Stresi Yenmek Bizim Elimizde

27 Haz 2020 Cts 9:54
ArtıYazı BüyüklüğüEksi

A. Filiz GÖKDEMİR ÖZARSLAN

 

“Keskin sirke küpüne zarar” atasözümüz ile bir yazıma daha başladım dostlar müsaadenizle. Her birinize ayrı ayrı selam, sevgi ve saygılarımı gönderiyorum.

Bugün çağımızın her anında karşımıza çıkan ve baş etmesi biraz mücadele isteyen stresi ele alacağız sizlerle birlikte. “Öfkeyle kalkan zararla oturur.” Atasözümüzde buna çok güzel bir örnektir. Öfke her daim sağlığımıza zarar verir. Bu Pandemi döneminde de strese girmemek kaçınılmaz bir durum.  O kadar çok şey değişti ki yaşantılarımızda.

Bugüne kadar virüslerin hastalıklara neden olduğunu bilirdik elbette. Fakat bu Covit-19 tüm dünyayı gerçekten yıktı geçti. Beni ve hepimizi çok üzen bu yaşananlar küçük çocuklarımızın hafızasından nasıl silinecek bilemiyorum. Maske ile tanıştıkları bir dünya. Aynı zaman da maalesef bu illet virüs hepimizi depresyona girdirecek boyutlara gelmiştir. Zaten strese sebep olan onca sıkıntılar varken işsizlik, geçim sıkıntısı, sınav kaygısı, kadına ve küçük çocuklarımıza şiddet olayları gibi bir de Korona virüs üstüne geldi.

Yaşantımızın vazgeçilmezi olan stres maalesef hayat kalitemizi düşürüyor ve ilişkilerimizi de sarsıyor. Evlerimizde kaç ay oturmak bizleri çok bunalttı keza.  Fakat şu an da serbest bir dönemdeyiz kısıtlamalar da kaldırıldı. Bu seferde herkesin kaygısız bir rehavete kapılması, gerekli tedbirleri almaması bizleri üzmeye başladı. Maske takma alışkanlığını bir türlü kabul edemedik mesela. Cezai yaptırımlarda getirildi bu konuda. Neden bu duyarsızlık hala anlam veremiyorum. Biz milletçe kurallara uymazsak Allah korusun ikinci bir dalgaya maruz kalabiliriz. Yetmedi mi evlerde oturduğumuz aylar. Tekrar başa mı dönelim. Lütfen bencil davranmayalım. Daha kötü felaketlere sebep olmayalım.

Bu sıkıntılı günleri yenebiliriz inanıyorum. Stresle başa çıkmanın yollarını harfi harfine uygularsak sonunda bize yenik düşecektir.

Bunun için öncelikle beslenmemize dikkat etmemiz gerekiyor. Stresi çok etkiliyor çünkü yanlış beslenmek. Üç beyaz dediğimiz tuz, şeker ve unlu mamullerin fazlası, hazır yemekler, aşırı kafein ve alkolden uzak durmak lazım. Bedenimizi de düşünmeliyiz. Hafif beslenirsek ne midemizi ne de kalbimizi yorarız.

Her gün ya da gün aşırı muhakkak düzenli egzersiz yapmalıyız. Spor sırasında salgılanan hormonlar mutluluk veriyor çünkü insana. Bunu yakinen bilenlerdenim. Egzersiz yapamadığım zaman strese daha çabuk kapılabiliyorum.

Yaşadığınız olaylara farklı cepheden bakın birazda. İçinden olumlu yönlerini çekin bulun. Sürekli olumsuzluk, olumsuz düşünceleri çağrıştırıyor çünkü. Hiç baş edemezsiniz sonra. Bırakın salın gitsin. Omuzlarınıza yük olmasına sebep vermeyin.

Sevdiğiniz şeyleri yapın, kitap okuyun, müzik dinleyin, her zaman mutfağınızda, iş yerinizde kısık tonda bir radyo açık kalsın mesela. Hep güler yüzlü olmaya çalışın. Polyanna ruhumu bu yüzden çok seviyorum. Hayat kendisi bir tiyatro zaten… Varsın olsun bizde bu dünyanın sahnesinde mutluluk oyunu oynayalım dostlar ne kaybederiz ki. Strese girip mutsuz olacağımıza, hayat çok kısa deyip gülüp geçmeyi öğrenmek zorundayız.

Uykusuzluk stresin en büyük nedeni, erken yatıp uykumuzu almamız lazım. Fakat çağımız internet bağımlısı olmaya sürükledi hepimizi maalesef. Bir düğmeye bakıyor aslında hepsi kapatıp yatarsak onunla da baş edebiliriz bence. Yeter ki bizi yenmesine izin vermeyelim hiçbir şeyin.

