Tevârîh-i Âl-i Selçuk ve Kilisli Muallim Rıf’at Bilge

15 Oca 2018 Pts 10:20
ArtıYazı BüyüklüğüEksi

Ecz. İbrahim BEŞE

 

Türk dili, tarihi ve kültürünü anlatmak üzere pek çok eser kaleme alınmıştır, bunlardan Göktürk Yazıtları, Divânü Lügâti’t Türk, Danişmend-name, Dede Korkut Hikâyeleri, Saltık-name vb. en çok bilinenleridir. Türk tarihi ve Türk dili açısından büyük önem taşıyan, Anadolu’da kaleme alınan ilk Türkçe yazmalardan sayılan Tevârîh-i Âl-i Selçuk bunlardan birisi olup, Yazıcızâde Ali tarafından tahminen H. 827/ M.1423 yılında yazılmıştır.

Tevârîh-i Âl-i Selçuk, İslâm öncesi Türk tarihinden, Selçuklu, Moğol, Beylikler Dönemi ve Osmanlıların kuruluşuna kadar geçen dönemin anlatıldığı bir eserdir. Eser, Osmanlı Sultanı II. Murad’ın (1421/1451) isteği üzerine kaleme alınmıştır.

Eser kendi içerisinde dört bölüme ayrılmaktadır. Besmeleyle başlayan birinci bölümde Türk boylarının tarihi, Oğuz’un soyu ve Türk boyları anlatılmaktadır. Yazıcızâde Alì bu bölüme Dede Korkut ve Akkoyunlu Beyi Kara Osman hakkında bilgiler eklemiştir. Türklerin soyunun Nuh Peygamber’in oğlu Yafes (Yafet)’e kadar dayandığının anlatılmasıyla başlanan bu bölümde, Oğuz boyları ve uygulanan ikili teşkilat, boyların görevleri, han ve bey olma usul ve sıraları da anlatılmıştır. Oğuz boylarının makam ve mevkilerinin anlatıldığı bölümde Türklerde toy[1], orun[2] ve ülüş[3] gelenekleri hakkında da bilgiler sunulmuştur.

İkinci bölüm Büyük Selçuklu Devleti tarihinin dile getirildiği bölümdür. Selçuklu hükümdarlarını Oğuzlara bağlayarak Büyük Selçuklu tarihine giriş yapar. Selçuklular hakkında övgüler ve boy beylerinin oturdukları mevkiler dile getirildikten sonra, Selçuk bin Dukak[4] (öl. 1009) hakkında kısa bilgiler verilir. Arslan Yabgu[5]’nun (1009-1025) Gazne Hükümdarı Sultan Mahmud (998-1030) tarafından hile ile Hindistan Kalesi’ne (Kalincar Kalesi) hapsedilmesiyle devam eden bölüm, Sultan Mahmud ile yapılan mücadeleler ve Sultan Tuğrul’[6]un tahta geçmesi anlatıldıktan sonra Irak Selçuklularına da değinilerek son bulur.

Üçüncü bölümde Osmanlı ailesinden ve Anadolu beylerinin şecerelerinden bahsedilmektedir. Türkiye Selçuklu Devleti’nin kuruluşuna kısaca değinilerek başlar ve İbn Bìbì[7] ’nin Farsça eserinin tercümesiyle son bulur. Tercümeye esas ana metinde bulunan şiirler Türkçeye çevrilmiştir ancak, bazı zor olanları da aynen Farsça olarak verilmiştir.

Son bölüm olan dördüncü bölümde ise Gāzân Han[8] (1295-1304)’ın ölümünden sonra Anadolu’daki siyasi ve ictimaî durum, Osmanlıların mensup olduğu boy ve Anadolu’ya gelişleri anlatılarak son bulmaktadır. Türkiye Selçuklularının Moğol akınları sonucu zayıflayıp yıkılmasından, Gazân Han’ın savaşlarından, Osmanlı Devleti’nin kurulduğu dönemden bahsedilmektedir. Ayrıca bu nüshanın sonunda bir ketebe (kâtip) kaydı ve Osmanlı padişahı II. Murad’a atfen yazılmış bir manzume de yer almaktadır.

Tevârîh-i Âl-i Selçuk Türkçe yazma geleneğinin yaygınlaştığı, Arapça ve Farsça olarak yazılmış olan bütün eserlerin Türkçeye çevirisinin yapıldığı, Türklük şuurunun, ilim, kültür ve sanat çalışmalarının yüksek bir seviyeye ulaştığı bir devirde günümüzde bile çok rahat anlaşılabilecek güzel bir Türkçe ile yazılmıştır.

