Yıl Bin Dokuz Yüz Elli Bir… Evimize Elektrik Çekilmesi…

09 Eki 2020 Cum 10:04
ArtıYazı BüyüklüğüEksi

Faruk DALGIÇ

(E. Ed. Öğrt.)

 

Kilis’te, bin dokuz yüz otuzlu yılların sonunda, elektrik santralinin kurulduğu yılları anlatan, Sevgili Halil İban öğretmenimizin ZeytinDalı’nın 55. sayısındaki “Olaylar, insanlar, anılar” yazısını okuyunca, çocukluk günlerine döndüm.

İlkokula 1949 yılında Cumhuriyet İlkokulu’nda başlamıştım. Evimizde o yıllarda elektrik yoktu. Lamba ışığında otururduk. Bir lamba da devamlı fanusumuzun içinde olurdu. Çünkü akşamları, kiler odasından ya da mutfaktan bir şey getirilmek istendiğinde, fanusun içindeki lamba yakılarak, elimizde fanusla giderdik. Akşamları ise ders çalışırken, annemin kollu “Singer” dikiş makinesinin altına koyduğu küçük masa, benim işime yarardı. Dikiş makinesini pencere içine indirir, bu masanın üzerine lambayı koyarak, ders çalışırdım. Evimizde bundan başka masa yoktu. Hatta sandalyemiz bile yoktu. Bu masa, bu lamba bizim için çok önemliydi. Evimizin karşısında oturan komşumuz Nacar Mustafa, bu masayı, babamın hatırı için yapmıştı. Senelerce gündüz anneme, geceleri de bana hizmet etti. İlkokula gittiğim yıllarda, mahallemizde evinde elektrik olan sadece bir komşumuz vardı. Kozandağlı ailesi. Bizim evde de elektrik olmasını ne kadar ister, ne kadar düşlerdik. Geceleri onların ışığı yanar, biz çocuklar, mahalle arkadaşlarımızla, onların kapı-sının önündeki lambanın altına koşar, babalarımızın kahveden eve geliş saatine kadar, sohbetimiz burada sürerdi.

Bazı tatil günlerinde mahalle arkadaşlarımız-la, Santral Park’a gider, elektrik motorlarının çalışmasını görmek isterdik. Bir tarafta odun yığınları görürdük. Demek ki odunla çalışıyordu bu motorlar. İçeriden buharlar yükselirdi.

Buraya bitişik bir de buz fabrikası vardı. Öğleye doğru alıcılar, buz satıcıları, sıra sıra el arabalarıyla, bazıları da eşekleriyle, buz fabrikasının kapısında toplanırlardı.

Kalıp kalıp buzlar alıcılar tarafından eşeklere, at arabalarına ya da sırtlarındaki torbalara yüklenerek kentin her tarafına dağılırlardı. Biz Murtaza Paşa Cami yakınlarında oturduğumuz için, buzu, Tuzcu Tahir’in dükkânının yanındaki bir satıcıdan alırdık. Kilo ile satılan buz, testere ile kesilir, bir ipe bağlanarak alıcıya verilirdi.

Ramazan günleri iftar saatinde, evimizin önünden geçen bir şerbetçi vardı, beklerdik o’nu kaçırmayalım diye. “İçen bilir” o’nun sloganıydı. Bizim evimiz cadde üstündeydi. Şerbetçi amca yukarı taraflardan, Çengel mahallesinden gelirdi. Öyle bir bağırırdı ki, duymayan kalmazdı. Hemen koşar, kabımızı uzatırdık. Buzlar kırılır, bir kısmı şerbetin içine atılırdı. Babam çok severdi buzlu şerbeti. Anam bize az içirirdi belki ishal oluruz diye.

