Yurdum İnsanının Maske ile Sınavı

22 Nis 2020 Çar 9:57
ArtıYazı BüyüklüğüEksi

Mahmut İhsan KANMAZ

Selam ve sevgilerimi sunarak, güncel bir yazıya daha başlıyorum değerli arkadaşlarım.

Malum bir süredir, neredeyse sekiz milyarlık insanlık alemini etkisi altına alan, hatta almakla da kalmayıp, cümlemizi dört duvar arasında, izole bir yaşama alıştıran, “Coronavirüs” ile oldukça haşır neşiriz maşallah.
Corona aşağı, corona yukarı bir telaştır gidiyor bakalım. İnşallah hayrolur.

İşin bir tarafı, daha çok acıtıyor yüreğimizi… Bu anlamda, kaybettiğimiz değerlerimiz var. Ateş düşen ocaklar var.
Rahmetler olsun hepsine. Geride kalanlara da sabırlar. İnşallah son olur kayıplarımız.
Sağlık çalışanları canla başla mesai veriyorlar. Minnettarız onlara. İyi ki varlar.
Hem de kendi sağlıklarını ikinci plana ataraktan. Çoluk çocuk özlemiyle yanıp tutuşaraktan… Ama geçecek inşallah bu günler. Yeniden, o eski günlere geri döneceğiz Allahın izniyle..Biraz daha sabır.

Bir zamanlar pek te kıymetini idrak edemediğimiz, çok çok küçük rutin işlerimiz vardı ya, onları ne kadar da özler olduk bugünlerde. Meğer ne güzelmiş o günler. Ne kadar da değerliymiş bir selam verebilmek konumuza komşumuza.

Ne büyük nimetmiş meğer açık havada yürüyüşe çıkmak… Serbestçe ve rahatça alışveriş yapabilmek…
Bir dostumuza şöyle bir sarılabilmek karşılaştığımızda… Bir bardak tavşankanı çayı yudumlamak, hem de salaş bir çay ocağında üstelik…

Hani amiyane bir deyim vardır halk arasında çokça söylenen ve bilinen,
“Ölümü gösterip, sıtmaya razı etmek” diye. Tam da bu günlere çok uygun…
Coronayı görüp, değerinin farkında olamadığımız o günlere özlem duymak anlamında…

Birde hayatımıza bazı yeni kavramlar ve alışkanlıklar girer oldu durup dururken.
Sözgelimi, “güvenli sosyal mesafe…”
Yani, ikili ve çoklu ortamlarda aradaki en uygun uzaklık anlamında…
İşte böylesi hallerde bizi büyük oranda koruyabilecek bazı güvenceler var. Bariyerler var… En önemlisi de, maskeler…
Şimdi maske deyince orada biraz durmak isterim. Zira bu maske denilen aygıtla bizim bütünleşmemiz azıcık sorunlu gibi. Nasıl yani dediğinizi duyar gibiyim. Anlatayım izninizle. Zaten yazımın hem öznesi ve hem de en baba konusu olacaktır kendileri. Vira bismillah!…

Ama ben daha ziyade, hem şu son günlerin sıkıcılığı içinde, belki birazcık bizlere moral olur düşüncesiyle, olayın trajikomik hallerine değineceğim, tabi ki izninizle ve de sürçü lisan olursa da, affola diyerekten şimdiden…

Bir gazeteci refleksiyle gördüklerim, duyduklarım ve de inanmakta zorlandığım maske öykülerine yer vereceğim inşallah.

Bundan birkaç gün önceydi. Kadirli’deki evimin altıncı katının penceresinden şöyle dışarıya bakmaktaydım ki, caddenin başından bir el arabasının ittirilmekte olduğunu gördüm. Zaten herkes evinde izolasyon kurallarıyla yaşamakta iken, bu araba da neyin nesidir öyle diye, iyice yaklaşmasını beklemeye koyuldum..
Tam görüş alanıma girdiğinde gördüğüm manzara şuydu: Bir vatandaş arabasına fırından aldığı ekmekleri doldurmuş, avaz avaz bağırmakta: “Göçmen ekmeği geldi hanım!… Sıcak sıcak taze kepekli ekmek, var mı isteyen?…” Böyle bağırıyor satıcı, başıyla da bir o tarafa, bir bu tarafa bakarak, göz teması peşinde. Müşterileri görebilmek adına tabi ki.. Bu arada yeri gelmişken ifade etmek isterim ki, bu göçmen ekmeği gerçekten çok nefis bir şey. Benim çok tükettiğim bir ürün. Esmer kepekli undan mamul, bayağı bir hacimli ve yuvarlak görünümde. Vakfıkebir ekmeğinin Kadirli versiyonu gibi. Bir tanesini ben bir hafta ya da on günde ancak yiyebiliyorum. Pek bayatlamayan bir özelliği de var ayrıca.

