Dolar 32,7682
Euro 35,0901
Altın 2.459,44
Adana Adıyaman Afyon Ağrı Aksaray Amasya Ankara Antalya Ardahan Artvin Aydın Balıkesir Bartın Batman Bayburt Bilecik Bingöl Bitlis Bolu Burdur Bursa Çanakkale Çankırı Çorum Denizli Diyarbakır Düzce Edirne Elazığ Erzincan Erzurum Eskişehir Gaziantep Giresun Gümüşhane Hakkari Hatay Iğdır Isparta İstanbul İzmir K.Maraş Karabük Karaman Kars Kastamonu Kayseri Kırıkkale Kırklareli Kırşehir Kilis Kocaeli Konya Kütahya Malatya Manisa Mardin Mersin Muğla Muş Nevşehir Niğde Ordu Osmaniye Rize Sakarya Samsun Siirt Sinop Sivas Şanlıurfa Şırnak Tekirdağ Tokat Trabzon Tunceli Uşak Van Yalova Yozgat Zonguldak
Kilis 38°C
Açık
Kilis
38°C
Açık
Cts 35°C
Paz 35°C
Pts 38°C
Sal 38°C

Yine Bir Kilis Yazısı… Bize Her Yer Kilis-2 “Vefa ve Şükran”

Yine Bir Kilis Yazısı… Bize Her Yer Kilis-2 “Vefa ve Şükran”
A+
A-
18.11.2019
719
ABONE OL

Mahmut İhsan KANMAZ

Selam, sevgi ve saygılarımla birlikte, bir yazıma daha başlamış olmanın hazzı içindeyim değerli dostlarım.

Hatırlayacaksınız, geçtiğimiz günlerde bir yazı yayınlamıştım. “Bize Her Yer Kilis” adıyla. Orada kelam çok, yer de dar olunca, amaç tam olarak hâsıl olmadı gibi geldi bana ve mecburen devamının gereği mukadder oldu sanki…

Benim bizzat tanıdığım ve bir şekilde yollarımın kesiştiği Kilisli hemşehrilerimi sizlere tanıtmaya ve anlatmaya gayret edeceğim kısmet olursa bu yazımda da…
Yine belirli bir tarih sırası disiplini içinde olacak her şey önceki gibi…
Onun için yallah ya bismillah deyip başlayalım söze diyorum tez elden.

Sizleri bundan tam olarak 43 yıl öncesine götürmek istiyorum. Neden o kadar gerilere gittin ki derseniz, o zaman okumayı sürdürün lütfen derim.

1976 yılının ilk ayları, ben o zaman Ankara Gazi Eğitim Enstitüsü Müzik gece Bölümü öğrencisiyim. Yani, AİTİA Gazetecilik ve Halkla İlişkiler Yüksek Okulu, Radyo Televizyon Bölümünden önceki dönemden söz etmekteyim. Kısa süren öğretmenlik hizmetimi, daha yüksek eğitim ve öğretim yapabilme adına sonlandırıp, Ankara’da yaşama tutunabilme günlerindeyim. Neyse, çok zorlu süreçler ve gayretler sonucunda, önce Allah’ın da yardımıyla, Bağ-Kur Genel Müdürlüğünde işe girdim bir süre sonra.
Yakın akrabamız olan Kilisli Yaşar Özbek ağabeyimin de gayretleriyle… Şimdi rahmetli olmuş olan kıymetli abime bir şükran borcum daha var vefa adına… Nedir derseniz, anlatayım izninizle.

