Yağmur Yağar Yüreğime, Damla Damla…

20 Oca 2021 Çar 8:48
ArtıYazı BüyüklüğüEksi

Mahmut İhsan KANMAZ

 

 

“Nasıl anlatırım duygularımı bilemiyorum. Diyorum ki, mesela her yağmur damlası, “SENİ SEVİYORUM DEMEK OLSAYDI”, inan ki her yeri, SEL alırdı…”

Selam, sevgi ve saygılarımı sunarak, bir yazıma daha başladım bile sevgili arkadaşlarım ve değerli dostlarım.

Bugün yine duygusal bir konuyu ele alacağız kısmet olursa.

Yalnız bu seferki, biraz farklı.. Hüznü çağrıştıran ve barındıran bir durum bu…

İnsanların ruhuna ve yüreğine dokunan bir doğa olayı yani. Yağmur…

Yağmurun öncelikle kişinin duygu dünyasında bıraktığı etkileri, çeşitli yönlerden irdelemenin gayretinde olacağız bu yazımızda.

Daha geniş anlamıyla, rahmeti, verimi, bereketi, romantizmi, aşkı ve sevgiyi simgeleyen bir şeylerden söz edeceğiz.

Hani bir yerde,

 

“Koklayacaksın yağmur sonrası toprağı.

Yükleyeceksin ruhunu kelebek kanadına.

Uçacaksın semalara sevdiklerinle ey can!

Kim demiş ebemkuşağı yedi renk diye.

Bakmakla görmek arasındaki farkı çözdüğünde,

Anlayacaksın ne demek istediğimi…”

 

diyor ya Hazreti Mevlana. İşte o yağmurun toprakla birleşip, ruhun sükûn bulmasına ve öbür yandan da, mananın ve de ulviyetin erdemine varmanın yüceliğine vakıf olacağız kısmet olursa…

O zaman, ilerleyelim yavaş yavaş.

Yağmurun yağışı her ne kadar sevdaları köpürtse de içinde bir miktar da umut barındırır sevgili arkadaşlarım.

Geleceğe dair, arzu edilen mutlu günlerin özlemi içinde olur insan yağmur yağdığında.

Zira hüznün zirve yaptığı andır, durmadan yağan rahmet yağmurları.

Çünkü Yaradan’ın, umudu en çaresiz anlarda yolladığını bilir insanımız. Şunu da bilir ayrıca… Yağmurun en şiddetli olanının, bulutların en karası içinde gizlendiğini de.

Bu haleti ruhiye içinde, bazen de ironi yapar insan. Onu üzen ve kalbini kıran sevdiği kişiye haber salar yağmur bulutlarıyla…

Ve der ki ona, “Yağmurdan kaçmak isteyip de, sakın ola sığınmaya çalışma kalbime. Şunu bil ki, benim yüreğimde kar yağıyor artık. Sonra üşürsün!…”

Değer verip sevdiğiniz birinin size yanlış yapması ne acıdır bilir misiniz? Ne çok üzer ve ne büyük acılara salar sizi bir düşünün.

Demiş ya büyük halk ozanı Pir Sultan Abdal:

 

“Yağmur gibi yağsa da taşlar başıma

İlle de dostun bir fiskesi, yaralar beni…”

 

Biraz önce umuttan söz ettik.

Umutların yeşermesi ve canlı tutulmasının çok önemli olduğundan dem vurduk. Bakınız, Alfred Campus adlı bir bilim insanı şöyle der mevzuya dair: “Fırtınanın gücü ne olursa olsun, eğer yağmura saygın varsa, seni bekleyen bir gökkuşağı, mutlaka vardır.”

Bu sözün bir başka versiyonu da şöyledir: “Gökkuşağına ulaşmak istiyorsan, yağmura da katlanmak zorundasın… ”

Ne kadar doğru kelamlar değil mi?

Eğer bir amacın varsa geleceğe dair, umudun da olmalı hemen yanı başında.

“Umut fakirin ekmeği” der atalarımız.

Hatta yetinmezler, şunu bile söylerler.

“Zahmetsiz aş, ya karın ağrıtır ya baş.”

Çalışmak, didinmek, uğraşmak ve beraberinde umudu canlı tutmak…

İçinde bir çaba ve gayreti barındırmayan hiçbir umut, umut değildir zati. Boş boş oturup beklemek ve umut etmek… Hayır böyle olmamalı işler.