Evet, devam ediyorum anlatmaya. Arabaya yan yana dizdiği anlaşılan onlarca ekmeğin üzerinde, bir bez örtü var.
Kendisinin görünümü ise tam karikatürlük… Abinin üzerinde bir gömlek, altında yöreye özgü, ağ kısmı aşağı doğru sarkık olan, kara bir şalvar…
Sıkı durun, işin en ilginç tarafı, abi de maske de mevcut. Mevcut da, nizami konumda değil yalnız. Tam çenesinin üstünde… Sanırım günlerdir de aynı maskeyi kullanmakta olma ihtimali de bir hayli yüksek gibi sanki. Kapalı olması gereken bilumum yerler açık… Daha da ötesi, elinde bir de beyaz naylon eldivende var. Ekmeği aynı elle veriyor, parayı da aynı eldivenli elle alıp, üstünü veriyor… Ama maske hep çenenin üstünde…
Yani, taktın mı taktım işte durumları!…

maske

Bitmedi daha, aradan bir iki saat geçti ve aynı araba, bu sefer geldiği yöne doğru aheste aheste ilerlemekte. Demek ki mahalle turunu tamamlamış. Manzara tabi ki yine aynı… Çok merak ediyorum, acaba o maske hiç ağzını burnunu kapatma şerefine nail olmuş mudur gün içinde, inanın bilmiyorum?
İnsanımızın halleri. Derler ya, “Asla başka yerde yaşayamam” diye. Aynen çok doğru…

Televizyonda bir yerde görmüştüm. Mevzu yine aynı… Kalabalık bir pazar yerinde bölgenin zabıta memurları maske denetimi yapıyorlar. Karşıdan orta yaşlı biri gelmekte… Gelmekte ama maskesizde aynı zamanda… Zabıta memurları adamı durdurup soruyorlar:
- Kardeşim, toplu yerlerde maskesiz dolaşılmayacağını bilmiyor musunuz, yok mu maskeniz?
- Biliyorum memur bey bilmez olur muyum?
- O zaman niye maskeniz olmadan geziyorsunuz? O zaman size ceza yazmak zorundayız.
Adam itiraz eder duruma pişkin pişkin:

- Var benim maskem. Ahan da takıyorum, deyip, arka cebinden üçe, dörde katlanmış ve hiçbir steril özelliği kalmamış maskesini ağzına burnuna geçirip, kulağına takmaya başlar.
Güler misin, ağlar mısın?

Kadirli insanı, eskilerin deyimiyle biraz muğallittir. Yani tevekkel ve ince bir zekâya sahiptir manasında anlayacağınız.
Yine evin önünden giden birini gördüm bir süre önce. Yine orta yaşlarda bir kardeşimiz, belli ki çarşıda işi var ve bir an önce gitme derdinde. Hızlı hızlı ilerliyor boş sokaklarda. Yalnız durum biraz tuhaf… Neden mi, sanırım kardeşimiz bir maske bulmakta zorlanmış olmalı ki, başına bir tane beyaz renkli poşet geçirip, tutacak kısımlarını çenesinin altından iyice düğümlemiş. Şöyle bir bakınca, evet tam bir koruma sağlamış gibi görünüyor. Ancak durum biraz değil, bayağı bir ilginç.
Neden derseniz, abimiz poşetin ağız kısmına denk gelecek yeri makasla kesip, bir güzel “O” şekli vermiş. Canım nefes almasın mı garip! Burnuna da iki delik açmış leblebi ebadında. Herhalde bir şey koklaması gerekirse lazım olur diye düşünmüş olmalı. Bitmedi, iki tane de gözleri için bayağı bir geniş boyutlarda iki tane de delik açmış. Maske yerine bir şey var mı, var işte… İşin en gülünesi yanı da, kapalı olması gereken bütün organlar, kabak gibi meydanda… Boşuna demiyoruz “Başka yerde yaşayamam” diye…

