Dolar 8,6591
Euro 10,1605
Altın 491,27
Adana Adıyaman Afyon Ağrı Aksaray Amasya Ankara Antalya Ardahan Artvin Aydın Balıkesir Bartın Batman Bayburt Bilecik Bingöl Bitlis Bolu Burdur Bursa Çanakkale Çankırı Çorum Denizli Diyarbakır Düzce Edirne Elazığ Erzincan Erzurum Eskişehir Gaziantep Giresun Gümüşhane Hakkari Hatay Iğdır Isparta İstanbul İzmir K.Maraş Karabük Karaman Kars Kastamonu Kayseri Kırıkkale Kırklareli Kırşehir Kilis Kocaeli Konya Kütahya Malatya Manisa Mardin Mersin Muğla Muş Nevşehir Niğde Ordu Osmaniye Rize Sakarya Samsun Siirt Sinop Sivas Şanlıurfa Şırnak Tekirdağ Tokat Trabzon Tunceli Uşak Van Yalova Yozgat Zonguldak
Kilis 28°C
Gök Gürültülü
Kilis
28°C
Gök Gürültülü
Cum 27°C
Cts 29°C
Paz 31°C
Pts 32°C

Suriye’de İç Savaş Sürerken Gaziantep’in Muştuları veya Kilis’in Umutları-11

Suriye’de İç Savaş Sürerken Gaziantep’in Muştuları veya Kilis’in Umutları-11
REKLAM ALANI
A+
A-
12.04.2016
54
ABONE OL

Mehmet Cemal ÇİFTÇİGÜZELİ

Konuşmamda Akif’in Kahire’deki ilk dersinde anlattığı ve öğrencilerinin dikkatini çektiği olayı hatırlattım. Filistin’deki 16. Tümen 48. Alay’dan esir 15 bin Osmanlı askeri Mısır’daki İskenderiye Seydülbeşir Kuveysna Osmani Usarey-ı Harbiye (1918-1920) Kampı’nda tutuklu kalıyorlardı. Kamp Komutanı İngiliz General ve Ermeni doktorunun işbirliği ile mikrop kırma bahane edilerek krizol maddeler içeren kimyasal terkipli havuzlara sokulan askerlerin tümünün gözü kör ediliyor ve sonra da serbest bırakılarak kamp dağıtılıyor. Böyle bir insanlık suçu işleniyor. Olayı Mehmet Akif Ersoy Edirne Mebusu (Saylavı) Şeref Aykut ve Faik Bey ile birlikte yıllar sonra soru önergesi vererek soruşturma (25.05.1921) istiyorlar. Ancak ülke sorunları dolayısıyla önerge kadük kalıyor. Diğer taraftan aynı dönemde binlerce esir Osmanlı askeri yine İngilizler tarafından Hindistan ve Pakistan’a götürerek kamplarda çalıştırılıyorlar. Daha sonra oraya yerleşip çoğalıyorlar. İşte onlar da Myammar (Arakan) Müslümanları. Hani şu açlıktan ölmek üzere Hint Okyanusuna gönderilen mağdur, mazlum esir Osmanlı askerlerinin torunları olan insanlar. Konuşmama notlar halinde öyle devam ettim.

GİRMEDEN TEFRİKA BİR MİLLETE DÜŞMAN GİREMEZ

TOPLU VURDUKÇA YÜREKLER, ONU TOP SİNDİREMEZ

“Akif iki gün tam istiğrak halinde idi. Evde, sokakta, camide, Meclis’te; uyurken, yürürken, yemek yerken İstiklal Marşı’nın yazmakla meşgul oldu. Bu konuda Konya Mebusu Hafız Bekir Efendi Cemal Kutay’a “Akif bir gece, birden uyanır. Kâğıt arar. Bulamayınca kalemiyle yer yatağının sağındaki duvara marşın “Ben ezelden beridir, hür yaşadım, hür yaşarım” mısraıyla başlayan kıtasını yazar.

İstiklal Marşı TBMM’nde kabul edilir ve defalarca okunur.

