Dolar 33,0893
Euro 36,2858
Altın 2.616,00
Adana Adıyaman Afyon Ağrı Aksaray Amasya Ankara Antalya Ardahan Artvin Aydın Balıkesir Bartın Batman Bayburt Bilecik Bingöl Bitlis Bolu Burdur Bursa Çanakkale Çankırı Çorum Denizli Diyarbakır Düzce Edirne Elazığ Erzincan Erzurum Eskişehir Gaziantep Giresun Gümüşhane Hakkari Hatay Iğdır Isparta İstanbul İzmir K.Maraş Karabük Karaman Kars Kastamonu Kayseri Kırıkkale Kırklareli Kırşehir Kilis Kocaeli Konya Kütahya Malatya Manisa Mardin Mersin Muğla Muş Nevşehir Niğde Ordu Osmaniye Rize Sakarya Samsun Siirt Sinop Sivas Şanlıurfa Şırnak Tekirdağ Tokat Trabzon Tunceli Uşak Van Yalova Yozgat Zonguldak
Kilis 38°C
Açık
Kilis
38°C
Açık
Per 37°C
Cum 36°C
Cts 37°C
Paz 38°C

Yazar ve Düşünürlerin Ölüm Hakkındaki Görüşleri

Yazar ve Düşünürlerin Ölüm Hakkındaki Görüşleri
A+
A-
02.01.2017
380
ABONE OL

Metin MERCİMEK

“CANI CANAN DİLEMİŞ VERMEMEK OLMAZ EY DİL. NE NİZAEYLEYELİM OL SENİNDİR NE BENİM.”
(FUZULİ)

Yüzyıllar boyu insan bilgisinin uğraşı verdiği ve de çözüme kavuşturamadığı birçok problemler vardır. Bu problemlerin birisi de ölüm kavramıdır. Kafaları kurcalayan ve insanları derin düşüncelere götüren ölüm, gerek bilimin ve gerek diğer araştırma alanlarında hiç bir zaman çözülememiştir. “Ölüm nedir?” sorusunda, insan aklı yetersiz kalmış ve çözüme ulaşılmamıştır.
Ölümle ilgili olarak yazar ve düşünürler, ayrı ayrı görüşler ortaya koymuş. Sonunda bazı ilim adamları,”Yaşayanların kaynağı  ölenler, ölümlerin nedeni de yeni yaşamlardır. Yaşamın süreyle sınırlanması, hayatın devam etmesi içindir. Sonuç olarak bedenler sürekli yenilenir ve dış etkilere daha dayanıklı bireyler dünyaya gelir” diye yorumlamışlardır.
Bu konuda Amerikalı yazar Mark Twain, “Ölüm korkusu hayat korkusundan gelir. Hayatı tam olarak yaşayan biri her an ölmeye hazırdır” diye yaşamın sınırlı oluşunu ortaya koymaktadır.
Ölüm konusunda Kilis’in büyük şairi Seyfettin Başcıllar, “Eski Çocuk” şiir yapıtında, ölümün çözülemeyen bir kavram olduğunu belirtir:

“ÖLÜM BİLMEDİĞİMİZ GECEDİR,
DAHA ÖNCE GİDENLERDEN BİR.
GELEN YOK MU?

GELEN SÖYLEŞİN EY CANLAR, SİZ

NERDEN GELİR NEREYE GİDERSİNİZ

BİLEN YOK MU?”

Aslında insanoğlu hiç bir sınır tanımayan bir varlıktır. Kendisini bazen güçlü, bazende bir hiç olarak görür. İnsan bu hiçliğini yukarda belirtilen çözülemeyen problemler karşısında duyar. İşte o zaman Yaradan’a sığınır ve çözüm arar. Tıpkı Büyük Düşünür Hazreti Mevlana’nın ölümü, “Vuslat”, “Düğün gecesi”, “Son nefes”, “Hakikat” olarak algıladığı gibi.

“KUŞTUR UÇAR
ARDINDA KALIR KAFESİ
BU HÜCREDEN KURTULURMUYDU
ÇIKMASA İYİ CAN.”

Ölümün katlanamaz olduğunu akıp giden hayata benzeten Jean Paul Sartre, bakınız neler söylüyor: “Hayat daha absürt oldukça ölüm daha katlanamaz olur.”

Kilis’in usta şairi Hasan Şahmaranoğlu, “Son Umut” şiirinde, yaşamın bir gün mutlaka biteceğini ve ölümün kaçınılmaz olduğunu şöyle dile getirir:

“ÖLÜMÜ EN NİHAYET GELİR KAPIYA
DAYANIR GÖĞSÜNE HANÇER MİSALİ
GİDİYORUM DİYE, DÜŞER KAYGIYA
VE SONUNDA BİTER HAYAT MASALI.”

Bazı şair ve yazarlar, ölümün kaçınılmaz olduğunu, ancak acılar içerisinde yaşayarak hayatın ölümden daha zor olduğunu vurgularlar. Yahya Kemal Beyatlı, bu konuda bakınız ne güzel bir yorum getiriyor:

“ÖLMEK DEĞİLDİR ÖMRÜMÜZÜN EN FECİ İŞİ
MÜŞKÜL BUDUR Kİ, ÖLMEDEN EVVEL ÖLÜR KİŞİ…”

İlim adamlarımızın “Ölümü herkes tadacak” diye söylediği gibi, Karacaoğlan’da ölümün mutlaka gerçekleşeceğine dair güzel bir dörtlükle şöyle diyor:

“YÜRÜ BRE YALAN DÜNYA
SANA KONAN GÖÇER BİR GÜN
İNSAN BİR EKİN MİSALİ
SENİ EKEN BİÇER BİR GÜN.”

Ölüm olayında yaşamımızı sürdürürken, duyabilmek ve anlayabilmek gerektiğini çok iyi bilmeliyiz. Çünkü hem insan ölümün kaçınılmaz olduğunu ve her an kendisine bir gün geleceğini düşünmelidir. Mutlak ve mutlak hepimizin bir son günü olacağını ve bizim tarafımızdan yaşanacağını göz önünde tutarak, birbirimize karşı yapılması gereken sevgi, paylaşım,  saygı, dostluk, barış, hoşgörü gibi duyguları ihmal etmememiz gerektiğini düşünüyorum.
Hoşça kalın.

YORUMLAR

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu yukarıdaki form aracılığıyla siz yapabilirsiniz.