Trafik Kazalarında Toplumsal ve Hukuki Sorumluluklarımız

06 Nis 2018 Cum 10:36
ArtıYazı BüyüklüğüEksi

Mehmet YALVAÇ

Toplum halinde yaşayan insanlar, birlik ve beraberliklerini koruduğu sürece yaşama hakkına sahip olurlar. Kültür bir ülkenin topyekûn yaşama tarzıdır. Belli bir süreç içerisinde devamlı olarak gelişmektedir. Her toplumun örf-adet, dil, din, hukuk, ahlak, eğitim, sanat vb. gibi sosyal kurumları vardır. Tarihi gelişim sürecinde toplumlar; tarım toplumları, sanayi toplumları ve enformasyon toplumları (bilgi toplumu) olarak sınıflandırılabilir. Her toplum yapılanmasının kendine özgü sosyal ve kültürel dokusu vardır.

İnsanın en önemli ihtiyaçlarından biri hareket etme, yani bir yerden başka bir yere gitme, yük ve insan taşıma yani “ulaşım ihtiyacı”; Bu durum tarım toplumlarında organik enerji (insan ve hayvanın kas gücü) ile sağlanıyordu. Buhar makinasının icadı ile belirlenen “sanayi devrimi” sonunda meydana gelen “sanayi toplumu” ise makineleşmiş toplumdur.

Sanayi Devrimi, insan hayatında, toplumun sosyal ve kültürel yapısında köklü değişiklikler meydana getirmiştir. Kapalı ev ekonomisi yerine makineleşmiş üretimle, üretim artmış; buna paralel olarak şehirlerarası, milletlerarası alışveriş ve etkileşim artarak, açık pazar ekonomisi oluşmuştur. Böylece sanayi toplumu, insanları evlerinden alıp işyerlerine taşımıştır. Ulaştırma işlerinin makineleşmesiyle yaşama düzenine eskiden bulunmayan bir kavram girmiştir. Bu kavram “sürat” hız kavramıdır.
Sanayi sistemi, hammaddelerin dünyanın her köşesinden sanayi merkezlerine taşınması, sonra sanayinin yığın halinde imal ettiği eşyanın dünyanın dört bir tarafına gönderilmesi prensibine dayanır. Yığın halinde ulaştırma olmadan, yığın halinde üretim de olmaz.

Enformasyon Toplumu yapılanmasında da; bilgi, haber ve mesajların en kısa sürede gelişen bilgisayar ve iletişim araçlarıyla aktarılması anlayış ve olgusu temeldir. Artık çağımızda dünya küçülmüştür. İletişim araçları sınır tanımamaktadır. Her toplum dünyanın neresinde olursa olsun olaylardan anında haberdar olmaktadır.

Ulaştırma sektörü, her çağda, her toplumun önemli hizmet sektörünü oluşturmaktadır. Bu sektörde çalışan insanların da önemli sorumlulukları vardır.

Trafik, insan-makine-fiziki şartlar ve sosyal ilişki ortamı içinde zaman, mesafe ve hız unsurlarının iç içe girdiği, şartları saniyelerle değişebilen çok dinamik bir hareket sistemidir. Trafik sisteminin kendisine özgü bir çalışma düzeni ve ortak evrensel kuralları vardır. Trafik kuralları, uzun yılları kapsayan bilim, teknik ve tecrübelerden doğmuşlardır. Kurallara uyum bilinci ve sorumluluğu ise ancak yeterli trafik olgunluğu ile mümkündür. Dünyada bu olgunluğunun ideal düzeyine tam olarak ulaşmış bir toplum örneği göstermek çok güçtür. Ancak insanlar ve toplumlar arasında oldukça büyük farklar vardır. Bu farklarda insanlara bağlı kişilik özellikleri yanında, sosyokültürel ortak tavır ve davranış kalıplarının da büyük rolleri vardır. Mesela bir insanın arabayı kullanma tarzında, onun atak, saldırgan ve tehlike, tedbir, sorumluluk, endişe yaklaşımının derin etkileri görülmektedir.