Size daha da komik olanını anlatayım izninizle… Bu da yaşanmış bir olay…
Memleketin bir köşesinde vatandaş markete gidecektir, ama yine maske denilen lüzumlu aparat yoktur üzerinde.
Almazlar markete, maskesi olmadığı için. Oysa hanım sipariş vermiş ve demiştir ki: “Bey akşam gelirken yoğurt almayı unutma ha!…” Emir demiri keser, sıkıyorsa alma… Marketin önünde öylece beklemekteyken, kendi yaşlarında birinin de marketten çıkmakta olduğunu görür ve yanına yaklaşarak, şu tarihi cümleyi kurar: “Birader, şu maskeni bir verir misin? İki dakika markete girip çıkayım. Sonra tekrar veririm. Çok sürmez, bir yoğurt alıp çıkacam sadece…”

Bilmem karşıdaki maskesini vermiş midir, vermemiş midir ama hal ve vaziyetimiz bu maalesef…

Taşra kasabalarının birinde, amcam parkta oturmuş sigarasını tüttürmekte…
Sigara içtiği için de haliyle maske de hak getire… Bacak bacak üstüne atmış keyif yapıyor bir de üstüne üstlük…
Yine televizyonda görmüştüm bunu da… Zabıta gelir sorar amcaya:

- Amca yaşın kaç senin?

Amca cevaplar:

- N’etcen yaşımı? 68.
- Amcacığım sizin evden çıkmamanız gerek. Lütfen evinize gidin.

Amca birden sinirlenir:

- Yahu evde hanım beni dışarı kovalıyor… Çekil git, ayağımın altında dolaşıp durma, diyor. Parka sığınıyorum, burada da siz rahat bırakmıyorsunuz. Biz ne edelim, nerelere gidelim kardeşim şimdi?!

Olay mahalli bu kez Karadeniz…
Yaşamımın 17 yılının geçtiği bölgeyi ve yöre insanını iyi bilirim. Son derece içten, samimi, dürüst, çalışkan ve en önemlisi de inanılmaz derecede komik ve ince zekâlı insanların yaşadığı yerlerdir buralar.

Kalabalık içinden biri gelmekte ağır ağır… Tamam yüzünde maske var, var olmasına da. Yalnız durum biraz tuhaf görünmekte… Zira maskenin ağız kısmını yuvarlak bir şekilde kesmiş ve kocaman bir oyuk açmış. Hatta burun kısmına da yapmış aynı şeyi.
Televizyoncu sorar abiye: “Beyefendi nu ne biçim maske? Neden böyle yaptınız?

Hazırcevap hemşehrim cevaplar pişkin pişkin:

- Ula uşağum, nefes almayalum mu? Ha bu maskeynen biraz zor olayi bu işler.”
- Peki, burun kısmını niye kestiniz?
- Hep ağuzdan nefes alacak değuluz ya!… Arada bir, burundan da nefes alıp veriyoruz da!…

Bir başkası, maskesini çenesinin üstüne indirmiş, öylece dolaşıyor rahat rahat… Zabıta keser önünü;

- Kardeşim maskeni doğru dürüst takar mısın?
Bizimki yanıtlar gayet normalmiş gibi:

- Memur Bey, o zamanda gözlüğümün camı buğulanıyor, önümü göremiyorum.

Dedik ya, güler misin, ağlar mısın?
Gerçekten de insanın başka yerde yaşayası gelmiyor sevgili arkadaşlarım.

Ama şaka bir yana, lütfen yetkililerin koyduğu kurallara harfiyen uyalım ve dışarı çıkmak zorunda kaldığımızda da, mutlaka maskemizi takalım. Çünkü bu işin şakası yok. Bu virüs, en küçük bir hatayı bile affetmiyor. Allah muhafaza istenmeyen sonuçlara duçar olmamak için lütfen daha dikkatli ve duyarlı olalım. En azından çocuklarımız ve torunlarımız için. Lütfen olur mu? Evde kalmaya devam edelim ve izolasyon kurallarına harfiyen uyalım ki, şu sıkıntıyı bir an önce atalım başımızdan. Bu da ancak, bir kişiyle değil, topyekûn bütün herkesin gayretiyle mümkün olabilecek bir vakıa…

Yukarıda anlattıklarımı da, yalnızca bir mizah, bir moral desteği, ya da espri olarak kabul edin lütfen. Son günlerin monotonluğuna inat, birazcık gülümsemeniz için yapılan bir iyi niyet gösterisi olarak alın bunu…
Biliyor ve inanıyorum ki, biz hepimiz ortak gayret ve çabalarımızla, bu işten en tez bir zamanda kurtulacağız inşallah.
Lütfen biraz daha dikkat ve sabır… Hepsi bu… Bakınız sağlık çalışanları cansiperane görevlerinin başındalar. Diğer görev yapması gereken insanlarımız bizim için kendilerini bile riske atarcasına görev başındalar. Minnet borçluyuz hepsine…
Sağ olsunlar, var olsunlar. İşleri rast gelsin.