Eserle ilgili ilk kitap bugün Millet Genel Kütüphanesi, Ali Emirî, Tarih, nr. 332’de kayıtlıdır. Osmanlıca olarak kaleme alınan bu eserin ilk sayfaya kurşun kalemle İ. Hakkı Konyalı ibaresiyle şu not düşülmüştür: “Bu kitàb Sultàn Muràd-ı Sàní tarafından (Yazıcızâde ‘Alì) namında bir zatındır. Aslı Topkapı Sarayı’ndadır. Kitàb tab’ edilirken Bahriye matba’asında yanmıştır”. Bu nottan anlaşılacağı üzere neşir için hazırlanan eserin büyük bir çoğunluğu yanmıştır, bundan dolayı 88 sayfa eksik neşredilebilmiştir. Bu eserin neşrini hazırlayan kişi hakkındaki bilgi, Prof. Dr. Feridun Nafiz Uzluk[9] tarafından kaleme alınan “Anadolu Selçuki Devleti Tarihi” adlı eserde şu şekilde verilmektedir: “Adı geçen eserin neşrini hazırlayan Necip Asım Bey’dir. Necip Asım; Tevârîh-i Âl-i Selçuk’un neşir çalışmalarına Birinci Dünya Savaşı’ndan önce başlamıştır, ancak tamamlamaya muvaffak olamamıştır.” İkinci çalışma ise Tevârîh-i Âl-i Selçuk’un tamamının çevirisi ve edisyon kritiği (nüsha karşılaştırması) Marmara Üniversitesi Türkiyat Araştırmaları Enstitüsü, Ortaçağ Tarihi Bilim Dalında; Doktora tezi olarak hazırlanmıştır. Daha sonra Selçuk-nâme adıyla yayınlanmıştır[10].

Eser bir bütün olarak ele alındığı zaman İslâm öncesi Türk tarihinden Osmanlıların kuruluşuna kadar geçen dönemin anlatıldığı bir kaynak özelliği taşımaktadır. Oğuz boylarının isimleri, devlet yönetiminde uygulanan ikili teşkilat, han ve bey olma usulleri dile getirilmiştir. Eserde Selçuklular Devri ordu sistemi, unvanlar, diğer devletlerle olan ilişkiler, hükümdarların tahta geçiş usulleri ve o devir Anadolu’sundaki yer ve şahıs adları hakkında bilgilere ulaşılabilir.

Yazıcızàde Alì; II. Murad dönemi (1421-1451) müelliflerindendir, hakkında fazla detaylı bilgi bulunmamaktadır. Yazıcızàde Alì, Anadolu’da astroloji üzerine kaleme alınan ilk Türkçe eser olarak bilinen “Şemsiyye”[11] isimli eserin müellifi Yazıcı Sàlih’in oğludur. Yazıcı Sàlih’in diğer oğulları Mehmed (öl. 855/1451) ve Ahmet Bìcàn (öl. 870/1466)’dır. Babalarının görevinden dolayı Yazıcızàde unvanlarını almışlardır.[12] Yazıcızàde Alì, iyi derecede Arapça ve Farsça bilmektedir, muhtemelen bu eğitimini de babası Yazıcı Sàlih’ten almıştır. Sultan II. Murad döneminde sarayda görev yapan Yazıcızàde Alì, aynı zamanda Sultanın, Mısır Memlük Devleti’ne gönderdiği elçilik heyeti içerisinde de bulunmuştur.[13] Yazıcızàde Alì, Osmanlı sarayında önemli bir divân görevlisi, devlet elçiliği[14] yapabilecek bir siyaset adamı, o devirde Arapça ve Farsça kaleme alınan eserleri Türkçeye çevirebilecek düzeyde iyi dil bilen bir âlimdir. O aynı zamanda Türk tarihine, kültürüne vâkıf millî duyguları yüksek bir şahsiyettir.

