Dolar 33,0372
Euro 35,9878
Altın 2.559,61
Adana Adıyaman Afyon Ağrı Aksaray Amasya Ankara Antalya Ardahan Artvin Aydın Balıkesir Bartın Batman Bayburt Bilecik Bingöl Bitlis Bolu Burdur Bursa Çanakkale Çankırı Çorum Denizli Diyarbakır Düzce Edirne Elazığ Erzincan Erzurum Eskişehir Gaziantep Giresun Gümüşhane Hakkari Hatay Iğdır Isparta İstanbul İzmir K.Maraş Karabük Karaman Kars Kastamonu Kayseri Kırıkkale Kırklareli Kırşehir Kilis Kocaeli Konya Kütahya Malatya Manisa Mardin Mersin Muğla Muş Nevşehir Niğde Ordu Osmaniye Rize Sakarya Samsun Siirt Sinop Sivas Şanlıurfa Şırnak Tekirdağ Tokat Trabzon Tunceli Uşak Van Yalova Yozgat Zonguldak
Kilis 35°C
Açık
Kilis
35°C
Açık
Paz 36°C
Pts 36°C
Sal 36°C
Çar 38°C

Tatlı Dil

Tatlı Dil
A+
A-
04.11.2019
661
ABONE OL

Mahmut İhsan KANMAZ

“İnsanın eti yenmez, derisi giyilmez.
Bir tatlı dilinden gayrı nesi var ki?…” (Anonim)

Selam, sevgi ve saygılarımı sunarak, bir yazımda daha birlikte olmaktan son derece mutlu ve gururluyum sevgili arkadaşlarım, değerli dostlarım.
Bugünkü yazımın öğesi, bizleri bazen zirveye çıkaran, bazen de yerin dibine batıran bir önemli organımız olacak…
Dil’den sözediyorum. Ama daha çok, hani, “Yılanı bile deliğinden çıkartır” denilen, tatlı dil var ya, işte ondan bahsetmek istiyorum.

Nedir tatlı dil? Öncelikle güzelliktir, orta yolu bulucudur. Uzlaşıcı ve sorun gidericidir tatlı dil… Açılınca ağız, zehir saçmayıp, bal dökülendir.Ümit vericidir, sevgi kelamları edicidir. Uzun lafın kısası,”Bana benden gelir, her ne olursa, Başım rahat bulur, dilim susarsa”denilen türden, sakinleştirici ve sükûna erdiricidir tatlı dil…
O dildir ki, birçok olayın nedenidir. İnsanı rezilde eder rüsvada.Hatta der ki kişi: “Dilim seni dilim dilim dileyim, Başıma geleni senden bileyim.”

Zira olacak bir işi oldurmaz acı dil, ancak imkânsızı da oldurur tatlı dil…Yani, büyük düşünür Montaigne’nin dediği gibi, “Güzel ve tatlı bir söz, her kapıyı açan sihirli bir anahtardır.” Ancak bizden biri, Bilal Civelek kardeşimizin de buyurduğu üzere, “Kötü kullanırsan da, açık kapıları bile yüzüne kapatır.” Yani, o dil dediğimiz, küçücük organımız… Cismi küçük, fakat cürmü büyük olan şey…
Türkülere bile ilham olmuştur tatlı dil… Rahmetli Kırşehirli Neşet Ertaş ustanın şu türküsünü bilmeyeniniz var mıdır?:

 

Tatlı dile güler yüze
Doyulur mu doyulur mu?
Aşkınan bakışan göze
Doyulur mu doyulur mu?

Zülüflerin dökse yüze
Yar badeyi sunsa bize
Lebleri meyime meze
Doyulur mu doyulur mu?

Hem bahara hemi yaza
Yârin ettikleri naza
Yar aşkına çalan saza
Doyulur mu doyulur mu?

Garibim geldik gitmeye
Muhabbetimiz bitmeye
Yar ile sohbet etmeye
Doyulur mu doyulur mu?
Doyulur mu doyulur mu?
Canana kıyılır mı?
Cananına kıyanlar
Hakkın kulu sayılır mı?

 

“Evren çiçek olsa, arı ben olsam, dost dilinden tatlı bal bulamam” demiş büyük halk aşığı Pir Sultan Abdal… Ne güzel söylemiş ozan…
Son İslam halifesi Hazreti Ali’de şöyle der bir özlü sözünde: “Akıllı bir insanın dili gönlünün ötesinde iken, akılsız birinin ki ise, dilinin ötesindedir.”
“Dil ile düğümlenen, diş ile çözülemez” buyurur, büyük Türk âlimi Kaşgarlı Mahmut…

Yüce kitabımız Kur’an-ı Kerim’de de yer bulmuştur, tatlı veya güzel dil…
Bakın nasıl emir buyuruyor Cenab-ı Allah: İsra Suresi, Ayet No: 28.

“Eğer Rabbinden ümit ettiğin bir rahmeti aramak için, o adamlardan yüz çevirmek zorunda kalırsan, o zaman onlara yumuşak bir söz söyle” Yani güzel ve tatlı sözün, her daim geçerli olacağını salık veriyor bize Mevla’mız…
Mevlana Hazretleri de, dile ilişkin çok yerinde bir kelam etmiş sevgili dostlarım: “Kalp bir denizse, dilde onun kıyısıdır.Denizde her ne varsa, kıyıya da o vurur.”

