Uzlaşma Kültürümüz Noksan

08 Ağu 2018 Çar 10:18
ArtıYazı BüyüklüğüEksi

M. Yahya EFE

 

Sevgili okurlarım, ülkemiz insanlarının en çok istediği ve arzu ettiği şey nedir biliyor musunuz?

Hoşgörü ve uzlaşma.

Toplumları yücelten en büyük manevi güç de uzlaşmadır.

Bugün günümüzde yok olan da odur. Yaşanan kültür değerleri olarak hayat bulmayan en temel sorunlarımız hoşgörü ve uzlaşmadır.

Her nedense uzlaşma, bize yenilgi hatta teslimiyet gibi gelir. Uzlaşma için bir ödün verdiğimizde, arkasından yeni bir ödün isteklerinin geleceğini, elimizi verdiğimizde kolumuzu kaptıracağımızı düşünürüz hep.

Uzlaşma kültürümüz zayıf olduğundan uzlaşmayı oldum olası sevmeyiz.

Hoşgörü ve uzlaşmanın bir erdem ve bilgeliğin gereği olduğunu bilmemize rağmen, yaşamın kültürel değerleri olması yönünde, en az çaba harcadığımız şeylerin başında gelir uzlaşma.

Uzlaşma kültürü eksikliğinin en olumsuz sonucu ise, çözümsüzlüktür.

Sorun üstüne sorun üretmek bela ve musibetlerle dolu bir yaşam sürmek, acılarla dolu bir yaşamı benimsememek ortak kaderimiz oluyorsa, hoşgörü ve uzlaşma kültürünün yaşam biçimi olmamasındandır.

Hoşgörü ise, uzlaşmanın temelidir. Hoşgörü bir yaşam kültürü olarak benimsenmedikçe ve toplumsal kültürün temel unsuru olmadıkça, uzlaşmaya varılması pek mümkün olmayacağı gibi, yaşam kültürü olabilmesi de imkânsızdır.

Karşı tarafın ne dediğini doğru dürüst dinemeden, kendi dediğimizde direniriz. Bu nedenle toplum olarak her tür uzlaşma girişimine soğuk bakar olduk.

Ülkemizde uzlaşma korkusu, en çok kendine ve ülkesine güvenemeyen kişileri etkisine almış durumdadır.

Bugün mecliste en ufak konulardaki tartışmalar bile, gergin bir havada yürütüldüğünden uzlaşmanın yolu tıkanıyor.

Uzlaşma bir bilgi ve akıl işidir. Her iki tarafın yararına olacak çözüm önerilerini geliştirmek için hukuki mevzuatı, yakın tarihin olaylarını ve diğer ülkelerdeki yaşayan kültürü çok iyi bilmek gerekir. Bilgisinin yetersiz olduğunu hissedenler, aldatılmak korkusuyla uzlaşma masasına oturmak istemezler. Biz uzlaşmayı en iyi bilen toplumlardan birisi idik.

Türk tarihi, savaşlar ve acılar içinden yükselen uzlaşmalarında tarihidir. Bu millet, tarih boyunca önce kendi içindeki farklılıklarla uzlaşmış, böylece gücünü devamlı bir şekilde arttırmıştır.

Artan bu gücünü de, yenidünyalara açılmak için kullanmış, Asya’dan başlayıp Adriyatik Denizi’ne kadar uzanan göç böyle ortaya çıkmıştır.

Tarih boyunca Türk toplumu, savaşarak ele geçirdiği bölgeleri hiçbir zaman sömürge gibi görmemiştir. Buradaki halklarla uzlaşan milletimiz, gücüne güç katmıştır. Dünyada ele geçirdiği yerlerdeki topluluklarla uzlaşarak büyüyen başka bir örnek yoktur.

Uzlaşmayı bir yaşam tarzı haline getirdiği içindir ki Müslüman Türkler, Hıristiyan Toplulukları bile, yüzyıllarca denetim altında tutabilmişlerdir.

Toplumları yücelten en büyük manevi güç, uzlaşmadır.