Tevârîh-i Âl-i Selçuk’un Berlin Nüshası yazma 456 varak olup, her varakta 17 satır bulunmaktadır. Nüsha üzerinde kapsamlı bir inceleme yapan Kilisli Muallim Rıf’at tarafından eksik veya yanlış görülen yerler düzeltilmiştir. Bu çalışma Türk tarih yazıcılığında tespit edebildiğimiz en eski edisyon kritik (nüsha karşılaştırma) çalışmasıdır. Kilisli Muallim Rıf’at Bilge nüshayı Taksim Alman Enstitüsü Direktörlüğü aracılığıyla 1936 senesinde Türkiye’ye getirterek değerlendirme fırsatı bulmuştur. Yaptığı bu inceleme sonucunda 129-130 numaralı sayfalarının eksik olduğunu tespit etmiş ve nüshanın baş kısmına kendi el yazısı ile üç sayfalık bir ek (önsöz) yazmıştır. Yaptığı çalışma esnasında İstanbul nüshaları hakkında kısa bir bilgi de vermiştir.[15] Kilisli Muallim Rıf’at Bilge, yazdığı ekin, yazma eserin baş kısmına konulmasını rica etmiştir. Onun bu isteğini kırmayan Alman makamları, Tevàrìh-i Ál-i Selçuk’un Berlin Nüshasının baş kısmına Kilisli Muallim Rıf’at Bilge’nin iki varaklık bu düzeltmesini ve kendi el yazısı ile yazdığı mektubunu aynen koymuştur. Kilisli Muallim Rıf’at Bilge’nin 16 Mart 1936 tarihinde yazmış olduğu bu ek kısmından sonra Tevârîh-i Âl-i Selçuk ’un Berlin nüshası başlamaktadır. Berlin nüshasını diğerlerinden ayıran farkların başında bu nüsha içerisine konulan iki minyatür gelmektedir. Çünkü diğer nüshaların hiçbirisinde minyatür kullanılmamıştır[16].

 

Taksim Alman Enstitüsü Direktörlüğüne,

Pek muhterem efendim.

Benim gibi bir âcizin ricası üzerine Berlin’deki Selçuk-nâme’yi getirtmenizden dolayı gerek zatıâlinize gerek Berlin Kütüphanesi direktörlüğüne çok teşekkür eder ve bu büyüklüğü, iyiliği unutamam. Nüshanın kıymetine gelince sakameti (yanlışlık, eksiklik) yüzde üçü geçmez, fakat büyük bir değeri var, oda Arab kâfıyla Türk kâfının üç nokta ile tefrik edilmiş olmasındadır. Bizdeki nüshalar ise daha sakametlidir. 1390’daki sakamet yüzde onu bulur. 1391’deki sakamet ise yüzde onu geçer. 1392’deki sakamet ise yüzde beşe yakındır. Şu kadar var ki bu kâfın tefriki cihetinde bazen hatalar da vardır. Nüshanın sonunda tarih yoksa da her halde yazılışı 900 senesini geçmez. Sözün cereyanına bakarak mütalaa ederken yalnız bir yaprak noksana vakıf oldum ve zan ederim ki başka yoktur, oda 129 ile 130 arasındaki yapraktır. Bu yaprağı muhterem Profesör Houtsma’nın bastırmış olduğu nüshadan yazdım. Ve saray nüshalarını da mukabele ederek farklarını gösterdim. Kabul buyururlarda mezkûr yaprak yerine konulursa bunu kendim için bir şeref ad ederim.

Baki saygılarımı sunarım efendim.

 

13 Mart 1936 Edebiyat Fakültesi Aciz Muallimi

Kilisli Muallim Rıf’at.

Türk dili, tarihi ve kültürüne büyük hizmetleri geçmiş ve birçok eserleri yanında Tevârîh-i Âl-i Selçuk gibi bir eser üzerinde çalışmalar yapmış iki Kilisli hemşerimiz Kilisli Muallim Rıf’at Bilge ve Necip Asım Yazıksız’ı rahmetle ve şükranla anıyorum.

 


[1] Türk devletlerinde resmi bir görüşme gayesiyle toplanılan veya Türk boylarının, topluluklarının belli bir amaç doğrultusunda bir araya geldikleri toplantılardır. Hükümdarlar çeşitli sebeplerle toy düzenlerlerdi. Bunlar, tahta çıkış toyu, zafer toyu, düğün toyu, doğum toyu, ad koyma toyu gibi toylardır. Bu toylar Türklerde sosyal hayatın düzenlenmesi açısından büyük önem taşımaktadır

[2] Türk hanlarının saraylarında veya devlet törenlerinde, toylarda Türk boylarının alacakları, oturacakları yerlerin tespit edildiği kurallardır.

