Dolar 8,6651
Euro 10,1561
Altın 490,09
Adana Adıyaman Afyon Ağrı Aksaray Amasya Ankara Antalya Ardahan Artvin Aydın Balıkesir Bartın Batman Bayburt Bilecik Bingöl Bitlis Bolu Burdur Bursa Çanakkale Çankırı Çorum Denizli Diyarbakır Düzce Edirne Elazığ Erzincan Erzurum Eskişehir Gaziantep Giresun Gümüşhane Hakkari Hatay Iğdır Isparta İstanbul İzmir K.Maraş Karabük Karaman Kars Kastamonu Kayseri Kırıkkale Kırklareli Kırşehir Kilis Kocaeli Konya Kütahya Malatya Manisa Mardin Mersin Muğla Muş Nevşehir Niğde Ordu Osmaniye Rize Sakarya Samsun Siirt Sinop Sivas Şanlıurfa Şırnak Tekirdağ Tokat Trabzon Tunceli Uşak Van Yalova Yozgat Zonguldak
Kilis 34°C
Az Bulutlu
Kilis
34°C
Az Bulutlu
Sal 35°C
Çar 32°C
Per 28°C
Cum 27°C

Suriye’de İç Savaş Sürerken Gaziantep’in Muştuları veya Kilis’in Umutları-8

Suriye’de İç Savaş Sürerken Gaziantep’in Muştuları veya Kilis’in Umutları-8
REKLAM ALANI
A+
A-
08.04.2016
61
ABONE OL

Mehmet Cemal ÇİFTÇİGÜZELİ

KİLİS’E NOBEL ÖNCESİ ve SONRASI

Hepimiz heyecanlanıyoruz. İstanbul ve Ankara’dan gelen arkadaşlarımız ailelerini arayarak bilgi veriyorlar.

– Ankara Kilis’e özel önem veriyor. Başbakan geldi. Generaller geldi. Yabancılar geldi. Bileşmiş Milletler görevlisi geldi. Heyetlerin ardı arkası kesilmiyor. Hatta genel bütçeden para aktarıldığı bile yazıldı çizildi?

Ahmet Çulhanoğlu tebessüm ediyor:

– Doğru, Ankara para göndermiş ama bankada faizde bekletiliyor diye biz de duyduk. Ne olduğunu ve ne olacağını kimse bilmiyor. Bittabi devletin stratejik yaklaşımları olabilir. Bize her bilgiyi vermesinler, paylaşmasınlar. Ama biz de medya olarak toplumu bilgilendirmek durumundayız.

– Bu Nobel olayını biraz açar mısınız? Yok falan destekliyormuş, yok Alman Başkanı Merkel tamam demiş, Kilis’e gelecekmiş, imzalar kendisine verilmiş. Mesela Nobel’e aday olarak mevzuatında gösterilen kişi ve kuruluşlardan biri Kilis’i Nobel Barış Adayı olarak göstermiş mi?

– Kimse bir şey bilmiyor. Hele hangisi doğru, hangisi değil bilmiyoruz. Hatta deniyor ki biri milletvekili olmak için halkın gazını alıyor.

“Kim bu kimse?” diye sormuyoruz?

Sohbet ve duyumlarda Hak İş Konfederasyonu’nun Kilis’e gelerek “mesleki eğitim yoluyla mültecilerin sosyal entregrasyonu projesini” sunacağını öğrendik. Salim Uslu Çorum milletvekili olup, parlamentoya girdikten sonra 10 yılı aşkın süredir susar gibi yapıyordu Hak-İş. Oysa bir zamanlar ülke gündemini belirleyen, arka planı ve fikri mutfağı güçlü Necati Çelik’in açıklamalarıyla konjonktürü etkileyen Hak İş’in bu hazırlığına sevindim doğrusu. Çünkü bu projede mülteci ve göçmenler konusunda yaşanabilecek sorunlara çözüm önerileri de getirecekmiş. Haydi hayırlısı. Vakit de epeyi gecikti.

Komşumuz, aile dostumuz, sanatçı ve yaşının dördüncü çeyreğini yaşayan Durmuş Çarpın’ı ziyaret etmek istedim. Ancak gelişmelerden rahatsız olarak Kayseri’ye eşinin akrabalarının yanına taşındığını öğrendim. Telefonla bir selam verdim. Hal hatır sordum. Daha Gaziantep’e gideceğiz. Akşam randevularımız var. Hareket etmeden önce hep birlikte Tekye Camii’ne duaya gittik.

 

YOLDA VE SINIRDA KONTRALLER

Konuklarımıza Prof. Dr. Alaattin Yavaşça’nın evini gösterdim.  Sonra Tekye Camii’ne girdik. Abdesti olmayanlar abdest aldı. Evliya Celebi Tekke Camii’ni Canbolatoğlu’nun Padişane Camii diye söylüyor. Canbolat Bey Mevlana’yı çok sevdiği için o’nun adını taşıyan tekkenin yanına yaptırıyor. Vakfiyesi vardır. Onun için Tekke Camii diye de biliniyor. Mimar Sinan yapısı bir eser. Kilis bölgesinden renkli taşlarıyla daha büyülü bir halde görünen caminin süslemeleri muhteşemdir.