Sene 1978, biz Gönül’le evleneceğiz ama daha çok genciz. Ben 22, o da 19 yaşında… Hiçbir şeyden haberimiz yok doğru dürüst. Bizim gelin arabamız da, işte bu değerli Yaşar Abimin sarımtırak arabası idi… O zamanların lüks aracı sayılan, Murat 124 hem de. Kimse araç sahibi değil ki… Çok çok azdı arabası olan.
Nurlarda yatsın… İki evladı vardı ve ben zaman zaman evlerinde onları ziyaret ederdim. Büyük oğlu Levent veteriner idi. Çok genç bir yaşında aniden rahmana kavuştu güzel kardeşim. Allah onun da kabrine nurlar yağdırsın. Geride kalan tek evladı, dedesi Kilis’te bir efsane olan Abdurrauf Özbek Hocanın adını taşıyan Rauf Özbek kardeşime bu vesileyle sağlıklı uzun ömürler dilerim. Yaşam bu işte…
***

Sene 1982’nin sonları… Ankara’da Bağ-Kur’da çalışıyorum ve naklen TRT’ye geçme arifesindeyim. Ancak, çok titiz ve özverili çalışan benim gibi bir memuru pek de kaybetmek istemiyor Bağ-Kur ve o yıllarda adına “Muvafakat Belgesi” denilen yazıyı almadan da çok istediğim TRT’ye geçemiyorum. Onu da sağ olsun, bir Kilisli Sabit Abimiz vardı o halletti. Özür dilerim aradan çok zaman geçtiği için soy ismini unuttum. Yalnız Ankara Tandoğan’da oto galerisi olduğunu iyi biliyorum. Rahmetli olduysa mekânı cennet olsun, yok bir ihtimal hayattaysa da sağlıklar diliyorum.
İşte yapılan iyilikler ve kol kanat germeler seneler geçse de unutulmuyor. Mazlumun ve doğrunun yardımcısı daima Allah’tır. Cenab-ı Allah da, bazı iyi kullarını böylesi hayırlara vesile kılıyor çok şükür.

***

Neyse, biraz zor da olsa sevgili ve rahmetli üvey ağabeyim Abdullah Yazıcı’nın da gayretleriyle, ben TRT Ankara Radyosuna girdim 82’nin sonlarında…
Kurumlar arası naklen geçiş gibi yani…

Kimler mi vardı orada? Tabi mevzu gereği Kilis üzerinden yürüyoruz ya, Rahmetli Aynur Gürkan Hanım vardı. Bir zamanların çok çok ünlü Halk Müziği Ses Sanatçısı… Kendisiyle tanıştım ve Kilis muhabbetlerimiz olurdu zaman zaman.
1986 yılında ve henüz 40 yaşındayken kaybettik onu. Hem de en verimli çağındayken. Allah’ım mekânını cennet eylesin inşallah.

“Esirgeyen ve bağışlayan Allah’ın adıyla…” Özellikle Ramazan ayında, TRT’nin iftar programlarının vazgeçilmez repliğidir o… Rahmetli Spiker Bilgi Gökçeer Abimizden sonra da, onu Ankara Radyosu Başspikeri sevgili Mahmut Balçın Abi devam ettirmişti… İşte o Mahmut Balçın da has be has Kilisliydi. Hani şimdilerin çok başarılı yerli dizi oyuncularından, Didem Balçın’ın da babası olan Mahmut Abi.

Ankara Radyosu demişken, sevgili kardeşim, dostum ve fahri hemşehrim THM Ses Sanatçısı Mehmet Seske’yi de anmam gerekiyor. Mehmet, aslında Adıyaman Gölbaşı Seske köyünden. Ancak daha önceleri ormancı olarak Kilis’te görev yaptığından, birbirimize bir yakınlık, bir hemşehri ilişkisi gibi bir haller olmuştu. Kim bilir belki de aradaki bağların güçlülüğü bundandır. İşleri rast gelsin.
***
İlerliyoruz ve 1985’li yıllardayız şimdi de… Bu sefer ki mekân TRT Türkiye’nin Sesi Radyosu… Yani orijinal adıyla (VOT) Voice Of Turkey… Yine Kilis ve Kilisliler.
Kimler mi? Bir dönem Kilis gelini olan, mesai arkadaşım ve başarılı spiker Emine Salihoğlu Bayraktar. Aslen Trabzonludur kendisi ama Kilis’i de çok iyi bilir ve tanır. Hatta bir dönem siyah-beyaz televizyonun da önemli haber spikerlerinden idi kendisi… Sağlıklı ve gönlünce günler dilerim. Çok severim kendisini. Mert ve dobradır.