Uzmanlar, “Bir toplumun trafik düzeninin o toplumun aynası” olduğunu ileri sürerler. Toplum ve onun içinde büyüyüp gelişen insanların tavır ve davranışlarında genellikle geçerli, trafikle ilgili alışkanlık ve davranış kalıpları (zaman, hız, motorlu taşıt, tedbir, tehlike, teknik, kural gibi) evrensel geçerli trafik kuralları ile gelişiyorsa, bu çelişkiler arasında kazaların artması da kaçınılmaz bir sonuç olur.

Bu çerçevede trafik kazaları çok karmaşık olan sistemin hastalığı olarak kabul edilebilir. Nasıl hayattan hastalığı tümden kaldırmak henüz mümkün olmamışsa, trafikte de kaza olgusunu böyle almak gerekir. Bununla birlikte akılcı-bilimsel tanı ve koruyucu tedbirlerle birçok hastalığı önlemek veya çok aza indirmek mümkün oluyorsa, trafik kazalarını da en aza indirmek mümkün olabilir.

Gelişmiş ülkeler sanayileşme sürecinde, makineleşmiş bir hayat tarzına uyum sağlamışlar, sosyal hayatlarını makine-insan uyumuna göre kurmuşlardır. Sosyal değişme sürecinde, henüz sanayileşme aşamasında olan ülkemizde ise makineleşmenin getirdiği hayat tarzına uyum sağlamamız problemli olmaktadır. Özellikle bu değişme uyumun yansımasını trafikte görmek mümkündür.

İnsanların Trafik Sisteminde Davranışlarını Şu Şekilde Analiz Edebiliriz:

Motorlu araca bakış at ve araba gibi geleneksel ulaşım araçlarına bakışa yakındır: Gösteriş, güç, cesaret sembolü olarak önem taşırlar. Arabalara asılan nazarlıklar, verilen adlar buna önektir: “Dağların aslanı, şahin, nazar değmesin, maşallah vb. gibi” deyimler örnektir.
Kazaya yaklaşımı: “Kısmet”, “Nasip”, “Korkunun Ecele Faydası Yok” gibi temel motiflerdir.
Tedbir olarak: Tekniğe ve bilimsel gerçeklere dayalı “Trafik Güvenliği” ve “Arabanın işlev güvenliği” bilinci çok düşüktür. Teknik bakım ve parça değiştirme, yük ve yolcu üst sınırı gibi tedbirlerde görürü. Mesela, ”Göz Kararı”, “İdare Eder”, ”Aşağı yukarı” bu konuda geçerli tavır ve ölçütlerdir.

Genelde geçerli sürücü ve sürücü-yaya ilişkilerinde baskın olan tavır, herkesin yalnız kendisine ve kendi hedefine saplanması, karşıdakinin hakkını gözetmemesidir.
Sürücüler ve yayalar birer trafik ortağı gibi değil, birbirlerine rakiptirler.

Özeleştiri geçerli bir tavır değildir. Herkes haklı ve karşıdaki veya kendisinin dışındaki kabahatlidir.
Kaldırım yayanın, yol taşıtın-sürücünündür kavramı geçerli değildir ve her iki taraf bu kendisine verilmeyen hak üzerinde tartışmaya girer. Karar verecek trafik polisinin gelmesini istemez.
Trafikte otoriteye ve evrensel kurallara tavır açısından bakacak olursak, otoriteyi iki gruba ayırabiliriz:
Anonim otorite: Bunların görünen temsilcileri tüm trafik levha ve işaretleri ve kurallardır. Örneğin; ışıklar, park işaretleri, sürekli çizgi, kesik çizgi, çift çizgiler, öncelik işaretleri vb. gibidir.
- Somut kişileşmiş otorite: Trafik polisinin başında bulunarak koruduğu kurallardır. Bu tür otoriteye uyum hemen hemen tam olmaktadır.
Gözlemlerimize göre trafikte toplum fertlerinin çoğunun henüz soyut otoriteyi yani trafik işaretleri ve kurallarını kendi içlerine sindiremediği, otokontrol mekanizması çok zayıf veya yok denecek kadar azdır. Buna karşılık somut otorite (dıştan yönetme) daha etkindir. Buna göre herkesin başın bir trafik polisi konulamayacağına göre, herkesin kendi kendisinin polisi olması gerekir. Ankara Kızılay’da (Milli İrade Meydanı) görevli polis kısa süre ayrıldığında dolmuş taksiler toplu taşıma araçlarının duraklara yanaşmasına dahi engel olmaktadırlar.

