Dolar 33,0372
Euro 35,9878
Altın 2.559,61
Adana Adıyaman Afyon Ağrı Aksaray Amasya Ankara Antalya Ardahan Artvin Aydın Balıkesir Bartın Batman Bayburt Bilecik Bingöl Bitlis Bolu Burdur Bursa Çanakkale Çankırı Çorum Denizli Diyarbakır Düzce Edirne Elazığ Erzincan Erzurum Eskişehir Gaziantep Giresun Gümüşhane Hakkari Hatay Iğdır Isparta İstanbul İzmir K.Maraş Karabük Karaman Kars Kastamonu Kayseri Kırıkkale Kırklareli Kırşehir Kilis Kocaeli Konya Kütahya Malatya Manisa Mardin Mersin Muğla Muş Nevşehir Niğde Ordu Osmaniye Rize Sakarya Samsun Siirt Sinop Sivas Şanlıurfa Şırnak Tekirdağ Tokat Trabzon Tunceli Uşak Van Yalova Yozgat Zonguldak
Kilis 35°C
Açık
Kilis
35°C
Açık
Paz 36°C
Pts 36°C
Sal 36°C
Çar 38°C

Ülkemizde Sosyal Politika

Ülkemizde Sosyal Politika
A+
A-
15.12.2022
210
ABONE OL

Nesrin DİKBAŞ


Aslında, yaşama şeklimiz nasıl yaşamamız gerektiğinden çok farklıdır.”MACHIAVELLI

Her yıl olduğu gibi, bu yıl da 10 Aralık’ta farkındalık yaratmak amacıyla, temel hak ve özgürlüklerin anayasası olarak nitelendirilen “İnsan Hakları Evrensel Beyannamesi“nin; her insanın yasa önünde eşit olduğunu, ayrımcılığa tabi tutulamayacağını ilan ettiğini belirtmiştim.

Her ne kadar devletlerce bu ilkeler taahhüt edilmiş ve imza altına alınmış olsa da, bildirideki maddelerin, çoğu devlet için “tavsiye niteliğinden öte bir anlam taşımadığını” düşündürüyor. Geriye bakıldığında, bir kültürü yaşatanların kendi kültürlerine atfettikleri en derin değerlerle açıkça çelişen pratiklere girişmiş oldukları acı bir gerçektir.

Aynı çelişkileri devletlerin ulusal düzeyindeki pratiklerde de görebilmek mümkün…

İnsan Haklarının uzantısı ve devletlerde uygulama farklılığı gösteren “sosyal politika” konusuna da değinmek yerinde olacaktır.

Sanayi Devriminin ortaya çıkardığı kötü çalışma koşullarına karşı işçileri ve emeği sermayeye karşı korumak ve bu yolla toplumdaki sınıf çatışmalarını önleyerek toplumun ve devletin varlığını sürdürmesini sağlamaya yönelik ortaya çıkmış ve aşama aşama geliştirilerek günümüze gelmiştir.

Devlet” en genel anlamda yoksulluk sorunu ile özel olarak da çalışma hayatına, sosyal politika ve sosyal hukuk araçlarını kullanarak müdahale etmekle, sosyal adaleti sağlamak üzere yoksullar ve çalışanlar lehine tasarruflarda bulunmakla görevli kılınır.

Bir kavram olarak “Sosyal Politika” devletin belirlenen toplumsal amaç ve hedeflere ulaşmak için aldığı kararlar ve sürdürdüğü uygulamalardır. Yani; insanın refah hedefine yönelik, sağlığı, eğitimi, güvenliği, beslenmesi, korunması, barınması ve istihdamının sağlanması yönünde aldığı kararlar bütünüdür.

Toplumun değişik kesimleri arasındaki eğitim, sağlık, güvenlik, beslenme, barınma, korunma, istihdam, ücret ve gelir dağılımı gibi alanlarda ortaya çıkan farklılıkları, çatışmaları ve zıtlıkları giderme sosyal politikanın temel amaçlarıdır. Bu amaçları gerçekleştirebilmek için öncelikle bu konularla ilgili “yasal düzenlemeler” yapılması gerekir. Bu yasaları uygulamak üzere kamusal politikalar” sonraki aşamadır. Son olarak bu politikaların uygulayacak ve denetlenmesinden sorumlu olacak “kamusal kurumlar” oluşturmak gerekir. Peki, bu zincirin takibi nasıl olacak?

Devlet algısının değişmesiyle, siyasal iktidarın/ hükümetlerin sosyal sorunlara yeterince zaman ayıramaması, Sivil Toplum Kuruluşları (STK)’nın modern toplum sorunlarını çözmeye talip olmalarına neden olur. O tarihlerden itibaren sendikalar, barolar, dernekler, odalar gibi STK’lar etkili olmaya başlar.

Gönüllülük esasına dayanan STK’lar bu ihtiyaçtan yola çıkarak insanı değiştirmeye, eğitmeye, maddi ve manevi refahlarını sağlamaya, yurttaşlık bilincini geliştirmeye, diğer toplumsal kesimlerle dayanışma bilincini geliştirmeye, toplumu daha çoğulcu hale getirmeye çalışırlar.

Kültürel olarak bizde kolektif, halkın kendi kendine yardım mekanizması; dayanışma, merhamet, acıma, yardımseverlik duygularını yansıtan yardımlaşma ve dayanışma araçları da yaygın sosyal politika araçlarıdır. Son dönemlerde “askıda” diye başlayan, öğrencilere yemek verilmesi şeklinde çeşitli yardımlaşmalar, vakıflar da örnek olarak gösterilebilir.

Yoksulluğun derinden hissedildiği özellikle kriz dönemlerinde sosyal politikalar özel önem arz etmektedir. Ekonomik krizlerin eksik olmadığı ülkemizde, eşitsizliğin ve adaletsizliğin keskinleştiği pandemi sonrası dönemde, başta işsizlik, eğitim farkı, dengesiz beslenme, sağlık sorunlarıyla refahtan yoksun insanlar nicelik olarak artmıştır. Güvencesiz çalışmalar da…

Çalışan yoksullar diye de bir kesim vardır: Onlar hem çalışan bireyler olup hem de harcanabilir net gelir açısından yoksul olanlardır.

Kuruluş amaçları toplumun sorunlarını çözmek olan STK’lara baktığımızda, “partilere siyasetçi yetiştiren kurumlar olmaktan öte geçemediği” gözlemlenebilir ülkemizde… Toplumsal hareketlere katılım çok azdır; bu da demokratik bilincinin yerleşmediğinin bir göstergesi sayılabilir.

Hak aramayı “kimlik tartışmasına indirgeyen” bireylerin, yurttaşlık haklarını içselleştirmeleri çok güçtür. Haklar temelinde refah ve refah dağılımından pay talep etmek/ kamu hizmetlerinden yararlanmak konusunda “yurttaşlık bilinci” önemli bir kavramdır.
Yaşam kalitesi ile ilgili birçok konu sosyal politikanın kapsamındadır çünkü…

YORUMLAR

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu yukarıdaki form aracılığıyla siz yapabilirsiniz.