Yine bir başka Kilisli hemşehrim, aynı benim gibi o dönem, Yayın Şefliği yaptığımız Muzaffer Topçu kardeşim… Tipik bir Kilis insanıdır Muzaffer. Ona da uzun ömürler dilerim. Şimdilerde emekli.

Entelektüel, bilge insan, bir kültür abidesi sevgili Mehmet Cemal Çiftçigüzeli Abimizi de unutmamak gerekir değerli dostlarım. Bugünlerde, Kilis Kent Gazetesinde birlikte yazı ve köşe yazarlığı arkadaşlığı yapıyor olmaktan da ayrıca gururlu olduğum sevgili M. Cemal abimle tanışıklığımız ta o yıllara uzanır. O Haberci, ben Yayıncı idim. Allah sağlıklı uzun ömürler versin Mehmet Abimize ki, daha çok hizmet edebilsin Kilis’e. Kilis için bir değer ve kazanımdır kendileri, inşallah önem ve kıymeti iyi bilinir.

Spiker falan demişken, Mehmet Abinin de iyi tanıdığı, benim de kendisiyle yakın mesai arkadaşlığı yaptığım, memleketin çok önemli spiker ve spiker eğiticilerinden dostum, kadim arkadaşım sevgili Şener Mete’nin de yeri ayrıdır bende. Yalnız kendisi benim değil, bir başka sevdiğim ve değer verdiğim birinin hemşehrisi olmakta… Kimin mi? Rahmetli Gönül’ün… O da Gönül gibi Ispartalı çünkü.
Seni seviyorum sevgili Şener, dilerim her şey gönlünce olur kardeşim…

Madem mevzu spiker olayına geldi dayandı, tam da burada küçük bir parantez açmam gerekiyor. Niye derseniz, buyurun…
Öteden beri güzel memleketimiz Kilis üzerine yazılar yazmakta ve Kilis’imizi elimden geldiğince Türkiye’nin dört bir yanına tanıtma gayreti içindeyim malum olunduğu gibi. Çok da onur duymaktayım bundan. Zira ömürlerinde Kilis’e hiç gelmemiş ve Kilis’le yolları kesişmemiş çok sayıda insanımız, bu sayede Kilis’i tanımış olmakta, şivesini, adetlerini, yeme ve içme ritüellerini, törenlerini öğrenmiş olmaktadır sevgili arkadaşlarım.
İşte bunlardan biri de Sv. Aynur Metin Aslangiray adlı bir arkadaşım ve dostum… Aynur Hanım, TRT Antalya Radyosundan henüz emekli olmuş, çok kıymetli bir spiker ve program sunucusudur.
Benim yazılarımın da devamlı takipçisi ve destekçisidir. Çok da sevdiğim biridir kendileri, ayrıca da inanılmaz güzel şiirleri bulunmaktadır. Kutlarım can-ı gönülden.
Aynur Hanım, Kilis’le ilgili yazılarımı okuya okuya, Kilis’i çok sevmiş ve sonunda da kendisinin, “Fahri bir Kilisli hemşehri” olarak bilinmesinde mutabık kalmıştık karşılıklı. Teşekkürler olsun.