Akşam Namazı sonrası Tekye Camii imamı ile tanıştık. 1960’li yıllara ait bir anekdot anlattım: “İmamın ismini hatırlamıyorum ama yaşlı biriydi. Bir namaz sonrası tesbihatta bulunmayarak avluya çıkan cemaate, ‘Sizin hiç Rabbinizden talepte bulunacağınız bir şey yok mu dua etmeden çıkıyorsunuz! Bu kadar mı zengin ve dolusunuz?’ dediğinde dışarıya çıkmak üzere ayaklananlar diz çöküp geri oturmuştu.” Hoşuna gitti bu yaşanmış öykü. Tebessüm etti ve “Güzel bir yaklaşım. Belki bir gün ben de yapabilirim. Hele sizi gördüğümde!” dedi.

Arabamıza bindik doğru Gaziantep’e. Kilis’ten çıktığımızda sağımızdaki Halep ovası kapkaranlıktı artık. Suriye köylerinin ışığı yoktu. Zifiri karanlığa bürünmüştü ortalık. Kilis ise ışıl ışıl… Elbeyli çatına geldiğimizde arkadaşlarıma Mercidabık Ovasına giden yol diye hatırlattım.

– Yavuz Sultan Selim’in Mısır’a giderken Memlük Hükümdarı Kansu Gavri ile savaştığı yer mi?

– Evet öyle… Üç-beş kilometre ilerde… Vaktimiz olsaydı orayı da gezerdik. Ama şimdilik mümkün görünmüyor. İnşallah bir başka sefere!

– Mercidabık Savaşının yapıldığı yerde…

Hemen ne diyeceğini anlamıştım arkadaşımın, cevabını anında verdim;

– Tilhabeş beldesinde sadece Yavuz’un büstü var. O kadar. Oysa bu beldemiz çok münevver yetiştirmiştir. Büyükdoğu’nun yazı işleri müdürü, çok sayıda yayınlanmış eseri olan rahmetli Hüseyin Rahmi Yananlı, birikiminin henüz onda birini bile yansıtamadan aramızdan ayrılan İstanbul Milletvekili, İslam Ekonomisi kitabının mütercimi, önemli entelektüellerimizden merhum Bahri Zengin, öğretmen yazar ve şair Mehmet Nacar, aynı isimle Kilis Milletvekili bir başka Mehmet Nacar (Avukat) kayda değer aydınlarından. Halen iktidar partisinin iki dönem milletvekilliğini yapmış belediye başkanı olan Hasan Kara bu mekândan.

– O halde

– O haldesi şu: Siyasi irade farkında değil Tilhabeş’in Belçika’daki bir Vater Loo,  Sivastopol’daki bir Panorama ve İstanbul’daki 1453 Panorama Müzesi gibi olabileceğinden. Mercidabık Türk birliğinin sağlandığı mekân, halifeliğin kapısının açıldığı belde. Yetkililerin gözü açık ama yine de göremiyorlar önlerini. Sağlık olsun. Mercidabık bu duayı alacak insanını bekliyor.

Kazıklı köyüne varmamıştık ki çevirme yapılıyordu. Polisler gelen giden araçları kontrol ediyorlardı. Bölgede bu gerekli… Kertil’i geçince ikinci bir kontrol daha vardı. Bir zamanlar kaçakçılık için yapılan kontroller artık azgınlaşmış terörist kişi ve gruplara karşıda gerçekleştiriliyor. Kahraman askerimiz ve polisimizin rabbim yardımcısı olsun.

Otelimize yaklaşırken hafta sonu tatilcileri de evlerine dönüyorlardı. Burç yolunun şehre girişi kilitlenmiş, trafik felç olmuştu. Gaziantepli mutlaka hafta sonunda maile bir piknik alanında sahra programı yapmalıydı. Kebaplar pişmeli, çiğ köfteler yoğrulmalı, şöyle bir rahat nefes almalıydı. Kırların yeşillendiğini, çiçeklerin açtığını, ağaçların fideye durduğunu yaşamalı, ciğerine bu güneşli havanın sıcaklığını çekerek, sırtında hararetini hissetmeliydi. Kilis’te de bunun adı sahra değil, seybanaydı. İstanbul’da ise piknik diye yaşanıyordu.