[3] Kelime manası itibarıyla bölmek, ayırmak anlamına gelmektedir. Eski Türk devlet geleneğine göre ülkenin hanedan üyeleri arasında paylaştırılması âdetini ifade etmektedir. Önceleri Oğuz boylarında kesilen etten boylara ayrılan hisseyi ifade ederken, sonraları siyasi manada bir hal alarak ülkenin hanedan üyeleri arasında paylaştırılması kuralına dönüştürülmüştür. Ülüş sistemi bilim adamlarınca göçebe devlet anlayışı ve teşkilât sistemine dayandırılmıştır.

[4] Selçuk Bey; Aral Gölü

ARAL GÖLÜ Batı Türkistan’da Özbekistan ile Kazakistan arasındaki göl. Büyük kısmı Özbekistan’a dahildir. Asya’nın ikinci, dünyanın dördüncü büyük gölüdür. Yüzölçümü 64.500 kilometrekare ile 68.700 kilometrekare arasında değişir. Büyüklük sırasına göre; Hazar, Superior (Kuzey Amerika), Viktorya (Afrika) göllerinden sonra gelir. Jeolojik “Diluvyal devirde” Aral Gölünün yüzeyi daha yüksekte olup güney tarafından Hazar Denizi (gölü) ile bağlantısı vardı. Ka

Tümünü oku (yeni pencerede açılır)

ile Hazar Denizi arasına hakim olan Oğuz Devleti’nin komutanlarından Dukak Subaşı’nın oğludur. Mikail, Arslan, İsrail, Yusuf ve Musa adındaki oğullarıyla birlikte, Büyük Selçuklu Devleti’nin temellerini atan Selçuk Bey, yüz yaşında vefat etmiştir.

[5] Arslan Yabgu; Selçuk Bey’in en büyük oğlu ve Süleyman Şah’ın dedesidir. Selçuk Bey’in ölümünden sonra Selçuklu taifesinin başına geçmiştir. Gazneli Mahmut 1025 yılında Arslan Yabgu’yu yakalatıp Kalincar Kalesi’ne hapseder. Arslan Yabgu’nun oğlu olan Kutalmış, Arslan Yabgu’yu kurtarmak için uğraşsa da başarılı olamamıştır. 7 sene Kalincar kalesinde hapis olan Arslan Yabgu burada vefat etmiştir.

[6] Tuğrul Bey; Büyük Selçuklu Devleti’nin kurucusu ve devlete adını veren Selçuk Bey’in dört oğlundan (Arslan, Mikail, Musa İnanç, Yusuf Yınal) Mikail’in, iki oğlundan ikincisidir.

[7] İbn Bìbì; Anadolu Selçukluları hakkındaki el-Evâmirü’l-‘Alâ’iyye fi’l-umûri’l-‘Alâ’iyye adlı Farsça eseriyle tanınan İranlı edip ve tarihçidir.

[8] Gāzân Han; İslâmiyet’in İlhanlıların resmî dini olmasını sağlayan İlhanlı hükümdarı (1295-1304).

[9] Prof. Dr. Feridun Nafiz Uzluk; 1902 yılında Konya Ereğli’de doğdu. 1921 yılında Yemen’de şehit düşen Ahmet Hamdi Bey’in oğludur. 1924 yılında yüksek tahsilini Haydarpaşa Tıp Fakültesi’nde tamamladı. Türk kültürüne, tarihine ve sanatına ışık tutacak yayınlar yaptı. Selçuklu tarihi üzerine yaptığı araştırmaları ile tanındı. 27 Eylül 1974’te 72 yaşındayken kısa bir hastalıktan sonra Ankara’da vefat etti.

[10] Abdullah Bakır, Yazıcızàde ‘Alì’nin Selçuk-nàme İsimli Eserinin Edisyon Kritiği Giriş – Metin – Dizin, Yazcızâde Ali Tarih-i Âli Selçuk (Selçuklu Tarihi) Çamlıca, İstanbul, 2009.

[11] Türk Dünyası Edebiyatçıları Ansiklopedisi, 2007: 601

[12] Amil Çelebioğlu, Eski Türk Edebiyat ı Araştırmaları, İstanbul, Milli Eğitim Basımevi, 1998, s. 159, 175—176.

[13] Nihad Sâmi Banarlı, “Yazıcıoğlu Alì ve Selçuk nàme (Oğuznàme)”, s. 499.