Evet, böylece bir yazımın daha sonuna gelmiş bulunuyorum.
Bir başka mevzuda yeniden birlikte oluncaya kadar, gönlünüzden yaşama sevinci ve isteği, bedeninizden sağlık ve afiyet ile yüreğinizden sevgi ve merhamet hiç eksik olmasın inşallah.

Hoşça kalın sevgili arkadaşlarım ve değerli dostlarım.

Benzer Haberler

BU PAHALILIKTA “Hızlı kentleşme”den sonra şimdi de “hızlı köyleşme” dönemi başlamış....

Yorum 
0

Metin MERCİMEK “KİLİS İNSANININ ZEKİ, ATAK, ÇALIŞKAN VE MÜCADELECİ OLMASININ NEDENLERİNDEN...

Yorum 
0

M. Yahya EFE   Sevgili okurlarım, insanların yaşamında telefi edemeyeceği durumlar vardır....

Yorum 
0


Yorumlar

İsim: E-posta: Yorumunuz:
*


SON EKLENEN HABERLER

79. BOYUT / Ahmet BARUTÇU

BU PAHALILIKTA “Hızlı kentleşme”den sonra şimdi de “hızlı köyleşme”...

Kilis’in Muhteşem Üzümü Horoz...

Metin MERCİMEK “KİLİS İNSANININ ZEKİ, ATAK, ÇALIŞKAN VE MÜCADELECİ...

Son Pişmanlık Fayda Etmez

M. Yahya EFE   Sevgili okurlarım, insanların yaşamında telefi edemeyeceği...

Ahilik Teşkilatı

Alaiddin ÖZKAR   Geçtiğimiz hafta Türkiye’de Ahilik haftası olarak...

Ya Hani Bizim Ekşili Yahninin Simid...

Adviye ERTEKİN YÜKSEL   Okul tatil oldu. Kilis yolcuları hazırlandı....

Ehl-i Beyt’in Güzel Ahlak Nasihati...

Uğur KEPEKÇİ   Yaşadığımız hayatın çekilmez bir hale gelmesi insanların...

DİZELERİNİZ…

YANGIN AHVALİM   Düşürdü hasretin beni sürgüne, İçimin nârını...

TAŞINMAZIN AÇIK ARTIRMA İLANI

T.C. KİLİS İCRA DAİRESİ 2017/77 TLMT. TAŞINMAZIN AÇIK ARTIRMA İLANI Satılmasına...

Çiftçiler: Bankaya olan borçlarımız...

Kilisli çiftçiler, korona virüs nedeniyle ürünlerinin para etmediğini belirterek,...

Akkurt öğrencilere Covid-19 uyarıla...

Tüm dünyada etkisi hissedilen koronavirüs salgını nedeniyle mart ayından...

Milletvekili Dülger’den gazetemize ...

Kilis Milletvekili Hilmi Dülger, gazetemiz muhabiri İbrahim Güneş’i ziyaret...

BİK Şube Müdürü Poyraz’a ziyaret...

Gazetemiz personeli, Basın İlan Kurumu Şube Müdürü Haşim Poyraz’a ziyarette...

Evlerde, “kışa hazırlık” telaşı...

Kilis’te birçok ev hanımı, havaların serinlemeye başlaması ile birlikte,...

Zabıta işyerlerini denetledi

Kilis Belediyesi Zabıta Müdürlüğü ekipleri, ruhsatsız, kayıt dışı faaliyet...

3 motosiklet çalındı / Kayıp şahıs ...

Kilis’te bir günde 3 motosiklet çalan hırsızlar aranıyor. Ekrem Çetin...

Temizlik çalışmaları gece-gündüz sü...

Kilis Belediyesi Temizlik İşleri Müdürlüğü, daha temiz bir Kilis için...

Sıcak hava etkisini sürdürüyor

Kilis’te hava sıcaklığı, son günlerde mevsim normallerinin üzerinde seyrediyor....

Jandarma Komutanı Arslan, Kaymakam ...

Kilis İl Jandarma Komutanı Albay Ersin Arslan, Musabeyli Kaymakamı Sertaç...