Yine bir başka spiker sunucu, kadim arkadaşım ve dostum Rezzan Kılıç’tır.
Rezzan’ın Kilis’le bir alakası yok.
Onun bu satırlarda yer almasının nedeni farklı… Sağ olsun sevgili Rezzan, beni en başından yazmaya ve kitap çıkarmaya ısrarla teşvik eden, yüreklendiren çok sevdiğim ve değer verdiğim bir kişidir. TRT Dış Yayınlar Dairesi Başkanlığında, yani TRT Türkiye’nin Sesi Radyosunda birlikte mesai geçmişimiz olan ve o zamanlar benim yaptığım birçok radyo programına güzel sesiyle katkı veren bir arkadaşımdır.
Sana gönlünce bir yaşam dilerken, teşekkürlerimle birlikte, çok sevildiğini de bilmeni isterim Rezzan.
İşte vefa ve şükran böyle bir şey…

TRT İzmir Radyosu’nun emekli THM Ses sanatçılarından sevgili Reşit Muhtar kardeşimde özbeöz Kilislidir… Kendisini çok severim. Allah yolunu açık etsin ve her şeyler dilediği gibi olsun inşallah.

Bir gönül insanı, TRT’nin önemli kadrolarında görev yapmış olan, hatta son olarak, Genel Müdür Yardımcılığına kadar yükselip emekli olmuş olan, sevgili üvey Ağabeyim Abdullah Halis Yazıcı’yı da fahri olarak Kilisliler kapsamında düşünebiliriz.
Öyle ki bir yazımda da kendisine yer verdiğim Abdullah Abiyi, geçtiğimiz Ocak ayında kaybettik maalesef.
O kadar Kilis aşığıydı ki ve Kilis’e öylesine bir muhabbetle tutkundu ki, ölmeden önce vasiyeti üzerine cenazesi Kilis’e getirilip, Asri mezarlıkta ve Kilis’in kırmızı topraklarında, sonsuzluğa tevdi edilmişti. Nurlarda yatsın ve mekânı cennet olsun diliyorum Allah’tan…

Bugünkü son hemşehri büyüğümüz ve abimiz yine TRT’den olacak sevgili arkadaşlarım…

Belki hatırlarsınız, rahmetli Zeki Müren’in TRT Televizyonundaki son ödül töreni için yapılan röportajda, o karede Zeki Müren, sunucu-spiker ve bir kişi daha vardı… Uzun boylu ve gözlüklü… İşte o abi o dönem, önce TRT Radyo Dairesi Başkanı ve akabinde TRT Genel Müdür Yardımcısı olarak görev yapan sevgili Altan Kınal’dan başkası değildi. Bir küçük farkla, Altan Abi Kilisli değil, Antepliydi… Beni de çok severdi ve hemşehrim derdi hep. Hatta Ankara’dan beni ikna edip de Trabzon’a yollayan kişiydi. Son durumu hakkında açıkçası çok ta fazla bilgi sahibi değilim.
Çok özür dilerim. Eğer hayattaysa uzun ömürler dilerim.

***
Oradan buradan derken, geldik bir yazımızın daha sonlarına…
Kilis’imize daha doğrusu memleketin herhangi bir köşesine hizmet etmiş olan, kim olursa olsun, onları saygı ve sevgiyle anıyor, kendilerine teşekkür, minnet ve şükranlarımızı bir borç biliyoruz…

“Bize Her Yer Kilis”in, iki bölümünde de adı geçen bütün hemşehrilerimize ve büyüklerimize bir kez daha sevgi ve saygı duyduğumuzu ifade eder, hayattakilere sağlıklı uzun ömürler ve terk-i diyar edenlere de Allah’tan gani gani rahmetler dilerim…

Biline ki, Kilisli büyüklerimiz ve değerlerimiz yalnızca bu belirttiklerimden ibaret değil tabi ki… Daha çok var minnet ve teveccühle anılacaklar. Ancak yazımın başında da ifade ettiğim gibi, benim bizzat tanıdığım, bildiğim ve bir şekilde yollarımın kesiştiği kimseleri anlattım ve onlara yer verdim. En çok da vefa ve şükran adına… Bu zorunlu açıklamadan sonra, diyorum ki, içinizden sevgi, gönlünüzden umut hiç eksik olmasın.

Hoşça kalın, sağlıklı olun her daim sevgili arkadaşlarım ve değerli dostlarım.

kilisliler

YORUMLAR

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu yukarıdaki form aracılığıyla siz yapabilirsiniz.