Yollar bir ülkenin can damarlarıdır. Cumhuriyetin kuruluşundan sonra ülkemizde demiryolu yapımına önem verilmiş ve ülke o zamanın ihtiyaçlarına cevap verecek şekilde demir ağlarla örülmüştür. 1950 yılından sonra sosyal değişmeye paralel olarak karayollarının yapımına hız ve önem verilmiştir. Günümüzde ise bölünmüş yollarla otobanlar yapılmıştır. 1990’lı yıllarda öğrencilerimizle birlikte Malatya, Bingöl, Muş, Tatvan, Van, Ahlat, Bitlis, Diyarbakır, Elazığ, Malatya gezisinde ve yine Malatya, Diyarbakır, Batman, Hasankeyf, Midyat, Mardin, Şanlıurfa, Malatya gezilerinde gördüğümüz yolların büyük bir çoğunluğu otoban seviyesinde bölünmüş yollardı. O yolların benzeri batı illerimizin birçoğunda yoktu. Ankara, Aksaray, Pozantı istikametine giden bölünmüş yol son yıllarda tamamlandı.
Günümüzde havayolu ulaşımı ile hızlı tren demiryolu ulaşımında da büyük bir artış olduğunu görmekteyiz. Hızlı tren henüz tam olarak gerçekleşmemiştir. Karayolları gerek yük ve gerekse yolcu taşımacılığında hâlâ önemini korumaktadır.

KİLİS’TE TRAFİK

Yukarıdaki yazdıklarımızın hepsi Kilis için de geçerlidir. Özellikle Kilis’te trafikte en büyük sorun motosiklet kullananlardan kaynaklanmaktadır. Trafik kurallarına uygun olarak sorumluluk duygusu içinde motosiklet ve araç kullananları tenzih ederiz.

Kilis’te motosiklet kullananların büyük bir çoğunluğu için sorumluluk ve kurala uyma anlayışı yeterli değildir. Onlar için trafik işaret ve levhaları yok hükmündedir. Kaza yaptığı vakit yaralıya yardım yerine oradan kaçmayı hak gibi görmektedir. Zeytin dalı Afrin Harekâtı sırasında yaralı olarak yakalanan bir PYD/PKK’lı teröriste Türk askerinin nasıl yardım ettiğini izledik. Kilis’te kaza yapan ortaya çıkmaz. Araç ve motosiklet kullanırken telefondan arama yapmak, konuşmak, sigara içmek, yüksek sesle müzik çalmak, bunları yapanlara göre suç değildir. Motosiklet kullananlar araçların sağından geçerler. Bu kötü davranışı normal görürler. Bunlara ne zaman ve kim dur diyecek? Kilis’e gelen bir yabancının hayretle karşılayacağı olumsuz davranışlardır.
Motosiklet Kullananların Sorumlulukları:

1- Motosiklet kullananın kendine karşı sorumluluğu: Her ne kadar kullandığı motosiklet kendisine veya babasının malı ise o aynı zamanda milli servettir.
2- Motosiklet kullananın topluma karşı sorumluluğu: Suçsuz insanları mağdur etmeye hakkı yoktur. Kanunen de suçtur.
3- Devlete karşı sorumluluğu: Araç kullanırken trafik kurallarına uymadığı için devletin koyduğu yaptırımlarla gereği yapılır.
Tüm araç kullananların ve yayaların bu kurallara uymaları gerekir. Sağlıklı ve huzurlu günler hepimizin olması dileğiyle…

Tüm trafik polislerimizin bu haftasını içtenlikle kutlarım. Tüm polis şehitlerimize, terörle mücadele eden şehitlerimize, Zeytin Dalı Harekâtı şehitlerimize Allah’tan rahmet, yaralılarımıza acil şifalar ve gazilerimize sağlıklı ve mutlu günler dileriz.
Trafik haftanız kutlu olsun.

