Dolar 8,8689
Euro 10,4740
Altın 499,21
Adana Adıyaman Afyon Ağrı Aksaray Amasya Ankara Antalya Ardahan Artvin Aydın Balıkesir Bartın Batman Bayburt Bilecik Bingöl Bitlis Bolu Burdur Bursa Çanakkale Çankırı Çorum Denizli Diyarbakır Düzce Edirne Elazığ Erzincan Erzurum Eskişehir Gaziantep Giresun Gümüşhane Hakkari Hatay Iğdır Isparta İstanbul İzmir K.Maraş Karabük Karaman Kars Kastamonu Kayseri Kırıkkale Kırklareli Kırşehir Kilis Kocaeli Konya Kütahya Malatya Manisa Mardin Mersin Muğla Muş Nevşehir Niğde Ordu Osmaniye Rize Sakarya Samsun Siirt Sinop Sivas Şanlıurfa Şırnak Tekirdağ Tokat Trabzon Tunceli Uşak Van Yalova Yozgat Zonguldak
Kilis 27°C
Az Bulutlu
Kilis
27°C
Az Bulutlu
Paz 30°C
Pts 32°C
Sal 31°C
Çar 30°C

Suriye’de İç Savaş Sürerken Gaziantep’in Muştuları veya Kilis’in Umutları-1

Suriye’de İç Savaş Sürerken Gaziantep’in Muştuları veya Kilis’in Umutları-1
REKLAM ALANI
A+
A-
30.03.2016
44
ABONE OL

Mehmet Cemal ÇİFTÇİGÜZELİ

KİM BU AKADEMİSYENLER?

İki rektör var ki “hiperaktif akademisyen” tanımına uyuyor benim için. Biri İstanbul Biruni Üniversitesi Rektörü Hekim Prof. Dr. Adnan Yüksel. Kendisini ile birkaç hafta önce İnegöl Oylat’taki Dostlar Divanı toplantısında tanıdım. İsmini ve tasarruflarını hep duyuyor ve seviniyordum. Ülkenin ve coğrafyamızın 25-30 yıl sonrasını görebilen, zaaflarımızı. Özelliğimizi ve güzelliklerimizi bilen bir akademisyen. Ortak arkadaşlarımız da varmış meğer. Prof. Dr. Adnan Yüksel hem günümüzü iyi değerlendiriyor, hem de Yarınki Türkiye’nin ipuçlarını veriyor. Acısıyla tatlısıyla hatırlatmalarda bulunuyor, gereğine işaret ediyor.

Diğeri ise Gaziantep Üniversitesi Rektörü yine hekim Prof. Dr. M. Yavuz Coşkun. Bu hekimlerimizin ve akademi yöneticilerimizin ortak özelliği yarınki Türkiye’nin rüyasını görmeleri ve gerekli tedbirleri alarak kolları sıvamaları. İnsan ve bilim hep önde. Projelerini ona göre geliştiriyorlar. Hatırlıyorum Suriye ile flört ettiğimiz günlerde Gaziantep Tıp Fakültesi bölgeden gelecek Arap hastaları için hususi bir program hayata geçirmişti. Arapça bilen hastane personeli sayısı artırılmış, sertifikalı kurslar açılmış, danışmalar ona göre atanmıştı. Ortadoğu’dan hasta ve aileleri Gaziantep’e hem tedavi ve hem de alış-veriş yapmak için geliyorlardı. Böylece bölge dostluğu kavileşerek dualarla artıyor, döviz girdileri birikerek büyüyordu.

Halep Üniversitesi ile anlaşmalar hayata geçiriliyor, gidip gelmeler artıyor, etkinlikler programlanıyordu. Halep Üniversitesi’nde Türkoloji bölümü tercihte ön sırada yer alıyordu. Sonradan hızla gelişen olaylarda ise Gaziantep Üniversitesi’nin ön görüsü ile iç savaştan kaçan Suriyelilerin Türkiye’ye intibakı zor olmadı, Suriyeli akademisyenler ve aydınlar Gaziantep’te hemen iş ve aş buldular. Bugün Gaziantep’te eğitim gören Suriyelilerin oranı, Türk vatandaşlarının önüne geçmiş durumda.