Ünlü İngiliz şair ve tiyatro yazarı William Shakespeare, umutla birlikte, temkin ve tedbir konularında da hassas olunması gerektiğini ifade eder bir sözünde.

Yağmuru sevdiğini söylüyorsun, ama yağmur yağınca şemsiyeni açıyorsun.

Güneşi sevdiğini söylüyorsun, ama güneş açınca gölgeye kaçıyorsun.

Rüzgârı sevdiğini söylüyorsun, rüzgâr çıkınca pencereni örtüyorsun…

İşte tam da bundan korkuyorum…

Çünkü beni de sevdiğini söylüyorsun ya!

Güzel bir ironi değil mi?

Yağmurun yağmasıyla, yürekte biriken hüzün ve sevgi halleri de kendini göstermek ister çoğu zaman. Şarkılara da yansır bazen bu duygular.

Hani bir zamanlar dinlemekten büyük bir keyif alırdık ya, hani duyunca ezgisi bizi alıp götürürdü ya çok uzaklara.

Hani her yağmur yağışında o gelirdi ya gözlerimizin önüne.

Hani bizi aşka davet ederdi ya.

Akan yaşlarımızın sebebi oydu ya.

Hani ayrılığın habercisi olarak bilirdik ya onu…

Dilimize pelesenk olmuştu ya hani

Daha fazla merakta koymayım sizi…

Okuyunca hak vereceksiniz zaten bana.

Buyurun o zaman:

 

“Yağmurun sesine bak

Aşka davet ediyor

Cama vuran her damla

Beni harab ediyor.

 

Bu yağmur seni benden

Alıp götüren yağmur

Aşkımızı sel gibi

Silip süpüren yağmur…

 

Her damlada ah ettim

Hayatıma kahrettim

O kadar yalnızım ki

Seni nasıl kaybettim.

 

Ne zaman kapım çalsa

Sen geldin sanıyorum

Korkarım ki aşkımı

Boş yere arıyorum.

 

Yine yağmur yağacak

Seni benden alacak

En acı ızdırabın

Deryasına salacak…”

 

Yağmurun en güzel ve en doyumsuz yanı, toprakla buluşup, o toprağın mis gibi kokusunu etrafa yaymasıdır sevgili arkadaşlarım…

Hatta ünlü Rus yazar Tolstoy der ki: “Ölmek için doğmuştur ya insan. O yüzden, her yağmur sonrası, toprak kokusunu çok sever.” Doğrudur.

Yağmur toprak ilişkisini, ölümsüz şairlerimizden Cemal Süreya da çok iyi bilir.

Bir sözünde, yüreğindeki sevda ile onu kaybetmenin hüznünü şöyle anlatır bizlere: “Yağmur olsan, binlerce damla arasından bulup tutardım seni… Çünkü korkarım toprak aldığını vermiyor geri…”

Allah muhafaza diyelim. Kimseler yitirmesin inşallah gönlündeki yârini.

Kimseler uğramasın böylesi hallere…

Bazen de hasret kalınır kavuşmalara.

Belki kıymeti ve değeri daha iyi bilinecektir sevgili yokken…

Beklenecektir, gözlenecektir yollar…

Ama o gelir mi gelmez mi, bilinmez.

Zira bir derin yara ve bir garip muamma olacaktır her şey. Geç kalınacaktır kim bilir! Yani sözün özü, “Toprak bir gün yağmurun kıymetini anlayacak anlamasına da, ama o gün de yağmur yağar mı yağmaz mı, belli olmayacaktır” değerli dostlarım.

Yağmur, biraz romantizm, biraz melankolizm ve çokça da hüzün yüklüdür aslında. Sevda uğruna dökülen yaşlar, yağmura benzetilir genelde. O nedenledir yağmura yüklenen anlamın büyüklüğü…

“Sevdanı bulutların üstüne yazmışsın. O yüzden her yağmur yağdığında, a şkın dökülüyor gözlerimden.” demiş birileri.

Başka bir kardeşimiz, yağmurun ne denli duygu dolu olduğunu ifade ediyor bir güzel kelamında… İşte o zaman da, “Yağmur daha bir anlamlı gelir, yüreği dünden ıslak kalanlara…” deyiverir.

Kalpler bazen öylesine dolar ki, bir güzelin aşkından, şunu da söyler büyük bir cesaretle: “Ben senin yağmurunda ıslandım. Başkasının gönlünde çiçek açamam ki!…”

Şairlerde, bir başka olur yağmur yağdığında. Romantizm ağır bir yük gibi oturur yüreklere…

Sözgelimi Sezai Karakoç, ünlü “Mona Rosa” adlı uzun şiirinin iki kıtasında şöyle der, yağmura ve onun hallerine dair:

 

“Ulur aya karşı kirli çakallar.

