Yarım Şair Diye Biri!-6 (Gerçek Bir Yaşam Hikâyesidir)

12 Eki 2017 Per 21:43
ArtıYazı BüyüklüğüEksi

Mehmet Şenay TAŞKENT

Yüreklerde nasıl sevgi saklandığını, saklamakla kalmayıp, insanlığa aşı yapılması gerektiğini biz kendisinden öğrendik desek yeridir. Tanrı sanki kendisini emsal olsun diye bu dünyaya getirmiş olabileceğini dahi zaman zaman dile getirdiğimiz olmuştur. İşte, “Yarım Şair dediğimiz biri” böyle bir insandı. Zamanı geri çevirmek mümkün olsa da birlikte yaşadığımız anları yeniden yaşayabilseydik. Zira ondan alacağımız çok daha derslerin olduğunun şimdiden özlemini duyduğumuz biriydi.
Ölüm onda, korkudan öte, yeni bir yaşama merhaba demekti. Uyurken uyanmak, gözleri açıkken, tekrar kapatmak gibiydi. Korkmak zavallılık resmidir, çirkin görünen, hesapların sorulacağı o günde, korkmamak için güzel yaşamak lazım! Dürüst, namuslu, çalışkan ve insan olmaya yarışır. Bundan öte bir yaşamak havanda su dövmek değil midir, der ve gülerdi.
Bir gün gelse Gül’ün solsa, musalla taşına koysalar seni, sevdiklerin o günde yalnız bıraksalar, onlara kırılır, gücenir misin, dediğimizde, başını her iki tarafa sallar gibi yapıp, böyle bir soruya bile gülerek yanıt vermekte gecikmedi.
“Ben gün oldu bir ekmek parasına zelil, nice yoksulluklar yaşadım. İşsizliğim karabasan oldu gözlerimde. Yeri geldi, horlanıp kapı zilimin çalışına hasret, kendi evimde bir odada hücre hapisliğini gördüm. Tıpkı, özgürlüğünü kafeslerinde yitirmiş kuşlar gibi desem yeridir. O zamanlar çocuklarımdan utanırdım tek. O utançta bile, kimseye gücenmedim. Haşa ne Tanrıma ne de insanlara. Allah’ın selameti üzerlerine olsun. Ben katar katar sevgi yükü götürüyor olacağım o zaman. Almamış olan var ise, kalanları da onlar getirsin” demesi hiç unutamadığımız sözleri idi. İşte o yarım koyduğu şiirlerini, yazılarını, Yarım Şairliğini tek o an hiç mi hiç aklına getirmediğini biliyoruz.
Gözlerinde bu nasıl yaşamak, bu nasıl sevmektir dediğimiz hayatı gösteren biriydi Yarım Şair’imiz. Arada sırada da olsa gelişi, büyük mutluluk kaynağımızdı. Yarı aç, yarı tok anlattıklarını dinletirdi ya bize, ne oldu, nasıl oldu bilinmez son gördüğümüz o, ilk Eylül pazarından sonra bir daha ne aradı, ne de yanımıza uğradı. Yalnız son günkü söyledikleri hâlâ kulaklarımızda bugün söylemiş gibi saklı. “Tıpkı şu çınar ağacı misali, eğer başınız, omuzlarınız üstünde hala dimdik duruyor ise, ne mutlu sizlere” demişti. Gidişi ile biz geridekiler, o çok sevdiği ağacın gölgesinde, boş sandalyelerle yetimliğimizden birbirimize sarılıp öksüzlüğümüzü paylaşmak zorunda kaldık. Günler değil aylarca, kaç güz, kaç bahar geçti bilmiyoruz. Çınar ağacını ondan kalmış bir miras sayar, “Bugün de mi gelmedi? Hiçbir haber de yok?” dedik durduk birbirimize.
Gözlerimiz görmez, kulaklarımız duymasa da sesini, bize öğrettiği sevgiyle yokluğunda bile mutlu olmasını bilir olduğumuzu gönül rahatlığı ile söyleyebiliriz. Dediğimiz gibi onu anlatmak zor ama anlamak ise çok kolaydı. Çıkarttığımız ders o ki, Yarım Şairlik kalemde, kâğıtlarda, zenginlikler ise, gönüllerde kalırmış demet demet. Tıpkı şiirlerdeki, şarkılardaki yaşam gibi, hüzün gibi, mutluluk gibi… Gözler kapansa da sonunda ölüm gibi, “Bir varmış, bir yokmuş” diyecekler, eğer kapatmışsa gözlerini, sanki Yarım Şair’e, sanki hepimize diyecekleri gibi.
Bir garip yaşam hikâyesinin sonu işte böyle bitti diyerek son noktayı koyuyoruz…
(SON)