Biz çocuklar için bu görüntüler çok hoştu. Santral Park içinde havuzlar vardı. Bir tanesi her zaman suyla dolu olurdu. Tanımadığımız bazı çocuklar, bu havuzda çimerlerdi. Ama buranın bekçisi Davut Amca, onlarla beraber bizleri de kovalardı. Elektrik fabrikasının sesi, çalışması hoşumuza giderdi. Demek ki Kilis’in her mahallesine, her evine buradan gidiyordu elektrik. Bizim de evimize buradan ne zaman gelecekti, hayalini kurardık. Santral Park, o zamanlar bir gül bahçesi gibiydi. Cuma ve pazar günleri, bir seybana, bir mesire yerine dönüşürdü. Karşıdaki Karataş ve burası kadınlardan, çocuklardan geçilmezdi. Horoz şekeri satan burunsuz amcayı, uçurtma ve balon satanları unutmamız mümkün mü?

O günlerde bizim de evimize elektrik çekilmesi için, babamızı zorladığımız çok olmuştur. Işığın kıymeti bilinmez mi? Ancak paranız olursa. Demek ki maddi imkânsızlıklar, buna elverişli değildi. Babam ne zaman bu konu açılsa, zeytin zamanı derdi hep. Nihayet ağabeyimin zorlamasıyla, bir gün bizim de evimize elektrik alınacağı konuşulmaya başlandı. Sanırım 1951 yılıydı. Annemin ve öğretmen olan ağabeyimin yüzer liralık desteğiyle, babam razı olmuştu.

Kilis’te o yıllarda, uzun boylu, zayıf yapılı “Abdullah” olarak bilinen, elektrik işiyle uğraşan bir adamla anlaşıldı. Sanatkâr yönü olan bu adam, bizim eve elektrik çekmeye, gelecekti. Abdullah, bisiklet, motor ve bilumum bozulan elektrikli aletleri tamir ederdi. Bir müddet İstanbul’da da oturduğu için, bu işleri orada öğrendiği söylenirdi. Tahsilli değildi, pratik zekâsıyla bu işleri yürütüyordu. Herkes bu maharetlerinden dolayı tanırdı o’nu. Evlere elektrik çekme işini o zamanlar, buna benzer kişiler yapıyordu. Kilis’te elektrikçiler çoğalınca, bu adam, Kadı Cami’nin karşı köşesindeki elektrik malzemeleri satan bir dükkâna kapılanmış, ancak bazı ayak işlerine bakar olmuştu. Benim yaşımda olanlar, bu adamı bilirler sanıyorum.

İşte Abdullah, bir gün sabahleyin, yanındaki çırağıyla ellerinde kablolar ve malzemelerle bize geldiler. Başladılar tesisatı yapmaya. Böyle günlerde bizim evde bir şölen havası yaşanırdı. Babam mahallemizin kasabına lahmacun söyledi. Ağabeyim, ablalarım gelmişler, elektrik düğmelerinin takılmasına kadar, her işlemi sabırsızlıkla bekliyorduk. Öğle vakti, fırından bir tepsi lahmacun geldi. Yanında ayranla öyle bir yendi ki. Abdullah, bir sigara yaktı, bir de çay istedi. Yine işe girişti. Akşam olmadan tesisat bitti. Her odaya, bir de bahçeye, asmanın altına birer lamba konulmuştu. Belediye yetkilileri mi, yoksa kendisi mi, direkten bağladı, şimdi bilemiyorum. O gece karanlık çökmeden ilk tecrübeyi o yaptı. Elektrik düğmesini çevirince, oturduğumuz oda gündüz gibi oldu. Bir çığlık, bir sevinç koptu evimizde. Abdullah, işini bitirdiği halde akşam yemeğine de bırakılmadı. Bahçemizdeki seki, bir güzel süpürüldü. Üzerine kilimler serildi, minderler konuldu. Ortaya bir de yer sofrası açıldı. Yemeğimizi burada neşeyle, sevinçle hep beraber yedik. O gece evimizin, bahçemizin ışığı hiç sönmedi. O günden sonra, lamba rafa kalktı. Ama ben annemin zaman zaman, bu lambanın camını yine üfleyerek, püfleyerek temizlediğini hâlâ görür gibi olurum. O günden beri dua ederim, insanların ışığı hiç sönmesin… (ZeytinDalı Dergisi, Sayı: 57)

 

Benzer Haberler

Metin MERCİMEK “GIDALAR ARASINDA, ‘VÜCUDUMUZDA İYİ GELMEDİĞİ ŞEY YOKTUR’ DİYE YORUMLANAN...

