldiğimizde Hame Teyze eline aldığı bir büyük sopa ile bir yandan ocağın ateşlerini karıştırıyor, bir yandan da yanına oturmuş 65-70 yaşındaki uzun boylu, esmerce, sakalı alacalı bir adamla konuşuyordu. Öyle derin bir sohbete dalmışlardı ki geldiğimizi bile duymadılar. Asiye bir ara, “Öhöö öhöö” yapınca Hame Teyze başını kaldırdı ve bizi gördü. Yanındaki adama dönüp, “Bunlar da benim torunlarım sayılır” dedi.
-  Ooo kızlar nasılsınız, dedi.
- Hame Teyze bu kim, dedim.
- Benim bir küçük bir bağım var. Onu Hüseyin Amca’na kiralayacağım, onu konuşuyorduk, dedi.

Birazdan annemler de gelmişlerdi. Abim adama ters bir bakış fırlattıktan sonra;
- Daha pişmedi mi bu kelle ya?! Ne pişmez bir kelleymiş bu! Bu kim dermiş gibi tekrar baktı. O zaman devreye annem girdi adamı tanıttı. Hame Teyze adama döndü ve;
- Amaann bir bağ, bir bağ… Bes görmelisin hacı! Bir toprağı var, koyu kahverengi. Aynen kına kimi… Kına deyi al avucuna çal… Aman bir yaprağı var, ışıl ışıl yanar, parıl parıl parlar, ayna deyi tut yüzüne saçını dara (tara)… İnce ince cığara kâğıdı kimi tütün sar, hele bir sarması olur, okka kimi… Amaannn… Bir hönnüsü üzümü var, bir urumu üzümü var bal deyi yiiii… Bir de horuzkarası var aynen Attun kimi (ağaç altına dökülmüş, olgunlaşmış siyah zeytin)… Hele bir de inekmemesi üzümü var baş parmağım kimi… Anca şirin, anca gözelll!”

bağ

Biz ağacın altında katıla katıla gülüyor, Hame Teyze’nin bağını kiralamak için alıcısına bağını överken aile boyu, gülme krizine giriyorduk. Oradan Türkan teyze gülerek, “Bir bağı verirken bu kadar övüy… Gelinlik kızı olsa kim bilir kocaya verirken ne gılık övücüydü!” diye annemin kulağına fısıldadı.
(Türkan Teyze Anteplidir. Gitarist sanatçı ve müzik eğitmeni Zafer Doğulu’nun ve abisi rahmetli unutulmaz müzisyen gitarist Yurdaer Doğulu’nun halasıdır. Ünlü rock sanatçısı Kenan ve Ozan Doğulu’nun akrabasıdır.)
- Tamam tamam dedi adam. Yarın gider bağa bakarım, ona göre de kirasını konuşuruz, diyordu

Sesli gülmemek için dudaklarını ısırıyor, kendini zor tutuyordu. Babam gülmekten adama bir şey söyleyemedi. Annemin, ablamın, Türkan Teyze’nin aşırı gülmekten gözlerinden yaşlar akıyor, ben ve Asiye de neredeyse yere yapışarak karnımızı tutup kahkahalarla gülüyorduk. Adam oradan kaçarcasına, “Memnun oldum, sağlıcakla kalın” dedi.
Hame Teyze de “Güle güle tanıştığıma pişman oldum” demez mi!
Artık biz yerlerdeyiz… Belki o kahkahalarımız on dakika kadar sürdü. Kırdığı potu anlayınca önce kızgın bakışları gevşedi gevşedi o da katıla katıla gülmeye başladı… (Arkası Yarın)

 

Benzer Haberler

KURGU Mesut Yılmaz, “Ben parti kuramam” demiş. Öyleyse turşu kursun!… *** DOĞA  ...

Yorum 
0

Metin MERCİMEK “ÇİFT SOYADI, HER TÜRLÜ BÜROKRATİK KARIŞIKLIĞA, BAZEN DE TUHAFLAŞAN...

Yorum 
0

M. Yahya EFE   Sevgili okurlarım, canlıların ve cansız varlıkların oluşturduğu doğal ortama...

Yorum 
0


Yorumlar

İsim: E-posta: Yorumunuz:
*


SON EKLENEN HABERLER

79. BOYUT / Ahmet BARUTÇU

KURGU Mesut Yılmaz, “Ben parti kuramam” demiş. Öyleyse turşu kursun!…...

Soyadınızın Hikâyesini Araştırdınız...

Metin MERCİMEK “ÇİFT SOYADI, HER TÜRLÜ BÜROKRATİK KARIŞIKLIĞA,...

Çevreye Duyarsız İnsanlar!

M. Yahya EFE   Sevgili okurlarım, canlıların ve cansız varlıkların oluşturduğu...

Ravanda Kalesi

Hamit MOLLAHAMİT   Nemrut Dağı’na altın elma ödülü verilişini izledik....

BABAM

Kilis Şirinlemeleri… BABAM Evimin ocağı, temeli babam, Hem siyecim hem...

BABAMA

Hayat yokuşunda takılıp kalsam, Bütün engelleri kaldırandın sen. Bir buhran...

AK Parti Kilis’te sokak sokak, ev e...

Kilis AK Parti Milletvekili adayları M. Hilmi Dülger ile A. Salih Dal, Belediye...

Köylerde yol genişletme çalışması b...

Kilis İl Genel Meclisi Başkanı Mehmet Metin Karakuş, İl Özel İdaresi Genel...

52 bin Suriyelinin dönüşü 26 Hazira...

Ramazan Bayramı’nı ülkelerinde geçiren 52 bin 112 Suriyelinin dönüşleri...

Yerli sebzeler görücüye çıktı

Kilis’te üreticilerin yetiştirdiği çeşitli sebzeler pazara indi. Kilis...

Anız yakmak toprağa zarar veriyor...

Kilis’te ekin hasadının sona ermesi ile birlikte boşalan tarlalar ateşe...

Rektör Karacoşkun’dan ziyaretler...

Kilis 7 Aralık Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Mustafa Doğan Karacoşkun,...

Evi soyan hırsızlar aranıyor [ASAYİ...

Kilis’te bir evden eşya çalarak kayıplara karışan hırsızlar her...

Başkan Kara, Kent Konseyi Gençlik M...

Kilis Belediye Başkanı Hasan Kara, Kent Konseyi Gençlik Meclisi üyeleri ile...

79. BOYUT / Ahmet BARUTÇU

DÜŞMAN   Stres, kalbin düşmanıymış.   Desenize yakında hep mevta...

Babalar Günü

Metin MERCİMEK “BİR BABA YÜZ EVLADA BAKAR DA, YÜZ EVLAT BİR BABAYA...

Coşkun Baba

M. Yahya EFE   Sevgili okurlarım, kalpleri ısıtan özel günlerden birisi...

Fıstıkçı Fıstığın Senin Olsun...

Gülseren FEDAKÂR YALAZA   Öğretmenlik sınavına gireli bir buçuk yıl...