Dolar 32,4221
Euro 34,4442
Altın 2.488,21
Adana Adıyaman Afyon Ağrı Aksaray Amasya Ankara Antalya Ardahan Artvin Aydın Balıkesir Bartın Batman Bayburt Bilecik Bingöl Bitlis Bolu Burdur Bursa Çanakkale Çankırı Çorum Denizli Diyarbakır Düzce Edirne Elazığ Erzincan Erzurum Eskişehir Gaziantep Giresun Gümüşhane Hakkari Hatay Iğdır Isparta İstanbul İzmir K.Maraş Karabük Karaman Kars Kastamonu Kayseri Kırıkkale Kırklareli Kırşehir Kilis Kocaeli Konya Kütahya Malatya Manisa Mardin Mersin Muğla Muş Nevşehir Niğde Ordu Osmaniye Rize Sakarya Samsun Siirt Sinop Sivas Şanlıurfa Şırnak Tekirdağ Tokat Trabzon Tunceli Uşak Van Yalova Yozgat Zonguldak
Kilis 27°C
Açık
Kilis
27°C
Açık
Çar 29°C
Per 24°C
Cum 23°C
Cts 23°C

Toplumumuzdaki Normallere Bakış

Toplumumuzdaki Normallere Bakış
A+
A-
18.07.2022
242
ABONE OL

Nesrin DİKBAŞ


Bazı insanların sırf normal olabilmek için olağanüstü enerji sarf ettiklerini kimse bilmez.” Albert CAMUS

Normal denilince biz, çoğunluğun benimsediği davranış kalıplarına uymayı veya kurallara uygunluk şeklinde anlarız. Anormallik ise, az görülen değerdir; toplumun benimsediği normalden istenmeyen olumsuz yönde uzaklaşmayı ifade eder. Gerçekte hiçbir davranış kalıbı tek başına anormal değildir. Toplumsal değerlerle uyumlu olarak gelişir.

Normal veya anormal kavramları, belli bir sosyal ortam içerisinde anlam kazanır. Bu kavramlar toplumdan topluma ve aynı toplumda zamanla değişme özelliğine sahiptir.

Bir kültür için normal, beklenen ve onaylanan davranış, diğer bir kültür için uygunsuz ve kabul edilemeyen davranış olabilir. Yani; bir toplumda “normal” olarak kabul gören davranışlar bir diğer toplumda “anormal” olarak değerlendirilebilir. Başka toplumlara göre anormal görülen, örneğin; aile-içi şiddet, namus cinayeti, dedikodu, yerlere çöp atmak, yüksek sesle müzik dinlemek, verilen sözü tutmamak, adam kayırmacılık, trafik kurallarını ihlal etmek vs. vs. bizim toplumun normalleridir.
Çoğunluğun benimsediği davranışların normal kabul edilmesi bunun gerçekte normal olduğu anlamına gelmez. Yani, bir toplumda anormalliklerin de normal kabul edildiği örnekler çoktur. Yalan söyleme davranışı, kandırmak, torpil, rüşvet gibi. Yalan söylemek sıradanlaştı toplumumuzda örneğin. Beyaz, pembe gibi renklendirenler de çoktur. Rahatlıkla yalan söyleyen kişilerle hemen her gün karşılaşırız… Gelişmiş ülkelere göre anormal sayılan bu davranışı toplumumuz bırakın cezalandırmayı, bunu kanıksamış durumda, yadırgamıyor bile! Torpil, rüşvet için de aynı şeyleri söyleyebiliriz.

Anormallikler “normal” kabul edilince, normal davranışlar da “olağanüstü” nitelik taşımaya başlar doğal olarak… Bir süre önce, bir arkadaşıma düzenli vergi ödediği için ilgili kurumdan takdir belgesi verilmiş. Bunu da sosyal medyada paylaşmıştı. “Bir iş/ kazanç sahibi gerçek kişinin, vergisini düzenli ödemesi kadar normal bir şey olamaz, bu bir vatandaşlık görevidir, herhalde bununla övünmeyeceksiniz!”

Geçtiğimiz günlerde biri gelmişti yanıma, borcunu zamanında ödediği için dürüstlüğünü reklam ediyor gibiydi. İyi de borç senin borcun, sorumlu olduğun borcu tabii ki söz verdiğin gibi ödeyeceksin! Bunda abartılacak bir şey göremiyorum. Çoğu kişi borç takıyormuş ondan…



Yine bir sohbet ortamında, konu konuyu açtı; kadının birine göre eşinin sürekli kahvede oturması, içki içmesi kötü bir şey değildi. Nedenine gelince; birkaç ay tedavi gördüğünde kadından boşanıp bir başkasıyla evlenmemiş. Sadakatinden dolayı olağanüstü bir eşmiş! Telafi etmiş yani… Evliliği, iyi günde-kötü günde diye bilirdim ya, neyse…

Vaatlerinin hiçbirini yerine getirmemiş pek hizmet ettiği görülmeyen nice yönetici için “ama ötekiler gibi yemiyor!” diyen sıkı hayran taraftarlara çokça rastlarım. Öte yandan, bir yöneticinin kanunla belirtilmiş görevlerini normal olarak yerine getirmesi beklenirken, yaptığı hizmet lütufmuş gibi sunulur basın tarafından. Sanki o yönetici(ler) o koltuğa sadece otursun diye gönderilmiş… İyi de, yesin/ hizmet etsin, yemesin/ hizmet etmesin diye mi seçiyoruz yöneticilerimizi? Yöneticinin çalmasının, hizmet etmemesinin “anormal” sayılması gerekirken, çalmasın-hizmet etsin ikilisinden sadece birinin olması yeterli… Bu da normallerimizden… Her iki vasfın olması olağanüstü bir şey olsa gerek!
Gelişmiş toplumlarda tepki gayet normal olup konuşulmaya bile gerek duyulmayan “trafikte kırmızı ışıkta duran vekil/ bürokrat” olayı, bizde haberle göklere çıkartılır. Yine geçenlerde; geç geldiği cenaze namazında arkada saf tutan, protokolde olmakta ısrar etmeyen bir milletvekilinden, yerel basınımızın muhteşem bir olaymış gibi haber yaptığına şahit olduk! Öyle bir reklamdı ki, görevini aşmış üstün-insan davranışından bahsediyorlar sanırsınız…

Çeşitli sosyal ortamlardan örnekleri daha da çoğaltabiliriz. Anormallikler normalleştikçe, normallikler de olağanüstü oluyor haliyle… Türkiye gibi çok kültürlü toplumda, kimi zaman kişinin değil, toplumun hastalıklı olduğu gerçeğine ulaşmak da bu koşullarda mümkün olabilir.

Bulunduğumuz her sosyal ortamdaki normallerin gerçekte normal olup olmadığını sorgulamak yerine, herkesin normalini kendi normalimiz kabul etmek en kolayı galiba. Bazen aykırı davranmak gerekebilir. İyiye doğru toplumsal değişime katkı yapacaksa normalden uzaklaşma cesareti göstermeli…

Normallik, kültürle alakalı bir durumdur. Anormallik kavramı için evrensel bir görüş birliği yoktur! Bilginize.

YORUMLAR

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu yukarıdaki form aracılığıyla siz yapabilirsiniz.