[14] M. Orhan Bayrak, Osmanlı Tarihi Yazarlar ı, İstanbul, Osmanlı Yayınevi, 1982, s. 221.

[15] Yazıcızàde Ali, Oğuznàme (Tevàrìh-i Ál-i Selçuk), Staatsbıblıothek Zu Berlın Ms. Or. Guart. 1823, Vollst’e Kilisli Muallim Rıfat’ın yaptığı ek.

[16] Bu yazı, “Yrd. Doç. Dr. Abdullah BAKIR, Süleyman Demirel Üniversitesi Fen Edebiyat Fakültesi Tarih Bölümü Öğretim Üyesi, SDÜ Fen Edebiyat Fakültesi Sosyal Bilimler Dergisi, s. 75-99.” Yararlanarak hazırlanmıştır.

Benzer Haberler

ÖZEL Akarsu santralleri de özelleştirilecekmiş. Bakalım bu özelleştirmelerde kimin cebine ne...

Yorum 
0

Metin MERCİMEK “HAMAM İÇİN OLUR EVDE BÜYÜK TELAŞ LEĞEN, KİL, SABUN, LİF, KONUR YAVAŞ...

Yorum 
0

M. Yahya EFE Sevgili okurlarım, daha öncede bir yazımda bu konuya değinmiştim. Herkes kendi mesleğini...

Yorum 
0


Yorumlar

İsim: E-posta: Yorumunuz:
*


SON EKLENEN HABERLER

79. BOYUT / Ahmet BARUTÇU

ÖZEL Akarsu santralleri de özelleştirilecekmiş. Bakalım bu özelleştirmelerde...

Kilis’te Hamam Kültürü

Metin MERCİMEK “HAMAM İÇİN OLUR EVDE BÜYÜK TELAŞ LEĞEN, KİL, SABUN,...

Herkes Kendi Mesleğini Yapmalı

M. Yahya EFE Sevgili okurlarım, daha öncede bir yazımda bu konuya değinmiştim....

Pir Sultan Abdal

Mahmut KANMAZ   Herkese Kadirli’den selam ve sevgilerimi sunarak, sözlerime...

Şefaatine Muhtacız Ya Resulallah

Uğur KEPEKÇİ   19 Kasım 2018 Pazartesi’ni Salı’ya bağlayan gece...

NE OLUR

Kahpe felek yine çıkma karşıma, Çanıma otunu tıkma ne olur. Bozulmuş notanı...

KİLİS İL MİLLİ EĞİTİM MÜDÜRLÜĞÜNCE ...

KİLİS ÖZEL İDARESİ PLAN PROJE YATIRIM VE İNŞAAT MÜDÜRLÜĞÜ Kilis İl...

Zeytinyağı fabrikaları neden denetl...

Kilis’te vatandaşlar, gönül rahatlığıyla zeytinyağlarını tüketebilmeleri...

AK Parti Kilis’te temayül yoklaması...

AK Parti Kilis’te 31 Mart’ta yapılacak olan belediye başkan aday adayları...

Kilis Belediyespor’un galibiyet has...

Türkiye Bölgesel Amatör Lig 2. Grubun 9. haftasında Şarkışla Belediyespor...

Katar’dan Suriyelilere yardım

Kilis’e gelen Katar heyeti konteyner kentte kalan Suriyelilere yardımda bulundu....

2019 yılı bütçe görüşmeleri sürüyor...

Kilis’te İl Özel İdaresi’nin 2019 yılı bütçe görüşmeleri devam ediyor....

109 adet köy konağı yapılacak

Kilis’te ‘köy konakları’ ile unutulmaya yüz tutmuş ’köy odası’...

Köylerde vatandaşları dinliyor

Kilis’in Polateli Kaymakamı Mahmut Şener, muhtarlardan köylerin ihtiyaçları...

Suriye’deki PTT şubelerine ziyaret...

Cumhurbaşkanlığı Güvenlik İşleri Genel  Müdürü Yusuf Karaloğlu ve...

Köy okullarına soba dağıtımı

Kilis’in Musabeyli Kaymakamlığı tarafından 2 ve tek sınıflı köy okullarına...

Ata sporu okçuluk artık Kilis’te...

Belediye Kilis’te ilk olarak düzenlediği “Geleneksel Okçuluk”...

Çiğ kadayıf 8 TL

Kilis’te genelde Sabah Pazarı bölgesinde faaliyet gösteren Kilisli künefeciler,...