Benzer Haberler

ALTIN Vatandaş yastık altındaki tonlarca altınını çıkarıp satmış. “Kim aldı”ya gitmiştir!…...

Yorum 
0

Metin MERCİMEK “YİYECEĞİNİ KÖTÜLEYEN KİŞİNİN SOFRASINDA YEMEK YEME.” (Çerkez...

Yorum 
0

M. Yahya EFE   Sevgili okurlarım, Konuşma; insanın, hemcinslerine meramını anlatabilme özelliğidir....

Yorum 
0


Yorumlar

İsim: E-posta: Yorumunuz:
*


SON EKLENEN HABERLER

79. BOYUT / Ahmet BARUTÇU

ALTIN Vatandaş yastık altındaki tonlarca altınını çıkarıp satmış. “Kim...

Kilis’in Bilinmeyen Yemek Çeş...

Metin MERCİMEK “YİYECEĞİNİ KÖTÜLEYEN KİŞİNİN SOFRASINDA YEMEK...

Dile Hâkimiyet, Sahibini Yüceltir

M. Yahya EFE   Sevgili okurlarım, Konuşma; insanın, hemcinslerine meramını...

Zeynep…

Mahmut KANMAZ Günleriniz mutlu ve umutlarınız bereketli olsun derken, tekrar...

HAZAN MEVSİMİ

Buğulu gözlerin oldum esiri Dil söylemez oldu bakışıyoruz Gençlik kâsesinden...

YAĞMUR

En güzel sesi sorsalar? Yağmur sesi, derim. Uzun zamandır, O sese hasretim....

Kilis nüfusu 5 bin kişi arttı

Türkiye İstatistik Kurumu (TÜİK), “Adrese Dayalı Nüfus Kayıt Sistemi...

“Haksız rekabet yapanlara para ceza...

Kilis Valisi Dr. Mehmet Tekinarslan, “Kamu hizmetleri ile piyasa koşullarında...

Kilis Adliyesi’ne tercüman al...

Kilis Adliyesi’ne ihtiyaç duyulacak dillerde tercüman bilirkişiler görevlendirilecek....

DEAŞ sanığı 6 yabancı uyrukluya hap...

Kilis’te terör örgütü DEAŞ üyesi oldukları iddiasıyla yargılanan,...

Köy temsilcileriyle tanışma ve isti...

Kilis AK Parti İl Başkanı Av. Murat Karataş, köy temsilcileriyle tanışma...

Minikler kütüphaneyle tanıştı

Kilis’te minik öğrenciler, İl Halk Kütüphanesi’ni ziyaret etti....

El yıkamanın önemi uygulamalı anlat...

Kilis’te 15 Ekim Dünya El Yıkama Günü nedeniyle düzenlenen programda, TOKİ...

Çadırda eğitim gören öğrencileri zi...

Kilis İl Milli Eğitim Müdürü Muhammet Şahinkaya. Fırat Kalkanı Operasyonu...

Kadına karşı şiddet arttı [ASAYİŞ T...

Kilis’te iki ayrı olayda kadınlara karşı şiddet uygulandı. Ekrem Çetin...

Kilis’te evde çıkan yangın korkuttu...

Kilis’te bir evin damında çıkan yangın kısa sürede söndürüldü. Edinilen...

79. BOYUT / Ahmet BARUTÇU

BALIK Balık, kalbin dostuymuş. Tabi yerken, alırken değil!… *** RAPOR...

Kilis’in Bilinmeyen Yemek Çeş...

Metin MERCİMEK “YEMEK YAPMAK, SANATLARIN EN GÜZELİ VE KUSURSUZUDUR. BEŞ...