Dolar 8,1546
Euro 9,8169
Altın 466,52
Adana Adıyaman Afyon Ağrı Aksaray Amasya Ankara Antalya Ardahan Artvin Aydın Balıkesir Bartın Batman Bayburt Bilecik Bingöl Bitlis Bolu Burdur Bursa Çanakkale Çankırı Çorum Denizli Diyarbakır Düzce Edirne Elazığ Erzincan Erzurum Eskişehir Gaziantep Giresun Gümüşhane Hakkari Hatay Iğdır Isparta İstanbul İzmir K.Maraş Karabük Karaman Kars Kastamonu Kayseri Kırıkkale Kırklareli Kırşehir Kilis Kocaeli Konya Kütahya Malatya Manisa Mardin Mersin Muğla Muş Nevşehir Niğde Ordu Osmaniye Rize Sakarya Samsun Siirt Sinop Sivas Şanlıurfa Şırnak Tekirdağ Tokat Trabzon Tunceli Uşak Van Yalova Yozgat Zonguldak
Kilis 28°C
Parçalı Bulutlu
Kilis
28°C
Parçalı Bulutlu
Per 28°C
Cum 30°C
Cts 33°C
Paz 33°C

“Ve Her Şey Hiçtir” Ayten Demirağ’ın Şiiri Üzerine

“Ve Her Şey Hiçtir” Ayten Demirağ’ın Şiiri Üzerine
REKLAM ALANI
A+
A-
17.03.2021
14
ABONE OL

Uğur ELHAN

 

Değerli hemşerimiz Ayten Demirağ’ın son çıkan şiir kitabını aldım geçenlerde. “ Ve Her Şey Hiçtir” adını taşıyor bu kitap. Bu ad oldukça ilgimi çekti. Hemen kafamda bir mistik biçimlenme oluştu. “Hiçlik” konusunu, “Adem-i mutlak”, “Vücûd-ı mutlak” terimleriyle tasavvuf sözlüğünün içerdiği daha birçok kavramları yeniden düşünmeye başladım.

Ete kemiğe büründüm

Yunus diye göründüm

diyen Yunus Emre’nin maddeyi “hiç”lediği ve manada eridiği, ilahi deryada eriyip; Yaradan’la birlikte olduğunu düşündüm. Bizler, tanrısal mayanın parçacıkları ve bu dünyada görünen biçimleriyiz.

Beni bende demen, bende değilim

Bir ben vardır bende, benden içeri”

diyor ya Âşık Yunus. Gerçekte görünen değil asıl kimlik, daha içeride, gönülde yaşayan tanrısal “öz”dür. Görünen bunca şey, aslında bir dünya masalın hiçliğini yaşatıyor. Geçip giden zamanlar, kaybolan saltanatlar, anılara gömülen kimlikler, bu yolun birer “ hiç” leri değil mi?

Yılların birikimiyle dolu bu kitap! Türk ve İslam etkisinde oluşturulan kültür kimliğimizle, Batı’nın sanat söylemi penceresinden bakılan düşünler ve duyular var şiirlerde. Klasik şiirimizden etkilenerek; Verlaine’nin sembolizminden bizim sembolist şairimiz Ahmet Haşim’e yol buluyor. Anlamda kapalılıkla yorum gerektiren dizeler oldukça fazla.

“Bulanık nehirler gibi yitik

Koyu bir hüzündür

Sürgünlerin inadı

Ay nicedir akşamlamış

Gölgeler zülfünü dökmüş geceye

Uğultulu yorgunluğum nereye…”

Görüldüğü gibi “akşam” , “gece”, “hüzün” gibi sözcüklerle kurulan yaşamın bitkin ve yorgun yüzü; bir umutsuzluk dünyasına doğru yol almakta hem de bulanık nehirler gibi yiterek.

“Hak-i pâyine yetem der ömrlerdir muttasıl

Başını taştan taşa urub gezer avare su”

Diyen Fuzuli’nin Su Kasidesi’nde, başını taştan taşa çarparak akan su, Hz. Peygamber’ in ayağının toprağına kavuşmak için gayret eder. Demirağ’ın “YAZGIMIZ” şiirinin dizelerinde de buna benzer bir sembolizm var.

Denize koşan ırmaklar gibi

Çarpa çarpa başımızı

Sırtımızdaki hurcu doldurmak

Ve balçıkta/ Işığın hamurunu karıp

Masal kanadında uyumak!

Deniz, umutlarımız ya da umutla beklediğimiz vuslat anıdır. Ölümle başlayan vuslat ( kavuşma ) , tanrısal ışığın davetiyle masal kadar görkemli bir huzura ulaşmak. Masal kanadında bir huzur yakalamak! Ancak bu o kadar kolay değil. Çile çekmek; başları, taşlara çarpa çarpa yol almak gerekiyor. Sonunda da huzurun ve tanrısal sonsuzluğun deryasına ulaşmak var.