DONANIMLI ve BİRİKİMLİ BİR HİPERAKTİF REKTÖR

1

Gaziantep Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. M. Yavuz Coşkun Kosova’daki temaslarını tamamlayarak heyetiyle birlikte dönmüştü. Heyetimize yemeye davet etti. Böylece birlikte olduk. Kosova’daki programını anlattı. Türkçe Öğretmenleriyle birlikte olmuşlar Kosova’da. Türkçe pratiklerinin artmasına katkı vermiş, kitaplar götürmüşler. Sonra da bir konser… Gaziantep Üniversitesi Türk Müziği Konservatuarı’nın verdiği konser ayakta alkışlanmış tekrarı istenmiş. Priştina, Prizren ve diğer Kosova kentlerini dolaşırken gerek sokaktaki insanlar ve gerekse esnaf “Hocam iyi ki geldiniz, eğer böylesi programlar olmazsa halkımız Türkçe konuşmayı unutacak” diyesiymiş. Kosova Türkçe Öğretmenlerinden 250 kişilik bir heyet önümüzdeki günlerde Gaziantep’te konuk edilerek yeni bir programa daha katılacaklarmış. Rektör Coşkun’a göre Kosova’ya mutlaka bir Türk Üniversitesi kurulmalı ve Türk yatırımcılar atağa geçmeliler.

Gaziantep Üniversitesinden başta rektör Yardımcısı Cahit Bağcı olmak üzere bazı akademisyenler de var sohbetimizde. Rektör Yavuz Coşkun’un anlattığına göre Gaziantep Üniversitesi’nde sadece tıp fakültesi değil, teknik bölümler dâhil çoğu bölümlerde öğrenciler sahaya inerek çalışmalar yapıyorlar. İntörn mühendislik gibi. Tıp Fakültesi Öğrencileri ayrıca sırtlarına geçirdikleri özel bir giysi ile “Bana sorabilirsin” diye yazının da muhatabılar. Bir hasta veya yakını yahut hastanedeki her hangi biri bu öğrencilere ne sorarlarsa sorsunlar cevabını ve gereğini alabiliyorlar. Böylece zaman kaybının önüne geçiliyor. Ayrıca üniversite halkla daha sıkı örtüşebiliyor. Halk efkârının akademiye yansıması sağlanıyor.

Gaziantep Üniversitesi’nin bir başka hayata geçirmeye çalıştığı planı da Türk Dünyası Eğitim Birlikleri Projesi. Süper bir uygulama da Toplumsal Duyarlılık Projesinin hayata geçirilmesi. Tıp Fakültesindeki uygulamayla bunun çok ciddi yansıması olmuş. Artık bu ders diğer birimlerde de okutulacak ve uygulanacak. Prof. Dr. M. Yavuz Coşkun açıklamalar yapıyor konuklarına ve onları bilgilendiriyor. Seviniyoruz ülkemizde böyle akademisyen yöneticilerin olmasına. Üniversite kampüsü hayatı her şeyi ile yaşayan bir şehir gibi.

Üniversitenin içinde değişik yerlere asılmış 120 flama saydım. Bunların üzerinde deyişler vardı. Peki, kimlerden bu hatırlatmalar? Necip Fazıl’dan Nazım Hikmet’e, Kur’an’ı Kerim’den Konfiçyus’a, İbni Haldun’dan Aristo’ya, Mevlana’dan Sokrat’a, Hadis’lerden Eflatun’a kadar bu ayetleri, hadisleri, kelamı kibarları, ülke atasözlerini, âlimlerin, garplı ve şarklı mütefekkirlerin deyişlerini bulmak ve görmek mümkündü. Bayıldım bu uygulamaya, sevdim bu tarzı.

Gaziantep Üniversitesi milletiyle örtüşmüş, sektörle bütünleşmiş bir örnek akademi. Bir çok üniversitenin rölantide bile olmadığı günümüzde bu planlar, programlar, insana ve mekana yatırımlar her türlü takdirin fevkindedir. Sadece bu mu diyebiliyor insan?

Elbette ki hayır! Yayınları göz kamaştırıyor, dünü de bugünü de iyi değerlendiriyor Gaziantep Üniversitesi yönetimi. Suriye ile balayı yaşadığımız günlerde öyle bir program uygulamıştı ki Gaziantep Üniversitesi her Allah’ın günü Halep başta Suriye üniversiteleriyle temaslarda oluyor, etkinlikler uygulanıyordu. Türkiye-Suriye Bölgelerarası İşbirliği Programı çerçevesinde Arapça Dil Eğitim Merkezi ADÖM, Türk Dili Öğretim Merkezi TÜDÖM kurulmuş. Ata yadigârı ortak mimarı eserler gün yüzüne çıkarılmış. “Osmanlının Kimlik İzleri: HALEP’TE ADIM ADIM OSMANLI İZLERİ” adıyla itibar baskılı akademik bir çalışma öyle bir neşredilmiş ki adını bile unuttuğumuz muhteşem eserler ortaya çıkmış. Cami, tekke, zaviye, medrese, hükümet binaları, karakollar, kiliseler, hanlar, hamamlar, çeşmeler (kasteller), evler, farklı ve çok amaçlı binalar ve de Halep dışındaki yapılanmaları bu eserden yeniden öğreniyoruz.

(Devam edecek)

REKLAM ALANI
YORUMLAR

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu yukarıdaki form aracılığıyla siz yapabilirsiniz.