Dolar 12,4902
Euro 14,1332
Altın 714,43
Adana Adıyaman Afyon Ağrı Aksaray Amasya Ankara Antalya Ardahan Artvin Aydın Balıkesir Bartın Batman Bayburt Bilecik Bingöl Bitlis Bolu Burdur Bursa Çanakkale Çankırı Çorum Denizli Diyarbakır Düzce Edirne Elazığ Erzincan Erzurum Eskişehir Gaziantep Giresun Gümüşhane Hakkari Hatay Iğdır Isparta İstanbul İzmir K.Maraş Karabük Karaman Kars Kastamonu Kayseri Kırıkkale Kırklareli Kırşehir Kilis Kocaeli Konya Kütahya Malatya Manisa Mardin Mersin Muğla Muş Nevşehir Niğde Ordu Osmaniye Rize Sakarya Samsun Siirt Sinop Sivas Şanlıurfa Şırnak Tekirdağ Tokat Trabzon Tunceli Uşak Van Yalova Yozgat Zonguldak
Kilis 18°C
Parçalı Bulutlu
Kilis
18°C
Parçalı Bulutlu
Paz 19°C
Pts 19°C
Sal 20°C
Çar 15°C

Sultanların Camisi Ayasofya

Sultanların Camisi Ayasofya
A+
A-
23.10.2014
58
ABONE OL

“İSTANBUL’UN FETHİNİN BİR SEMBOLÜ OLARAK CAMİYE ÇEVRİLEN AYASOFYA, OSMANLI İMPARATORLUĞU’NUN CAMİ-İ KEBİRİ OLMUŞTUR. OSMANLI SULTANLARI, FATİH’İN YADİGÂRI AYASOFYA’YI İMAR VE ONARIMLARIYLA BÜYÜK BİR KÜLLİYEYE DÖNÜŞTÜRMÜŞLERDİR.”

İstanbul’u almak, yüzyıllar boyu birçok devlet adamının hayalini süslediği gibi, Müslümanlar için de bir gaye olmuştur. Hazreti Muhammed’in “İSTANBUL BİR GÜN FETHEDİLECEKTİR. ONU FETHEDEN KOMUTAN NE GÜZEL KOMUTAN, ONU FETHEDEN ASKER NE GÜZEL ASKERDİR” hadisi ise bu gayeyi tamamen canlı tutmuştur. Böylesi bir gayeye nasip olan Fatih Sultan Mehmet’in, İstanbul’a girer girmez doğrudan Ayasofya’ya girerek şükür secdesine kapandığı, iki rekât namaz kıldığı ve ilk ezanın da bu sırada okunduğu rivayet edilmektedir. Hatta fetihten sonra ilk cuma namazını da Ayasofya’da kılmış ve Ayasofya fethin sembolü olarak camiye dönüştürülmüştür.
Ayasofya, İstanbul’un fethiyle birlikte Osmanlı İmparatorluğu’nun en üst sırada gelen protokol ibadethanesi konumuna yükseldi. Bu nedenle büyük, ulu cami anlamına gelen “CAMİ-İ KEBİR” adıyla da bilinir oldu. Yüzyıllar boyunca kültür iklimimizin ana akışını güzelleştiren bu yüce mabet günümüzde Osmanlı sultanlarının himayesinde gerçekleştirilen büyük gayretlerle taşındı. Özellikle Mimar Sinan çökme tehlikesi gösteren Ayasofya’yı, 3. Murat devrinde yeni destek duvarlar ekleyerek yıkılmaktan kurtardı. Sultan 1. Mahmut zamanında kütüphane, şadırvan, sübyan mektebi ve Sultan Abdülmecit döneminde muvakkithane inşa edilerek yapıya güç kazandırdı. Yine Ayasofya’nın en büyük onarımlarından biri Sultan Abdülmecit döneminde yapıldı. İsviçreli Mimar Gaspare Fossati yönetimindeki iki yıl süren çalışmalar sırasında kubbe sağlamlaştırıldı ve yenilendi.
Ayrıca Ayasofya’nın ayakta kalmasının ve de Türklerin bu esere ne denli önem verdiklerine ilişkin yabancı tarihçilerin görüşlerine de yer vermek istiyorum:
Ünlü Rus tarihçisi Uspenski, “TÜRKLERİN, KENT ESERLERİNE KARŞI 1204 YILINDA İSTANBUL’A GİREN HAÇLI ORDUSUNDAN ÇOK DAHA ANLAYIŞ GÖSTERDİKLERİNİ, İNSANCIL DAVRANDIKLARINI VE HEMEN ONARMAYA GİRİŞTİKLERİNİ, ESKİ ESERLERİNİ KORUDUKLARINI” kesin bir dille anlatmıştır.
Diğer taraftan Ayasofya, Türk-İslam kültüründe herhangi bir cami olmanın çok ötesinde anlamlarla yüklü… Ayasofya Osmanlı devlet iradesinin tam merkezinde yer alır. Gölgesinde sultan ve şehzade türbeleri, son derece estetik devasa şadırvanı, hünkâr kasrı ve mahfili, medresesi ve kütüphanesi ile günümüz Ayasofya’sı büyük oranda bir Osmanlı bakiyesi eserdir. Mimar Sinan’ın en güzel eserlerinden biri olan Sultan 2. Selim Türbesi, belirli günlerde şerbet dağıtılan sebili ile Ayasofya farklı bir durum yaratmaktadır.
Bugün dünyanın sayılı yapıtlarından biri olan Ayasofya, Cumhuriyet döneminde 24 Kasım 1934 tarihli Bakanlar Kurulu kararıyla müzeye çevrilmiş olup, İstanbul’a ayak basan her turistin ilk uğrayacağı mekân olmuştur.
Hoşça kalın.

YORUMLAR

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu yukarıdaki form aracılığıyla siz yapabilirsiniz.