UÇAKLARDA GENÇ MÜTEŞEBBİSLER

Gaziantep Üniversitesi Rektör Yardımcısı Prof. Dr. Cahit Bağcı’nın Mehmet Akif Ersoy Fikir ve Sanat Vakfı Genel Sekreteri Mustafa Karakaya’yı arayarak 12 Mart İstiklal Marşı’nın TBMM’nde kabulünün yıldönümü için gerçekleştirilecek programa davetiyle adeta Gaziantep’e bir çıkartma yaptık. Kültür Müdürü Mustafa Aslan ile Mustafa Karakaya ortak bir fikir, sanat, kültür açılım programı yaptılar. Buna göre önce bir Mehmet Akif ve İstiklal Marşı Sergisi açılacak, daha sonra Devlet Sanatçısı Mehmet Atay’ın seslendirdiği, Mustafa Karaya imzalı bir İstiklal Marşı belgeseli izlenecek, ardından da Mehmet Cemal Çiftçigüzeli, yazar, fikir adamı Mehmet Çetin, Azerbaycan’da Ebülfez Elçibey cumhurbaşkanı iken yardımcısı olan ve halen Aydın Üniversitesi’nde görev yapan Prof. Dr. Kamil Veli Nerimanoğlu ile TRT Denetim Kurulu üyesi Mustafa Karakaya’nın katılacağı bir panel yapılacaktı. Öyle de oldu.

Ben ve Kamil Veli Nerimanoğlu İstanbul’dan, Müellif Mehmet Çetin ve yapımcı Mustafa Karakaya Ankara’dan Gaziantep’e gittik. Kamil Veli Bey Atatürk Havalimanından uçağa binerken, ben Sabiha Gökçen’den Gaziantep’e uçtum. Pegasus rötar yaptı İstanbul’da. Bekleyen yolculara şöyle bir göz atıyorum hemen hemen herkes bir eşya, bir paket veya küçük bir valizle uçağa binmeye hazır bekliyor. Hepsinde polis kontrollerinden bir yılgınlık gelmiş gibi. Ancak terör olayları bu denetimi daha da artırdı. Fakat kontrollerden geçenleri akıllı cep telefonları haddinden fazla meşgul ediyor. Gençlerin bile elinde pahalı cep telefonları; sürekli ya konuşuyor ya da yazıyor-çetleşiyorlar. Gaziantep uçağında konuşmalardan önemli bir kısmının genç işadamları olduğunu anlıyorum. Bir kısmı da pazarlamacı… Bu konudaki herkesin duyabileceği şekilde konuşmaları kendisini ele veriyor. “İmam Çağdaş’a uğramadan gelme, katmer ve cartlak kebabı yemeyi ihmal etme, dönüşte baklava almayı unutma” gibi tavsiyeleri şaka ile karışık telefonda birbirlerine anlatıyorlar. Nihayet uçağa biniyoruz. Sabiha Gökçen’de uçakların havalanması için Atatürk Havaalanındaki gibi uzun süre beklemek olmuyor. Bu iyi işte… 5 dakika içinde de uçuyoruz. Pegasus’ta her şey para ile yapılıyor. Yer ayırtmanızın fiyatı belli;20 TL.  Sandviç en ucuzu 12 TL, su 3 TL. Tercih sizin.

HASAN CELAL GÜZEL’İN HATIRLATTIKLARI

Bir saat 10 dakika sonra Gaziantep Havaalanındaydık. Uçak park edince yürüyerek geçiyoruz terminale. Yolculardan önce eşyalar geliyor. Çalışanlar mini taşıyıcılarla gelen eşyaları yürüyen şerit üzerine öyle bir atılıyor ki kırılmayan, parçalanmayan, patlamayan valiz iyi valiz olsa gerek!… Bu taşıyıcıların eğitilmesi daha fazla gerek galiba. Çünkü uçaklara artık zenginlerle birlikte sabit gelirliler de binebiliyor, yolculuk edebiliyor. Ucuza seyahat ederken kırılan eşyası ile maliyeti daha da fazla olabiliyor.

Gaziantep Üniversitesi Taşıtlar Dairesi’nden Sürücümüz Memik aradı. Öyle bir tarif etti ki dışarda hemen buluştuk. 20 dakika sonra gelecek Prof. Dr. Kamil Veli Nerimanoğlu’nu bekledik. Gaziantep havaalanında gelen ve giden yolcular için belediye otobüsü 50 dakikada bir değişik semtlere otobüs koymuş. Bütün gün devam ediyormuş ulaşım. HAVAŞ’ın ise en son 00.50 servisi bulunuyor. HAVAŞ ayrıca Nizip ve Kilis’e de gidiyor. Kilis’in ücretini sordum 20 TL. Uçaklar birbiri ardından geliyor, boşalıyor, yeniden dolarak havalanıyor bir müddet sonra. Hava trafiği yoğun… Dolu gidip dolu gelen THY, Anadolu Jet, Pegasus, Atlas, San Ekspres uçakları aynı zamanda yurt içine ve yurtdışına da uçuyor. Kuzey Kıbrıs ağırlıklı uçuşlardan başka Hac mevsiminde Suudi Arabistan’a da seferler oluyor. Prof. Dr. Kamil Veli Bey de gelince otelimize gitmek üzere çevre yolundan yola çıktık.

