Dolar 32,8006
Euro 35,1560
Altın 2.449,08
Adana Adıyaman Afyon Ağrı Aksaray Amasya Ankara Antalya Ardahan Artvin Aydın Balıkesir Bartın Batman Bayburt Bilecik Bingöl Bitlis Bolu Burdur Bursa Çanakkale Çankırı Çorum Denizli Diyarbakır Düzce Edirne Elazığ Erzincan Erzurum Eskişehir Gaziantep Giresun Gümüşhane Hakkari Hatay Iğdır Isparta İstanbul İzmir K.Maraş Karabük Karaman Kars Kastamonu Kayseri Kırıkkale Kırklareli Kırşehir Kilis Kocaeli Konya Kütahya Malatya Manisa Mardin Mersin Muğla Muş Nevşehir Niğde Ordu Osmaniye Rize Sakarya Samsun Siirt Sinop Sivas Şanlıurfa Şırnak Tekirdağ Tokat Trabzon Tunceli Uşak Van Yalova Yozgat Zonguldak
Kilis 35°C
Açık
Kilis
35°C
Açık
Cts 34°C
Paz 36°C
Pts 37°C
Sal 38°C

Soyadınızın Hikâyesini Araştırdınız mı?

Soyadınızın Hikâyesini Araştırdınız mı?
A+
A-
20.06.2018
535
ABONE OL

Metin MERCİMEK

“ÇİFT SOYADI, HER TÜRLÜ BÜROKRATİK KARIŞIKLIĞA, BAZEN DE TUHAFLAŞAN ADLARA RAĞMEN, TOPLUMUN TÜM KATMANLARINDA HIZLA KABUL GÖRMÜŞTÜR.”

Eski Cumhurbaşkanlarından Celal Bayar’ın torunu olan Marmara Üniversitesi Yeni Türk Dili ve Edebiyatı Anabilim Dalı Başkan’ı Prof. Dr. Emine Gürsoy Naskali, yıllar içinde Türkiye’nin tüm yörelerinden bir çok soyadı hikâyesi derlemiş ve bunu bir kitap haline getirmiştir.
Söz konusu kitapta belirtilen hikâyelere geçmeden önce, Soyadı Kanunu’nun nasıl ortaya çıktığına değinmek istiyorum. 1934 yılında çıkan Soyadı Kanunu gereğince Türkiye Cumhuriyeti’nin her vatandaşı kendilerine birer soyadı seçmiştir. Soyadlarının belirlenmesi ile ilgili olarak bakınız Prof. Dr. Emine Gürsoy Naskali neler söylüyor:

“Soyadlarının belirlenmesinde erkek egemen bir süreçti. Ailenin reisi seçerdi. Bu seçimde fiziki durum, hal-tavır, meslek gibi özellikler gözetilirdi. Ben bu hikâyeleri yaklaşık 6-7 yılda ailemde, yakınlarımdan, akrabalarımdan, arkadaşlarımdan topladım. Mustafa Kemal’in Atatürk soyadını Meclis kararıyla özel olarak alınmıştır. Atatürk’ün yakınlarının soy isimlerini bizzat kendi el yazısıyla kâğıtlara yazarak belirlenmiştir.”
Şimdi soyadları hikayelerine tek tek bir göz atalım:
Yazar Halide Edip ve eşi doktor Adnan, “Soyadı tanınmayan kişiler içindir, oysa biz toplumda ünlüyüz” diyerek soyadı seçmeyi reddetmişler önce. Ama sonra “bizim adımız var” düşüncesinden hareketle “Adıvar” soyadını almışlar.
Osmanlı döneminde nam salmış bir eşkıyayı kimse yakalayamamış. O nedenle soyadı “Uçkaç” olmuş.
Bir makinist, “biz trenle her yeri görüp geçiyoruz” soyadımız “Görgeç” olsun demiş.
Bir köyde, köyün ilk ışıklı evinin ailesine “Işıklar” soyadı verilmiş. Köy kahvesinde en çok çay içene “Çaycı”, donanmada iyi gözcü olan biri “Keskin”, keskin mizaçlı olan biri “Kırbaç” soyadları verilmiş.
Yazar Aziz Nesin’in soyadı hikâyesi ise şöyle gelişmiştir: 1934 yılında Soyadı Kanunu çıktığında, her Türk kendine bir soyadı alacaktı. Herkes kendi soyadını kendisi seçtiği için insanların bütün gizli aşağılık duyguları ortaya çıktı. Dünyanın en cimrileri “Eli açık”, dünyanın en korkakları “Yürekli”, dünyanın en tembelleri “Çalışkan” gibi soyadları aldılar. Bir mektup yazabilecek zamanda ancak imzasını atabilecek bir öğretmenimiz kendisine “Çevikel” soyadını almıştı. Irkçılığın yayıldığı günler olduğundan, özellikle Türklüğü karışık olanlar ırkçılığı anlatan soyadlarını kapışıyorlardı. Bakınız soyadı konusunda Aziz Nesin neler söylüyor:

“Her türlü yağmada hep sona kaldığım için güzel soyadı yağmasında da sona kaldım. Bana, ortada böbürleneceğim bir soyadı kalmadığından, kendime “Nesin” soyadını aldım. Herkes “Nesin” diye çağırdıkça ne olduğumu düşünüp kendime geleyim istedim.”
Kendi soyadım hikâyesi de şu şekilde ortaya çıkmıştır. Dedelerimizin dedesinin gözleri çok küçükmüş. Çevreden “küçük gözlü”, sözleri sonradan “mercimek gözlü” olarak söylenmeye başlamış. Derken “Mercimek” dedelerimizde bir lakap olarak kalınca, 1934 yılında Soyadı Kanunu çıktığında “Mercimek” soyadını seçmişler.
Hoşça kalın.

YORUMLAR

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu yukarıdaki form aracılığıyla siz yapabilirsiniz.