Dolar 32,8221
Euro 35,1421
Altın 2.449,46
Adana Adıyaman Afyon Ağrı Aksaray Amasya Ankara Antalya Ardahan Artvin Aydın Balıkesir Bartın Batman Bayburt Bilecik Bingöl Bitlis Bolu Burdur Bursa Çanakkale Çankırı Çorum Denizli Diyarbakır Düzce Edirne Elazığ Erzincan Erzurum Eskişehir Gaziantep Giresun Gümüşhane Hakkari Hatay Iğdır Isparta İstanbul İzmir K.Maraş Karabük Karaman Kars Kastamonu Kayseri Kırıkkale Kırklareli Kırşehir Kilis Kocaeli Konya Kütahya Malatya Manisa Mardin Mersin Muğla Muş Nevşehir Niğde Ordu Osmaniye Rize Sakarya Samsun Siirt Sinop Sivas Şanlıurfa Şırnak Tekirdağ Tokat Trabzon Tunceli Uşak Van Yalova Yozgat Zonguldak
Kilis 34°C
Hafif Yağmurlu
Kilis
34°C
Hafif Yağmurlu
Paz 37°C
Pts 37°C
Sal 38°C
Çar 36°C

Yaşlılarımız Yalnız Yaşamamalı

Yaşlılarımız Yalnız Yaşamamalı
A+
A-
27.02.2020
383
ABONE OL

Metin MERCİMEK

“KENDİNİ YALNIZ HİSSEDEN KİMSE İÇİN HER YER ÇÖLDÜR.”
Çevremize, yakınlarımıza ya da akrabalarımıza bir göz attığımız zaman, çoğunun eşini kaybederek yalnız kalmanın tüm zorluklarını üstlendiğini ve sıkıntılı günler geçirdiğini görmekteyiz. Her kim olursa olsun, insanların hayatlarını yalnız başına sürdürmeleri çok zor. Çünkü Yaradan bizleri birlikte yaşamak, birbirimize yardımcı olmak için yaratmıştır. Bu beraberliği sürdürürken, çok önem arzeden paylaşım, yardımlaşma, sevgi, saygı, dostluk, barış gibi kuralları  da ortaya koymuştur.
Yalnız yaşayan insanlar, genelde eşi vefat etmesi üzerine çocukları tarafından istenmeyen kişilerdir. Bu insanları iki yönden ele almak gerekir. Birincisi çocuklarıyla birlikte yaşamını sürdürürken, eşiyle paylaştığı birçok şeyleri çocuklarıyla (oğlu, kızı, gelini, damadı olabilir) paylaşması mümkün değil. İkincisi ise, bazı çocuklar, anne ya da babalarını istemeyebiliyor. Bunun üzerine yalnız başına yaşamayı tercih ediyor.
Her insan yaşamını devam ettiği sürece, sıcak bir kalbe, yumuşak bir ele ve içten paylaşılan dostluklara ihtiyaç duyar. Aradığı sıcak bir kalbi bulan insanların yaşamına sevgi, dostluk, sevinç ve mutluluk egemen olur. Kendilerini güçlü, güvenli ve daha huzurlu hissederler. Ayrıca yaşam bağlılıkları öylesine artar ki, işte bu bağlılık onlara gerçek huzuru vermiş olur. Yeter ki beraberlik içten bir dostluk duygusuyla paylaşılmış olsun.
Birçok insanlar hayatlarını yıllarca birlikte sürdürürken ani bir ölümle yalnız kalmaları halinde, bir başkasının ölen eşinin yerini dolduramayacağını ileri sürmekteler. Böylesine bir ölüm olayı, bu kişilere “can suyu kesilmiş bir bitkiye dönüşmesi” gibi gelmektedir. Ama şu var ki, bir atasözümüzde belirtildiği üzere “Ölenle ölünmez” sözünden hareket ederek, ömrümüzün sonuna kadar yalnızlık içinde yaşamamız,diye bir kayıtta yoktur.
Yalnız yaşamla ilgili olarak eşini kaybeden yüzlerce, binlerce  insanları görmek mümkün… Yaşlı olup da yaşamlarını yalnız başına sürdüren bu insanların evli çocukları, ona birlikte yaşamayı önermiş olsalar bile, hiçbir zaman kabul etmezler. Çünkü eşiyle olan ilişkileri, fikirleri, artık yıllarca öylesine bir seviyeye gelmiş ki, birbirini tam olarak anlamış olmaları nedeniyle, çocuklarıyla bunu paylaşamazlar. Belki de daha mutsuz havaya girerler. Hatta bazıları, bu teklifi yapan çocuklara kızarlar.
Görüldüğü üzere gerek ayrılıklar, gerek ölüm nedeniyle yalnız kalan insanları yalnız başına bırakmak doğru değildir. Hiç olmazsa Darülaceze veya sosyal bakım evleri gibi birlikte yaşanabilen sosyal yerlerde hayatlarını devam ettirmelerinin, daha yarar sağlayacağını düşünüyorum. Ancak burada önümüze çıkan en önemli nokta, yakınlarının devamlı ziyaret ederek, ona gerekli ilgi ve şefkati göstermeleri gerekir.
Hoşça kalın.

YORUMLAR

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu yukarıdaki form aracılığıyla siz yapabilirsiniz.