Tatlı dilli olmak iyi bir meziyettir biz insanlar için… Konuşarak hallederiz sorunlarımızı… Ama yumuşak ve güzel bir lisanla tabiki… Zira bilinir ki,”Tatlı dil, düşmanın kılıcından daha keskindir” ve “Tatlı dilli bir dost, her derdin devasıdır.” Öyle değil midir ama? Güzel konuşan, adeta ağzından bal damlayan birinin konuşmalarından ve sohbetinden ne kadar mutlu oluruz. Hatta hep deriz ya, “Tatlı yiyelim tatlı konuşalım” diye. Yani tatlı dilli insanlar hep tercih sebebimizdir. Huzurluyuzdur onların yanında…
Oysa bu şekilde olmayanları da iyi bilir Anadolu insanı. Mümkün mertebe uzak durur böylelerinden ve der ki: “Kalbi ile dili bir olmayan insandan hayır gelmez.”

Çok doğru… Yeri gelir şöyle bir söze de inanır olur: “Bıçak yarası iyileşir de, dil yarası asla iyileşmez.” Ve de bilir ki: “Dilin kemiği yoktur. Ama bir vuruşta öldürdüğü insan çoktur” Allah bizleri korusun böylelerinin şerrinden ve dilinden.
Atalarımız yaşadıkları deneyimlere istinaden, o kadar öğüt dolu söz bırakmışlar ki bizlere, hepsinede rahmetler olsun diyorum… İşte onlardan bir demet:

-Tatlı söz can azığı, acı söz baş kazığı.
-Tatlı söz dinletir, acı söz esnetir.
– Bülbülün çektiği dili belası…
– Dilden gelen elden gelse, herkes padişah olurdu.
– Sofrada elini, mecliste dilini sakla.
– Dilini eşek arısı soksun inşallah.
– Buğday ekmeğin yoksa, buğday dilinde mi yok!…
– Baş, dille tartılır.
– Diline sahip çıkmayan, başına bela alır.

Bunları daha da çoğaltabiliriz. Ancak hepsinin de ortak noktası, tatlı dilin her sorunun çözümünde, başat yani birincil bir rol üstlenmesidir.

“Dil, vücut dediğimiz geminin dümenidir” demiş, Thomas Fuller. Çok da doğru söylemiş… Ağızdan çıkan her söz çok kıymetlidir. Onun için ifade edilmiştir belki de: “Laf dokuz boğumdur, her an düşünmeli ve ona göre konuşmalıdır” kelamı… Öyle her aklına geleni, pat diye söylemeyeceksin. Akıl süzgecinden geçir önce, bir ölç ve biç, ondan sonra buyur konuş, değil mi?Hayır biraz heyecanlı ve tezcanlı bir toplumuz ya… Son diyeceğimizi en başta deyiveririz de, sonra pişmanlık duyup, el aman dileriz karşımızdakinden…
“Yok, ben onu demek istememiştim… Vallahi beni yanlış anladın. Aslında şöyle diyecektim” gibi lafı düzeltmeler ve gönül almalar, biraz zor netice verir. Onun için özellikle belirttim, yukarıdaki çok çok anlamlı ve önemli sözü… Yani, “Laf dokuz boğumdur. Her boğumda ince ince düşünüp, öyle kelam edeceksin” lafını…

Zira “Kullanıldıkça keskinleşen ve güçlenen tek şey dildir” öğüdünü iyi biliriz de bazen unutuveririz anlamını…
Ne demiş Hazreti Ali: “Dilinizi iyi kullanın…O, sizi saadete götürdüğü gibi, felakete de götürebilir…” Maazallah…
Her sözü altın değerinde olan, büyük İslam âlimi, mütefekkir ve Allah dostu Hazreti Mevlana’da buyurur ki: “Dili ve sözü bir olmayan kimsenin, yüz dili bile olsa, o yine de dilsiz sayılır.”
Ne kadar iç derinliği fazla bir kelam…

Evet, tatlı dil, güzel söz yanında, kem sözlerin ve olumsuz kelamların da yer ve zemin bulduğu bugünkü yazımı, George Chapman’ın biraz da trajikomik bir sözüyle noktalayıp, azıcık ta gülümseyelim istiyorum.Hanımefendilere özrümü ileterek.Ancak, bilindik bir temannadır, “Teşbihte hata olmaz” lafı…

“Bir erkeğin ölürken, kıpırdayan son yeri kalbi iken, bir kadının ki ise, dilidir…”
Bir başka konuda yeniden buluşuncaya kadar, her şey gönlünüzce olsun.
Yüreğiniz sevgi ve umut dolu, bedeniniz sağlıklı ve ruhunuz huzurlu olsun sevgili arkadaşlarım ve değerli dostlarım…
Hoşça kalın, mutlulukla kalın.

YORUMLAR

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu yukarıdaki form aracılığıyla siz yapabilirsiniz.