Benim ilgimi çeken güzel şiirlerden biri de “SENTEZ” şiiri. Yine sembollerle dolu, yine anlam kapalı!

 

Yüreğimde

Ateşli çiçekleri açmış acıların

Yağmur çiseliyor

Uğultulu toprak kokusu taşıyan

Bu bir yaşam çığlığı olmalı

Ter kokan, acı kokan, umut kokan

Atılan tohum hasrettir

Filiz rehavet

Bahçeler, bağlar

Yeni doğan ayın altında

Bir gülüş anlamsız bolluğu bütünledi

Kuşlar kanatlarını silkeledi yağmurdan.

Ayten Demirağ

Doğurmaya hazır uğuldayan ve sürekli bir devinim içinde olan toprakla; doğurmak üzere olan bir ananın sentezini yapıyor bu şiir. Her türlü zorluklara katlanarak yeni bir canlıyı dünyaya getirmek için terin ve acının yoğurduğu umut dolu bir yaşam çığlığı bekleniyor. Sonrası filizin patladığı an, bir yorgunluk, doğum sonrası bir dinginlik ve huzur hali görülüyor. Dünyadaki binlerce doğan çocukların tek tek gülüşleriyle öznelleşen bir yaşam sevinci, anlamlı mutlulukları bütünlüyor. Huzur, kuşların kanatlarındaki hafiflik kadar yoğun; yağmurlar kadar da bereketli.

Demirağ’ın şiirinde sağlam bir duyuş var. Sağlam ve bilinçli olarak konuyu işleme ustalığı da var. Kimi şiirlerinde tekniğe ve ahenk öğelerine pek dikkat etmese de kimi şiirlerinde şiirselliği yakalayabilmiş. “ Ey Sonsuz Söyle” şiirinin ilk bölümünde bu uyaklı ahenk öğesini görmekteyiz:

 

“Çökmüş yüreğime bir duman gibi

Karanlık bir kovan uğultusu

Seni dinliyorum seni / su

Taşları aşındıran sesini dinliyorum

Gönlüme düşen damlalarında

Denizlere varmak tutkusu”

“uğultusu, su, tutkusu”

 

sözcükleriyle oluşturulan bir uyak özelliği var. Taşlardan akan suyun çıkardığı ses, doğal ortamında yaşatır gibidir bizi. Su sesiyle özdeşleşmiştir sanki her şey.

Demirağ’ın belirli bir uyak düzeniyle yazdığı şiirleri de var. “ SORGULAMA” şiiri, mani tarzı dediğimiz ( a a x a) biçiminde uyaklanmış. Örnek olarak bir dörtlüğü şöyle:

Bulutlar geçiyordu ak pak

Maviliklerden sağılarak

Güneşe ne yakınsınız dedim

Toprağa düştü ağlayarak

 

Güneşe, yakın olduğu için yakınıyor ama güneş yine de yakınlaşıyor hem de ağlayarak. Hani bazen anneler kızıp, küçük çocuklarını azarlarlar; çocuklar da ağlayarak yine annelerinin dizlerine sarılırlar ya. İşte bunun gibi “ Et tırnaktan ayrılmaz” derken, sanıyorum bu yakınlık ilişkisi anımsatılıyor. Güneş de topraktan değil mi? Toprak her şeyin anası değil mi? Ve Demirağ da ana değil mi? Güneşin de anası olamaz mı? Çünkü mayamız toprak, özümüz toprak, toprak oğlu toprak… Topraktık; zaten toprağız, sonunda da toprağın toprağa kavuşması olmayacak mı? Hem de bir “hiç” olarak. Bir avuç toprakla yıkanıp, toprak giyinerek; toprakla dost olacağız.

Yunus Emre’nin yine:

 

Ben toprak oldum yoluna

Sen arkurı gözetirsin

Şu karşıma göğüs geren

Taş bağırlı dağlar mısın?

 

dörtlüğüyle, Aşık Veysel’in: “Benim sadık yârim kara topraktır” dizeleri topraktan olma aşkımızla toprağa yönelen kalıtsal kökenimizi ortaya çıkarıyorlar.

“VE HER ŞEY HİÇTİR” oldukça güzel bulduğum özenli bir şiir kitabı. Zaman zaman açıp okuduğum başucu kitabım oldu. Sayın Demirağ Kilis’te olsaydı, şiirleri üzerine onunla söyleşebilseydik diye de arzu ediyorum. Şiirle ilgilenen, biraz da yazabilen bir Edebiyat öğretmeni olarak teşekkür ediyorum ve “ Elinize sağlık, gönlünüze sağlık!” diyorum.

(Kilisli Olmak kitabından-2002)

REKLAM ALANI
YORUMLAR

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu yukarıdaki form aracılığıyla siz yapabilirsiniz.