İkinci ikinci dönem mebus seçilmez. Sürekli tarassut altındadır. Takip edilmektedir. Karısı İsmet Hanım da hastadır. Ayrıca işsiz ve parasızdır. Abbas Halim Paşa’nın teklifi ile Kahire Üniversitesi’nde göreve başlar. 11 yıl vatanından uzaktadır. Yıllar sonra hem hasta ve hem de artık tahammül edilemeyecek noktaya gelince vatanında ölmek ister. İstanbul’da yine dostu Abbas Halim Paşa’nın Mısır Apartmanına yerleşir. Orada da vefat eder.
İstiklal Marşı’nın parlamentoda kabul edildiği günde oturumu Mustafa Kemal Paşa yönetiyordu. İstiklal Marşı hakkında da şöyle konuşmuştu:

– Bu marş bizim inkılabımızı anlatır. İnkılabımızın ruhunu anlatır. İstiklal Marşı’nda istiklal davamızı anlatması bakımından büyük manası olan mısralar vardır. Benim en beğendiğim parçası da budur. “Hakkıdır hür yaşamış bayrağımın hürriyet/ Hakkıdır hakka tapan milletimin İstiklal” Benim bu milletten daima hatırlanmasını istediğim vecizeler işte bunlardır. İstiklal Marşı’nın bu parçası asırlar boyunca söylenmeli ve bütün yar ve ağyar anlamalıdır ki Türk’ün her şeyi hatta en mahrem hisleri bile tehlikeye girebilir, fakat hürriyeti asla. Bu parçayı her zaman tekrar ettirmek bunun için lazımdır. Bu demektir ki efendiler Türk’ün hürriyetine dokunulamaz.

ULUSAL MARŞLARDA VATAN, MUKADDESAT ve ÜMİT

Bağımsız bütün ülkelerin birer ulusal marşı vardır.

En son kabul edilen marşlar Kosova’da Europe No İyrics adıyla(2008), Türkmenistan’da Bağımsız, Tarafsız Türkmenistan Devlet Marşı(2008) ve Afganistan’da Milli Surud (ulusal marş) ismiyle söylenmektedir. İspanya’da Kraliyet Marşı (1770) olarak kaydedilmiştir. Güney Amerika’daki ulusal marşların tarihi eski olanları; Peru (1821), Uruguay (1848), İskandinavya’da Norveç (1864), Uzak doğuda da Filipinler’in ulusal marşı 1898 yılında kabul edilmiş.

Cezayir Fransız işgalinden kurtulunca Kassaman (Sözümüz) 1962’de söylenmeye başlandı. İtalya’da Il Canto Degls İtaliani’de iki ayrı dönem var; Birincisi 1946 (de facto), ikincisi 2004 (de jure). Hollanda’da ise Wilhelmus 1568 yılında yazılmış, 1932 senesinde kabul edilmiş. Tayvan’da da Son Min Chul ile aynı durum söz konusu;1937 (de facto) ve 1943 (de jure).

Güney (1948) ve Kuzey Kore’de (1947) ulusal marşın adı Vatanseverlik Şarkısı. Japonya’da Kimigayo Majestelerin Hükümdarlığı olarak belirtiliyor. Yeni Zelenda milli marşının adı Yeni Zelenda’yı Tanrı Savunsun. Bu marş 1940 yılına kadar İngilizce ilahi olarak söylenirken, 1977’de maari versiyonu olarak ulusal marş ilan edilmiş. Moldova’da adı ise Dilimiz (Mimba Noastru) olmuş (1994). Lihtenstayn ulusal marşı Genç Ren Üzerinden Yukarı (1963) olarak dikkat çekiliyor. Letonya’da ise adı Tanrı Letonya’yı Korusun (1920). Adını çoğu kimsenin duymadığı Kribati’nin milli marşına (1979) Ayağa Kalk Kribati adıyla işaret ediliyor.

Bu isimlere son birkaç örnek daha vermek istersek:

Macaristan (1844) ve İzlanda’da(1944) milli marşlar ilahi olarak söylenirken Çek Cumhuriyeti’nde(1918) Evimi Nerede-Kde domov muj?, 1949’de geçici, 1982’de resmi, 2004’de anayasal kabul edilen Çin Halk Cumhuriyeti’nde Gönüllüler Marşı, Myanmar’da Dünyanın Sonuna Kadar-Kaba Ma Kyei (1948), çoğu kişinin ismini bile duymadığı Bhutan’da Şimşek Ejderha Krallığı(1953), Benin’de Yeni Bir Gün Şafağı( 1960) ve Bengladeş’te milli marşın adı Altın Bengalim (1972).