Benzer Haberler

BANYO Ömrün 7 yılı banyoda geçiyormuş. Batıda yıkanmakla, bizde suyun gelmesini beklemekle...

Yorum 
0

Prof. Dr. Alâeddin Yavaşca Hocamızın Kilis Sevgisi ve Muhteşem Eserleri: Hocamızın Haseki Hastanesi...

Yorum 
0

Nejat TAŞKIN Uzun zamandan beri sizi yazmak ve gündeme taşımak istiyordum.Çünkü zaman zaman...

Yorum 
0


Yorumlar

İsim: E-posta: Yorumunuz:
*


SON EKLENEN HABERLER

79. BOYUT / Ahmet BARUTÇU

BANYO Ömrün 7 yılı banyoda geçiyormuş. Batıda yıkanmakla, bizde suyun...

Hocamızın Haseki Hastanesi Başhekim...

Prof. Dr. Alâeddin Yavaşca Hocamızın Kilis Sevgisi ve Muhteşem Eserleri:...

Sayın Bayan Dudu Erol

Nejat TAŞKIN Uzun zamandan beri sizi yazmak ve gündeme taşımak istiyordum.Çünkü...

Doğumunun 100. Yılında Türk Âlimi v...

Mehmet Cemal ÇİFTÇİGÜZELİ   Türk Dünyasının gururlanacağı, yeni...

HAYAT

tramvay beklerken, iki kişilik iskender beklerken, akşamı ya da sabahı beklerken,...

MİNNET ETMEM

İstemem eksik olsun eksik olsun istemem Ufak menfaat için takla atmayı bilmem...

Suriye ile ticareti geliştirme topl...

Kilis Ticaret ve Sanayi Odası (KİTSO) ve Azez Ticaret ve Sanayi Odası’na...

Barutçu Dünya Gazeteciler Günü’nü k...

Kilis Gazeteciler Cemiyeti Başkanı Ahmet Barutçu, 21 Ekim Dünya Gazeteciler...

Yeşil alan pislik içinde

Kilis’te Şehit Sakıp Mahallesinde, Karakuşlar binasının arkasında bulunan...

Sınır kapısı kapatıldı!

Kilis’te bulunan Suriye sınırındaki Öncüpınar Sınır Kapısı geçici...

Elbeyli’nin içme suyu güçlendiriliy...

Kilis’in Elbeyli İlçe Belediyesi, ilçenin içme suyunu güçlendiriyor. Açtığı...

‘Duvar yazıları’na tepki!

Kilis’te binaların duvarlarına sprey ve boyalarla yazılan yazılar, vatandaşın...

“Meme kanserinde erken teşhis hayat...

Kilis İl Sağlık ve Halk Sağlığı Müdürü Dr. Turgay Happani, ekim ayının...

“Kültür Varlıklarını Koruma ve Kaça...

Kilis İl Jandarma Komutanlığı personeline; İl Kültür ve Turizm Müdürlüğüne...

Uyuşturucu toz esrar yakalandı [ASA...

Kilis’te iki ayrı olayda uyuşturucu toz esrar maddesi ve iki adet ruhsatsız...

Aramızdan Ayrılanlar

İzzettin KARTAL (74) M. Şahin KUDEYTOĞLU (53) Saliha ANTAKYALI (85) Mehmet...

79. BOYUT / Ahmet BARUTÇU

KART Çalıntı kredi kartları, internette satılıyormuş. Olmaya oldu, ihaleye...

Kilis Vakfı’nda 2017 Ders Yılına Ki...

Nejat TAŞKENT Kilis Vakfı Erkek Öğrenci Yurdu 20. yılını doldururken yüzlerce...