Dolar 17,9331
Euro 18,4099
Altın 1.039,38
Adana Adıyaman Afyon Ağrı Aksaray Amasya Ankara Antalya Ardahan Artvin Aydın Balıkesir Bartın Batman Bayburt Bilecik Bingöl Bitlis Bolu Burdur Bursa Çanakkale Çankırı Çorum Denizli Diyarbakır Düzce Edirne Elazığ Erzincan Erzurum Eskişehir Gaziantep Giresun Gümüşhane Hakkari Hatay Iğdır Isparta İstanbul İzmir K.Maraş Karabük Karaman Kars Kastamonu Kayseri Kırıkkale Kırklareli Kırşehir Kilis Kocaeli Konya Kütahya Malatya Manisa Mardin Mersin Muğla Muş Nevşehir Niğde Ordu Osmaniye Rize Sakarya Samsun Siirt Sinop Sivas Şanlıurfa Şırnak Tekirdağ Tokat Trabzon Tunceli Uşak Van Yalova Yozgat Zonguldak
Kilis 35°C
Açık
Kilis
35°C
Açık
Cts 34°C
Paz 34°C
Pts 35°C
Sal 36°C

Veda Busesi

Veda Busesi
A+
A-
31.12.2019
505
ABONE OL

Mehmet Şenay TAŞKENT

 

Benim gibi orta yaş ve üzeri pek çok insanların hüzünle dinlemeye doyamadığı Türk Sanat Müziği eserlerinden biridir, “Veda Busesi” adlı şarkı. Sözleri, Orhan Seyfi Orhon’a, bestesi ise, Yusuf Nalkesen’e aittir.

Zamanımız gençlerinin bırakın dinlemeyi, ismini bile duymadığını düşündüğüm bu eser, her ne kadar, iki sevgilinin aşklarından esinlenmiş bir ayrılık nağmeleri olarak bilinse de aslında yazılma nedeni farklı bir hikâyenin ürünüdür. Şair Orhan Seyfi Orhon’un, kanser hastalığının pençesinde nihai nefesini vermekte olan kızının, babasından son bir arzusu olan, “Ardımdan ağlamayacaksın!” demesiyle o anlarda dilinden döktüğü mısralardır.

Gelelim köşeme bu başlığı konu edişimin nedenine: Uzun bir süreden beri köşemde siz okurlarımdan uzak kaldım biliyorum. Bu ayrılığa yanıt olabilecek iki neden var aslında! İlki, bir ömür sayılabilecek, tastamam elli yıllık (yarım asır) yazı hayatımda öncelikle Vatanım, Milletim, Bayrağım ve memleketim olan Kilis’e dair nice konuları “Günlerin Getirdiği” başlıklı köşemde siz okurlarımla paylaştım durdum. Bu paylaşımlar içerisinde sadece birkaçında, duyarlı bir kısım ilgililer sayesinde bazı güzel hizmetlerin oluşumuna katkı sağlama fırsatı bulmuştum. Mesela, kurulduğu yıllarda sadece Kilis’te olmayan Açık Yüksek Öğretim Bürosunun ilimize kazandırılması (bugün altı bin öğrenci burada öğrenim görüyor), Katmer ve Cennet Çamuru tatlımızın tescilinin alınması ve daha nice kendi adıma da gurur duyduğum birbirinden güzel gelişmeler gibi.