“İKİNCİ UYKU NE DEHŞETLİ BİR ÖLÜMDÜR DÜŞÜNÜN”

Milli marşlar genelde ulusal toplumu anlatması ve yansıtması, halkın kabullenmesi ve heyecanlanması, tasarı ve plan, sözcükler, tümce kuruluşları, düşünce anlatımı, metin doğrultusu ve tonlaması, yinelemeler ve imla ile değerlendirilir. Ülkelerin kendilerine seçtiği tanrı ve yaşadığı kahramanları kutsayıcı, övme ve yüceltme olarak yansıtılıyor. Milli marşlar aynı ülkenin insanlarını, toplumunu bayrak, değerler, örf ve geleneklerle onları birleştiren, dayanışmaya iten bir simge olarak da anlatılabiliyor, ayrıca diğer ülkelerde bu marşlarla temsil ediliyorlar. Örneklere geçecek olunursa. İngiliz (Birleşik Krallık) Ulusal Marşı(1745) bir zafer sonrası yazılmış ve daha sonra çoğu ülkeye örnek olmuş bir marş. Şöyle ki:

 

Tanrı Korusun iyi yürekli Kraliçemizi,

Uzun ömürler soylu Kraliçemize!

Tarı Kraliçeyi korusun.
GÜÇ KAYNAKLARI ve İLHAMLAR

Avusturya bu marştan etkilenmiş. Hayden Londra’dan Viyana’ya döndüğünde milli marşlarını yazıyor. Bu ve bazı marşların çoğu ilahi formatındadır. Tanrıya yakarış sözlükleridir. Halk için yazıldığından kelimeler anlaşılır biçimde özellikle seçilmektedir. Toplum düşmanını yenen, ordunun başındaki kralı yüceltiyor. Çünkü İskandinav ülkelerinden gelen(Vikingler) saldırılara karşı kral veya kraliçe İngiliz halkını koruyor. Onlar da marşlarıyla dua ediyorlar, ilahi gibi söylüyor, dualarla yakarıyorlar. Bu aynı zamanda inancına, ulusallığa bağlılık ve vatanperverlik olarak algılanıyor. İngiliz milli marşı dua ile başlıyor öylece de sona eriyor. Muhatabı da Kraliçe…

Almanya Milli Marşı’ndan örnek verecek olursak, o da şöyle;

 

Birlik, hak ve özgürlük,

Alman vatanı için,

Kardeşçe, yürekle ve el ele,

Bu uğurda çaba gösterelim!
Dolayısıyla Alman Milli Marşı da birlik beraberlik, özgürlük, hak, hukuk, mutluluk için vurgu yapılıyor.

3

DÜŞÜNEBİLEN KAFALAR

Alman Marşı esasında bir Alman şarkısıdır(1841). Prof. Dr. August Heinrich Von Fallersleben(1798-1874) Almanya içindeki savaşlardan yılmış biri. Ülkedeki yönetimlerin ayrılığından şikâyet ediyor. Beraber olsunlar istiyor. Yöneticileri eleştiriyor. “Politik Olmayan Şarkılar”da biraz da politika yapıyor. Hatta cesur şeyler söylüyor. Vatanında mutsuz ve huzursuz olduğunu anlatıyor çatışmalardan dolayı. Almanya’yı sevgilisi olarak görüyor. Eyaletlerle değil, tek vatan olarak ülkesinin yönetilmesini istiyor. Bittabi sosyal yapıya da dikkat çekiyor. Yeni bir savaş istemiyor. Ancak bu eleştiriler ülkesini terk etmek durumunda bırakıyor kendisini. Vatandaşlıktan atılıyor. 6 yıl kaçak geziyor. Fakat bir afla (1848) Almanya’ya dönebiliyor. Hristiyanların ilahilerinde kadın, şarap ve şarkılar önde oluyor. Kadın Hazreti Meryem’i simgeliyor. Şarap onlar için kutsal bir içecek. Şarkılar da ilahilerle örtüşüyor. Alman ulusal marşı 1922’de kabul ediliyor Fallersleben’in şiiriyle. 1952 yılından bu yana da ilk üç kıtasıyla söyleniyor.

Ulusal marşlar vatan aşkı, özgürlük, hak ve kutsal değerler, birlik ve beraberliği içeriyor. Ortak duygu vatan aşkı, özlem ortak duygu olarak beliriyor.

Günümüzün tek süper güç ülkesi ve devleti olan Amerika Birleşik Devletleri Milli Marşı’nın dizelerinde de şunlar var:

BİR SÜPER GÜÇ VAR

Pul pul yaldızlı sancak,

Ah!.. Söyle, görebiliyor musun şafağın ilk ışıklarında?

Alacakaranlığın son pırıltıları içinde ölesine övünçle selamladığımızı,

O tehlikeli kavgada kalın çizgileri ve parlak yıldızlarıyla,

Tabyalar üzerinden görkemli dalgalanışını izlediğimizi!

Ve roketlerin kızıl ışığı havada patlayan bombalar,

Kanıtladılar tüm gece, bayrağımız hala oradadır.

(Devam edecek)

REKLAM ALANI
YORUMLAR

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu yukarıdaki form aracılığıyla siz yapabilirsiniz.