Dolar 32,3565
Euro 34,4292
Altın 2.435,74
Adana Adıyaman Afyon Ağrı Aksaray Amasya Ankara Antalya Ardahan Artvin Aydın Balıkesir Bartın Batman Bayburt Bilecik Bingöl Bitlis Bolu Burdur Bursa Çanakkale Çankırı Çorum Denizli Diyarbakır Düzce Edirne Elazığ Erzincan Erzurum Eskişehir Gaziantep Giresun Gümüşhane Hakkari Hatay Iğdır Isparta İstanbul İzmir K.Maraş Karabük Karaman Kars Kastamonu Kayseri Kırıkkale Kırklareli Kırşehir Kilis Kocaeli Konya Kütahya Malatya Manisa Mardin Mersin Muğla Muş Nevşehir Niğde Ordu Osmaniye Rize Sakarya Samsun Siirt Sinop Sivas Şanlıurfa Şırnak Tekirdağ Tokat Trabzon Tunceli Uşak Van Yalova Yozgat Zonguldak
Kilis 22°C
Az Bulutlu
Kilis
22°C
Az Bulutlu
Paz 24°C
Pts 27°C
Sal 27°C
Çar 28°C

Türk Filmlerindeki Mantıksal Çelişkiler-1

Türk Filmlerindeki Mantıksal Çelişkiler-1
A+
A-
08.08.2022
443
ABONE OL

Mahmut İhsan KANMAZ

Bugün değişik bir konuyla arz-ı endam etmek istedim nedense.

Yıllardır hepimizin pür dikkat izlediği filmlerden ve bazı sahnelerdeki absürtlüklerden, mantık dışı şeylerden sözetmek istiyorum sevgili arkadaşlarım.

Şimdi okuyunca mutlaka,”Evet ya, ben de hep düşünürdüm o nasıl oldu?” diyeceğiniz, bazı tuhaflıklara değineceğim izninizle.

Şimdi çayınızı ve kahvenizi alın lütfen ve de dayanın iyice arkanıza.

Çünkü az sonra bir düş yolculuğuna çıkacağız hep birlikte.

Vira bismillah başlayalım o halde.

SAHNE 1…

Filmin başrol oyuncuları, yani halk diliyle, “Kızla oğlan” ürkütücü bir ıssız ormanda gezmekteler elele…Etrafta bir Allah’ın kulu görünmüyor.Fakat onlar romantik bir hülyayla neşe içinde aşklarını yaşar gibiler sarmaş dolaş.Dünya umurlarında değil gibi.

Şimdi sıkı durun!

Aklı başında kim, ya da kimler öyle ıssız bir ormanda iki sevgili olarak dolaşır ki?

Gidecek veya gezecek yer mi kalmadı?

Neyse…

Birden şiddetli bir yağmur başlar.Gökgürültüsü şimşek birbirine karışır.

Peki önceden hiç mi öngörünüz yoktu kardeşim?

İnsan böylesine ıssız bir ormana dalmadan önce şöyle bir bakmaz mı havaya? Nasıl olacak diye.

Enteresan!.

İyice sırılsıklam olan sevdalı gençler, endişeyle ve biraz da korkarak yürürken,

Aaaa o da ne?

Bir kulübe görmezler mi?

Hemi de boş üstelik.

Nedense kapı da kilitli değil.Dalarlar içeriye. Sanki bir saat önce temizlenmiş ve hazırlanmış gibi durmakta olan tek odalı sığınağa.

Oranın sahibi artık her kimse, tahmin etmiş herhalde ki birileri gelir diyerek, üstelik kapıyı da açık bırakmış.

Bak şu Allah’ın işine.

Kenarda bir masa ve üzerinde meyve ve yemişler bile mevcut.

Dahası, ortada bir soba ve önünde de sıralanmış kucak kucak odunlar…

Çiftlere, sadece onları sobaya atıp tutuşturmak kalıyor.

Onlarda öyle yapıyor zaten.

Soba gürül gürül yanarken, âşıklarımız ıslanmış giysilerini çoktan çıkarıp kurumaya bırakmışlar.

Sağ olsun kulübenin sahibi onlara yedek pijama ve battaniye bile düşünmüş.

Az sonra, aşırı mutluluk yüklenmesiyle birbirlerinin gözlerinde kaybolup giderlerken, iki fincan çaylarını da yudumlamayı ihmal etmezler.

Hangi ara demlediniz ki o çayı?

Çayı, şekeri, demliği ve fincanları nerede buldunuz ve ocağı nasıl yaktınız da tavşankanı çayı yudumlamaktasınız.

Akıl sır ermesi mümkün değil.

Mantık da izin vermiyor buna.

Ama seyirciler yani bizler, ortamın romantik havasıyla büyülenmiş gibiyiz.

Kimbilir akıllardan neler geçer o anda.

Muhtemeldir ki, oradaki kızın ya da oğlanın yerine kendimizi koymuşuzdur.

Sevdiğimiz biriyle o kulübede mutluluğun Nirvana’sına ulaşan bizizdir aslında…

Kulübede bir de yatak vardır haliyle.

Demeye bile gerek yok.

Geceyi orada geçirirler büyük bir aşk ve sevda duygularıyla.

Tesadüflerin, ihtimallerin ve de mantığa uymayan gelişmelerin sonunda, sabaha gözlerini açarlar çılgın âşıklar.

Yüzlere yansıyan mutluluk ve huzurun ışıltısıyla…

Yapılan güzel bir serpme kahvaltıyla da keyifler Paris seviyesine çıkar tabi ki…

Artık yoruldum söylemeye.

O kahvaltılıkları hangi ara tedarik ettiniz?

Taze ekmeği nerede buldunuz?

Üstelik en yakın market kilometrelerce uzakta olduğu halde…

Anlayan biri varsa, izah etsin lütfen…

Evet, mevzuya burada bir virgül koymak zorundayım.

Zira, daha önce demiştim ki, bundan böyle yazılarım kısmen daha kısa olacak.

Tadımlık ve çerez gibi…

“Arkası Yarın” kıvamında.

Ama konuya devam edeceğiz tabi ki de.Burada bırakmayacağız.

Ele alacağımız daha çok sahne var, mantık sınırlarını zorlayan.

Onları da bir sonraki yazımda inşallah…

Hafta sonu sizleri azıcık da olsa gülümsetebildiysem ne mutlu bana.

Sevgilerim sizinle olsun hep.

Sağlıcakla kalın kıymetli dostlarım.

YORUMLAR

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu yukarıdaki form aracılığıyla siz yapabilirsiniz.