Dolar 31,0036
Euro 33,5302
Altın 2.016,35
Adana Adıyaman Afyon Ağrı Aksaray Amasya Ankara Antalya Ardahan Artvin Aydın Balıkesir Bartın Batman Bayburt Bilecik Bingöl Bitlis Bolu Burdur Bursa Çanakkale Çankırı Çorum Denizli Diyarbakır Düzce Edirne Elazığ Erzincan Erzurum Eskişehir Gaziantep Giresun Gümüşhane Hakkari Hatay Iğdır Isparta İstanbul İzmir K.Maraş Karabük Karaman Kars Kastamonu Kayseri Kırıkkale Kırklareli Kırşehir Kilis Kocaeli Konya Kütahya Malatya Manisa Mardin Mersin Muğla Muş Nevşehir Niğde Ordu Osmaniye Rize Sakarya Samsun Siirt Sinop Sivas Şanlıurfa Şırnak Tekirdağ Tokat Trabzon Tunceli Uşak Van Yalova Yozgat Zonguldak
Kilis 15°C
Az Bulutlu
Kilis
15°C
Az Bulutlu
Per 16°C
Cum 17°C
Cts 18°C
Paz 14°C

Yıllar Evvel Seçimlerde Böyle Yazmıştım, Şimdi Yine Aynı Duyguları Taşıyorum

Yıllar Evvel Seçimlerde Böyle Yazmıştım, Şimdi Yine Aynı Duyguları Taşıyorum
A+
A-
14.05.2015
330
ABONE OL

Nejat TAŞKIN

Her Türk vatandaşının mutlaka bu havasını izlemesi ve sağlam bir mazereti yoksa mutlaka seçim sandığına gitmesi gerektir, diye düşünüyorum. Çünkü yüzdelere vurduğunuzda katılımcıların yansına varan bir çoğunluğu sandık başına gitmeyip, politikacıların, politikayı ve ülkeyi eleştirdiğini gördükçe dehşete düşüyorum. Zira bu ülkede doğacaksın ve bu ülkenin nimetleriyle bir yere gelmişsin az veya çok kazanmışsın.

Elbette eleştirme hakkındır, iktidar veya muhalefet yanlısı olabilirsin, ama tüm bunlara rağmen oturduğun yerden ahkâm kesiyorsan bence yanlış yapıyorsun demektir. “Bir oy canım” deyip de geçmeyiniz. Düşündüğünüz lider, siyasetçi, parti ve bağımsız kim olursa olsun mutlaka karar vererek o gün bütün önemli işlerinizi erteleyip sandık başına gitmelisiniz. Bu demokrasinin kuralıdır. “Ben hiçbir kimseye veya hiçbir partiye bağlı değilim” diyemezsiniz. Çünkü bu ülke vatandaşı olarak yaşıyorsunuz. O halde en önemli görevlerinizden biride bence ve seçimle hakkınızı kullanmanız olacaktır. Odamın penceresinden bakıyor ve seçim atmosferini izliyorum. Yollarda birçok kâğıt parçalarıyla caddelere asılmış sloganlarda bu işe gönül verenlerin yapacakları icraatları görüyorum.         Bol bol resimler ve yazılı bez üzerine vaatler. Onun için diyorum ki; gerçekleştiremeyeceğiniz vaatlerde sakın ola ki söz vermeyiniz. Doğruları konuşunuz. Vatandaşın gözünü bir kere boyarsınız sonrada bir daha adınız anılmaz. Onun için dikkatli davranmak, hem oy isteyenler ve hem de oy verenler için çok önemlidir. Sıra sıra arabalar ve renkli görüntüler içinde adaylar ve sonra bakıyorsunuz öğlesine derin ve geniş teklifler var ki, bu tekliflerin yerine getirilmesi için Amerika bütçesi bile zayıf kalır. Geçen dönemin beş yıllık bilançosuna bakıyorum da söz verilip de yapılmayan o kadar çok şey görüyorum ki şaşırıp kalıyorum. Bulunduğum İstanbul İl Pendik ilçesinde dün bardaktan boşanırcasına yağmur yağdı ve caddelerden oluk oluk sular aktı, hâlbuki biraz ilerisin de mazgal delikleri ve dereler vardı, hepsi tıkalıydı. Otobüs duraklan sanki havuz olmuştu, su birikintileri ve kaldırım çıkıntıları sanki deprem manzarası arz ediyordu. Hâlbuki daha dün, buralarda çalışmalar vardı.

Bu yazdıklarım her ilde ve ilçede hatta yerleşim merkezlerinde rastladığımız basit olayların bir kaçıdır. Kaldırım sök tak ve sonra yine sök, yine tak. Hâlbuki yerel yönetimlerin o kadar çok işi var ki, halkı eğitmenin ve halkı ve ülkeyi büyütmenin demokrasinin yerleşmesini sağlamanın tek çıkar yolu yerel yönetimlerden geçer. Yerel yöneticilik çok pahalı bir olay olduğu gibi gözde bir olaydır. Bu olayın içinde ve başında olmak isteyenlerin mutlaka verdikleri sözlerin arkasında durması gerekir. Pencereden bakıyorum da, şarkılar türküler eşliğinde seçim konvoyları geçiyor ve birinde Onuncu Yıl Marşını duyuyorum. Evet, on yılda yapılanları biz 85. yılımıza geldiğimiz halde, daha ne kadar yapabildik diye düşünüyorum.

“Demir ağlarla ördük” derken şimdi de “Metrobüs devrimi yaşatarak, yolları ve caddeleri metrobüslerle donattık” diyoruz. Bütün bunlar elbette güzel, güzel olduğu kadar da anlamlı bir girişimdir. Seçim atmosferine yaklaştığımız bir günde 29 Mart’ı tıpkı bir bayram gibi kutlamak ve 30 Mart sabahına o bayram sevinci içinde kavuşmak istiyorsak, karşımızdakileri hiçbir zaman bir yabancı ve bir hasım görmeyerek el ele kol kola yürümenin heyecanını birlikte yaşamalıyız. Ben penceremden bunları görüyorum. Eğer siz de pencereye yakın oturuyorsanız perdenizi bir aralayarak lütfen etrafı bir dikizleyiniz ve bakınız insanlar neler ve nelerdir daha sonra karar verip eliniz vicdanınızda sandık başına mutlaka, ama mutlaka koşunuz. Koşunuz ki bu ülkenin bir ferdi olduğunuzu anımsatınız.

YORUMLAR

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu yukarıdaki form aracılığıyla siz yapabilirsiniz.