Ancak ne var ki, özellikle de son yıllarda ışık olma amaçlı dile getirmeye çalıştığım konulara nedense itibar edilmez oldu. Tabiri caizse, ben yazıyor, ben okuyor noktasına geldiğimi söyleyebilirim. Yazılarımla gündeme taşıdığım birçok konular kale bile alınmadı. Yıllardan beri daha ne aşamada olduğunu bilmediğimiz Polateli OSB, TOKİ ve Hastane kavşaklarına köprülü kavşak isteği, üniversitemizin doğu tarafından şehir merkezine kadar inen derenin ıslahı, Özel İdareye ait Zekeriya Korkmaz Bulvarındaki eski otelin akıbeti, onca sahabelerimiz olmasına rağmen inanç turizmini geliştirmemiş oluşumuz, atıl durumdaki Tekel Suma Fabrikasının daha da geliştirilmiş bir fabrika olarak hizmet vermesi beklenirken, okul yapılacağına dair yeni açıklama yapıldığı, dünyaya ünü yayılmış Kilis Tavanın hâlâ tescilinin alınmamış oluşu, geçmiş yıllarda hayli önemsediğimiz Zeytincilik, Bağcılığımızı niçin geliştiremediğimizi ve benzer daha nice konuları paylaşmıştım siz okurlarımla. Ne yazıktır ki, hiçbir yazımın maksadına ulaşmadığına üzülerek tanıklık ettim. Hal böyle olunca da, yazmanın bir anlam ifade etmeyeceğini düşündüğümdendir yazma hevesimden uzaklaştığımı dile getirebilirim.

İkinci bir neden de, artık belli bir yaşa gelmenin getirdiği sağlık sorunlarının baş göstermesidir.

İşte bu nedenlerden dolayı uzun bir süre siz okurlarımdan uzak kaldım ve belki daha da kalacağım. O vesile ile “Veda Busesi” adlı bu eseri köşeme taşıyarak, siz okurlarımın anılarında saklı kalmak adına bir nevi veda etmek istediğimi de belirtmek isterim.

Son sözlerim o ki, hayatta her şey gelip geçicidir. Baki kalacak tek miras geride bırakılan güzel bir isimdir. Makam, zenginlik ve kibir rüzgarına kapılıp kişisel ikbal uğruna yüce Allah’ın bizlere bahşettiği, o iyi insan olmak anlayışından uzaklaşılmamalıdır. “Her nefis ölümü tadacaktır” gerçeğinden hareketle, “Keşke” demeden, arkadan iyi anılmak için çaba gösterilmeli ve yaşanmalıdır.

Dile getirmeye çalıştığım bu duygular içerisinde çok uzun yıllar Gazeteniz KENT’te âlemimle bu hizmeti vermeye çalıştım. Hizmetin verilmesi noktasında kalemime desteklerini esirgemeyen Kent ailesine, başta Sayın Ahmet Barutçu olmak üzere, diğer tüm çalışanlarına özellikle şükranlarımı sunuyorum. Ayrıca bu süreçteki beraberliklerimize gösterdikleri sabır ile katkı veren tüm okurlarıma da teşekkür etmeyi bir görev sayıyorum. Bahse konu amaçlar uğruna hizmet vermeye devam eden ve gazetecilik gibi zor bir görevi üstlenen dostlarımıza, yazarlarımıza da üstün başarılar diliyorum.

Değerli okurlarım, her başlangıcın mutlak bir sonu olacağına bahisle, yarım asırlık yazı hayatıma yeni yıla girdiğimiz bu günlerde son noktayı koyuyor ve bugünkü birlikteliğime, yazıma başlık olan “Veda Busesi” şiirinin mısraları ile son veriyorum.

Esen kalın, mutlu kalın. Allah’a emanet olun.

VEDA BUSESİ

 

Hani o bırakıp giderken seni

Bu öksüz tavrını takmayacaktın

Alnına koyarken veda buseni

Yüzüme bu türlü bakmayacaktın

 

Hani ey gözlerim bu son vedada

Yolunu kaybeden yolcunun dağda

Birini çağırmak için imdada

Yaktığı ateşi yakmayacaktın

 

Gelse de en acı sözler dilime

Uçacak sanırdım bir kaç kelime

Bir alev halinde düştün elime

Hani ey gözyaşım akmayacaktın…

 

Orhan Seyfi ORHON

YORUMLAR

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu yukarıdaki form aracılığıyla siz yapabilirsiniz.