Ürkek ürkek bakar, tavşanlar dağa

Mona Rosa, bugün bende bir hal var.

Yağmur iri iri düşerken toprağa…

 

Yağmurdan sonra büyürmüş başak,

Meyveler sabırla olgunlaşırmış

Bir gün gözlerimin ta içine bak

Anlarsın, ölüler niçin yaşarmış…”

 

Orhan Veli üstat da der ki:

 

“Kuşlar geçer bulutun üstünden

Yağmur yağar bulutun üstüne.

Kuşlar geçer trenin üstünden

Yağmur yağar trenin üstüne.

 

Kuşlar geçer gecenin üstünden

Yağmur yağar gecenin üstüne

Ve ay gelir, kuşlar nereye giderse.

Güneş doğar, yağmurun üstüne.”

 

Şairler böylesi duygulara sahip olurken, halk âşıkları ve ozanlar geri durur mu? İşte Pir Sultan Abdal ve bir şiirinden yağmur üzerine küçük bir dörtlük:

 

“Yağmur ile yağdım, yel ile estim.

Yanmış yüreğime kar bulamadım

İndim bahçeleri seyran eyledim

Hiç bir el değmemiş nar bulamadım.”

 

Tıpkı yağmur gibi bir başka güzellik ve bir başka melankolizm odağı, “kar”dır sevgili arkadaşlarım.

Saflığın ve temizliğin simgesi olan beyazdır karın rengi. Hani demiş ya birileri: “Yağsın her şeyin üstüne ve yıkasın ne varsa… Sonra ne kir ve ne de kalplerde kin kalsın geriye…”

“Belki ona da gerek olmayacaktı, eğer insanlar bu kadar kirli olmasaydı” diye tamamlamış bir başkası da… Nokta.

Ünlü sanatçı Nilüfer’in ölümsüz bir şarkısı vardı bir zamanlar. Umarım şimdi sözlerini hatırlatınca, mutlaka anımsayacaksınız. Şöyleydi:

 

“Yürümek karda zordur

Gelirsen bak aşk budur

Dönsen köşeden şöyle

Şarkı söylerim böyle.

 

Yağma kar, dur artık

Bak buz oldu kalbim

Her şey senin elinde

Dur, belki gelir sevgilim.

 

Karda zordur yürümek

Anladım gelmeyecek

Dünya oldu bana dar

Neden yağdın söyle kar.

 

Her yerde kar var,

Kalbim senin bu gece

Her yerde kar var

Kalbim serin bu gece…”

 

Bir zamanlar Kerim Tekin adlı bir güzel evlat vardı, unutmamışsınızdır illaki.

Talihsiz bir trafik kazasında ve çok genç yaşta yitirmiştik onu. Nur içinde uyusun.  Melekler yoldaşı olsun inşallah. Kader ağlarını örer bazen hiç umulmadık bir anda. Kara kara yazılar yazar kişinin alnına, tıpkı bu güzel delikanlının kaşlarının karası gibi. Ve de zeytin gözlerinin siyahı gibi olur başa gelenler. Kerim Tekin’in hâlâ dillerde olan öyle bir şarkısı vardır ki, bu söylediklerimizin belgesi gibidir adeta. Mevzuya da uygun.

İçinde, karanın en koyusu bir büyük sevda ve sevdanın en yalın hali olan gözyaşı ve bu yaşların son bulmasına dair, yüce Allah’a olan dilek ve yakarı vardır:

 

“Hasret yatıyor gecenin koynunda

Anılar vuruyor gözyaşlarıma

Çılgın bulutlar dönüyor başımda

Uykusuz geceler başımda.

 

Yıkılsa dünya, kıyamet kopsa

Yine de vazgeçmem, ölürüm derdimden.

Dursun dünya, dönmesin sensiz

Yaşatmasın Allah’ım sensiz.

 

KAR BEYAZDIR ÖLÜM

Ellerinden gülüm

Yine yoksun yine

Düşmanım her güne…”

 

İşte adına tevafuk mu dersiniz, ayan olma mı dersiniz bilemem ama yirmili yaşlardaki yiğit bir gencin, sırım gibi bir delikanlının, hazin hikâyesi gibi sanki bu şarkı…

Her dinlediğimde hatırlar ve vefa adına, ruhuna bir fatiha, üç ihlas okurum büyük bir teessürle. Mekânı cennet olsun.