Gaziantep Havaalanı’nın bir hikâyesi vardı kafamda. O’nu anlattım sürücümüz Memik ve Kamil Veli Bey’e.

– 1986 ara seçimiydi. Başbakanlık Müsteşarı Hasan Celal Güzel’i, Başbakan ve ANAVATAN Partisi genel Başkanı Turgut Özal Gaziantep Milletvekili adayı olarak açıklamıştı. Karşısında ise gerek maruf ailesi ve gerekse dürüstlüğü ile tanınan Mustafa Yılmaz da Gaziantep’in Kalesi sayılan CHP adayı idi. Seçimlerde favori görünüyordu. Kamuoyu yoklamalarında ise başa baş görünmesine rağmen Mustafa Yılmaz daha şanslı çıkıyordu.

Sürücümüz Memik, Mustafa Yılmaz’a ilişkin düşüncemi onadı ve “Mustafa Yılmaz da bakan iken Gaziantep’e faydalı işler yaptı” dedi. Doğruydu. Hatta çalışmaları kıskançlık bile getirmişti partisinde. DSP’ye geçti. Partililerin ayrıcalık ve imtiyaz zorlamaları üzerine partisinden ve bakanlıktan istifa etmişti. Ben devam ettim:

– Başbakan Özal Gaziantep’e yapılacak yatırımlarla alakalı 16 maddelik bir hizmet yağmuru açıklamıştı. Bunlardan biri Gaziantep Üniversitesi, diğeri de havaalanı yapılmasıydı. YÖK Başkanı Pro. Dr. İhsan Doğramacı sürekli Gaziantep’e gelip gidiyordu. Tüm vaatler gerçekleşti. Hasan Celal Güzel hem 1986 ara seçimde,  meclisteki Ata Aksu, Mustafa Taşar, Ünal Yaşar ile birlikte parlamentoda 4. Gaziantep milletvekili olarak ANAVATAN partisini temsil etti. Devlet Bakanı oldu. Bir sene sonra yapılan genel seçimlerde Mustafa Yılmaz, Abdulkadir Ateş ile birlikte Sosyal Demokrat Halkçı Parti’den milletvekili seçilirken. Hasan Celal Güzel de Milli Eğitim Bakanı oldu, Ahmet Günebakan, Hasan Tanrıöver, Mehmet Akdemir, Ünal Yaşar ve Mustafa Hikmet Çelebi ile birlikte TBMM’ne girdi.

Biraz nostalji yapmış oldum. O yıllarda Hasan Celal Güzel ile birlikte danışman olarak çalışmalar yapıyordum.

1

GAZİANTEPTEKİ SÜRİYELİ MÜLTECİLER

Sürücü Memik kibardı, telaffuzu düzgündü, belli bir çıtanın üzerinde konuşuyordu. Ben Kamil Veli Bey’e açıklama ihtiyacı hissettim, Memik de dinledi.

– Hocam Memik ismi Gaziantep’te yaygındır. Sanırım Melik anlamında kullanılıyor. Memik Minar isminde Akbank Genel Müdür Yardımcısı bir hemşehrimiz vardı. Çok başarılıydı. İsmini hep öyle bıraktı.

Sürücümüz Memik Minar’ı tanımadı. Kendi hayatını anlattı bize:

– İlk mektep mezunu olarak işe girdim. Şoförlük yapıyorum. Sonra ortaokulu, nihayet liseyi de hem çalışıp hem okuyarak bitirdim. Şimdi ise Kamu Yönetiminde okuyorum, inşallah mezun olacağım. Üniversite diplomam olacak.

İşte buna sevindim. Zaten belliydi eğitimli olduğu Sürücümüz Memik’in.

– Üç kızım var, inşallah onlar da okuyacaklar. Eşim çalışmıyor. Sürücülerin eğitimli olmasının ben şahsen faydasını görüyorum. Şimdi belediyemiz de şoförler için bir sertifika programı uygulamaya başladı.

Memik bunları anlattı, lafı Gaziantep’teki Suriyelilere getirdi sonra:

– Hemşehrilerimiz Suriyelilere yeni elbiseler, iç çamaşırları alarak öyle veriyorlar. Hiç kullanılmamış giyecekler. Gaziantep’te inşaat sektörü hızlı… Bütün süit daireleri Suriyeliler satın aldı. İş yeri açtılar. İşleri iyi gidiyor.

Sürücümüz Memik biran sustu ve yeniden başladı konuşmaya:

-Suriyeliler yalnız kendilerinden alış veriş yapıyorlar. Daha çok da şehrin parklarında toplanıyorlar. Dayanışmaları güçlü. Öyle görülüyor ki Türkiye’den de gidecek gibi değiller.

(Devam edecek)

 

REKLAM ALANI
YORUMLAR

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu yukarıdaki form aracılığıyla siz yapabilirsiniz.