Yorum 
0

M. Yahya EFE             Sevgili okurlarım, bağımlılık kronik bir beyin hastalığıdır....

Yorum 
0

Hayattan Kesitler-IX Şeytanın Adı Escargot Memik KÖMEKÇİ   İlk öğretmenliğime Ocak...

Yorum 
0


Yorumlar

İsim: E-posta: Yorumunuz:
*


SON EKLENEN HABERLER

Balık Mevsimini Kaçırmayalım

Metin MERCİMEK “GIDALAR ARASINDA, ‘VÜCUDUMUZDA İYİ GELMEDİĞİ ŞEY...

Bağımlılık

M. Yahya EFE             Sevgili okurlarım, bağımlılık kronik...

Şeytanın Adı Escargot

Hayattan Kesitler-IX Şeytanın Adı Escargot Memik KÖMEKÇİ   İlk öğretmenliğime...

Evlilik & İzdivaç

Mahmut İhsan KANMAZ   “Eğer eşlik edecekse adına soyadım…...

Eşyanın Hakikati, Zikir ve Tecelli-...

Uğur KEPEKÇİ   Aktardığımız bilgilerle açık olarak meydana çıkan...

Taş Bilezik

Prof. Dr. Ali ÖZÇELEBİ (*)   Taş bilezik yoktur herhalde, yani tek parça....

KURBAN OLDUĞUM-14

Biz tavada bacımdan kavırgayı kavırdık Kerç edenler çatlollar dumanını...

MANİLERLE KİLİS

Zeytinler üç beş baran, Yâr ile nasıl aran Kilis bize cennettir, Yok mu arayıp...

SGK borçları yeniden yapılandırılıy...

Sosyal Güvenlik Kurum (SGK) Kilis İl Müdürü Abdulkadir Akkaş, SGK borçlarının...

Bitkisel üretimde biyolojik ve biyo...

Kilis İl Tarım ve Orman Müdürlüğü, bitkisel üretimde kimyasal mücadele...

Tarım Müdürlüğü’nde görev değ...

Kilis Tarım ve Orman Müdürlüğü’nde boş bulunan İl Müdür Yardımcılığına...

Bakla yerine yem bitkisi geçirmeye ...

Kilis’in Öncüpınar ve Çobanbey Sınır Kapılarında Türkiye’den Suriye’ye...

Koronavirüs tedavisi gören yaşlı ad...

Kilis’te 10 günde beri devlet hastanesinde koronavirüs tedavisi gören yaşlı...

‘Kasırga’ yazarı Özyurt, Rektör Kar...

Kilis 7 Aralık Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. M. Doğan Karacoşkun, Kasırga...

Atık getirme merkezi inşaatı devam ...

Kilis Belediye Başkanı Servet Ramazan, kısa bir süre içerisinde bitirmeyi...

79. BOYUT / Ahmet BARUTÇU

AÇIK İçki ve sigarada üretim düşüşü olmuş. Açığı ABD tamamlıyor!…...

Kış Güzeli ve Şifa Kaynağı “K...

Metin MERCİMEK “ALTÜST OLMUŞ SİNİRLERİNİZ İÇİN KEREVİZ, BESİNİNİZ...

Edepli İnsan

M. Yahya EFE   Sevgili okurlarım, edepli insan; kimseye zarar vermeyen,...