Nefes egzersizleri çok iyi gelir derin derin nefes alıp vermek. Çok etkilidir stresi yenmede. Tansiyon yüksekliği yaşadığım zamanlarda derin nefes almakla nabzımı hafiflettiğim çok olmuştur. Aslında tansiyonun da çoğu kökeni stresten dolayı… Tüm hastalıkların baş nedeni o. Keza şeker hastalığı da üzüntü ve strese bağlı nedenlerin tetiklemesi ile nüksetmiştir hep. Çoğu insanda genetik bir hastalıktır. Fakat biraz beslenmeye dikkat etmek ve kaygıları yenmekle kontrol altında tutulabilir. Bunları çevremde olan en yakınlarımın hastalıklarını birebir gözlemlediğimden paylaşıyorum sizlerle. Elbette işin uzmanları tıp doktorlarımız tüm hastalıkların ehlidir. Benim kelamım sadece yaşanmış tecrübelerimden sizlere aktardıklarım. Sağlık konusunda çok araştırmacıyımdır. Her insanın ilgi alanları vardır. Ayrıca Almanya’nın Chemnitz şehrinde Leonardo Vinci projesinde hasta ve yaşlı bakımı seminerinde eğitim ve sertifika aldım.

Tabi ki ben de bir anneyim sizler gibi. İki oğlum var Allah bağışlasın inşallah hepimizin evlatlarını. Şimdi iki yetişkin oldular. Eğitimlerini de tamamladılar çok şükür. Fakat çocukluk dönemleri hiç de kolay değildi elbette. Küçük oğlum okulla ilgili bir stres yaşadığında mide problemleri yaşardı.  Büyük oğlum geceleri uyurken bazen sıkıntı yaşardı. Konservatuvar eğitimine ilkokulda başladığından zor bir dönemdi. Küçük bir çocuk için ağır bir eğitimdi okulları. Stresli olduğu bazı geceler olurdu özellikle de ateşi olurdu o gecelerde. Ben ona ufak bir terapi yapardım. Hemen gözlerini kapat ve denizde olduğunu düşün şimdi mavi ve serin sularda sırt üstü yatmışsın tepende muhteşem bir güneş. Tabi o sırada başını okşardım hep.  O hafif dalgalı denizin üzerinde uçan martıları görüyor musun derdim evet anne sanki film gibi anlatıyorsun derdi. Deniz kokusunu da duyuyor musun burnunda oğlum derdim. Ses tonu git gide düşerdi. Ben de sesimi hafif düşürürdüm devam ederdim konuşmaya bazen de masal anlatırdım devamında. Zaten kısa bir süre sonra bir bakardım ki oğlum mışıl mışıl uykuya dalmış bile.

Yıllar sonra küçük oğlum lisede iken okullarında ergenlik dönemi ve çocuklar ile ilgili kurs açıldı. Ben hiç kaçırmam bu seansları. Hemen başladım, oğullarımda büyümüşlerdi üstelik. Aslında çocuklarıma uyguladığım terapilerin doğruluğunu sınamak adına katıldım hatalarım oldu mu acaba diye. Ve ilk derste rehber hocamız benim deniz terapimi anlatmaz mı? Strese birebir diye. Bunu ben yıllar önce yaptığımı anlattım derste. Veliler bana neden katıldınız bu kursa zaten çocuklarınız büyümüş diye sordular. Ben de tecrübelerimi sizlerle paylaşmak adına dedim. Çünkü yaşanmışlıklar çok şey kazandırır olumlu ya da olumsuz. Aynı hataları engeller. Paylaşmak güzeldir. Ömrümce bildiğim doğrularımı hep paylaştım.

Stresi mümkün olduğunca hayatımıza almayalım. Sağlıklı bir düşünce ile bunun üstesinden gelebiliriz. Bugün anlatmakla satırlara sığmaz aslında onunla baş etme yolları. Kısaca değinmeye çalıştım sizleri yine sıkmamak adına.  Şarkı söylemenin strese çok iyi geldiğini söylüyor ayrıca bilim adamları. Kendi adıma bunu en çok uygulayanlardanım iki yıl gönüllü ve alaylı olarak müzik öğretmenliği yaptım. Müziksiz bir yaşam düşünemem asla. Ve şiir yazıyorum bildiğiniz üzere naçizane Deniz Sevdam isimli bir kitabım da oldu çok şükür. Hayatta istediğiniz şeyleri yaparsanız mutlu olursunuz. Ben yaptığım her şeyi gönüllü ve severek yaptım asla maddi bir beklenti içine girmedim. Duygunun manevi bedeli olur çünkü. Yaptığınız işinizi, hobinizi severseniz strese de girmezsiniz diye düşünüyorum.

Madem şarkı söylemek iyi geliyormuş strese hep birlikte mırıldanarak güzel bir eserle sonlandıralım bugünkü yazımı. Benden sizlere gelsin umarım beğenirsiniz. Zeki Müren’in sesinden kulaklarınızda çınlasın.