Evet, bu hüzün bulutlarının gölgesinde, bugünkü yazımızı da bitirmek istiyorum izninizle.

Yağmur ve kar idi, yazımızın teması.

Umarım yararlı olabilmiş ve bir nebzecik de olsa, sizlere duygu aktarımı yapabilmişimdir. Yanlışlarım ve eksiklerim olduysa da hoşgörün lütfen. Affola…

Renk renk çiçekler yeşersin gönül bahçenizde…

Özlemleriniz son bulsun.

Ruhunuz bedeninizle mutlu olsun.

Yüreğinize sevgi tohumları ekilsin.

Sağlığınız daim ve dualarınız kabul olsun inşallah.

Hoşça kalın ve Allah’a emanet olun sevgili arkadaşlarım ve değerli dostlarım.

Benzer Haberler

FIRSAT VERELİM Gün gelecek Avrupa bize yalvaracakmış. Bizim yalvarmamızdan adamlara sıra gelmiyor...

Yorum 
0

Metin MERCİMEK “BİZİ İLGİLENDİREN KONU YALNIZ BARIŞI KURMANIN VE KORUMANIN TEKNİK ESERLERİ...

Yorum 
0

M. Yahya EFE Sevgili okurlarım, yaşı kadar sorunu olan ülkemizde, ağzı olan konuşuyor. Laf...

Yorum 
0


Yorumlar

İsim: E-posta: Yorumunuz:
*


SON EKLENEN HABERLER

79. BOYUT / Ahmet BARUTÇU

FIRSAT VERELİM Gün gelecek Avrupa bize yalvaracakmış. Bizim yalvarmamızdan...

Eğitim Nedir?

Metin MERCİMEK “BİZİ İLGİLENDİREN KONU YALNIZ BARIŞI KURMANIN VE KORUMANIN...

Neden Susuyoruz?

M. Yahya EFE Sevgili okurlarım, yaşı kadar sorunu olan ülkemizde, ağzı olan...

Hz. Fâtımâ Resulûllah’ın Bir Parças...

Uğur KEPEKÇİ   Hz. Fâtımâ (aleyhisselam) gerek bu dünyada himmetinden,...

Polateli-Şahinbey OSB’ye yatırım da...

Gaziantep Sanayi Odası (GSO) Yönetim Kurulu Başkanı Adnan Ünverdi, Ortadoğu,...

Çiftçilere toprak analizi uyarısı...

Kilis Ziraat Odası Başkanı Abdullah Çelik, çiftçilerin, tarlalarından iyi...

Horozkarası üzümün faydaları saymak...

“Kilis Karası” veya halk arasında “Horoz Karası” olarak bilinen üzümün...

Kilis’te korona virüs denetimi

Kilis’te korona virüs tedbirleri denetlendi. Denetimlere Vali Yardımcıları...

Yaşlı adam evde ölü bulundu [ASAYİŞ...

Kilis’te evde ölü bulunan yaşlı adamın ölümü şüpheli bulundu. Namık...

Sınır kapısında sigara ele geçirild...

Kilis’in Çobanbey Gümrük Kapısında bir araçta yapılan aramalarda kaçak...

Son cemre toprağa düştü

Baharın müjdecisi olarak bilinen ve “kor halindeki ateş” anlamına...

Kilis’te köy içi yollar düzeltilece...

Kilis İl Genel Meclisi Başkanı Şıhmehmet Yalçın, köylerdeki su, kanalizasyon...

Sağlık Bakanlığı uzman tabip, tabip...

Sağlık Bakanlığı uzman tabip, tabip, uzman diş tabibi, diş tabibi ve eczacı...

Gaziantep’in Kurtuluşunun 100. Yılı...

Gaziantep’in Kurtuluşunun 100. Yılında, Kahramanlarımızın Anılması İçin...

Cng freze tezgahı operatörü mesleği...

Batı Akdeniz Kalkınma Ajansı, Burdur İŞKUR İl Müdürlüğü ve Mehmet Akif...

Çırak Eğitimi Emin Ellerde

M. Yahya EFE   Sevgili okurlarım, İnsanlar hayatta yaptıklarıyla ve yapamadıklarıyla...

Delikanlı Bir ‘Doğan’ Göçmüş!...

Uğur KEPEKÇİ   Geçtiğimiz günlerde sosyal medyada Doğan Köroğlu...