Gelin görün ki bugün, Türkiye Cumhuriyetinde uzlaşmayı yeterince denediğimiz söylenemez.

Mecliste Anayasa değişikliği paketi görüşülürken uzlaşma gösterebildik mi?

Gösteremedik. Çünkü uzlaşma, bilgi ve akıl işidir.

Demek ki uzlaşma kültürümüz noksan.

 

 

Benzer Haberler

NESİL Et yemeyen bir köpek türünün nesli tükeniyormuş. Bizde de et yiyen insanların nesli...

Yorum 
0

Metin MERCİMEK “FUTBOLDA GÖZYAŞI DÖKMESİNİ BİLMEYEN İNSAN, SEVİNMESİNİ ASLA ÖĞRENEMEZ.”...

Yorum 
0

Sabahattin YARAR   Köy Enstitülerinin yetiştirdiği ülkemizin en önemli yazarlarından MAHMUT...

Yorum 
0


Yorumlar

İsim: E-posta: Yorumunuz:
*


SON EKLENEN HABERLER

79. BOYUT / Ahmet BARUTÇU

NESİL Et yemeyen bir köpek türünün nesli tükeniyormuş. Bizde de et yiyen...

Lefter Sezonu

Metin MERCİMEK “FUTBOLDA GÖZYAŞI DÖKMESİNİ BİLMEYEN İNSAN, SEVİNMESİNİ...

Mahmut Makal 88 Yaşında Bu Dünyadan...

Sabahattin YARAR   Köy Enstitülerinin yetiştirdiği ülkemizin en önemli...

Hobi ve Kilis’te Sinema Kültürü

Mahmut KANMAZ   Bugünkü yazımızın konusu, Kilis’te eskinin eğlence...

Merhum Arkadaşım Ethem Necat Yetişa...

Nejat TAŞKIN   Merhum Ethem Necat Yetişal, aşağı-yukarı 1950 yıllarında...

KİLİS’E GİTSEM DİYORUM

Yaban ellerinde ikindi vakti Zevalde güneşi seyrediyorum Bağrımı yakıyor...

Kilis Hz. İbrahim’in kenti mi?

Kilis’te kazı çalışmaları devam eden Oylum Höyük’te, İbrahim Peygamber’in...

Kurbanlıklar tükenmek üzere

Kurbanlık hayvan satıcıları, ellerindeki kurbanlıkların çoğunun tükendiğini...

Kilis’te bayram telaşı

Kurban Bayramı öncesi vatandaşlar, bayramlık yiyecek ve giyecek eşyalarını...

Sınır kapısında bayram yoğunluğu sü...

Kilis’te Kurban Bayramı’nı ülkelerinde geçirmek isteyen Suriyelilerin,...

Hayvan pazarı bayramın ilk üç günü ...

Kilis Belediyesi Canlı Hayvan Pazarının Kurban Bayramının ilk 3 günü...

Köyler tek tek suya kavuşuyor

Kilis’te, su sıkıntısı çekilen Göktaş köyünde İl Özel İdaresi tarafından...

Sanayi sitesine ek işyeri yapılacak...

Kilis’te küçük sanayi sitesine ek olarak 28 yeni işleri yapılacak. Kilis Demirciler...

Belediye kendi ağacını ve çiçeğini ...

Kilis Belediyesi Park Bahçeler Müdürlüğü, ağaç ve çiçek üretimini kendi...

Ayın sağlık personeline ödül

Kilis Devlet Hastanesi, ayın sağlık personeline ödül verdi. “Ayın Personeli”...

Suriyeli çocuklara aşı yapılıyor...

Kilis İl Sağlık Müdürlüğü tarafından 0-15 yaşlarındaki Suriyeli çocuklar...

Yaz Kur’an Kursları sona erdi

Kilis İl Müftülüğünce açılan ve kentteki birçok camide gerçekleştirilen...

Karakuş’tan Rektör Karacoşkun’a ziy...

Kilis İl Genel Meclis Başkanı Metin Karakuş, Kilis 7 Aralık Üniversitesi...