 

HER MEVSİM İÇİMDEN GELİR GEÇERSİN

 

Her mevsim içimden gelir geçersin… gelir geçersin

Sen vefasız yolcu, kalbim… kalbim… kalbim viran edersin

Sen vefasız yolcu, kalbim… kalbim… kalbim viran edersin

Merhaba demeden, elveda … elveda dersin

Sen vefasız yolcu, kalbim… kalbim… kalbim viran edersin

Sen vefasız yolcu, kalbim… kalbim… kalbim viran edersin

 

Evet, strese maruz kalmamak adına elimizden ne geliyorsa yapmaktan asla vazgeçmeyelim lütfen. Hayır demeyi de öğrenelim. Yeni sayfalar açalım hep yaşantımızda. Sevelim sevilelim. Kalp kırmayalım. Pozitif bakalım hayata. Kararlı olalım her daim. “Tebdil-i mekânda ferahlık vardır” atasözümüz ile ortamınızı değiştirin gerekirse. Umutsuzluğa düşmeyelim. Kendinizin doktoru önce sizsiniz bunu asla unutmayın. İlaçlara mahkûm kalmayalım.

Bir dahaki yazımda buluşmak üzere stressiz bir hayatla birlikte hoş kalın, hoşça kalın ve sağlıkla kalın inşallah dostlarım. Sonsuz sevgi ve saygılarımla…

Benzer Haberler

Metin MERCİMEK “KARPUZ ŞARABIN GÜMÜŞTEN TASI GİRDİĞİ KAPTA BIRAKMAZ PASI KEŞFEDEN...

Yorum 
0

M. Yahya EFE   “Bizim dinimiz en tabi ve en makul dindir ve ancak bundan dolayıdır ki son...

Yorum 
0

Hayattan Kesitler–II   Yolculuk   Memik KÖMEKÇİ   14 Ekim 1986 Salı günü Kilis’te...

Yorum 
0


Yorumlar

İsim: E-posta: Yorumunuz:
*


SON EKLENEN HABERLER

Kilis’in Tarihi Karpuz Şarabı

Metin MERCİMEK “KARPUZ ŞARABIN GÜMÜŞTEN TASI GİRDİĞİ KAPTA BIRAKMAZ...

Atatürk’ün Din Anlayışı

M. Yahya EFE   “Bizim dinimiz en tabi ve en makul dindir ve ancak bundan...

Yolculuk

Hayattan Kesitler–II   Yolculuk   Memik KÖMEKÇİ   14 Ekim 1986 Salı...

Hakaret ve Şiddet

Harika ÖREN   Son günlerde ülkemizde, sağlıkçılarımıza “Hakaret...

Allah’ı Görmek Mümkün mü?

Uğur KEPEKÇİ   İslam itikadında sosyal yaşamda karşılaştığımız...

FAKİRLİK

Bir fakirlik geldi garip başıma, Git diyorum ama gitmiyor işte. Gözyaşını...

ŞAH ve MAT

Dünya çok özelinden bir satranç tahtası sanki.   Bizler de üzerine...

ÇEKTİĞİM KAHRIN

Aşk imiş sebebi çektiğim kahrın Ne dermanı vardır ne de merhemi Dolaştım...

Oylum Höyük’te kazı çalışmaları her...

Kilis Valisi Recep Soytürk ve Belediye Başkanı M. Abdi Bulut’un Kültür...

Baro başkan adayı Fazlıağaoğlu yoğu...

Kilis Baro Başkanlığına yeniden aday olan Av. H. Muammer Fazlıaoğlu, gazetemizi...

Odun-kömür satışları başladı

Kilis’te vatandaşlar, kış ayının yaklaşmasıyla odun ve kömür alışverişine...

Hurdacılar ve beton dökümü yapan in...

Kilis Belediyesi Zabıta Müdürlüğü ekipleri tarafından kent merkezinde geri...

Kadına karşı şiddet durmuyor [ASAYİ...

Kilis’te ayrı 3 olayda kadınlara karşı şiddet uygulandı. Yedi Aralık...

Okula “Temiz Okul” belgesi

Kilis’te Mehmet Sanlı Mesleki ve Teknik Anadolu Lisesi  “Okulum Temiz...

Çay ocağı kundaklandı

Kilis’te Sabah Pazarı civarında bulunan parkın içerisindeki çay ocağı...

Covid-19 Virüsüne Karşı Ruhumuzu Gü...

Metin MERCİMEK “COVİD-19′A KARŞI MÜCADELEDE ÜÇ ÖNEMLİ FAKTÖR...

Atatürk’ün Balıkesir Hutbesi

M. Yahya EFE   Sevgili okurlarım, Atatürk; tarihin şahit olduğu en büyük...

Ahmet Rami Atan (Müştak-i Hürriyet)...

Kilis Tarihi Akcurun Çarşısından Sayfalar   Ahmet Rami Atan (Müştak-i...